İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur

Vahit Çekmez

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2005 · 987 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Vahit Çekmez (CHP), 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(SAN.VE TİC.BAK.,REKABET KURUMU,MİLLİ PRODÜKTİVİTE KURUMU,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞK.,TÜRK AKREDİTASYON KURUMU,TSE,TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ,ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI,ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DEVLET METEOROLOJİ,ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU BŞK.)ONÜÇÜNCÜ TUR); konuşma 987 kelime.

Vahit Çekmez (CHP, Mersin). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-san-ve-tic-bak-rekabet-kurumu-milli-produ (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA VAHİT ÇEKMEZ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuya, toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan esnaf ve sanatkârımızın sorunları ve bu sorunların çözümü noktasından girmek istiyorum. Bilindiği gibi, geçmiş dönemde yaşanan ekonomik krizlerin sonucunda, esnafın kredi kefalet kooperatiflerinden aldığı kredinin faiz oranı, şu anda uygulanan kredi faiz oranının çok üzerindeydi. Ayrıca, Bağ-Kura borcu olan esnafa kredi verilemiyordu. Kullanılan bu kredilerin faizleri yüzde 15'e indi, kullandırılan kredi miktarı da yükseltildi. Bunun için, öncelikle, esnaf ve sanatkâr adına teşekkür ediyorum; ancak, kullandırılan bu kredinin maliyeti, komisyon ve diğer masraflarla birlikte, yüzde 18'e geliyor. Peki, 2005 yılında enflasyon yüzde 8'e endekslenmekte ve 2006 yılında da yüzde 5'e düşürüleceği hedeflenmektedir. Enflasyonun yüzde 8 olduğu günümüzde ve yüzde 5'lerin hedeflendiği 2006 yılına girmemize 10 gün gibi az bir süre kalmışken, hâlâ, neden bu kesime kullandırılan kredilerin faizleri enflasyonun üç katı üzerinde? Esnaf ve sanatkârın yatırım yapmaları için gerekli desteği sağlamakla yükümlü olan kurum ve kuruluşlar bu konuyu hassasiyetle ele almalıdır. Şayet, esnafın daha verimli bir alana kanalize edilmesi sağlanabilirse, en azından, bundan sonra yaşanacak kepenk kapatmaların önüne geçilmiş olur kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, esnafların piyasada tutunması gittikçe güçleşmektedir. Ankara Ticaret Odasının araştırmasına göre protestolu senetler artıyor, karşılıksız çek sayısında yükselme gözleniyor. Bu yılın ilk dokuz ayında protestolu senet tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 79 artış göstererek 1 katrilyon 60 trilyon liradan, 1,9 katrilyona çıkmış durumda.

Türkiye'de ihracat artıyor, millî gelir artıyor, dışticaret hacmi genişliyor; ama, ne yazık ki, sanayi sektöründe istihdam genişlemiyor.

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre işsizlik oranı 2002 yılında yüzde 10,37; 2003 yılında yüzde 10,52; 2004 yılında yüzde 10,29; 2005 yılının ilk altı ayında ise yüzde 10,38 olarak açıklanmıştır. Türkiye İş Kurumu verilerine göre ise, 2002 yılı sonunda 446 000 olan kayıtlı işsiz sayısı 2003 yılında 587 000'e, 2004 yılında 811 000'e ve 2005 yılı ilk sekiz ayında 915 000'e çıkmıştır. Artış eğilimi devam ederse, 2005 yılı sonunda kayıtlı işsiz sayısı 1 200 000'i geçecektir.

Bu rakamları neden verdiğime gelince; ihmal ettiğimiz bu kesim, inşallah, bu istatistiklerin içine dahil olmaz; çünkü, esnaf kesimi yanında çalışanlarla birlikte düşünülmek zorundadır. Bu rakam hiç de az değildir.

Değerli milletvekilleri, şartlar öyle gösteriyor ki, bundan sonra, mal alım satımını müşteri istatistiklerine göre belirleyebilenler, doğru yerde doğru ürünü satabilenler ayakta kalacak; ancak, puanlamanın başarı sağlayabilmesi için hükümete çok önemli görev düşüyor. O da, halen bekleyen ya da bekletilen hipermarketler yasasının bir an önce uygulamaya konulmasıdır.

5362 sayılı Yasanın 7 Nisan 2005 tarihinde Genel Kurulda görüşülmesi sırasında Sayın Bakana hipermarketlerle ilgili yasanın ne zaman Meclise geleceğini sormuştum. Meclis tutanaklarından Sayın Bakanın konuyla ilgili cevabını aynen okuyorum: "Biz, büyük mağazaların açılmasına karşı değiliz, Avrupa standartlarına getirmek için yasayı 15 Şubat 2004 tarihinde Meclise sevk edilmek üzere Başbakanlığa sunduk. Başbakanlıkta, bütün kesimlerin iştirak edeceği bir toplantı yapılmış ve o toplantıda da dile getirilen hususların revize edilmesi için 2 Mart 2005 tarihinde tasarı geri çekilmiştir ve önümüzdeki hafta, inşallah, bunlar yeniden düzenlenip Başbakanlığa sunulacaktır."

Evet Sayın Bakanım, 2005 de bitti; ama, hâlâ, yasayla ilgili bir gelişmeyi, maalesef, göremiyorum.

Değerli milletvekilleri, artık beklemenin de bir gereği kalmadı; hipermarketler şehir merkezlerindeki yapılanmalarını tamamladığından, yüzbinlerce küçük esnaf da buna paralel olarak yok edildi. Son çırpınışlarını yapanlar ise, bir ümit bu tasarının yasalaşmasını bekliyor.

Bu işin içerisinde olan birisi olarak, ekonomide yaşanan dönüşüm neticesinde bunların gerçekleştiğini biliyorum; fakat, şunu da ifade ediyorum: Gerek kamunun ilgili kurum ve kuruluşları gerekse özel sektörün örgütleri bu geçiş sürecine plan ve programdan yoksun bir halde girdiğinden, bu tür önemli sıkıntılar yaşanmıştır.

Artık, elimizdeki sermayeyi verimli alanlara yönlendirme zamanı geldi, planlı ve programlı yatırımlar yapmalıyız. Hipermarketler, düşük fiyat politikasıyla küçük esnafı bitirme noktasına getirdi dedik. Kasaptan manava, bakkaldan fırıncıya, hemen herkes çıkış yolu arıyor. Bu teşkilatın odaları, federasyonları çıkış yolu arıyor. Hükümetin de bu soruna neşter vurma zamanı geldi, geçiyor. Bu kesime ucuz kredi desteği sağlayın ki esnafımız işsizler ordusuna katılmasın.

Değerli milletvekilleri, diğer bir konu ise, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu yeniden ele alınarak günümüz şartlarına entegre hale getirildi. Esnafın adına ve lehine yapılan her şeye varız. Ancak, son dakikada gelen değişiklikleri de hazmedemediğimizi buradan dile getirmek istiyorum. Bu tutumunuzla, 5362 sayılı Kanunun çıkarılmasındaki temel amacın apaçık ortaya çıktığı görülmektedir. Esnafa şaşı bakılmakta, sorunlarını çözme aşamasında yeterince gayret sarf edilmemektedir.

"e-esnaf" projesiyle esnaf kayıt altına alınmıştır. Böylece, esnaf ve sanatkârla ilgili birçok bilgiye anında ulaşmak mümkün bulunmaktadır.

Sayın yetkililere sorsam; kredi faizlerinin yüksekliğinden kredi kullanamadığı için kepenk kapatan esnaf sayısı nedir; yine, elektrik fiyatlarının yüksekliğinden faturasını yatıramaması nedeniyle elektriği kesildiği için, üretim yapamayıp kepenk kapatan esnaf sayısı nedir; Bağ-Kur primlerinin yüksekliğinden primlerini yatıramadığı için kepenk kapatan esnaf sayısı nedir desem, bu sistem içinde cevap almam.

Evet sevgili arkadaşlarım, bu kesimi unutuyoruz, kimi zaman da, onlardan, veremediğimiz hizmetin bedelini de istiyoruz. Örneğin mi; Bağ-Kur primlerini yatıramadıkları için verilemeyen sağlık hizmetinin de primlerini, üstelik faiziyle birlikte onlardan tahsil ediyoruz. Hem hizmet vermiyoruz hem de vermediğimiz sağlık hizmetinin bedelini bu kesime ödetiyoruz. Adalet işte; Bağ-Kurluysanız, üniversite hastanelerine dahi giremiyorsunuz. Zaten birçoğu yoksulluk sınırında emekli aylığı alan esnaf, sanatkâr emeklileri yaşam mücadelesi verdikleri için çalışmaya devam etmektedirler.

Esasen, yetersiz miktarda Bağ-Kur emekli aylığı alanların bir de aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi iyi bir yaklaşım değildir. Söz konusu prim miktarının Sosyal Güvenlik Yasasıyla daha da artırılacağı söylenmektedir.

Değerli arkadaşlar, şayet böyle bir uygulama yapılırsa, bu insanları kayıtdışına itersiniz, kaçağa neden olursunuz; benden de uyarması.

Ülkemizin üretim ve istihdamının önemli faktörü olan küçük esnaf ve sanatkârımız ile KOBİ'lerin gelişmesi ve ekonomik ve sosyal hayata katkılarının artırılması için mutlaka kayıtdışının önlenmesi, primlerin ödenebilir seviyelere çekilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, konuşmamın bu bölümünde, Sayın Başbakanın taksici esnafına yönelik verilen bir sözünü de buradan hatırlatmak istiyorum. Sayın Başbakanımız, taksici esnafımızın bir kereye mahsus KDV ve ÖTV indirimi konusundaki taleplerini Maliye Bakanına ileteceğini ve bu kanunun da özellikle takipçisi olacağını söylemişti. Nerede ve ne zaman söylediğini kendileri de hatırlayacaklardır. Konuyla ilgili şu ana kadar bir gelişme olmadı. Zaman bize gösterdi ki, bu da verilen birçok söz gibi oldu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 21 Aralık 2005

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook