İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)

Sıdıka Sarıbekir

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sıdıka Sarıbekir (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 899 kelime.

Sıdıka Sarıbekir (CHP, İstanbul). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sidika-saribekir-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SIDIKA SARIBEKİR (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sosyal devlet, vahşi kapitalizme ve sorumsuz, duyarsız liberalizme karşı, başta eğitim ve sağlık alanlarında olmak üzere yurttaşını sürekli olarak ve kurumsal düzeyde koruyan, düşünen, gözeten devlettir. Bu bağlamda, sosyal devlet, cumhuriyetçi bir yaklaşımdır. Sağlık, eğitim, iş, konut ve emeklilik güvencesi, sosyal devletin temel iddiası ve vazgeçemeyeceği bir projedir.

Başta eğitim ve sağlık olmak üzere, bu temel hizmetlerin piyasada alınıp, satılan birer hizmet değil, temel kamu gereksinmesi ve en temel insan hakları olduğunu gözardı etmemek gerekir. Sosyal devlet "paran kadar eğitim, paran kadar sağlık" anlayışına temelden karşı olan bir dünya görüşü olarak insanı gözetir. İnsanı korumanın hem tek başına bir değer olarak hem de toplumun en küçük ve temel öznesi olarak kaçınılmaz bir ödev olduğunu, kadının bu çerçevede özel bir yeri ve önemi bulunduğunu sosyal devlet gözardı edemez. Çünkü, hem çocuğa en temel eğitimini veren odur hem ailenin temeli odur hem de toplumun aydınlanmasında, bilinçlenmesinde, şekillenmesinde kadının özel bir konumu vardır. Hele de bizim gibi gelişmekte olan, ileri refah toplumlarının gelir düzeyi ve yaşam olanaklarından geride kalan ülkelerde, kadının kamusal, toplumsal, siyasal yaşamda hak ettiği yeri alması için sosyal devletin olanaklarından en üst düzeyde faydalanması gerekir.

Ülkemizde okuma yazma bilmeyen kadın oranı yüzde 23'tür. Bu oran, Güneydoğuda yüzde 70'lere çıkmaktadır. Eğitim çağına gelmiş kız çocuklarımızın yüzde 32'si hiçbir okula kayıtlı değil. Ankara, İstanbul, Adana'da 500 000'in üzerinde kız çocuğu okula gitmiyor, gönderilmiyor, eğitim hakları ellerinden alınıyor.

Buradan hareketle, biraz da kadınlarımızın iş yaşamında ve diğer alanlarda ne düzeyde olduğunu, ne halde bırakılıp, ne gibi uğraşlar verdiğini de anımsatmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Ülkemizde halen 15-34 yaş arasındaki kadınlarımızda işsizlik oranı yüzde 38'tir. Kadınlarımızın yüzde 80'i ev kadınıdır. Çalışan kadın sayısı 6 600 000'ler civarındadır. TÜSİAD'ın bir araştırmasına göre, ülkemizde çalışan kadınların yüzde 72'si tarımda çalışıyor. Bu kadınlardan yüzde 70'i ücretsiz aile işçisi olarak görev yapıyor. Devlet kurumları içinde kadına en kapalı kurum İçişleri Bakanlığıdır. Kamuda en yüksek kadın memur sayısı üniversitelerde ve doktorluk mesleğinde yoğunlaşmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin yüzde 4,3'ü, il genel meclisi üyelerinin yüzde 1,4'ü, belediye başkanlarının yüzde 5,5'i, belediye meclis üyelerinin yüzde 1,6'sı kadınlardan oluşuyor. Her üç kadından biri kocasından dayak yemekte ve şiddete maruz kalmaktadır. Türkiye'de, bugün, 3 000 sığınma evi gerekirken, bu rakam, sadece ve sadece 7'dir değerli arkadaşlarım.

Ülkede kadının yeri bu kadar vahim iken, hâlâ, kadını türbana mahkûm eden, gençlerimizi dinsel eğitimlerle ilim ve bilimden koparan, düşünen insan olmaktan uzaklaştıran, kadını erkeğin yanından ayıran "kadının yeri evidir" diyen zihniyete sahip AKP iktidarının, kadının sorunlarıyla ilgilenmesi elbette beklenemez.

RESUL TOSUN (Tokat)Kadını eve hapsetmeye çalışan CHP.

SIDIKA SARIBEKİR (Devamla)Avrupa Birliğine aday olan Atatürk Türkiyesinin, kadınları cahil bırakan toplumlarla ortak özellikler göstermesi asla kabul edilemez. Kadınlarımız, sizden, file file gıda, paket paket kömür yardımı istemiyor; onlar, insan onuruna yakışır biçimde iş hayatında yerini almak, kazandığıyla evine katkıda bulunmak, sosyal güvenlik haklarından yararlanmak istiyor, eğitim almak istiyor.

Sosyal devlet olarak başlıca görevleriniz bunlar iken, siz, hem "değiştik, millî görüş gömleğini çıkardık" diyerek iktidara geliyorsunuz hem de her fırsatta türban konusu, Kur'an kurslarıyla, imam hatip konularıyla toplumu geriyorsunuz, toplum barışına dinamit koyuyorsunuz.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Hangi dinamiti?

SIDIKA SARIBEKİR (Devamla)Sayın Başbakan, AKP hükümetinin Sayın Bakanları; sizin göreviniz toplumu germek değil, toplumu sarıp sarmalamak, işsizliğin, yoksulluğun önüne geçmek, işsizliği ve yoksulluğu insanların kaderi olmaktan çıkarmak, yolsuzluklarla mücadele etmektir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, işsizlik ciddî bir sorundur. Genç, özellikle de eğitimli, kentli genç işsizliği, ülkemizin geleceği açısından, gençlerin umutlarını nereye bağlayabilecekleri açısından önemlidir.

Kadın işgücü açısından durum daha da vahimdir. Kadın işgücü sessiz sedasız artıyor. Bu işgücünün gittiği iki yer var; informel ekonomi, yani, kayıtsız, güvencesiz işler ve işsizlik.

Tarım kesiminde de önemli bir çözülme söz konusu. Bu da, kente yeni bir göç dalgası demektir.

Bu sorunlarla nasıl baş edilecek? Bu konuda hiçbir hazırlık yoktur; Sayın Bakanın bütçe konuşmalarından ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulan bütçe tasarısından anlaşılan budur.

Ülkemizde kadın işgücü sorununu, genel istihdam ve işsizlik sorunundan ayrı olarak düşünmek ve çözüm önerileri geliştirmek mümkün değildir. Türkiye'nin işsizlik sorununa, bir an önce, gerçekçi ve etkin çözümler üretmemiz zorunludur. Bu da, Avrupa Birliğinde olduğu gibi, bir ulusal istihdam stratejisinin geliştirilmesi ve bu stratejiyi hayata geçirecek politikaların belirlenerek uygulanmasıyla mümkün olabilir.

Ulusal istihdam stratejimiz, tam istihdamın sağlanmasını, verimliliğin ve işgücü nitelik düzeyinin artırılmasını, ekonominin rekabet gücünün geliştirilmesini, gelir dağılımının iyileştirilmesini, bölgesel gelişme farklılıklarının azaltılmasını, kayıtdışı ekonominin küçültülmesini ve düzgün işlerin çoğaltılmasını amaçlamalıdır. Çağdaş toplumlarda istihdam yaratma fonksiyonu özel sektöre ait olduğundan, bugün, gerek Avrupa Birliği ülkeleri gerekse aday ülkeler, uyguladıkları ekonomik ve sosyal politikalarını, çalışma hayatı düzenlemelerini, yatırımcıyı ve girişimciyi destekleme hedefine yönlendirmiştir.

Bugün, ülkemizde kayıtlı işletmeler üzerindeki vergi ve prim yükünün ağırlığı, yatırımların ve istihdam yaratmanın önündeki en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Türkiye, üretim üzerindeki vergi ve prim yükü açısından dünya şampiyonudur. İşsizlikle mücadele için, vergi ve prim yükünün OECD ortalamasının altına çekilmesi zorunludur.

İstihdam alanları yaratan ve büyük özverilerle çalışan sanayicilerimize, yatırımcılarımıza, bu kürsüden teşekkür etmek istiyorum. Yeni yeni girişimcilerin ortaya çıkmasını, yeni yeni işyerlerinin açılmasını, yeni istihdam alanlarının ortaya çıkmasını kalben diliyorum. İşsizlikle mücadelenin temel dayanak noktalarından birincisi üretim ve yatırım ortamı ise, ikincisi eğitimdir. Türkiye, meslekî eğitimi, yeniden eğitimi ve hayat boyu öğrenimi her yolla geliştirmelidir. İşverenlerimiz de, bu bağlamda, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelidir. "Önce insan, insana yatırım" ilkesinden hareketle, en tepe yöneticisinden işçisine kadar eğitim almalarını sağlamalıdır diyor, Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 22 Aralık 2003

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook