Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Kırklareli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 67. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Şubat 2008 · 777 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Turgut Dibek (CHP), 20 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 777 kelime.
Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2008-02-20-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
TURGUT DİBEK (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 41’inci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz diğer önerge üzerinde söz aldım. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabii, Vakıflar Kanunu’yla ilgili yaklaşık üç haftadır –sanıyorum- bir çalışma yaşıyoruz, önceki Cumhurbaşkanımızın iadesinden sonra. Çok önemli bir kanun olduğunu tüm konuşmacılar, özellikle muhalefet milletvekilleri olarak bizler ve diğer sözcü arkadaşlarımız ısrarla belirtiyoruz. Ama tabii bu karşılığı biz, maalesef, iktidar partisi milletvekillerinden, iktidar grubundan göremiyoruz. Geçen dönem, yani 22’nci Dönemde bu yasa, temel yasa olarak görüşülmüş. Yani geçici maddeleri hariç 82 maddelik bir yasanın temel yasa olarak görüşülmesi ne kadar doğru, tabii tartışılır. Yani sanıyorum önümüze Ticaret Kanunu gelecek, 1.500 küsur maddelik bir kanun. Yine geçmişte, çok yakın zamanda ceza yasalarına, temel yasalara uyum amaçlı bir 600 küsurluk kanun görüşmüştük. Olabilir, yani onlarla ilgili olabilir, ama orada da madde madde bu kanun görüşülmedi değerli arkadaşlar. Dolayısıyla, Meclis geçen dönem… Görüşülmemiş daha doğrusu. Tabii o dönemde ben yoktum, ama takip ettiğim kadarıyla, dört bölüm hâlinde görüşülmüş ve bu kanunun ne denli önemli olduğu ne kadar önemli olduğu, belki o zaman geçerken de anlaşılmamış.
Şöyle bir psikoloji var. Milletvekili arkadaşlarımız, iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımız için bunu dile getirmek istiyorum. Oylama sırasında dışarıdan içeri geliyorlar kendilerinin birçoğu. Tabii burada bu kanunu takip eden ve konuyu bilen arkadaşlarımız var iktidar partisinden. Aslında benim belki onlara bu konuda söylemek istediklerim daha önemli. Teknik bir kanun, yani anlaşılması biraz zor, her arkadaşımız bu konuda duyarlı olamayabilir. Yani, okuduğu zaman, mesleği gereği, kariyeri gereği belki bu kanun kendisine biraz mesafeli gelebilir. Ama, iktidar partisinde, AKP içerisinde de kanunu bilen çok sayıda arkadaşımız var. Yani bu arkadaşlarımızın bu kanunla ilgili gerek muhalefetin gerekse Sayın Cumhurbaşkanımızın -önceki Cumhurbaşkanımızın- gerekçelerini ben biraz daha ciddiye almalarını kendilerinden beklerdim. Diğer arkadaşlarımız, hadi yukarıdan geldi, hükûmetten geldi, oradan geldiğine göre bir bildikleri vardır, bizim de burada yardımcı olmamız gerekir, oy vermemiz gerekir düşüncesinde olabilirler. Yani dışarıda oturan, çay-kahve içen, ama işte buradan bir işaretle içeri giren arkadaşlarımız için konuşuyorum. Ama, burada Kanun’u takip eden arkadaşlarımız için bu geçerli değil arkadaşlar.
2003’te bir 1 Mart tezkeresi gelmişti hükûmetten, hatırlıyorsunuz. Süreç gösterecek eğer bu Kanun böyle geçerse. Bu Kanun’un 1 Mart tezkeresi kadar önemli olduğunu göreceğiz. O zaman iktidar partisi milletvekilleri, 1 Mart tezkeresi Hükûmetten gelmesine rağmen, Sayın Başbakanın istemesine rağmen, burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubuyla beraber çok sayıda milletvekili arkadaşımız, o tezkerenin Türkiye’nin geleceğine çok kötü günler getireceğini, çok kötü sonuçlar doğuracağını görmüşlerdi ve “Hayır” demişlerdi. O zaman “hayır” denebiliyorsa ben bu Kanun için de mutlaka o arkadaşlarımızın, o duyarlı arkadaşlarımızın “hayır” diyebileceğini düşünüyorum. Zaten bu seslenişim de onlara, yani konuyu takip eden, olayı bilen arkadaşlarımıza, çünkü görmeleri gerekir diye düşünüyorum. Yani olayı bu kadar görmemeleri mümkün değil o arkadaşlarımızın.
Değerli arkadaşlar, biraz sonra, 68’inci maddeyle ilgili grup adına konuşacağım. Belki biraz daha anlaşılması için -sürem şu anda yeterli değil- önerge üzerinde de birkaç söz söylemek istiyorum. Orada, bu Kanun niye önemli, bu Kanun niye bizim karşımıza getirildi, geçmişten bugüne kısaca, biraz daha anlaşılabilir bir şekilde, teknik olmayacak şekilde düşüncelerimizi anlatacağım.
Önergemizde şunu istiyoruz: Tabii 41’inci madde Vakıflar Meclisinin oluşumunu öngörüyor. 41’inci maddede, Vakıflar Meclisinin Genel Müdürlüğün en üst karar organı olacağı belirtiliyor. Orada 15 kişilik bir kurul oluşuyor. Bunun 5 tanesi üst yönetim, merkezî yönetim. Genel Müdür ve Genel Müdür yardımcıları 3 tane, 1 de hukuk müşaviri var, onlar var. 5 tanesini Başbakan öneriyor ve üçlü kararnameyle geliyor 10 tanesi. Yani, 10 tanesi tamamen siyasi iktidara bağlı kişi. Yani, vakıflarla ilgili bir konuda, 15 kişilik bir kurul oluşmuş, ama bu kurulun 10 tanesi tamamen -fonksiyonu ne kadar olacak, tartışılır- siyasi iktidarın iki sözü arasında bir kurul. Bunun mutlaka değişmesi gerekir diye düşünüyoruz. Önergemizi de o mahiyette düzenledik zaten. Yani burada o 5 kişi, Genel Müdür, Genel Müdür yardımcıları ve Hukuk Müşaviri kalsın, ama vakıfları ilgilendiren bir konuda, 6 kişi, yani 11’in 6’sı, çoğunluğu da vakıflardan seçilerek gelsin, bunların da tamamı yeni vakıflardan olsun önerimiz var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANTamamlayın Sayın Dibek.
TURGUT DİBEK (Devamla)Bitiriyorum.
Zira, Sayın Cumhurbaşkanının, bu konuda, bu maddeyi geri çevirirken belirtmiş olduğu bir gerekçe var. Cemaat vakıfları, yani azınlık vakıflarından temsilci gelecek buraya. Değerli arkadaşlar, yani Anayasa’mızın 90’ıncı maddesiyle, anayasa hükmü niteliğinde olan Lozan’da, zaten cemaat, azınlık vakıflarının statüsü daha farklı olarak düzenlenmiş. Yani onu da aşarak bir hüküm getirilmiş buraya Anayasa’ya aykırı olarak, onun da dışarı çıkarılması gerekiyor. 6 kişi vakıfların seçeceği yönetici olmalı, 5 kişi de vakıflar üst kurulundan, yani Genel Müdürlüğün üst kurulundan olmalı ve ancak bu şekilde amacına ulaşır diye düşünüyoruz. Çünkü… Yani baktığımız zaman diğer türlü fonksiyonsuz, sözde, lafta… Zaten 35’inci maddeye göre Vakıflar Genel Müdürü Başbakana bağlı, 48’inci maddeye göre ona sorumlu. Dolayısıyla onların hiçbir fonksiyonu olmayacağını görüyoruz. Bu şekilde önergenin sizler tarafından kabul edilmesini talep ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 20 Şubat 2008