Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 104. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Haziran 2004 · 1.929 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)); konuşma 1.929 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, ben, konuşmamı yaparken, önce tasarıda getirilen 4 ana değişikliğe değineceğim; tasarının tamamını şöyle bir gözönüne sereceğim; ama, lütfen, beni iyi dinlerseniz; neye itiraz ettiğimiz doğru anlaşılsın. Elbette ki, Sayın Bakan, çok önemli konuları bize izah etmeye çalıştı. Bize izah ediş biçimiyle, bu tasarıda bir tek küçük problem görmek mümkün değil. Tabiî, arada şunu isterdim: O cümleleri, o ifadeleri -nedenini de birazdan anlatacağım- keşke bir Sanayi Bakanından duymasaydım. Bugüne kadar komisyonda birlikte çok güzel işler yaptık, uyum içerisinde bir dolu kanun geçirdik; ama, biz, ülkenin planlamasına, ülkenin geleceğine birlikte hassasiyet gösterdik ve konuları değerlendirirken, bunun tarihe akit olarak, büyük bir güvence olarak ve ülke için kaynak olarak kullanılacağını bilerek konuştuk. Sayın Bakanım da o niyetle konuştu belki; ama, hangi cümlelerle ne büyük endişeleri de beraberinde getirdiğini birlikte paylaşmaya çalışacağım.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, Sayın Bakan dedi ki: "Koordinasyon kurulunda sorun vardı." Vardı tabiî. "Bu ülkede endüstri bölgeleri kuramıyorduk bile" diyor. Neden; bu ülkede bürokrasi engeli var. Hatta, Gebze Organize Sanayi Bölgesi Yürütme Kurulundaki arkadaşlar "303 tane bürokratik işlemden geçiyoruz; bu işe bir son verin" demişlerdi. Tam anlamıyla sayı böyle olmasa da, ciddî bir bürokrasi olduğu gerçek. Ancak, tek neden bürokrasi midir; onu da açmak istiyorum. Sizler de buna "bürokrasi değildir" diye cevap vermişsiniz yıllar önce.
Değerli arkadaşlarım, mutlaka, bu koordinasyon kurulu oluşturulurken dikkat edilmeli. Eskiden, 13'ü müsteşar, 1'i Odalar ve Borsalar Birliği temsilcisi olmak üzere, toplam 15 kişilik bir kurul var. 13 müsteşarı bir araya getirmek mümkün olmamış. Hepsi ağır yükümlülükleri olan insanlar; bir araya gelememişler; araştırma yapılamamış, planlama yapılamamış; endüstri bölgeleri oluşturulamamış bile. Şimdi "kanunla getiriyoruz; genel müdür seviyesindeki bakanlık temsilcilerinden oluşturalım bu kurulu; bu kurul işlesin, çalışma yapsınlar; Bakanlar Kuruluna, Bakanlığın önerdiği bölgeleri endüstri bölgesi olarak teklif etsinler ve kendi görevlerine zaman ayırabilsinler" denilmiş; makul, hiçbir itirazımız yok; ancak, değerli arkadaşlar, buradaki itirazım şu: Buradaki itirazım, benim itirazım değil. Her maddede neden itiraz ettiğimi de size anlatacağım. Buradaki itirazım, bir önceki dönem, Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısındaki sizin itirazınızdır. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz alan Sayın Özgün, bunlar için "tamamen bürokratlardan oluşan, tamamen siyasîlerden oluşan bir kuruldur bu" diyor. Sadece Odalar Birliği temsilcisine yer verildiği, demokratik kitle örgütlerinden ve odalar birliği temsilcilerinden yeterli sayıda görevlendirilme yapılmadığı konusunda eleştiride bulunmuştur.
Sayın Özgün'ün bir önceki dönemdeki eleştirilerine aynen katılıyorum. Eğer bugün hâlâ sözünün arkasındaysa, lütfen, destek bekliyorum. Buradaki kurulu siyasîleştirmeyelim. Eğer temsilci sayısını artıracaksak, kitle örgütlerinden de, odalar birliği temsilcilerinden de buraya arkadaşlarımızı alalım ve Türkiye'de karar verdiğimizde, toplumla birlikte karar verdiğimizi kamuoyuna da buradan duyuralım; bu, birincisi.
Şimdi, koordinasyon kurulu dışında ne yapılacak; Sayın Bakan söyledi, bir endüstri bölgesi kuracağız. Burayı da doğru algılayalım. Sayın Bakan "endüstri bölgesini kuruyoruz, organize sanayi bölgesini kuruyoruz, kimse gelmiyor, bizim verdiğimiz yere kimse gitmiyor" diyor.
Peki, arkadaşlar, biz, teşviki niye çıkarıyoruz?.. Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür; güneydoğusuyla, İç Anadolusuyla, Karadeniziyle, batısıyla. Bizin görevimiz, buradaki insanların batıya göçünü engellemektir. Sosyal barış için buna ihtiyacımız var, onlara teknoloji götürmeye ihtiyacımız var, göçün önüne geçmeye ihtiyacımız var. Güneydoğuya okul yapamıyoruz diyoruz, batıya göç geliyor, doğru planlamıyoruz, batıda insanlarımız bir sınıfta 60 kişi, 70 kişi okumaya başladı, işsizlik oranı arttı. 11 çocuğunu yükleyip geliyor. Buna katılmıyorum. Endüstri bölgelerini yerine göre, ihtiyaca göre planlamak devletin görevidir, herkesten önce Sanayi Bakanının görevidir. Biz, bu ülkede yaşayan herkesin ayağına hizmet götürecek planlamayı yapmak zorundayız değerli arkadaşlarım. Bunu böyle algılamak lazım; doğru olan budur.
Deniliyor ki, yabancı yatırımcı gelmiyor ülkemize. Değerli arkadaşlar, yabancı yatırımcı bir tek bürokrasinin fazlalığından mı gelmiyor?! Sanayi Komisyonu Başkanımız ve 14 milletvekiliyle Gebze Sanayi Bölgesini gezdik. Hemen hemen büyük bir bölümü dolmuş, birçok alanda yabancı yatırımcılarla -teknokent dahil- ortaklık yapılmış. Buradaki arkadaşlarımız hepsini gördü ve devletten bir kuruş yardım almamışlar; ne altyapıya ne üstyapıya bir kuruş yardım almışlar; ama, ne olmuş biliyor musunuz değerli arkadaşlar; Gebze bir anda 450 000 nüfusa ulaşmış, göç gelmiş. Gidin, Gebze'yi görün, belediye imkânları onu kent yapmaya yetmemiş. Uluslararası sanayi kurmaya çalışıyorsunuz, kentleşme sıfır! Neden; dengesiz göçten dolayı...
Değerli arkadaşlarım, 2010 yılında Gebze'nin nüfusunun 1 000 000'a yaklaşacağını söylüyorlar. Neden oraya kuruyor yatırımcılar? Siz yatırımcı olsanız, pazarın yüzde 55'i Boğazlar bölgesinde ve sizin keyfiyetinize de yatırım izni verilirse, siz götürür Hakkâri'ye -teşvik varken- fabrikanızı kurar mısınız, Anadolu'ya kurar mısınız?! Tarımın yoğun olduğu... İhtisas bölgeleri olarak ilan edeceğiz bir yerleri, endüstri bölgesi ilan edeceğiz; o alanda faaliyet gösteren firmalar gidip oraya mı yatırımını yapar, yoksa limana yakın, pazara yakın yere mi yapar?! İşte, sonucu bugün Boğazlar çevresidir.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Cazip olan yeri tercih edecek.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Tabiî ki, kârı tercih edecek.
Değerli arkadaşlar, hiç kimse, yabancı yatırımcı da, Türkiye'ye, sadece Türk insanına hizmet etmek için gelmez, Türkiye'de para kazanmak için gelir; bunu aklınızdan çıkarmayın; işini kolay yürütmek için gelir. Bakanım dedi: "Bürokrasiye takılıyor ama..."
Bakın, siz ne diyorsunuz -Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söylenildiği için sizin dediğinizi okuyacağım- Sayın İsmail Özgün'ün sözlerini tutanaklardan okuyorum : "Yabancı sermaye niye yabancı ülkeye gider; yatırım yapar, o ülkede bazı şeyler arar. Ülkede kayıtdışı ekonomi var mı, bundan etkilenecek mi... Yabancı sermaye, gideceği ülkede rüşvet ve yolsuzluk var mı onu arar." Yabancı yatırımcı o ülkede siyasî istikrar arar, yatırımına güven arar. Yabancı yatırımcı o ülkede reel faizlerin yüksek olup olmadığına bakar. Bu ülkede biz bunları silemediğimiz sürece yabancı yatırımcı o ülkeye gelmez.
Şimdi, önümüzde toplumu dengeli olarak koruyacak bir çözüm varken, bunları çözmemiz gerekirken, biz diyoruz ki, yabancı yatırımcı gelmiyor. Neyi çözelim; istediği yerden yer verelim, onbeş günde de bütün ruhsatlarını verelim, yerini açsın.
Arkadaşlar, bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne yerli sanayiciye ne de yabancı yatırımcıya karşıyız. Evrensel düşünen herkes, dünyanın bütünlüğü çerçevesinde kendi millî çıkarlarını da düşünerek her tür yatırımın yapılmasını olgunlukla karşılar. Ancak, bu yatırımlar, çevreye, doğaya, toplumsal dengeye, sosyal dengeye, adalet kavramına ve kendi yatırımcısını mağdur edip etmeyeceğine bakarak yapılır; ikilik yaratıp yaratmayacağına bakılır; getireceği katmadeğerin, yaratacağı istihdamın, ortaya çıkaracağı dengenin uygun olup olmadığına bakılır. Siz, bunu, bir Sanayi Bakanı olarak gelir, burada, sadece bürokratik engel olarak açıklarsanız ve "ne yapalım, bizim verdiğimiz endüstri bölgelerine yatırım yapmak istemiyorlar" derseniz, hepimiz bunun altında kalırız. Bizim sorunumuz bu değil. Bizim sorunumuz köklü.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Biz öyle demedik ki!
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Bakın, kanun tasarısı ne getiriyor, onu anlatayım, konuşmaya devam edelim.
4 ayrı tema var; birincisi, endüstri bölgelerinin kurulması. Hükümetteki bütün arkadaşlarımıza söylüyoruz; ülkenin her tarafında, genel yatırım dengesini bozmayacak, buradaki sanayiler arasında sektörel anlamda sıkıntı yaratmayacak, istihdam yaratacak her türlü yatırıma varız. Endüstri bölgelerini, bakanlıkların sorumluluk alanı çerçevesinde, Türkiye'deki hukuksal sorunları da bir kenara atmadan çözelim diyorsanız, biz bu işte varız.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Biz de öyle diyoruz.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Demiyoruz!.. Şimdi okuyorum, bana müsaade ederseniz...
"Planlama yok, gelmiyor" diyorsunuz. Sadece biz endüstri bölgesi kuracağız, uygun yerleri tespit edeceğiz; ama... "Ama"ya geliyorum işte. Endüstri bölgesi kurmaya güveneyim, tamam; çevreyi, doğayı ilgilendiren kanunlara istismar getirmedi diye güveneyim, Bakanlar Kuruluna güveneyim, Bakana güveneyim; yeri tespit etsinler, kamuoyu bilsin, gitsin yabancı yatırımcı oraya yatırımını yapsın, yerli yatırımcı da yapsın, amenna; ama, bununla kalmıyor. Ne yapacaksınız; efendim, bunun dışında ihtisas endüstri bölgeleri kuracağım, izin vereceğim... Nedir bu; ileri teknoloji kullanılması halinde, araştırma ve geliştirmeye de öncelik vermesi halinde, imkân tanınması şartıyla, bilişim teknolojisi, tıp teknolojisi, tarımsal endüstri bölgeleri dahil olmak üzere, endüstri bölgelerinin kurulmasına izin vereceğim...
Arkadaşlar, ileri teknoloji kullanıp kullanmadığını neye göre ölçeceksiniz; nedir ileri teknoloji? Bizim görevimiz -bu ülke teknoloji üretmiyor- önce, teknoloji üreten sektörleri teşvik edeceğiz. İleri teknolojinin tanımlanmamasının sakıncalı olduğunu, daha önce, yine, sizin milletvekiliniz söylemiş; elimde tutanaklar var. Bu tanımı dahi yapamadık.
İkincisi, ar-ge. Ar-ge yatırımını yapmıştır. Ölçütü ne; belli değil. Ne zaman belirlenecek bunların hepsi; ileride; yönetmelikte... Peki, arkadaşlar, siz, neye oy vereceksiniz?! Nasıl?! İstediğimiz zaman, kanuna öyle bir açıklık getiriyoruz ki... Bunu da geçiyorum; yeniden, inşallah, zamanımız kalırsa döneceğiz. Bu ikinciydi.
Haydi, ihtisas endüstri bölgelerini de kurdunuz; ona da bir şey demedik. Özel, sektörel olarak tanımladınız, bir bölge kurdunuz; orada madencilik faaliyeti yapılıyor... Bakanlar Kuruluna da güvendik; onu da kurdunuz; organize sanayi bölgelerini teşvik ettiniz; 39 ile teşvik verdiniz...
HALİL AYDOĞAN (Afyon)36 ile...
TACİDAR SEYHAN (Devamla)36 ile...
Yabancı yatırımcılara teşvik diye de bir kanun çıkardık, endüstri bölgeleri yasa tasarımız da var, ne güzel; artık kuracağız. Özel ihtisas bölgeleri de kuracağız. Ee, yetmedi, durun bakalım; biz, bir şeyler daha teşvik edelim; geliyor sıra, münferit yatırımlar, madde 4/C'ye. Yerli veya yabancı gerçek veya tüzelkişilerin başvurusu üzerine Bakanlığın uygun gördüğü alanlarda, kurulun değerlendirmesiyle Bakanlar Kurulunca endüstri bölgesi kurulmasına karar verilir. Ee, kurulsun kardeşim, adam, benim belirlediğim endüstri bölgelerinde yatırım yapmak istemiyorsa, nerede istiyorsa, ben, bu durumu bir değerlendireyim.
Sizce, teşvik verdikten sonra yatırımı nerede kurmak ister?!
FİKRET BADAZLI (Antalya)36 ilde...
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Nerede; pazara yakın olduğu yerde; limanda. 36 ilde!.. Teşvik verdiğin yere gider mi, aynı teşviki sen bu insana verirsen; mümkün mü?!
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Hammaddeye yakın olduğu yerde de olabilir.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)"Hammaddeye yakın olduğu yerde de olabilir" diyor; çok güzel, ben söylemiyorum, siz söylüyorsunuz.
AHMET YENİ (Samsun)Adana'ya gider!..
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda çok duyarlı arkadaşlarımız var. Bir kere, bu tasarıyı ayrı ayrı ele almak lazımdı, çok uzun görüşmek lazımdı. Biz, altkomisyon teklifimizi dahi kabul ettiremedik. Çok geniş değerlendirelim dememize rağmen, bu tasarı, biz komisyondan ayrıldıktan sonra, bir saat içerisinde komisyondan geçti. Böyle bir tasarının bir saatte geçmiş olmasını siz kabul edebiliyor musunuz?!
Değerli arkadaşlar, biraz daha dikkatli olursanız, çok önemli bir yere geleceğim. Sabrınıza sığınıyorum; ama, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımın dikkatle dinlemesini istiyorum.
Değerli arkadaşlar, münferit yatırımlarda ÇED'le ilgili yine bir şey söylemeyeceğim. Arkadaşlarımız "iki ay süre verdik, iki aylık süre içerisinde ilgili bakanlık bu işi yapacak" diyorlar. Ya yapmazsa?.. O sürede yetiştiremezse?.. Tasarıda bir açıklık yok, rapor verilmiş sayılır; geçmiş olsun! Kamulaştırma nedir; biz, tasarıda, böyle bir talep olduğunda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre acele kamulaştırma yapılır diyelim...
Arkadaşlar, bana söyler misiniz, bu ülkenin her tarafı teşvik dolu iken, münferit yatırım için hangi talep, hangi yatırım acele kamulaştırma kapsamına girer?.. Nasıl bir fayda görebilirsiniz?.. 75 trilyonluk bir yatırım, 150 000 metrekare arsası olmak koşuluyla, hangi yatırım acele kamulaştırmaya girer?.. Türkiye'nin her tarafında, bu konuma uyacak birdolu sanayi tesisi bulursunuz; ama, bu yanlışlıkla da kalmadı. Keşke, münferit yatırım talebi olsaydı da, biz, burada, doğruluğunu yanlışlığını konuşsaydık.
Hızımız yine kesilmedi, geliyoruz en önemli maddeye. Arkadaşlar, Sayın Bakanım "istihdam yaratmak, ülkeye katmadeğer yaratmak için bu tasarıyı buraya getirdik" dedi. Kurulmuş bir tesis, bu ülkede istihdamını yaratmış ve bitirmiş midir; evet; katmadeğerini de yaratmış mıdır; evet. Eğer, kurulmuş tesisler özel endüstri bölgesi olmak istiyorsa, biz, bir kanun çıkaracağız, adına "istihdam geliştirmek, yurtdışındaki yurttaşlarımızın parasını değerlendirmek" diyeceğiz, onun üstüne de "istihdam yaratmak" diyeceğiz ve burada onaylayacağız!... Bu kanun tasarısı diyor ki: Eğer, bana, kurulmuş bir tesis müracaat eder, endüstri bölgesi olmak isterse onu da değerlendiririm; ama, koşullarım var... Niye değerlendiriyorsun; bunun sonu gelir mi?! Her kurulmuş tesis, eğer menfaatı yoksa, niye endüstri bölgesi olmak istesin değerli arkadaşlarım?! Menfaatı varsa, niye, kriterleri bir ölçüye ulaşmış tesisleri, biz, ayrıcalıklı konuma getirelim?! Ama, durum öyle değil. Burada çözülmek istenen durum şu... Ben, öyle anlıyorum. Herkes ne demek istiyorsa, onu söylesin arkadaşlar; burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, halkla, bilerek paylaşalım. Bakın, biz, münferit endüstri bölgelerini daha kanunlaştırmadık; ama, Sayın Bakan diyor ki, burada üç tane firma var, bunlar münferit endüstri bölgesi olmak için bize müracaat etmişler. Bunlardan, biri Kargil. İki firma daha vardı. Kargilin hukuksal sorunu var. Basında, tabiî, Bakanlık bize bu listeyi verince, diğer firmaların hukuksal sorunu varmış gibi anlaşıldı. Dürüst, namuslu sanayici arkadaşlarımızdan, yanlış anlaşılmaktan dolayı özür diliyoruz. O iki firmanın hukuksal bir sorunu yok; ama, Kargilin var. Bu ülkede kimse tarım arazilerine ruhsat verildiğini iddia edemez, burası hukuk devletidir. Bugüne kadar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 22 Haziran 2004