Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 98. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Haziran 2003 · 723 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tuncay Ercenk (CHP), 25 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİ YARGI İLK DERECE MAH. İLE BÖLGE ADLİYE MAH. KURULUŞ VE GÖREVLERİ (S.S.146)VE(146'YA 1İNCİ EK)); konuşma 723 kelime.
Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2003-06-25-adli-yargi-ilk-derece-mah-ile-bolge-adliye-mah-kurulus-ve-gorevleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasalar, bir toplumda, kişilerin birbirleriyle veya kurumlarla, kurumların birbirleriyle veya kişilerle aralarındaki ilişkiyi düzenleyen, bunları bir düzene koyan kurallar bütünüdür. Böylesine önemli görevi, işlevi olan bir kurallar bütününün amacına ulaşması için de, mutlak surette, altyapısının hazırlanması lazım. Siz, herhangi bir kurum hakkında yasa çıkaracağınız zaman, o kurumu ilgilendiren tüm kesimlerle irtibat halinde olmalısınız, onlarla görüş alışverişinde bulunmalısınız ve toplumun tümünü ilgilendiren bir yasayı toplumun önüne koymalısınız. Büyük Millet Meclisinin görevi de, ihtilaf yaratacak bir tarz değil; tam aksine, toplumun bütününü kavrayacak bir yasayı, toplumun huzuruna, toplumun önüne getirmektir.
Şimdi, bu tasarı hazırlanırken, barolardan, adliyelerden, hâkim ve savcılardan herhangi bir görüş alınıp alınmadığı konusunda, bilemiyorum, Sayın Bakan, herhalde bu konuda gerekli çalışmaları yapmışlardır; umarım, ciddî bir altyapı hazırlığı da yapılmıştır; ancak, bu yapılmadan -sadece bu konuda değil, teklif edilen tüm tasarılarla ilgili olarak söylüyorum- hazırlanmadan, altyapısı oluşturulmadan önümüze getirilecek olan veya Meclisten çıkarılması sağlanacak olan bir yasanın, düzeni sağlamaktan çok, düzene zarar vereceği konusunda kuşkularımız var.
Değerli arkadaşlarım, istinaf mahkemeleri -tasarıdaki adıyla bölge adliye mahkemeleri- kurulsun; kurulsun da, bunun nasıl çalışacağı konusunda yeterli bir araştırmanın yapılmadığını düşünüyoruz.
Şimdi, bakın, bir mahkeme, çalışmayacaksa, görev yapmayacaksa, uygulamada bekleneni vermeyecekse, kurulmasında hiç fayda yoktur. Sen nereden biliyorsun görev yapmayacağını, yarar sağlamayacağını; ben görüyorum. Çocuk mahkemeleri kuruldu, trafik mahkemeleri kuruldu, aile mahkemeleri kuruldu; ama, öyle sanıyorum ki, şu anda, yasaya uygun işlevleri yerine getirdiklerini söylemek çok zor. Bunu, bütün toplum, adliyesiyle, barosuyla, hukukçularıyla, vatandaşıyla görüyor, izliyor.
Bölge adliye mahkemesini kuracaksınız. Hâkim ve savcı var mı; yok. Yazı işleri müdürü var mı; yok. Siz, gidin, bakın, benim seçim bölgemde, bütün ilçelerde, herkes, bizden, yazı işleri müdürü, yazman, kâtip, hizmetli talebinde bulunuyor. Şu anda mevcut adliye mahkemelerinde bu açıklar var. Yazman var mı; yok. Binası, aracı gereci, odası var mı; yok. Ödeneği var mı; bütçeden yeterli pay ayrılıyor mu; o da yok.
Sayın Bakanım, geçenlerde, bu konuda, gerçekten bizim de katıldığımız çok güzel şeyler söyledi. Eğer, bir ülkede, adalete yatırım yapılmıyorsa, o ülkede, yolsuzluklar da olur, rüşvet de olur ve bu ülke fakirleşir de. Temel mesele bu. Bunu sağlamadan, bölge adliye mahkemeleri, istinaf mahkemeleri hiçbir işe yaramaz; öncelikle, bu sorunu çözeceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, mesele nedir; hukuk devletini, hukukun üstünlüğü prensibini yerli yerine oturtamazsanız -istediğiniz kadar mahkeme kurun, istediğiniz kadar yargıda reform yapmaya çalışın- istediğiniz amaca ulaşmanız çok zordur.
Yine, Sayın Bakanın bir cümlesini okuyorum: "Kişiler, ihtilaflarını, yargıya götürmek yerine mafyaya götürüyorsa, o ülkede, istediğiniz kadar mahkeme kurabilirsiniz." Önemli olan, vatandaşın, göğsü açık, alnı açık biçimde, göğsünü gere gere, güvenerek yargıya gitmesidir. Bu sorunu çözerseniz, yeni mahkemelere veya reform adı altında, yenilik adı altında sunulacak birtakım mahkemelerin kurulmasına gerek de kalmaz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, vatandaşın adalete saygısını sağlamak zorundasınız. Vatandaşın adalete saygısı nasıl sağlanır: Her şeyden önce, vergisini zamanında ödeyen insanları cezalandırmayacaksınız. Zor şartlar altında geçimini sağlamaya çalışan esnaf, memur, işçi, köylü geçim sıkıntısı çekerken, üstüne üstlük, bir de ekvergi koymayacaksınız. Çifte standart uygulamayacaksınız. Bunu yaparsanız, adalete güveni sağlarsınız, yeni mahkemelere de gerek kalmaz.
Değerli arkadaşlarım, soygunu, vurgunu önlemeden, hukuka saygıyı sağlamak mümkün değildir. Şu anda yapılacak tek şey, vatandaşın adalete, hukuka güvenmesini sağlamak. Eğer vatandaş, bankalardan hortumlanan paranın geri gelmesini görmüyorsa, hukuka güvenmez, siyasî iktidara güvenmez. Bunu sağlayacaksınız; bunu sağlarsanız ancak, gerçekten reform niteliğinde birtakım adımlar atmış olursunuz. Yine, milletvekili dokunulmazlığını ve bakanlık dokunulmazlıklarını sınırlandırırsanız ancak, ciddî bir reform yapmış olursunuz. Bunları sağlamadan, istediğiniz kadar mahkeme kurun, sorunu çözemezsiniz; hukuka saygıyı, adalete saygıyı, hukukun üstünlüğü prensibini hayata geçiremezsiniz. Bunları yapmak lazım; bunları yapmadan, sorunun çözülmesi mümkün değildir. Hele hele, vicdan ile cüzdan arasındaki sorunu çözeceksiniz. Bütün mesele bu; vicdan ile cüzdan arasındaki sorunu çözeceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, hukuka saygıyı, adalete inanmayı sağlayacaksınız ve vatandaşın, hakkını başka yerde aramasını önleyeceksiniz. Bu, çok önemli bir tez, gerçekten. Bakın, aynen okuyorum: "Bu ülkede her şey, yapanın yanında kâr kalıyorsa, vatandaşın adalete ve hukuka güveni kalmaz. Türkiye soyuluyor, hukuk bir şey yapamıyor, Türkiye göz göre göre fakirleştiriliyorsa, düşünmek lazım." Gerçekten, Sayın Bakanım, düşünmek lazım.
İşte, şimdi, siyasî iktidarın yapması gereken, bu sözlere tercüman olmaktır, bunları yerine getirmektir. Öyle sanıyorum ki, bu konuda gerekli adımlar bir an evvel atılacaktır. Siyasî iktidarı kullananlar, yargılama aşamasında milletvekili dokunulmazlığı zırhına bürünmeye çalışırlarsa ve bürünürlerse, siz, yolsuzlukları da önleyemezsiniz, fakirleşmeyi de önleyemezsiniz. Umarım, bundan sonra, bu konuda önemli adımlar atılır ve Türkiye'de vatandaş, hak ettiği yaşam biçimine kavuşur, hukukun üstünlüğüne, hukuk devleti anlayışına saygı gösterir ve güven içinde bu ülkede yaşamaya devam eder.
Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 25 Haziran 2003