Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda değişiklik (mit,emniyet, jandarma da telefon dinlenmesi) (s.s. 1070)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 57. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Şubat 2006 · 1.143 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 1 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK (MİT,EMNİYET, JANDARMA DA TELEFON DİNLENMESİ) (S.S. 1070)); konuşma 1.143 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda değişiklik (mit,emniyet, jandarma da telefon dinlenmesi) (s.s. 1070)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 1 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-02-01-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunda-degisiklik-mit-em (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. 1070 sıra sayılı kanun teklifi üzerindeki görüşlerimi açıklamak için huzurlarınızdayım.
Öncelikle şu hususu belirtmek istiyorum: Bu kanun hangi tarihte kabul edilmiş; 3.7.2005. Şöyle hafızalarımızı bir yoklarsak, 3.7.2005 tarihinde ne oldu; 3.7.2005 tarihinde, torba yasa çerçevesi içerisinde, İçtüzük değişikliğinin uygulanmasıyla, alelacele kanunların, burada muhalefet yokken geçirildiği bir tarih. Öncelikle, bunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Siz, 3.7.2005 tarihinde muhalefetin yokluğunda buradan bir kanun geçireceksiniz ve bu kanun, altı ay içerisinde, Başbakanlıkta bir merkez oluşturulmasını emredecek ve bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütecek, altı ay geçecek, ama, Başbakanlıkta bir merkez oluşturamayacaksınız!..
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Muhalefet neredeydi?!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Muhalefet niye yoktu burada biliyor musun Sayın Milletvekili; siz "torba yasa" adı altında muhalefetin sesini kısarak, muhalefete söz hakkı vermeyerek, yangından mal kaçırırcasına kanunlar geçirirseniz, işte, o dönemde geçirdiğiniz kanunlar birer birer tekrar Meclisin önüne gelir. Saymadım, ama, herhalde bir hayli oldu. O üç günlük süre içerisinde geçen kanunlardan birçoğu, Meclise, bir kez daha görüşülmek üzere, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderildi. Eh, biz, çok acele ediyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz dediğimizde "bizim acelemiz var; biz, şu kadar çok kanun çıkardık" diye övünüyordunuz. Şimdi ne oldu?!
Şimdi, Bakanlar Kurulunun yürütmesiyle ilgili olarak, arkadaşlarımız zaman zaman konuşuyorlar. "Bu madde üzerinde konuşulur mu" diyordunuz. Şimdi, demek ki, Bakanlar Kurulunun yürütmesiyle ilgili maddelerde de konuşulması gerektiği ortaya çıktı. Bakanlar Kurulu yürütememiş, Bakanlar Kurulu alt ay içerisinde Başbakanlıkta bir merkez oluşturamamış. Ne hazindir ki, Türkiye, böyle yönetiliyor arkadaşlar.
"Bu kanun çok önemli" diyorsunuz "Türkiye'nin teröre varıncaya kadar birçok meselesinin önüne geçecek bir kanun" diyorsunuz, sonra da altı aylık süre içerisinde Başbakanlıkta bir merkez oluşturamıyorsunuz!.. Ne kadar üzüntü verici, ne kadar ayıp! Yani, bunu söylemeye dilim varmıyor; ama, bunu söylemek mecburiyetindeyim.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Ne ayıp!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Eğer, siz, Başbakanlık olarak, Bakanlar Kurulu olarak, bir merkezi altı ayda oluşturamıyorsanız, Türkiye'nin diğer alanlarında ülkeyi nasıl yönettiğiniz böylelikle çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor.
Şimdi, bakıyorum, bu kanun 23.1.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer... Niye, niye geçmişe yönelik olarak yürürlüğe giriyor, sebep?! Altı ay dolmuş, o altı ay sürenin içerisinde, Bakanlar Kurulu, ilgili bakan bilmiyor muydu Başbakanlıkta böyle bir merkezi oluşturamadıklarını?! Madem öyle bir durum vardı, niçin 23.1.2006 tarihinden önce bu kanun buraya gelip de, niye Meclis tarafından kabul edilmedi?! Biz, şimdi, mecbur muyuz milletvekilleri olarak Başbakanlığın, Bakanlar Kurulunun yapamadığı bir şeyi… Biz, 23.1.2006 tarihine geri giderek, böyle bir kanunu buradan çıkarıyoruz değerli milletvekilleri. Böyle bir şey olabilir mi?! Böyle bir anlayış olabilir mi?!
ÜNAL KACIR (İstanbul)Sen mecbur değilsin oy vermeye.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Şimdi, Sayın Milletvekili dedi ki, bunun bir milletvekili tarafından verilmesini muhalefet adına konuşanlar eleştirdi. Ben de eleştiriyorum. Niçin bir milletvekili getirdi; çünkü, hükümetin böyle bir tasarıyı Meclisin önüne getirecek yüzü yoktu da onun için milletvekili verdi; çünkü, biz soracaktık o zaman, bu, kanun tasarısı halinde gelmiş olsaydı, buradan soracaktık, hükümete soracaktık niçin altı ayda hazırlamadınız, niçin 23.1.2006'da önce bunu getirmediniz diye sorma hakkımız vardı. Sadece hükümet bu sorulardan kurtulabilmek uğruna, bir milletvekilimizin sırtına yüklemiştir bu kanun teklifinin verilmesini.
