İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Uygulanan ekonomik politikaların esnaf ve sanatkarımıza olumsuz etkilerinin değerlendirilmesi hk

Vahit Çekmez

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Mayıs 2006 · 1.141 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vahit Çekmez (CHP), 17 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UYGULANAN EKONOMİK POLİTİKALARIN ESNAF VE SANATKARIMIZA OLUMSUZ ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HK); konuşma 1.141 kelime.

Vahit Çekmez (CHP, Mersin). “Uygulanan ekonomik politikaların esnaf ve sanatkarımıza olumsuz etkilerinin değerlendirilmesi hk”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 17 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2006-05-17-uygulanan-ekonomik-politikalarin-esnaf-ve-sanatkarimiza-olumsuz-etkile (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

VAHİT ÇEKMEZ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uygulanan ekonomik politikaların esnaf ve sanatkârımıza olumsuz etkilerini değerlendirmek üzere Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 101, 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca genel görüşme açılması teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Ayrıca, bugün Danıştay üyelerimize yapılan bu menfur saldırıyı kınıyor ve lanetliyorum.

Değerli milletvekilleri, ben, esnaf ve sanatkârı, kendi yağıyla kavrulan, büyük işletmelerin ekonomik gücü altında ezilen, ahlakî açıdan bozulmamış, toplumun en sağlam ve istikrarlı kesimi olarak görüyorum. Hızla sanayileşmekte olan ülkemizde, esnaf ve sanatkâr, hizmet, küçük imalat ve sanayi sektöründe önemli üretim ve sosyal açıdan da güvenilir bir istikrar unsurudur. Ayrıca, esnaf ve sanatkârlar demokrasinin bir güvencesidir; çünkü, demokrasiyi yaşatacak olanlar, kendi içlerinde özgür olanlardır. Bu kesimin özelliği, kendi gücüyle yarattığı işyerinde özgürce yaşaması ve üretmesidir.

Esnaf ve sanatkâr ile yanlarında çalışanların problemlerinin halledilmesi, ekonomik ve sosyal açıdan son derece büyük önem arz etmektedir. Bu sorunların çözüme kavuşturulabilmesi için ilk şart, sorunların doğru teşhis edilmesidir. Bu tespit yapılmadığı takdirde, söz konusu sorunlar daha da karmaşık bir hale gelecektir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda bu kesime ait sıkıntıların doğru tespit edilmemesi nedeniyle süregelen bir sorunlar yığını oluşmuştur.

Ülkemizde esnaf ve sanatkârın sorunlarının net tespit edilmemesinin başta gelen nedeninin, bu kesimin toplumdaki yerini gerçek anlamda idrak edemememizden kaynaklandığını düşünüyorum. Şöyle ki: Ekonomik kalkınmanın öncelikle büyük işletmelerle sağlanacağı görüşü oldukça hâkimdir. Bu mantıkla hareket ettiğimizde, küçük işletmeleri ihmal ediyoruz ve onların ekonomik hayattaki yerini unutuyoruz. Ulusal kalkınmamızın gerçekleştirilmesi, ekonomik gelişmelerin arzu edilen seviyede sağlanabilmesi açısından, esnaf, sanatkâr ve küçük işletmelerin geliştirilmesi ve desteklenmesi doğru bir seçenek olacaktır, bu destekler sayesinde bölgelerarası eşitsizlik giderilecektir.

Günümüzde gerek büyük işletmelerin gerekse vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının büyük bir kısmını esnaf işletmeleri karşılamaktadır. Bu kesimin sıkıntılarının tespit edilmesi ve çözümlerinin bulunması Yüce Meclisimizin yapması gereken en önemli görevdir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, nedir esnafın sıkıntısı? Neden bu kesim "siftahsız dükkân kapatıyoruz" diye feryat ediyor? Size göre bir sıkıntı yok; ama, mahalle bakkalına, kasabına, manavına göre ise sorun çok. "Vergimizi ödeyemiyoruz, Bağ-Kur primlerimizi ödeyemiyoruz, elektrik, su paralarımızı, kiralarımızı ödeyemiyoruz" diyorlar, "Sermayemiz yeterli değil, boşalan raflarımızı dolduramıyoruz" diyorlar. Minibüsçüler, taksiciler, kamyoncular "aldığımız para mazot parasını zar zor karşılıyor, hani bizim emeğimizin karşılığı" diye soruyor. Yeterli destek verilmediğinden birçoğu işini küçültmek zorunda kaldı, birçoğu da işsiz oturmakta; ama, bu insanlar yine de devlete olan sorumluluklarını ellerinden geldiği kadar yerine getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, öyle esnaflar tanıyorum ki, yarı aç yarı tok geçiniyor. Buna geçim denirse, sırf kimseye muhtaç olmayayım diye kepenk kapatmıyor, çalışıyor çabalıyor; ama, acımasız piyasa koşullarında maalesef fazla bir şey yapamıyorlar. Bağ-Kur primlerini ödemediği için hastaneye gidemiyor, hastalığını tezgâhının başında atlatmak durumunda yine onlar kalıyor.

Açlık sınırının altında geçinmeye çalışan Bağ-Kur emeklilerinden yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destekleme primi kesilmesi de sorgulanması gereken diğer bir konudur. Onlara vermemiz gereken destekleri unutuyoruz; ama, bu kesimden vergi alırken unutmuyoruz, hatta, matrah artırımı için zorluyoruz, "ya bu kadar vergi ödeyeceksin ya da defterlerini inceleyeceğiz" diyoruz.

22 Şubat 2006 tarihinde Meclis Genel Kurulunda kabul ettiğimiz 5458 sayılı Bağ-Kur primlerinin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanun uyarınca müracaatlar devam ediyor; ama, esnafı şimdiden bu taksitlendirme kara kara düşündürmeye başladı, "biz taksitlendirmesine taksitlendirdik de, bunun ikisini birden nasıl ödeyeceğiz" diye düşünüyor. Bu yapılandırma ne derece başarılı olacak, hep birlikte izleyip göreceğiz.

Unutmamamız gereken bir şey var. Türkiye, genç bir nüfusa sahip. Bu nedenle, işsizlik, en önemli sorun. Bu soruna el attığımızda, en büyük istihdam, esnaf ve sanatkâr ve KOBİ'ler tarafından sağlanmakta. Bu açıdan baktığımızda, ülkemizin geleceği, esnaf ve sanatkârların çalışmalarına bağlıdır. Büyük işletmeler, teknolojik ilerleme ve rekabet usulleri nedeniyle, kendilerini emek/yoğun halden teknoloji/yoğun hale dönüştürmek zorunda. Peki, o zaman, bu kadar işsizimize nasıl istihdam olanağı sağlayacağız? İşte, bu safhada, esnaf ve sanatkârlar, bu sorunun çözümü için mihenk taşı konumundadırlar.

Türkiye nüfusunun üçte 2'si gençlerden oluşmaktadır. Bu durumu iyi değerlendirmeliyiz, meslekî eğitime ağırlık vererek ülkemiz açısından önemli bir avantaj sağlamalıyız. İddia ediyorum, esnaf ve sanatkârlar, araştırma-geliştirme, teknoloji yenileme ve meslekî eğitim açısından desteklenirse, işsizliği önlemede de en önemli kesim olacaktır.

Avrupa Birliğine giriş, sadece yasalarımızı buna uyumlu hale getirmekle olmaz; esnaf ve sanatkârımızı küresel rekabet ortamına daha iyi hazırlamamız gerekir.

Değerli arkadaşlarım, sizlere, yok olmakta olan mahallemizin dert babaları bakkallarımızdan az da olsa bahsetmek istiyorum. Bu kesimi özellikle ele aldım. Devletin, bir kişiye iş verebilmesi için ne kadar yatırım yapması gerektiğini biliyorsunuz. Bu insanlar, kendisi işin başında oldukları için ve çocuklarını işsiz gezdirmedikleri için bile, devlet için bir nimettir.

