İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · SALI

Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Haziran 2004 · 998 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)); konuşma 998 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan değerli arkadaşıma da çok teşekkür ediyorum; ama, tabiî, ben, aslında, burada, sıradan şeyler söylemedim; ciddî şeyler söylediğime inanıyorum; en azından Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşurken, benim getirdiğim eleştirilere yönelik, cevaben, kanun tasarısını okuyarak değil, ciddî gerekçelerle bir yanıt duymak isterdim ki, onun üzerine bir konuşma yapabileyim. Zaten, kanun tasarısını kâtip arkadaşlarımız okuyorlar; getirdiği şeyleri, burada, defalarca birbirimize tekrar etmekle bir kanunu demokratik olarak bu ortamda tartışmış sayılmayız. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir diyalog ortamı yaratmak için bulunuyoruz. Muhalefet partisi milletvekili olarak, biz de, sorumlu muhalefet anlayışının gereği olarak, burada, maddeler üzerinde ve geneli üzerindeki itiraz hakkımızı olumlu ve yapıcı olarak kullanmaya çalışıyoruz. Onun için, çok tatmin olmadığımı beyan etmek istiyorum.

Sayın Bakan "36 ilde teşvik verdik; bakın, ne güzel, teşvike denge getirdik" diyor. Değerli arkadaşlar, peki, ya bu teşviki alamayan firmalar ne olacak? 36 ilde teşvik alan yerlerde bir dengesizlik vardı da, bu tarafta dengesizliği gidermek için, sadece 75 trilyon sermaye yatırımı yapanı mı koruyacağız biz? Devletin görevi, sanayicinin tamamını korumak değil midir?! Yani, biz, 150 dönümlük araziye 75 trilyon yatırım yapanı teşvike denge getirmek için koruyacağız da, KOBİ'lerimizi ve diğer organize sanayi bölgelerimizdeki yatırımcımızı nasıl koruyacağız?! Bir mahrumiyet varsa, onlar da bu mahrumiyetin içinde değil midir?! Çok yanlış bir değerlendirmedir. Bu yanlış değerlendirmeyle bir gerçek ortaya çıkmıştır; bu tasarının, bir yanlış değerlendirme yapılarak, ne kadar yanlış olduğu kamuoyuna ispat edilmiştir. Bunun aslı ve tanımı budur.

Değerli arkadaşlarım, yine, Sayın Bakan, Romanya, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan'ı örnek verdi. Bu ülkelerde yatırımcıları çağırıyorlar, "gelin, aman, bize yatırım yapın" diyorlar.

Arkadaşlar, bir ülke, yatırım alanlarının haritasını belirler, altyapısını götürür, daha sonra da sanayii çağırır. Böyle, tarım alanına, meraya, kültür varlıklarının hemen çevresine kimseye yatırım yaptırmazlar. Gidin, Los Angeles'ta, bunun onda 1'iyle dükkân açın da göreyim sizi... Öyle, yaptırırlar mı insana?! Romanya'ya giden Türk işadamlarının biriyle konuşun; hangi birisine "gelin, istediğiniz bölgeye yatırım yapın" dediler?!. Yerini belirlemiş, teşvikini belirlemiş, yer belirlememişse alan belirlemiş, haritayı çizmiş ve münferit yatırımlar için bu bölge ayrılmıştır, bu harita içerisinde istediğiniz yere münferit yatırım yapabilirsiniz demiş; ama, altyapısı yok; arazi sınırlamasını da koymuş. Dünyada "gelin, bu ülkede, haritayı elinize alın, istediğiniz yerde endüstri bölgesi kurmanızı değerlendiririz" diyen bir ülke olmamıştır; kimse bu iddiayla karşımıza gelmesin.

Değerli arkadaşlarım, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan arkadaşım bir tanımlama yaptı. "Kötü yapılanmayı düzeltmek kararı içerisindeyiz..." Belediyelere kalsa, bu bölgeler düzensiz yapılanma içerisine giriyormuş.

Arkadaşlar, Türkiye'de yatırım iznini belediyeler mi veriyor, gerçekten bu işleri belediyelere mi bıraktık, yoksa, belediyeler dışındaki kurumların bu işte de duyarsızlığı var mı, iyi düşünmek lazım. Bu tanımlama da yanlış. Bu tanımlama, belediyelerin yanlışlığını düzeltmez; bu tanımlama, belediyelerin yanlışlığının üzerine, hükümet kararıyla, kendi siyasî tercihleriyle yeni bir yanlışlık ekler; yanlışlığın üzerine, teşvik dengesini bozacak, sosyal adaleti bozacak, yatırımda siyasî taraflılığı ilke haline getirecek yeni bir yanlışlığın önünü açar. "Efendim, bize güvenin; biz, bunu kötü mü kullanacağız; koskoca Bakanlar Kurulu..." Bu ülkede, kanunları kişisel güvene göre yapmıyoruz, hukuka, hukukun üstünlüğüne göre yapıyoruz; halkın güvenini sağlayacak, onları koruyacak gerekli çerçeveyi de oturtmak zorundayız. Kimse, bizden güven beklemesin.

AHMET ERSİN (İzmir)Ayrıca, güvenmiyoruz da yani!..

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, eğer, zaten, bu ülkede, işler güvenle, doğru yürümüş olsaydı, daha geçtiğimiz günlerde -bakanlar bunu yapmaz diyerek açıklayamazsınız- bakanlarımızı Yüce Divana göndermezdik. Doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız, bu ülkede, bir gün önce "bakanları Yüce Divana gönderelim, bunlar hukuksuzluk yapmıştır" diyeceksiniz, sonra da "biz, Bakanlar Kurulu olarak karar vereceğiz, Bakanlık doğru önerilerde bulunacak, biz, ülkeyi kalkındırmayacak bir şeye izin verir miyiz" diyeceksiniz... Ne oldu, bize bir şey söyleyin; o arkadaşlarımız farkında olmadan mı yanlışlık yaptı; yoksa, siyasî var olma çabasıyla, insanlar, bazen elindeki yetkiyi kötü mü kullanıyorlar?! İçinizde bir karar verin ve gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onu anlatın lütfen. Bunun arkasına kimse sığınmasın.

Bu tasarı, maalesef, birkaç firmayı gizlemek için kullanılmıştır. Sayın Bakan, Sanayi Komisyonunda "bu, bir af tasarısı değildir; eğer, bazı sorunu olan firmalar da bundan yararlanacaksa -elimdeki tutanakta öyle diyor, iyice okudum- biz de, bu kanunu çıkarmamazlık yapamayız" demişti; ama, aynı komisyonda, Sayın Bakan konuştuktan sonra, bir sayın milletvekilimiz "elbette, bugüne kadar, kredi kartı faizlerini, vergi barışını sağlamış, sicil affı getirmiş, bütün afları geçirmiş bir hükümet olarak, sanayicilerimiz hukuksal sorun yaşıyorsa, böyle af kanununu niye getirmeyelim ülkenin önünü açmak için" diyor. Burada da bir karar versinler; bu, bir af kanunu mudur değil midir, lütfen karar versinler ve kendi konuşmalarını bir bütünlük içerisinde sergilesinler.

Ayrıca, hukukun çözemediği işi çözmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi değildir. Hukukun takıldığı yerde, hukuksal düzenlemede dengeyi kurmak da Meclisin görevi değildir. Meclisin görevi, hukuku bir bütün olarak algılayıp, her yurttaşın, her sanayicinin haklarını müştereken korumak, yargı kararlarına saygı göstermektir. Biz, onun için bu tasarıya karşı çıkıyoruz. Bu tasarı, af niteliğindedir.

Kaldı ki, Kargil gündeme geldi. Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, yine, komisyonda, Kargili, çok önemli katkıları olan bir firma olarak tanımladı ve ekledi "ben sözcüsü değilim; ama, çok ciddî katkıları oluyor..." Bu Kargil, tarım arazisine kurulmuş, Türkiye'de yapay tatlandırıcıyı üreten firmalardan biri. Tatlandırıcı kullanma oranı, Fransa'da 0,47; dünyada yüzde 2 olan oran Türkiye'de yüzde 10. Bakanlar Kurulunca bu oran yüzde 50 arttırılır veya eksiltilir diyor; ama bugüne kadar yetkilerin hepsi artırmak amacıyla kullanılmış, hiç eksiltilmemiş; yüzde 15'e çıkmış.

Şimdi, Amerika Birleşik Devletlerinden yatırım yapan firmalar bu kotanın kaldırılmasını istiyorlar. Önce gidip kendi ülkelerinde kaldıracaklar, bunun insan sağlığına zararı yoksa. Bizim neyi savunduğumuzu da bilmemiz lazım. Elbette ki bu ülkeye yatırım yapılsın; ama bu ülkede yaşayan insanlarımızın sağlığıyla oynamaya, sadece ticarî menfaatları için, hiç kimsenin hakkı yoktur.

Amerikan firmalarının bu ülkede bazı sorunları olduğu doğrudur. Bu kanun Kargili de kapsar, belki Normandyi de kapsar, belki altıncıları da kapsar. Hukuksal zeminine, yatırımlarına bakmak lazım; ama, bizim görevimiz hukuka takılmış firmaları aklamak olmamalıdır. Bizim görevimiz, ülkedeki dürüst ticaret anlayışını aklamaktır. Bizim görevimiz, ülkede istihdam ve katmadeğer yaratarak hizmette kendimizi aklamaktır. Onların sorunları varsa, kendileri çözsünler. Ama başarılı olan bir şey var, özellikle yapılmıştır demiyorum; ama, eğer NATO toplantısında Amerikan firmalarının sorunu ne oldu diye sorulacaksa, komisyondan hızlı geçirdiğimizi varsayarsak, Meclise geldikten beş altı gün sonra...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 22 Haziran 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook