Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Mayıs 2005 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 25 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKİLİK YAPILMASI (S.S.902)); konuşma 493 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-05-25-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisikilik-yap (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, çok değerli bir arkadaşımız, bu yasanın bana göre olmadığını söyledi. Ben, hukuk kökenliyim. Bana göre mi değil mi onu da bilemiyorum; ama, şunu söyleyeyim; söz almamın ana nedeni, bu yasa bağlamında, düşünce özgürlüğünü savunmak, savunmaya çalışmak.
Değerli arkadaşlar, çok iyi ki, Sayın Adalet Bakanımız da burada. Dün, burada yapılan gündemdışı konuşmalarda, İstanbul Boğaziçi Üniversitesinde yapılacak olan bir toplantı gündeme getirildi ve Ermeni soykırımı konusunun tartışılması konusunda görüşler belirtildi.
Şimdi, değerli arkadaşlar, önce şunu söyleyeyim: Bu toplantı henüz yapılmadan ve nelerin konuşulacağı açıklık kazanmadan gündeme getirilerek suçlanması, kanımca, hiç de doğru olmamıştır. Biz, bu çatı altında, özgürlükleri savunmak zorundayız. Aydınlanmacı Fransız düşünürü Voltaire'in ikiyüz küsur sene önce belirttiği gibi "sözlerinize katılmıyorum; ama, o sözleri söyleme hakkınızı sonuna kadar savunacağım" görüşünü benimsemediğimiz takdirde, hak ve hukuktan, özgürlükten, açılımdan, gelişmeden söz etme olanağımız, şansımız kalmaz. Özellikle, Yüce Meclisin çatısı altında düşünce özgürlüğünü sonuna kadar savunmak zorundayız. Ben, üniversite kökenli bir arkadaşınızım ve bilimsel sorunların, bilimsel tartışmaların, yine o çerçevede çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum. O nedenle söz aldım Sayın Başkan; çok teşekkür ederim.
Bir başka şey daha yapıldı o çerçevede; yalnız o toplantıya katılacak kişiler değil, kurumlar suçlandı, üniversiteler suçlandı, çağrı çıkarıldı, YÖK suçlandı.
Değerli arkadaşlar, benim bildiğim, suç kişiseldir ve bunun hesabının görüleceği yer yargıdır, savcılardır, mahkemelerdir. Şimdi, bu şey olmadan, kurumsal suçlamalar çok da doğru değil; kurumları zedeler, kurumları çalışamaz hale getirir ve bizim, bu çatı altında buna yol açmamamız gerekir diye düşünüyorum. Kaldı ki, o toplantıya ilişkin olarak, kamuoyunda oldukça sağlıklı bir şey de vardı, tartışma ortamı da oluşuyordu, karşılıklı, çağrıldın- çağrılmadın görüşleri dile getiriliyordu. Kanımca, Yüce Meclisin, arkadaşlarımızın yapması gereken, o sorunun çözümünü yine o düzlemde bırakmak olmalıydı. Eğer, öyle yapılsaydı, yine, kanımca -kişisel söz aldım zaten- Türkiye çok daha kârlı çıkardı. Türkiye'yi, İsviçre'nin bir kantonuyla kıyaslamaya gönlümüz razı olmamalı, Ermenistan'ın yaptıklarıyla kıyaslamaya gönlümüz razı olmamalı. Türkiye, büyük oynamalı; Türkiye, halkının hoşgörüsüyle, imparatorluk sonrasında çok değişik etnik grupların, çok değişik düşüncelerin, çok farklı eğilimlerin yoğrulduğu, hamur haline geldiği, güçlendiği, olgun ve büyük bir ülke konumunu korumak zorundadır, bunu güçlendirmek zorundadır. Bu da ancak düşünce özgürlüğüne sonuna kadar sahip çıkmakla, onu korumakla, kollamakla olur. Üniversiteleri, basını, kamuoyuyla, Türkiye'nin, özgürlükleri savunurken haklı davalarında haksız duruma düşmesine izin vermemek gerekir. Ben inanıyorum ki, Yüce Meclis, bu konudaki duyarlılığını sürdürecektir.
Değerli arkadaşlar, çok fazla örnek vermek istemem; ama, Vietnam savaşının en acımasız günlerinde, New Jersey Üniversitesinin -devlet üniversitesinin- tarih profesörünün bir deyişini, o üniversite yetkilileri ve mütevelli heyeti, Amerikan Anayasasına dayanarak, koruma altına alabilmiştir. O tarih Profesörü Eugene Genevose "ben, düşmanın galip gelmesinden memnun olurum" gibi bir laf etmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Başkan, bir dakikada bitiriyorum.
Biz davamızda haklıyız, biz imza attık, sözde Ermeni soykırımını başka parlamentolara da bildirerek tutumumuzu sergiledik. Bunun ötesindeki gidişata, olana bitene Yüce Meclisin, özellikle de hükümetimizin bu tür karışmasını çok da sağlıklı bulmadığımı; bunun, özgürlüklerin açılması ve gelişmemiz yönünden çok da uygun olmadığını belirtmek için söz aldım.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 25 Mayıs 2005