Şimdi, biz, toplum olarak bunlar için ne yapmışız bir bakalım: Büyük marketler ortaya çıkmadan ya da bu kadar yaygınlaşmadan önce ürünlerinin hemen hemen tamamına yakınını bakkal esnafı tarafından halka ulaştıran, yağ, meşrubat, deterjan ve gıda sektörü, bakkallara düşük bir kâr marjı uygulamış olmasına rağmen, büyük, hiper ve grosmarketlere neredeyse yüzde 50'lere varan kâr oranı tanıyarak, haksız rekabeti katlayarak artırmıştır. Daha düne kadar ürünlerini yurdumuzun en ücra köylerinde halka ulaştıran ve satan bu insanlara karşı bu vefasızlığı nasıl yapabiliyorlar anlayamıyorum. Demek ki, "büyük balık küçük balığı yutar" prensibi doğruymuş.

Hatta, bazı yerel yöneticilerin bir mahalle bakkalında satılacak veya satılmayacak ürünler diye ayırım yapmasını hiç anlamış değilim. Siyasî rant peşinde koşan, küçük esnafla uğraşan bu insanlar, mahallesinde açılan süper veya grosmarkette her şeyin satılmasına izin verirken, acaba, neden çekiniyorlar? Bu kuruluşların parasal gücünden mi korkuyorlar?

Değerli arkadaşlarım, hipermarketler tüketim ekonomisini kamçılıyor. Hepiniz buralara gidiyorsunuz; hiç kullanamayacağınız ve lüzumundan fazla mal satın alıyorsunuz. Bu israftır; ama, bu sistem sizi buna teşvik ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

VAHİT ÇEKMEZ (Devamla)Örneğin, yarım kilo peynir yerine 2 kilo peynir alıyorsunuz; öyle değil mi arkadaşlar? Sonra ne oluyor; evde koyacak, depolayacak yer bulamıyorsunuz. Sonra, bir bakıyorsunuz, aldığınız gıdalar unutulmuş, bayatlamış, tadını kaybetmiş ve dolayısıyla atıyorsunuz. İsrafın boyutuna bir bakın. Eminim ki, birçoğunuz bunu yaşamışsınızdır. Oysaki, o beyaz peynirin salamuralı tenekeden yeni çıkıp, taptaze ve lezzetli şekilde size ulaşması ne kadar güzeldir. Peki, sizin alışveriş yaptığınız büyük marketler, paranız yetmediği zaman o ürünü size veriyorlar mı; hayır, vermiyorlar.

BAŞKANToparlayın lütfen.

VAHİT ÇEKMEZ (Devamla)…ama, bakkal veriyor. Bankadan bile kredi isterken sizden kefil istiyor. Onlar kefilsiz, kefaletsiz mal veriyorlar, geriye ne zaman döneceği belli bile olmayan.

Avrupa ülkelerinde özellikle kent merkezlerinin dışında tutulan büyük alışveriş merkezleri, ülkemizin bellibaşlı şehirlerinde, maalesef, mahalle aralarına kadar girmiştir. Bu durum, esnaf ve sanatkârımızın uğradığı haksız rekabetin yanı sıra, çağdaş şehircilik anlayışına da aykırıdır. Esnafımızın yüzde 35'ini olumsuz etkilemekte, bu büyük alışveriş merkezlerinin çevrelerinde bulunan esnaf ve sanatkârlarımızın önemli bir bölümü kepenk kapatmak zorunda kalmıştır.

İşte, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha bu yüce kürsüden sesleniyoruz. Gelin, daha fazla gecikmeyelim ve sizler "esnafın sorunlarını biliyoruz ve gereğini yapıyoruz" söyleminizden vazgeçin. Zararın neresinden dönersek kârdır. Bu genel görüşmenin açılmasına onay verin. Bu kesimin sıkıntılarını geniş bir çerçevede masaya yatıralım ve onları ayağa kaldıralım. Şu sıralarda oturan milletvekillerimizin, inanıyorum, büyük bir çoğunluğunun ya akrabası ya çok yakın arkadaşı veya dostu esnaf. Gelin, el ele verelim, uygulanan ekonomik programların neredeyse yok ettiği bu kesimi artık görelim. Şunu da bilelim; içlerinden gelen ve sıkıntılarını birlikte yaşayan birisi olarak söylüyorum: Bu kesim, sorunlarına kulak tıkayanları affetmez.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 17 Mayıs 2006

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook