Sanatçı cem karaca'nın vefatı hakkında
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 52. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Şubat 2004 · 252 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Gündüz (AK Parti), 12 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SANATÇI CEM KARACA'NIN VEFATI HAKKINDA); konuşma 252 kelime.
Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya). “Sanatçı cem karaca'nın vefatı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 12 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2004-02-12-sanatci-cem-karaca-nin-vefati-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
8 Şubat Pazar sabahı, güneş, insanları yazdan kalma bir güne hazırlarken, İstanbul'da bir adam öldü. Kadife pantolonlu, koyu renk gözlüklü, beyaz atlı süvari canevinden vurulmuştu.
Hicretin küçüğü gibi büyüğünü de yapan biri için, küçük sürgünden sonra büyük sürgün de bitmiş oluyordu; geriye, 200'ü aşkın beste, sayısız konser, sıcak, canlı ve özenli bir Türkçe, seçkinciliğe itibar etmeyen bir seçkinlik, tevazua gerek duyulmayacak kadar insanîlik bırakarak.
Ergen odalarındaki yalnızlığını radyodaki sesiyle paylaşan bir toplumun olgunluğa adım attığının işareti oldu cenazesi. O, çınarlı, kubbeli, mavi limanın mendireğidir artık. Evrensel değerlerle buluşmanın, sahip olunanlardan vazgeçmeyi gerektirmediğinin yaşayan örneğiydi. İnsanî değerlere "şimdi" ve "burada"nın sahiciliğini kattı. Gidişi, günümüzde eksikliğini duyduğumuz tüm değerleri bize bir kez daha hatırlattı. Bundan sonra da, eksikliğini duyduğumuz her değer bize onu hatırlatacaktır.
Dadaloğlu'nun, Pir Sultan'ın, Nazım Hikmet'in çizgileri onda buluştu. O, Şeyh Ahmed Yesevî'nin yaktığı ateşi, şerbet gibi dolu dolu içti. Hani, dizelerinde söylediği gibi "Şeyh Ahmed Yesevî'nin yaktığı ateş, ateş değil sanki bir şerbet, iç dolu dolu."
Ahmed Hâşim gibi, Ahmed Hamdi Tanpınar gibi, Cemil Meriç gibi, Oğuz Atay gibi, Asaf Halet Çelebi gibi, Araf'ta zannedildi; halbuki, yalnızca korku ve ümit çizgisindeydi.
O, bir dönemin sanatçısı olmadı, çağları aştı ve zamanının ruhunu oluşturdu. İnsan olarak, insanlık adına söylediklerinin siyasî izdüşümündeki ışık, gölge oyunlarına bakarak, hakkındaki doğru-yanlış yargısında bulunanlar, zamanının doğrularını bizzat kurduğunu göremediler. Ölüm, bir kez daha, karşımıza, kıymet bilmezliğin telafi edilemez acısıyla çıktıysa, bu, son olsun.
"Resimdeki Gözyaşları"nın ozanına selam olsun; o, artık toprakla sırlandı.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 12 Şubat 2004