Değerli milletvekilleri, şimdi, bir gariplik daha var. O kanun çıkarken kadro ihdası unutulmuş, yapılmamış. Bakınız, ne kadar enteresan. Sonra ne yapmışız; sonra 15 yeni üniversite kurulmasıyla ilgili bir kanunun içine bununla ilgili kadro taleplerini de yerleştirmişiz, hiç ilgisi, alakası olmayan bir kanunun içerisine. (AK Parti sıralarından "normal" sesi)
Normal olmaz. Niye normal değil; biz o zaman dedik ki, bu kanun Cumhurbaşkanlığından geri gelir. Geldi mi Sayın Milletvekilim; geldi. Ne oldu o zaman; o kanunu 15 yeni üniversitenin içerisine yerleştirdiğiniz için, o kanun geri dönünce, onun uygulama imkânı da ortadan kalktığı için, kadro talepleriyle ilgili bir şey yapamadınız; yani, bir şeyi düzeltelim derken, bir diğer taraftan da o işi bozmaya, yıkmaya çalışıyorsunuz. Biz o zaman dedik buradan…
FİKRET BADAZLI (Antalya)Şimdi düzeltiyoruz.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Biz o zaman burada dedik, muhalefet de söyledi, bu kanunun rektör atamalarıyla ilgili bölümünün bu şekilde olması, bunun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilme gerekçesi olur; o nedenle, geliniz, bu işte inat etmeyiniz, iddia etmeyiniz diye burada kürsülerde söylenildi. Ancak, ne gariptir ki, bu söylenilen hususlar, daha önce 45 kanunda söylenilmiş olduğu gibi, maalesef, iktidar tarafından hiç dinlenilmeden, hiç itibar görmeden geçtiği için, biz hâlâ Sayın Cumhurbaşkanından gelen kanunları burada bir kez daha görüşüyoruz.
Biraz önce, sayın milletvekili burada dedi ki, biz kanunlarla ilgili konuşalım. Bakınız, daha şu kadar saat oldu, 5 maddeyi buradan geçiremedik diyen bir milletvekili, her maddede, grup adına değil, sadece sırada Ümmet Kandoğan olduğu için, onun sesini kısmak için çıktılar, burada bütün maddelerde şahısları adına konuştular ve sonra da gelip buradan itiraz ediyor, şikâyet ediyor, efendim kanunlar geç çıkıyor... Ben de şimdi buradan soruyorum, bakınız, bugün üç kez karar yetersayısı bulunamadı değerli milletvekilleri, üç kez. Dün akşam da bulunamadı, biliyorsunuz. Dün akşam da bulunamadığı için Meclis kapanmak mecburiyetinde kaldı.
Değerli milletvekilleri, siz iktidar olarak 138 milletvekilini burada bulunduramıyorsanız, bunun hesabını muhalefetten değil, bu Meclise gelmeyen, bu sıralarda oturmayan, bu ceylan derisi koltuklarda oturmayan iktidar partisi milletvekillerine soracaksınız ve bunun hesabını da vermek mecburiyetindesiniz; çünkü, yeri geldiğinde bu kadar kanun çıkardık diye sadece payeyi kendinize alıyorsunuz; ancak, muhalefetin konuşmalarından da rahatsız olup "Meclisi çalıştırmıyorsunuz" diyorsunuz.
Ben, İktidar Partisi milletvekillerinin yorulduğu inancındayım; artık, güçlerinin bittiği inancındayım.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Tam tersine.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Tam tersine değil Sayın Milletvekili. Bakınız, Sayın Maliyle Bakanının ilk günlerini hatırlıyorum; oradan bu kürsüye gelirken, bütün grup, 360 kişi, neredeyse ayakta alkışlıyordu Maliye Bakanını. Ne oldu şimdi; 2-3 milletvekili çıkıp alkışlamıyor. Eğer, üç kez karar yetersayısı bulunamıyorsa, bunun altında yatan sebeplerin başında da o kanunun Maliye Bakanını ilgilendiren bir kanun olmasından dolayı, sizin de tepkiniz olduğundan dolayı öyle olmuştur; ben onu da kabul ediyorum. Artık bu yükten, bu kamburdan kurtulun sayın milletvekilleri. Artık, Maliye Bakanını daha fazla sırtınızda taşımayın. Yoksa millet bunun hesabını, burada oturan hem siz milletvekillerinden hem de hükümetten ve hem de Maliye Bakanından en ağır bir şekilde soracaktır değerli milletvekilleri.
Bakınız, son günlerde yaşanan olayları şöyle bir gözünüzün önünde canlandırın. Bir Maliye Bakanı yaptığı bir konuşmadan dolayı, günlerce, Türkiye'nin, bütün meselelerini bir tarafa bırakıp, sadece mal varlıklarıyla ilgili bir meseleye kilitlenmesine vesile oldu. Ancak, o vesile olduğu şeyin altında eziliyor. O manevî yükün altında iki büklüm vaziyette. Belini doğrultacak hali kalmamış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Biraz önce Hatay Milletvekilimiz Mehmet Eraslan geldi, bu kürsüden Maliye Bakanımıza öneriler sıraladı, "şunları şunları yaparsanız daha sağlıklı bir vergi politikası olur, Türkiye'nin ekonomisi daha düzelir" dedi. Sayın Eraslan kürsüden üç kez ikaz etti Sayın Maliye Bakanını; ancak, o dönüp bakmadı bile; ama, Sayın Maliye Bakanı bunlarla ilgili değil. Sayın Maliye Bakanı Galataport'la ilgili, Kuşadası'yla ilgili, TÜPRAŞ'la ilgili, kaçak villalarla ilgili, mısır ithalatıyla ilgili, 2/B'yle ilgili. Hangi taşın altına bakarsanız, Sayın Maliye Bakanını görüyoruz. Burada, Sayın Milletvekillimin önerilerini dinlemiyor. Onun meselesi onlar. Onları hallederse, onları yaparsa, onları iyi bir şekilde halledebilirse, onları yürütebilirse, Maliye Bakanı görevini en iyi şekilde yapmış olacaktır.
Ben bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 1 Şubat 2006