Chp grup önerisinde
Malatya Milletvekili ·
Genel Kurul, 58. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2006 · 1.223 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş, 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.223 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-02-02-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biz Anavatan Partisi olarak, dört aydır, bu Mecliste grup olarak bulunuyoruz. İçtüzüğün bize verdiği Danışma Kuruluna öneri götürme yetkimizi şu ana kadar kullanmamıştık. Kullanmayış sebebimiz de, tabiîdir ki, gündemi belirleme yetkisi, iktidar sorumluluğunu taşıyan iktidarın olması gerektiğini düşünüyorduk. Bunun için, iktidarın gündemi belirlerken, hükümetin icraatlarının önceliklerini dikkate alarak, İktidar Partisi Grubunun gündemi belirlemesinin en tabiî yol olduğunu düşünüyor; bu konuda da, birçok defalar, İktidar Partisinin gündeme ilişkin getirdiği önerileri hiç tartışma konusu dahi yapmadan imzalamıştık.
Gönül isterdi ki, İktidar Partisine mensup çok değerli bir milletvekilimizin, daha önce bu Mecliste gündeme alınan Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda iki maddelik basit bir değişiklik teklifinin, İktidar Partisi Grubu tarafından gündemin ön sırasına alınması ve iki haftadır, hiç de anlamsız olan, siyasetin yıpranmasına, siyasetçilerin yıpranmasına, siyaset kurumunun yıpranmasına vesile olan tartışmaları neticelendirecek bu değişikliği yapmış olalım; ancak, İktidar Partisi buna yanaşmayınca veya bunu yanlış yorumlayınca, biz, grup önerisi olarak Danışma Kuruluna bugün getirdik. İktidar Partisi Grup Başkanvekilimiz, bu konuda iktidar çoğunluğunun bir çalışma yaptığını, grup çalışması yapacağını, bu kanun teklifinin komisyonda görüşülmediğini ileri sürerek, bugünkü bu önerimize katılmadılar. Bu vesileyle, grup önerisi olarak Meclisin huzuruna getirmek zorunda kaldık.
Değerli arkadaşlar, Sayın Yalçınbayır'ın vermiş olduğu değişiklik önergesi, bildiğiniz gibi, 3628 sayılı Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 9 uncu maddesinde mal bildirimini düzenleyen maddeye açıklık getiren bir madde.
3628 sayılı Yasayı da 1990 yılında o günkü Anavatan Partisi İktidarının çoğunluğu çıkarmış idi. O günden bugüne geçen uygulama, yani, onbeş yıllık uygulama… Uygulamayı takip etmekle sorumlu Maliye Bakanlığına sorulduğunda, onbeş yılda bu kanun nedeniyle sadece 4 kişi ceza almış. Demek ki, uygulamada bir aksaklık var. Bunlardan bir tanesi Karayolları eski Genel Müdürü, bir tanesi bir maliye denetmeni, zannediyorum bir tanesi bir millî eğitim müdürü, bir tanesi de tapu sicil müdürü. Bu kanunun kapsamına giren 1 187 000 kişi var; yani, Türkiye'de 1 187 000 kişi Mal Bildirimi Kanunu kapsamında mal bildiriminde bulunuyor; ancak, bunlar gizli olduğu için, çok bariz suçüstü yakalanan sadece 4 kişi ceza almış. Bu şu demek; demek ki, bu kanunun gizlilik kapsamı, bu kanunun uygulama amacını maalesef ortadan kaldırmış.
Değerli Milletvekilimin önerisi şu: Bunu açık yapalım. Mal bildiriminde bulunanların, bu bildirimleri, Resmî Gazetede veyahut da bu mümkün değilse internet sitesinde, ilgili bildirimi alan kurumun internet sitesinde yayınlansın; milletimiz de, kamu adına denetim yapacak organlar da bu bildirimde bulunan şahısların mal varlıklarını denetlesinler; artmayı, eksilmeyi, şeffaf bir şekilde ortaya koysunlar.
Şimdi, değerli arkadaşlar, siyasete, hepimiz, başlarken, geçen dönemin şeffaf olmadığını, geçen dönemin yolsuzluklarla anıldığını ve onları bu milletin tasfiye ettiğini kabullendik. Peki, biz ne yapıyoruz; o günün kanunlarının arkasına sığınma hakkımız var mı; hukukumuz var mı? Ben burada kimseyi suçlamak adına söylemiyorum. Bu iş hükümetin işi de değil; bu iş, parlamentonun işi. Yani, hükümetten illa da bir tasarı şeklinde gelmesi değil… Siyaseti yapan parlamento, yani, parlamenterler. Hükümet getirir veya getirmez, parti grupları getirir veya getirmez, kendi içlerinden bir milletvekilinin getirdiği kanun değişiklik teklifine, milletvekilleri olarak önce bizim sahip çıkmamız lazım. Biz, grupların baskısıyla veya iktidarın baskısıyla hareket etme lüksüne sahip değiliz.
Ne yapacağız; şeffaf olsun. Dün iki arkadaşımız açıkladı. Dün, benim Sayın Genel Başkanım açıkladı mal bildirimini. Bugün baktım, savcılar dava açıyorlar mı Sayın Genel Başkana "sen mal bildirimini açıkladın" diye; öyle bir dava yok. Demek ki, kanunlarımızda mal bildirimini şahsen açıklamayı suç sayan -Sayın Başbakanın iddia ettiğinin aksine- bir hüküm olsaydı, bugün, cumhuriyet savcılarının, Genel Başkanım Erkan Mumcu hakkında dava açmaları gerekirdi; sen mal bildiriminde nasıl bulundun, mallarını nasıl açıkladın diye dava açmaları gerekirdi. Demek ki, arkadaşlar, kanunlarımızda, mal bildirimini açıklayıcı, açıklama yönünde suç sayıcı hiçbir önlem yok. Bu kim için getirilmiş; kendisine mal bildirimi tevdi edilen kurumların açıklaması suç unsuru olarak öne sürülmüş.
Şimdi, demek istediğim şu arkadaşlar: Siyasetçiler olarak bu vebali daha fazla taşımayalım. Ben, bunun, 1990 yılından bugüne kadar, biraz da Batı'nın, küresel sermayenin yönlendirmesiyle, siyaset kurumunu yıpratarak, siyasetçiyi töhmet altında bırakarak, siyasetçinin halkın huzurunda -nasıl ifade edeyim- itibarını düşürerek, başka kanalların karar alıcı olmasını sağlamak şeklinde, bir de sanki yürütülen kampanya var. Yani, siyasetçiler bu kadar alıyorlar, götürüyorlar, rüşvet alıyorlardı da, yolsuzluk yapıyorlardı da, geçen dönemin Parlamentosundan bugün 500 arkadaşımızın hiçbirinin kanunî dokunulmazlığı yok ve hiçbiri de yargı önünde değiller. Haklarında açılmış bir dava da yok; ama, o günün Parlamentosuna da yolsuzluklar noktasında birsürü suçlamalar oldu; yani, bunu taşımak zorunda değiliz. İçimizden çıkan bir milletvekili arkadaşımızın, içimizde bulunan bir milletvekilinin bir teklifini, şurada yarım saatte kanunlaştıralım. Size söz veriyorum, maddeler üzerinde de konuşmayalım; ama, yarım saatte kanunlaştıralım. Aksine, zaten, bu açıklığın nasıl olacağını yönetmelikle düzenleme yetkisini de, 2 nci maddesinde, hükümete bırakmış bu kanun teklifi. Hükümet bir çalışma yapacaksa, bu yönetmelikte, bu açıklığın nasıl getirileceği noktasında yönetmelikte zaten bir düzenlemeyi yapar ve yeniden yeniden yeniden tartışma konusu yapma durumu da ortadan kalkmış olur.
Bir başka şey arkadaşlar; bakın, dokunulmazlıklarda yaptığımız gibi yapmayalım. Burada, komisyon kuracak, çalışacak, üstünde uzun uzun düşüneceğimiz hiçbir nokta yok. Zaten hepimiz mal bildiriminde bulunuyoruz; zaten hepimizin, birçoğumuzun malları zaten kendi internet sitelerimizde de var; yani, helal kazandığı malı insanların açıklamasında ne mahzur var, kim ne yapacak, mallarımızı elimizden mi alacaklar?! Ne yapalım; yarım saatte, bu işi öne alalım; siz değerli milletvekillerinden rica ediyorum, kimseyi de suçlamıyorum; yarım saatte şu kanunu çıkaralım. İki haftadır, anlamsız, siyaseti, itibarını zedeleyici tartışmaları ortadan kaldıracak, zaten Meclisin gündeminde olan iki maddelik teklifi bir an önce kanunlaştıralım. Yani, burada, biz, kendimize bir pay çıkarmak adına falan değil, bu Meclisin, sizlerin, hepimizin itibarını korumak adına bunu yapalım. Haa, bunu yapmaz isek, bu öneriyi bugün burada reddeder isek, yani, gündeme alınmasını reddeder isek, ne diyecek millet; canım, zaten siyasetçilerin böyle bir niyeti yok ki diyecek; bunlar da öncekilere benziyor diyecek; öncekilerini biz gönderdik de ne oldu diyecek, gelenler de onlardan daha beter çıktı diyecek. Peki, halkın bu söylemi dillendirmesi, bundan sonra da gelecek parlamentolar hakkında şüpheler arz etmesi, gittikçe sandıktan uzaklaşmasını, siyasetten uzaklaşmasını çıkarmayacak mı?!
Değerli arkadaşlar, bu ülkenin karar alıcıları her zaman siyasetçi olacak. Bu ülkenin sorunlarını siyaset kurumu çözecek, başka bir kurum yok. O halde, biz siyasetçiler olarak bu görev bilinci içerisinde kendimize düşen, kendi hakkımızdaki iddiaları ortadan kaldırıcı kararları almakla bu millete büyük hizmet etmiş oluruz ve bizden öncekilerin akıbetini de yaşamamış oluruz. Bu kanun teklifi geçen dönem de verilmişti; Sayın Ertuğrul Yalçınbayır geçen dönem de Parlamentonun gündemine getirmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)- O günkü Parlamento da bunu gündemine almayarak kadük kalmış. Bu dönem tekrar vermiş. Kadük kalmış da, yani, o günkü Parlamento bunu yapmamış da iyi mi yapmış; iyi yapmamış; çünkü, burada yoklar, tasfiye edilmişler. Yapsalardı, şeffaf olsalardı, milletimiz adına milletin denetlemesine açık olsalardı belki bu sıralarda onlar oturacaklardı. Gelin biz yapalım. Eğer siz yapmaz iseniz gelecek dönem başkaları oturur buralarda. Onun adına hepinize rica ediyorum. Hiç zamanımızı almaz. 1 saat fazla çalışalım, gündemin saatini uzatalım; ama, yarım saatte şu kanun teklifini kanunlaştıralım ve bu tartışmayı burada bitirelim. Nasıl açıklanacağını, nasıl şeffaflaşacağını da Bakanlar Kurulunun hazırlayacağı yönetmelikle, düşünerek taşınarak hazırlanacak bir yönetmelikle… Beş ay da süre verelim, üç ay da süre verelim, Bakanlar Kurulumuz hazırlasın yönetmeliğini de. Ama, 1 187 000 kişi, herkes, nasıl mal kazandığını açıklamak zorunda olsun.
Çok kolay arkadaşlar. Bakın, Bilkent konutlarının tapularını getirin, hiçbir tane siyasetçinin bulamazsınız, işadamının da bulamazsınız; valininkini bulursunuz, emniyet müdürününkini bulursunuz, askerinkini bulursunuz. Bunlar da mal beyanını açıklamak zorunda olsunlar ki, herkes, bu milletin kamu erkinin yetkisini kullanan herkes bu millete hesap verebilir duruma gelsin. Bu kanunla, mevcut kanun hesap verebilir durumda olsaydı, onbeş yılda herhalde 4 kişi mahkûm olmazdı. Yani, Türkiye'de 4 kişi mi rüşvet suçu işledi onbeş senede?!
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Şubat 2006