Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 63. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Şubat 2005 · 1.872 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 24 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI ( LPG ) PİYASASI KAN.TAS. ( SS. 723 )); konuşma 1.872 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-02-24-sivilastirilmis-petrol-gazi-lpg-piyasasi-kan-tas-ss-723 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; LPG olarak anılan Likit Petrol Gazları Piyasası Kanunu Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok yaygın kullanıldığı için, bir de burada ne görüştüğümüzün doğru anlaşılabilmesi için, ben, biraz, LPG hakkında bilgi vermek istiyorum. LPG, daha çok, petrole göre ve doğalgaza göre yanıcı özelliği olan bir madde. Bütan ve propan karışımı bir hidrokarbon. Bu LPG'nin üretim şekli, hampetrolden yüzde 15 oranında üretiliyor; diğeri de doğalgazdan üretiliyor.
Değerli arkadaşlar, bu üretimin yüzde 20'sini Türkiye'den sağlıyoruz biz; yüzde 80'ini de ithal ediyoruz. Bu ithalat içerisindeki pay şöyle dağılıyor: Yüzde 40'ını TÜPRAŞ ithal ediyor -yaklaşık rakamlardır bunlar- yüzde 60'ını da diğer ithalatçı firmalar ithal ediyor.
Piyasaya sunumu da şu şekilde: Bir, tüplü gaz; daha çok mutfaklarımızda kullanılan, sanayide kullanılan belli tüpler var, ama, daha çok mutfaklarda kullanılan tüplü gaz. İkincisi dökmegaz; enerji ve sanayide, üretimde, endüstriyel alanda kullanılan dökmegaz. Üçüncüsü, otogaz. Üç ayrı biçimde piyasaya sunuluyor.
Görüştüğümüz bu kanun, bunlarla ilgili piyasanın düzenlenmesi kanunu. Biz, LPG piyasasını düzenliyoruz. Daha önce, geçen yıl çıkardığımız Petrol Piyasası Kanununda, bu düzenleme, LPG'ye yönelik belli maddelerde atıfta bulunarak belli yetkilendirmeler yapmıştık; ancak, geçen yıldan beri düşünülen bir kanundu. Bence, gecikmiş bir kanun. Piyasayı boş bırakmayıp buradaki denetimi bir kuruma vermek gerekiyordu; bu kanunla onu yaptık.
İş hacmine bakarsak; Türkiye'deki iş hacmi, benim topladığım verilere göre, yaklaşık 4 500 000 000 dolar. Bu 4 500 000 000 doların 2 200 000 000 doları -tam olmayabilir bu rakamlar- ÖTV ve KDV'yle devlete gidiyor, diğer yanı da piyasada.
(x) 723 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Bu LPG'yi üç şekilde değerlendirebiliyoruz: Bir, ithalatçı firma var, dağıtıcı firma adı altında; iki, bayiler var; bunlar aracılığıyla da halka gidiyor. İşte, bu ithalatçı firma sayısı 57. Bunları tüpgaz bölümünde... 15 000 tüpgaz bayii var; bize, illerde hizmet veren ve illerde vatandaşa ulaşmasını sağlayan. 4 500 civarında da otogaz bayii var; ama, bu otogaz bayilerinin hepsi tek başına münferit istasyonlar değil; 2 600 tanesi benzin istasyonlarının içinde hizmet veren otogaz istasyonları. Bunların içerisinde GSM ruhsatını almış, bir şekilde, 1996'daki yönetmeliğe göre veya 2002'de çıkmış yönetmeliğe göre ruhsatlarını almış 600 kadar sadece münferit istasyon var; bunların dışındakiler de kaçak. Belki, bunların içerisinden küçük bir kısmı belediyeden yer seçim belgesi almış; ama, hizmetini kaçak olarak sürdürüyor; oraya geleceğiz, niye kaçak.
Tabiî, burada, bizi en çok düşündüren şey şudur değerli arkadaşlarım. Konuştuğumuz şey, Türkiye'de düzenlenmesi gereken bir kanun; insan hayatı söz konusu, ticarî işleyişi sağlamak söz konusu. Otoda kullanılmaya başladı, arabalarda kullanılmaya başladı. Emisyon açısından çevre kirliliğini daha az yarattığı gerekçesiyle teşvik edildi; ama, geldi, bugün, hem istasyonların yapısı itibariyle hem de kullanım itibariyle insan hayatını tehdit eder konuma taşındı.
Şimdi, biz, burada, önce istasyonları düzenlemeye çalışıyoruz, daha sonra güvenliği düzenlemeye çalışacağız. Peki, bu kanun güvenliği düzenlemiyor mu; düzenliyor, onlara da sorumluluk veriyor. Müsaade ederseniz, ben, sırayla bunları anlatmaya çalışacağım.
Değerli arkadaşlarım, eğer ne konuştuğumuzu net olarak anlamamız gerekiyorsa, önce bir güvenlik sorununa bakmamız lazım. Araçlarda kullanımı çok sık gündeme geldi; o kısmı ikinci konuşma bölümünde anlatacağım; ama, bakın, biz, bu kanunu çıkarıyoruz, istasyonları düzenleyeceğiz. Şu anda denetleme yetkisi nerede biliyor musunuz; Sanayi Bakanlığında. İllerde kurulmuş teşkilatları vasıtasıyla denetliyor -40'ın üzerinde araç var- gidiyor pompa ölçümünü yapıyor, pompada bir arıza varsa veya ölçümlerde bir hata varsa oraya ceza yazıyor -şu anda görüştüğümüz kanunun yürütmesi orada- teknik bir düzenleme varsa, onunla ilgili raporunu tutuyor.
Şimdi, bu yetkilerin hepsini alıyoruz, başka bir kuruma veriyoruz, EPDK'ya veriyoruz. Hani hatırlarsanız, geçen yıl petrol piyasasını da EPDK'ya devretmiştik, bir yıl oldu. Şimdi, EPDK alacak bunu; bir, lisans verecek; iki, teknik düzenlemeyi yaptıracak; üç, bunları denetleyecek. Kim yapacak bunu; EPDK yapacak. Ben, baştan beri, EPDK'nın bu işi yapabileceğine inanmıyorum. Geçen yıl bir hata yaptık; petrol piyasası düzenleme kurulunu kurmadık. Şimdi, tek başına EPDK, bir yıl içerisinde -Petrol Piyasası Kanununu düzenledik- kendine düşen sorumluluk alanı içerisinde daha ceza kesmedi -hepsi sağlıklı görünüyor- daha lisanslarını tamamlayamadı, lisans süresini tamamlayamadı, teknik donanımını tamamlayamadı, personelini tamamlayamadı. Her şeyi insan hayatı diye merkeze koyalım; ama, denetimden uzak tutalım değerli arkadaşlarım; böyle bir şey vicdanî mi?! Niyetle alakalı değil. Ben, burada, yetkili olan bakanın veya müsteşarın bu niyetle bunu yaptığını söylemiyorum. Ben, sadece, burada, bu yürütmenin problemin çözümüne çare olmayacağını söylüyorum. Böyle bir organ...
Bakın, Petrol Piyasası Kanununda düzenleme yaparak, petrolün denetimini Sanayi Bakanlığından aldınız. Oradaki aksiliği de söyleyeyim.
Şimdi, Sanayi Bakanlığının yetkilileri gidiyor otogaz istasyonlarına, petrol istasyonlarına, ürünün kalitesini ölçüyor. Bozukluk varsa, ceza yazma yetkisi yok; çünkü, o, artık, EPDK'da. Valilik emir çıkarıyor, diyor ki; gidin, denetleyin, orada kaçak varsa, standardını ölçün bize bildirin. Sanayi Bakanlığı, yetkindir ya da değildir; gidiyor, yakalıyor, raporunu tutuyor, elinde kalıyor. Ne onu laboratuvarda ölçtürecek parası var ne bu ödeneği nereden alacağı belli. Hadi, birinden tahsil etti, bunun, ürünün, standardının kötü olduğunu, kaçak olduğunu tespit etti, arızayı da tespit etti; ama, yetkisi yok ceza yazamıyor. Yetki nerede; EPDK'da.
Şimdi, aynı şey... Sanayi Bakanlığının tüketiciyi koruma konusundaki yetkilerinin hepsi EPDK'ya petrolde devredildi mi?! Şimdi, biz, LPG piyasasında da bu yetkilerin tamamını EPDK'ya devrediyoruz; yani, buradaki denetimler sonucu üründe veya diğer teknik anlamda ortaya çıkan hiçbir şeyden dolayı Sanayi Bakanlığı ceza yazamayacak. Kim yazacak; EPDK.
Şimdi, ben, size soruyorum arkadaşlar; bu kurum götürecek Enerji Bakanlığının bünyesinde; allahaşkına bakanlıklar niye var bütün yetkilerin hepsini kurullara verecekseniz?! Bu bakanlıklarda biz ne yapacağız; yani, sadece çay içip, birilerini mi teşvik edeceğiz, pışpışlayacağız?! Sadece sözleşme yapıp, bu sözleşmelerle ne kadar doğalgaz ithal edebilirsin; sözleşmenin şartları ne olur, onu mu söyleyeceğiz; sadece, bunlarla ilgili sınırlama mı yapacağız?! Şimdi, bu, bir yana. Buradaki karşıtlığımı, bu sorunun, Türkiye için büyüyeceğini burada uyarıyla söylemek istiyorum, kayıtlara geçirmek istiyorum. EPDK bu işi götüremez. Bağımsız bir petrol piyasası düzenleme kurulunun kurulması zorunludur. Araçları en son söyleyeceğim.
Değerli arkadaşlarım, ikincisi, biz bu kanunda dökmegazı düzenliyorduk. Bu kanunla, bayilerin standartlarının denetlenmesi yetkisini, dağıtıcıya da sorumluluk vererek, ilgili kuruma yüklüyoruz; yani, sadece kurum denetlemeyecek, dağıtıcı da sorumlu olacak; bu, iyi bir şey. Dökmegaz denilen, sanayide kullanılan gazı da... Eskiden dökmegaz bayileri vardı; bu kanunda dökmegaz bayilerini kaldırıyoruz; direkt, dağıtıcı, dökmegazı verecek; öyle bir bayi kalmıyor; bu da güzel. Tamam, kaldırıyoruz.
Tüp bayileri için de teknik sorumluluğu, donanımı, verilir mi verilmez mi; bir sorumluluğu da dağıtıcıya yüklüyoruz; bu da güzel; ama, dağıtıcıya yüklemiş olmak -yanlış anlaşılmasın- devletin denetleme yetkisini ortadan kaldırmıyor; yani, kanunla kaldırmıyoruz. Tabiî, az önce anlattıklarıma göre kanunda böyle bir denetleme yetkisinin var olmuş olması, bizim de denetlediğimiz anlamına gelmiyor. En az denetleyen ülke biziz; bu gerçeği kabul etmek lazım.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bayilerin durumuna şöyle bir göz atmak istiyorum konuşmamın bu bölümünde. Kanunla ilgili ayrıntılara diğer bölümde gireceğim, otogaza ve teknik donanıma da gireceğim. Şimdi, bayilerimiz var, bunların durumlarını da düzenleyeceğiz. Diyoruz ki, Petrol Piyasası Kanununda olduğu gibi, bir yıl içerisinde, bu işi yapan bayiler, kurumlarını bu kanuna ve yönetmeliklere uygun hale getirir, bu güzel bir şey. Gerekirse üç ay süre verilir diyor.
Şimdi, 1996 yılında bir GSM (gayri sıhhi müessese) yönetmeliği çıkarmışız. Birtakım bayiler, otogaz bayileri, münferit, petrol istasyonları dışındaki münferit bayiler ruhsatlarını almışlar, yer seçim belgesi, açma izni, işyeri güvenlik ruhsatı, TSE garantisi, her şeyi almışlar, işyerlerini açmışlar. 2002 yılında bir yönetmelik daha çıkarmışız. Bu yönetmeliğe göre, yer seçim izni olmasına rağmen, belediye imar sahasında olmadıkları için belediye imara işlemediğinden bir kısmının ruhsatı iptal edilmiş. GSM almış; ama, ruhsatı iptal edilmiş. Petrollerin içerisinde de, 2 600 petrol bayiinin içerisinde de -belki çok az bir bölümünün yoktur- LPG istasyonu var. Bu istasyonlar da zaten imar sahası içerisinde olduğu için -petroller- bu değerlendirmeden etkilenmemiş.
Şimdi, burada şöyle bir sıkıntı var, biz, bu düzenlemeyle uygun hale getirin diyoruz. Bir, belediye imar sahasında değilse o istasyon, güvenlik sınırlarına uysa dahi, düzenleyemediğinde kapatmak zorunda kalacak ya da belediyeden bir yer değişikliği yapıp taşıyacak. Birinci seçenek bu. Gayri sıhhi müessese ruhsatı olsa dahi...
Bir maddede bunu koruduk; ama, burada bizim yapmak istediğimiz şu -Sayın Bakanım da burada- insan hayatını merkeze alalım; ama, güvenlik şartı olmayan koşulları da dikkatle düşünerek, insanlarımıza zarar vermeden, dürüst yatırımcıyı da korumaya çalışalım; ama, önce insan. İnsana zarar verecekse hemen kapatın. Hemen kapatalım, bir kişinin canı yanmasın.
Zaten, 1 300 taneye yakın kaçak istasyonun nasıl olduğunu anlamak mümkün değil. Elimdeki çizelgeye bakar mısınız; üç sayfa, oklarla ayırdım ben. Bunların hepsi, alınması gereken izinler. Bu kadar istasyon nasıl kuruldu ve çalışmasına nasıl devam ediyor; hangi erk buna müsaade ediyor, söyler misiniz arkadaşlar; biz niye varız burada, kurumlar niye var?! Gecekonduyu anladık, petrolkondu olur mu?! Yangın çıktı, patladı, insan hayatı söz konusu diye feryat ediyoruz; ama, bu kadar istasyonun, hiçbir işleme tabi tutulmadan Türkiye'nin her tarafında canlı bomba gibi çalışmasına izin veriyoruz. Kim izin veriyor buna; kim yapacak görevini, söyler misiniz. İşte, EPDK'ya devrediyoruz, inşallah yapacak; personel bulursa, araç bulursa, bir de üstüne niyet koyarsa yapacak; ama, Petrol Piyasası Kanunundaki düzenleme ne kadar rutin gittiyse, bu da öyle gidecek; durum görünüyor, açık.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir de şu durum var: Tamam, güvenli değilse kapatsınlar dediniz, önceki haklarını boş ver dediniz; ama, bir şeyi çözmek zorundasınız. Belediye sınırlarını biz genişlettik; bir vatandaş gitti, yer seçim belgesi aldı, şehre 30 kilometre uzaklıkta bir istasyon kurdu ve GSM, gayrisıhhî müessese ruhsatını da, gitti, sağlık müdürlüğünden aldı bu adam, çalışıyor; bütün koşulları müsait. Ama, biz, bir kanun çıkardık, belediye sınırlarını genişlettik. Şimdi, kimin alanında o; belediyenin alanında. Yeniden işlem yaptırırsanız nereden alacak; belediyeden alacak GSM'yi yeniden. İmar alanı içerisinde mi; hayır. Ne yapacak bu vatandaş; çok müsait bir ortamda dahi olsa, orayı kapatmak zorunda kalacak ya da belediye başkanıyla siyasî bir yandaşlığı varsa, ya siyasî rantla çözecek ya da başka kabiliyeti varsa, ekonomik rantla çözecek. İnsanları birbirleriyle akçeli iş yapmaya sokacak kanun düzenlemelerinden biz kaçınmalıyız, hak neyse onu yapmalıyız. Daha o maddeye var; ne yapacaksak, birlikte düzenleyelim; ama, ne buradaki dürüst çalışan insanı mağdur edelim ne de insan hayatını tehlikeye sokacak bir tedbiri burada almaktan kendimizi geri koyalım. Kolay şey konuşmuyoruz değerli arkadaşlarım.
Bakın, şimdi, ihmal sadece o düzeyde değil. Bir bakıyorsunuz, arabalar patlıyor, araçlar patlıyor, nasıl patlar bu; gaz kaçağından. Gaz kaçağı olduğunda, özellikle LPG'de, yapmanız gereken, kaçakla ateş arasındaki, yani alev arasındaki ilişkiyi ortadan kaldırmak. Bunu kaldırmadığınız... Kaçağı kaldıramıyorsanız, ilişkiyi ortadan kaldırmanız lazım. O zaman, ne olması lazım; LPG istasyonlarında, ateş kaynağından uzak tutacak düzenlemelerin yapılması lazım. Yani, istasyonu, çevrenin etkisinden uzaklaştırmak lazım. Kaçağı önlemiyorsanız, bunu yapmanız lazım. Orada marketin olmaması lazım, okulun olmaması lazım, restoranın olmaması lazım. Onun, ateş kaynağı saçacak bir merkezde olmaması lazım. Orada çalışanların, onu söndürme konusunda bilgi sahibi olması lazım. Kazalar oldu ya, bu kazaların büyük bir çoğunluğu tankerden depoya LPG boşaltılırken oldu, alev aldı ve büyük bir yangına dönüştü.
Arkadaşlar, LPG'de küçük yangını söndürebilirsiniz; ama, büyük yangınları kontrol altına alıp, sonuna kadar yanmasına izin vermek zorundasınız. Böyle, ciddî bir şey var. Burada, mesafeler konusunda da hassasiyet göstermemiz lazım. Şimdi, deniliyor ki... Daha fazla fırsat tanımak için, ha bire mesafeleri kısaltıyoruz yönetmelikte. Bu mesafeleri yeniden düzenlemek lazım ve mesafeleri nasıl alıyoruz, biliyor musunuz; istasyondan okula, okulun neresine; binasına. Olmadı!.. Arkadaşlar, uzaklıkları, mutlaka parsele göre belirlemek lazım. Sen, şimdi, derslikte ders yapan öğrenciyi koruyacaksın da, bahçesinde oynayan öğrenciyi korumayacak mısın?! İşte, okulu ölçü alırsan, bahçedeki öğrenciyi tehlikeye sokuyorsun. Mutlaka, uzaklıkların parselden parsele verilmesi lazım; bu, birincisi. İkincisi, böyle bir istasyon varsa, parseller arasında itfaiyenin geçiş alanını sağlayacak yolları ve düzenlemeleri de yapmanız lazım. Müdahale edilemeyecek bir istasyonun var olması mümkün mü?! Böyle bir şey mümkün mü değerli arkadaşlar?! Peki, bunu kim yapacak? Üç şekilde yapmalıyız: Sanayi Bakanlığı, belki Ulaştırma Bakanlığında Karayolları, taşıtlarla ilgili kanunlarda doğru düzenleme yaparak; ama, müşterek akılla düzenleme yaparak yapacaksınız bunu; ama, ben...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 24 Şubat 2005