Genel sağlık sorunları ve hastanelerimizle ilgili
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Nisan 2004 · 594 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 21 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENEL SAĞLIK SORUNLARI VE HASTANELERİMİZLE İLGİLİ); konuşma 594 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Genel sağlık sorunları ve hastanelerimizle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2004-04-21-genel-saglik-sorunlari-ve-hastanelerimizle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tıp ilmini okumadım, hekim olarak karşınızda değilim; fakat, gördüğüm bazı sıkıntılar, problemler var Ankara'da ve Anadolu'nun çeşitli hastanelerinde yaşadıklarımız var; bunlarla ilgili sizleri bilgilendirmek, bu konuya sizlerin de hassasiyetini sağlayabilmek için gündemdışı söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkemiz, dünya insanî gelişim ölçümünde 86 ncı sırada yer alıyor. Bu, sağlığın da içinde olduğu sosyal göstergeler dikkate alınarak yapılmış bir çalışmadır. Haziran 2003'te, bize, Sağlık Bakanlığımız tarafından hazırlanmış olan, sağlıkta dönüşüm politikalarımızın içinde yer aldığı 45 sayfalık bir program gönderildi. Bunu araştırdım, çalıştım, okudum; içinde, gerçekten, ülkemizin sıkıntılarını, problemlerini çözecek şeyler olduğu kadar, neticesinde Sayın Bakanımızın, Bakanlığın hazırlamış olduğu ve ulusal sinerjiyi yaratarak arkamıza alacağımız moral destekle başarıya ulaşacağımızı ifade etmesine ve üzerinden yaklaşık onbir ay geçmesine rağmen, geldiğimiz noktada hâlâ sıkıntıların da devam etmekte olduğunu görüyoruz. Ülkemiz genelinde, gerçekten, sıkıntılar son derece ciddî bir şekilde devam ediyor; Başkentte de böyle, çeşitli büyük illerimizde ve ilçelerimizde de böyle.
Değerli arkadaşlarım, Anadolu'nun küçük bir hastanesinde, dönersermayeyle ilgili çalışma sistemi kabul edildiğinden dolayı, personel giderlerinin dahi karşılanamadığını hepimiz görüyoruz ve biliyoruz. Bunun yanında, personel sıkıntısının Anadolu'nun her yerinde devam ettiğini, performansa göre ücretin çalışanlarımız tarafından zaman zaman sıkıntıyla karşılandığını, tıbbî ekipman sıkıntısının hâlâ yaşandığını biliyoruz. Bazı hastanelerimizde ameliyat masasının bir tane olmasından dolayı yaşanan sıkıntıları, doktorlarımız bizlere anlatıyorlar.
Bakanlığın, 7 tane genel müdürlüğü, 9 tane daire başkanlığı ve dünya kadar çalışanına rağmen, kurumumuz içinde tam bir diyaloğun olduğunu, tam bir organizasyon olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte, kurumlar arasında sağlıklı bir iletişimin olmadığını da görüyoruz. Bilhassa SSK hastaneleri, üniversite hastaneleri, kuruma ait hastaneler, özel hastaneler ve Bakanlık bürokratlarının tam bir uyum içinde olduğunu söylemek mümkün değil. Bu böyle olunca, problemlerin de çözümünü beklemek zaten mümkün değil.
O kadar çok problem var ki, hastanelerin genel durumundan tutun, poliklinik yapan doktorlarımızın durumundan tutun, çalışanlarımızın durumundan tutun, tahlillerden tutun, hastaneler arasında, kurumlar arasındaki sevklerden tutun... Yeşil kart sorunu var ki, hâlâ devam etmektedir. Yeşil kart, tam bir siyasî propaganda malzemesi olmuştur ve olmaya devam ediyor. Hastanelerimizdeki hasta yatışından hastanın taburcu edilmesine kadar, bulaşıcı hastalıklardan halk sağlığına kadar, 7 500 000'e yakın özürlü vatandaşımızın yaşadığı sıkıntılara kadar, eczacı kalfalarının aylardır taleplerine kadar, o kadar çok problem var ki, bu problemlerin çözümü için, mutlaka, Bakanlığımızın tam bir uyum içinde olması ve diğer kurum ve kuruluşlarla da uyum içerisinde olması gerektiğine inanıyorum.
Geçen hafta gazetede okumuş olduğum bir yazı, inanın, yüreğimi sızlattı. Hakkâri'de böbrek hastası 5 vatandaşımızın böbrek yetmezliğinden dolayı vefat ettiğini, öldüğünü okudum gazetede. Sebebi şu: Sağlık personeli olmadığı için, hekim olmadığı için, Hakkâri'deki 5 böbrek hastası vatandaşımız yaşamını kaybediyor. Ne kadar acı bir şey! Anadolu'nun çeşitli yerlerinde -gazetelere yansımamış olabilir, ama- bunların hepsini duyuyoruz, okuyoruz ve görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Ankara, başkent. Başkentte bir hastaneye, lütfen, merak edin bir gidin, hangi hastane olursa olsun birisine girin ve o hastanede yaşayan insanlarımızın, çalışan insanlarımızın, temizleyicisinden, otoparkçısından, güvenlik görevlisinden, hemşiresinden, sağlıkçısından doktoruna kadar, yaşadıkları sıkıntıları bir görün ve orada hastalarımızın çekmiş olduğu sıkıntıları görün.
İsim vermeyeceğim; ama, 1 100 hekimi olan, 2 000 çalışanı olan, doktor başına, hekim başına günde 30-40 hastanın düştüğü bir hastaneyi düşünün. Böyle bir hastaneye günde 4 000 hasta geliyor, 2 000 de çalışanı var; 6 000 kişilik devasa bir mekân; ama, mekânın fizikî şartları bir kere elverişli değil, ne burada hasta bakmaya elverişli ne burada hastayı muayene etmeye elverişli. Böyle elverişsiz bir ortamda yaşadıklarımı -dün gittim, birazcık araştırdım- gördüklerimi size anlatsam, tüyleriniz diken diken olur.
Değerli arkadaşlarım, hastane koridorlarında, hastane bahçesinde sedye içinde yatan, sedye içinde muayene olmayı bekleyen ya da yatış bekleyen insanlarımızı bir görün; görün ve utanın!..
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 21 Nisan 2004