İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Grup önerisi hk.

Şerafettin Halis

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 465 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerafettin Halis, 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 465 kelime.

Şerafettin Halis (Tunceli). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-04-28-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de madde üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Anayasa Mahkemesi, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu ve diğer yargı kurumları üzerinde düzenlemeler yapılırken çeşitli tartışmalar yaşanıyor. Tabii, ben demokrasiye olan inancım gereği bu kurum düzenlemeleri üzerinde yasamanın, daha doğrusu Parlamentonun daha fazla söz ve karar sahibi olmasını isterdim. Her ne kadar yargı, yürütme ve yasama birbirinden ayrı görünen bağımsız güçler gibi görünse de ilişkisiz güçler de değildir. Ama ben bu Parlamentonun daha fazla söz sahibi olmasını isterken Parlamento üzerinde de Parlamentonun meşruiyeti üzerinde de bazı gölgelerin olduğunu burada bildirmek durumundayım.

Her şeyden önce, demokrasilerde “temsilde adalet, yönetimde istikrar” esasıyla hareket edilir ama gel gör ki Türkiye'de bugüne kadar yüzde 100’e yakın bir halk iradesi bu Meclise yansımadı. Belki dünya siyaset tarihinde çok da tartışılabilecek 2002 seçimlerinde iki partinin toplam sandık temsiliyeti 53’e tekabül ediyor ama toplam 53’e tekabül eden sandık temsiliyeti Mecliste yüzde 98’le kendisini var ediyor. Şimdi, böyle olduğu zaman yüzde 50’ye yakın bir halk iradesinin kendisini irade olarak temsil edemediği bir parlamento üzerinde “Şaibe ya da gölge yok.” denebilir mi?

İkincisi: Parlamentonun yapısı üzerinde çok ciddi bir gölge oluşturan liderlik sultası. Şimdi, öyle ki liderlik sultası iktidar partilerinde çok daha fazla kendisini gösteriyor. Deyim yerindeyse milletvekillerinin iradesi ve vicdanı kelepçeleniyor, anahtar liderin cebinde duruyor. Böyle olunca da burada milletvekilleri irdelemeden, araştırmadan, hesaplamadan, kendi partisinin istemleri doğrultusunda bir vicdan muhasebesi yapmadan, sadece birer parmak makinesi hâline geliyor, getiriliyor. Tabii böyle olunca da yine Parlamento üzerinde bir şaibenin, bir gölgenin olmadığını söylemek mümkün değildir.

Üçüncü bir durum, bu Parlamentonun kişiliğine, şahsiyetine yakışmayan dokunulmazlıklar durumudur. Söyledik: “Düşüncelerinden ziyade yaptıklarıyla mutlaka ceza görmesi gerekenlerin dokunulmazlığı kaldırılmalı, dokunulmazlık sadece bu kürsü hakkıyla sınırlandırılmalıdır.” ama gelin görün ki sadece düşünce suçundan -tırnak içinde söylüyorum düşünce suçunu- dolayı, her bir

(x) Bu ifadeye ilişkin düzeltme bu Tutanak Dergisi’nin 765’inci sayfasında yer almıştır.

arkadaşımıza ortalama yüz yıl düşebilecek ceza istemleri var. Parlamentoda kaç tane dosyanın olduğunu gerçekten bilmiyoruz ama bizim bildiğimiz kadarıyla, öğrendiğimiz kadarıyla dokunulmazlık noktasında suç dosyası isnat edilen milletvekilleri, hukukta şu tanımlamalarla esas bulmuş suçlarla itham edilmiş: Sahtecilik, vergi kaçakçılığı, irtikap ve benzeri. Tabii, bunların hukuktaki adı -öyle zannediyorum- “Yüz kızartıcı suçlar.” Şimdi, yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymesi istenen kişilerin burada milletvekili olarak Türkiye’de yasama konusunda söz ve karar sahibi olması, her şeyden önce demokrasiye ve hukuka aykırıdır.

Yine, Parlamentonun seçtiği cumhurbaşkanları konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşandı bugüne kadar. Daha önce de bu ülkede, parti amblemli bastonlarla gezen cumhurbaşkanları, parti amblemli kol düğmeleri takan cumhurbaşkanları vardı. Şükür ki bugün, günümüzde parti amblemiyle gezen cumhurbaşkanları yok ama ne hikmetse, cumhurbaşkanlarını seçen hükûmet ya da büyük partiler, cumhurbaşkanı üzerinde vesayet hakkını her zaman kullanmak durumunda olmuşlardır. Böyle olunca da Cumhurbaşkanlığı kurumu, esas olarak sorumsuzluğuna rağmen, tarafsız olması gereken böyle bir kurum yine şaibe altında kalmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

91 konuşma daha · 28 Nisan 2010

91 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook