İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)

Süleyman Sarıbaş

Malatya Milletvekili ·

Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Haziran 2006 · 1.036 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Sarıbaş, 13 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KURUMLAR VERGİSİ KANUN TASARISI (S.S1192)); konuşma 1.036 kelime.

Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-06-13-kurumlar-vergisi-kanun-tasarisi-s-s1192 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; AK Parti Grubunun haftalık gündemi belirlemekle ilgili grup önerisinin aleyhinde söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu haftanın milletimize, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce öneri lehinde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili arkadaşım, bu yasaların Avrupa Birliği yasaları, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde olduğunu söyledi; tam adedi 25 adettir. Bir şey daha söyledi "Hükümet bunların çıkmasını istiyor" dedi. Bir de…

İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)Sayın Başkanım, 14 tanesi temel yasa…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)24 yasa, 1 tanesi peki eksik olsun, 24 yasa.

Bir şeyi daha söyledi, dedi ki: "Bu yasaları muhalefet de destekliyor." Değerli arkadaşlar, muhalefet destekliyor, doğru; ülkenin bir petrol kanunu olacak, Petrol Yasası geliyor; ülkenin bir kat mülkiyeti kanunu olacak, Kat Mülkiyeti… Fakat, muhalefet, bu yasaların çıkmasını istiyor da, tartışarak çıkmasını istiyor; yani, toplumun sosyal kesimleriyle, halkımızla hep beraber, özümsenerek, bir yanlış yapmamak için tartışılarak çıkmasını istiyor. Elbette Petrol Kanununun çıkmasını istiyoruz, elbette Sıvılaştırılmış LPG Kanununun çıkmasını istiyoruz, elbette Kat Mülkiyeti Kanununun çıkmasını istiyoruz. Bizim istediğimiz şey, bunların çıkmaması değil, yanlış anlaşılan şey bu. Biz bunların elbette çıkmasını istiyoruz; ancak, biz, bunlar çıkarken, bu Parlamento aslî görevini yapsın ve bu tartışmanın içinde olsun diyoruz.

Demokratik rejimlerde parlamentonun aslî görevi, komisyonlardan gelen yasaları aynen geçirmek değil. Eğer, iki haftada, yani, altı günlük çalışma süresi içerisinde 24 yasayı geçirmeyi istiyorsanız, bunu böyle yapmayın. 24 yasa tasarının tamamını, hep beraber bir temel kanun kabul edin, 2 bölüme bölün, bir günde bitirin bu işi veyahut da yetki alın… Ki, özü budur, bunları ben kanun olarak kabul etmiyorum, bunlar hükümet kararnamesi olarak çıkıyor. Ne dedi Sayın Grup Başkanvekili: "Hükümet istiyor." Hükümet istiyorsa kararname olarak çıkarsın. Zaten kararname oluyor. Ben, altı günlük tartışmada 24 yasa tasarısının 1 000'in üzerindeki maddesinin hiçbirini tartışamayacağıma göre, araştıramayacağıma göre milletvekili olarak, o maddeyi ilgilendiren sosyal gruplarla görüşemeyeceğime göre… Bu kanun burada tartışılmıyor. Burada ne yapılıyor; burada dikte ettiriliyor, noter görevi yaptırılıyor, tasdik ettiriliyor. Bu, parlamenter rejimin ruhuna aykırı, kesinlikle aykırı, bu, parlamenter rejimin ruhuna.

Hani, hatırlarsınız -şimdi, Sayın Grup Başkanvekillerinin o günkü dönemde de konuşmalarını getiririm buraya-. Kemal Derviş, biliyorsunuz, Amerika'dan telefon ediyordu, onbeş günde 15 kanun… Herkes tepki gösteriyordu, siz de tepki gösteriyordunuz o tarihte. Şimdi, onbeş günde 15 kanun değil, altı günde 24 kanun... Kim istiyor; Avrupa Birliği istiyor. Kim istiyor; Hükümet istiyor. Peki, Parlamento ne iş yapar?! Demokratik parlamenter rejimlerde parlamento hangi işlevi yerine getirir?!

Değerli arkadaşlar, bu kanunları çıkaracaksınız, bizim de çıkmasını istediğimiz kanunlar var; ama, gelin bunları tartışarak çıkaralım. Bakın, şurada Meclisin olağan çalışma döneminin bitmesine iki haftalık bir süre kaldı.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)üç hafta.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)Ocak ayından beri, bu Meclis, saat 15.00 ilâ 23.00 arasında sürekli çalıştı. Aslî görevlerinden biri olan denetim görevini bir kenara attı. Ülkemizi kasıp kavuran -daha dün 2 askerimizi şehit verdik- terör konusunda, ülkemizi kasıp kavuran, hırsızlık, yankesicilik, gasp konusunda araştırma önergeleri tartışılmadı. Genel görüşme önergeleri reddedildi. Binlerce soru; yazılı soru, sözlü soru önergeleri Meclisin gündeminde duruyor, bunlara cevap verilmedi. Şimdi, aynı hususlarda, bu maddeleri ilgilendiren konularla ilgili sorduğumuz soruların cevabını almadan, sayın bakanlardan bunların nedenlerini öğrenmeden, bu maddeleri nasıl kanunlaştıracağız, nasıl bileceğiz yani?!. Yani, Meclis, 2005 yılında, 2005-2006 yılında yani, 1 Ekimle tatil olacağı dönem arasında, hangi denetim görevini yaptı arkadaşlar?! Yani, aslî görevlerinden biri olan denetim görevinin hangisini yerine getirdi?! Bu hükümeti bizim denetlediğimizi, yani, yasamanın yürütmeyi denetlediğini, bu kürsüye çıkıp söyleyecek tek bir Allah'ın kulu milletvekili var mı içimizde?! Maalesef yok, Hükümeti denetleyemedik. Denetleyemediğimiz gibi, yürütmenin tahakkümü altında, onun arzu ve emirlerini yerine getiren, âdeta, onun gönderdiklerini noter muamelesiyle tasdik eden bir grup haline, bir Meclis haline geldik. O zaman, ne gerek var bu ülkenin parasını 550 milletvekiline maaş olarak ödemeye?!. Çoğunluğu Plan ve Bütçe Komisyonunun tasarısı; Plan ve Bütçe Komisyonuna yetecek 40 milletvekili seçsin bu ülke, onlar nasıl olsa orada görüşüyorlar, burada görüşmeye gerek yok mantığıyla orada görüştükten sonra da kanunlaştıralım, bu iş bitsin! Niye milletin alınterinden kesilen maaşlarla parlamenter maaşı alıyoruz?! Bu mantığa bakarsanız bu böyle.

Dolayısıyla, yaptığınız iş, demokratik parlamenter rejime aykırı; yaptığınız iş, geçmişten geleceğe seksenbeş yıllık Parlamento geleneğine aykırı. Biz, temel kanun çıkmasın demiyoruz veyahut da kapsamlı kanun çıkmasın demiyoruz; ama, şimdi, Kat Mülkiyetinde Değişiklik Yapan Kanun; temel kanun olarak geliyor veyahut da birçok değişiklik önergelerini içeren, tekliflerini içeren kanunlar temel kanun olarak… Temel kanun dediğiniz şey, getirirsiniz Ticaret Kanununu -1 500 maddedir- hakikaten temel kanundur, tartışalım. En az 10 bölümde, 15 bölümde tartışalım ki, bölümleri bellidir; ama, burada diyelim ki, bölümlerden 1 tane maddeye ben karşıyım; nasıl oy vereceğim, 5 tanesine taraftarım, 1 tanesine de karşıyım?!.

Şimdi, kendi içinde çelişkiler arz eden maddelere veya kendi içinde olumlu bakacağımız veya olumsuz bakacağımız maddelere oy verirken, hangi sıkıntıyı yaşamayacağımızı kim söyleyebilir?

Dolayısıyla, arkadaşlar, artık, bu Meclis, maalesef, ciddiyetini kaybetti; maalesef, bu Meclis, yani, kendi yaptığı işin ciddiyetine kendisi de inanmaz bir duruma geldi. Allahaşkına, 1 000 maddeden 4 tane maddeyi çıkıp şu kürsüde söyleyecek -komisyon üyelerini demiyorum ama- kaç tane milletvekili var?! Şimdi, el kaldırıp indireceksiniz. Maddeler okunmuyor da!.. Eskiden, bari, sözcü okuyordu, Kâtip Üye okuyordu, neye oy verdiğimizi biliyorduk; şimdi, sadece, maddenin ismi okunuyor; onu da bilmeyeceğiz. Peki, bilmediğim bir şeye, neye oy verip neye oy vermediğim şeye katılsam ne olur katılmasam ne olur, destek olsam ne olur olmasam ne olur?!

Dolayısıyla, işin ciddiyeti, işin hassasiyeti kaçtı. Artık, bu millet, bu Meclisin kanun çıkardığına falan filan inanmıyor; çünkü, kendisi de ne getirip ne götürdüğünü dinleyemiyor ki! Yani, Kâtip Üye okurken, en azından, dinliyordu, bana ne getiriyor ne götürüyor diye dinliyordu, vatandaş bilgileniyordu en azından. Artık, o vatandaşın bilgilenme fırsatını da elinden almış oldunuz, "kendin pişir kendin ye"ye döndü, kendiniz pişiriyorsunuz kendiniz yiyorsunuz. "Avrupa uyum yasaları" diye dayatıyor Avrupa, çıkarıyorsunuz. Neyi çıkarıp çıkarmadığınızı ne biz biliyoruz ne siz biliyorsunuz ne millet biliyor ne de uygulayıcılarının -bu kanunların uygulayıcılarının- bu işlerden haberi var.

Ee, böyle saça böyle tarak! Böyle Meclise böyle kanun! Bu işin süresi doldu, ciddiyeti kaçtı. Ciddiyetinin kaçtığı da zaten ortada. Altı günde 24 kanun çıkardık diyen bir Meclis!.. Bunu dünyanın hangi parlamenter rejimine gitseniz söyleseniz, o meclisten kovarlar! Altı günde, ne yaptınız da, binlerce maddeyi ihtiva eden kanunu çıkardınız, siz Süpermen misiniz diye, vallahi, o meclislerden kovarlar, o meclislere üye dahi yapmazlar, kapısından da geçirmezler.

Böyle öneri olmaz diye düşünüyorum ve önerinin aleyhine oy vereceğimi belirtiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 13 Haziran 2006

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook