23 nisan ve mustafa kemal'in yasallık ve meşruiyet anlayışı hakkında
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2006 · 506 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 27 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN VE MUSTAFA KEMAL'İN YASALLIK VE MEŞRUİYET ANLAYIŞI HAKKINDA); konuşma 506 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “23 nisan ve mustafa kemal'in yasallık ve meşruiyet anlayışı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2006-04-27-23-nisan-ve-mustafa-kemal-in-yasallik-ve-mesruiyet-anlayisi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, 23 Nisan ve Mustafa Kemal'in meşruiyet ve yasallık anlayışı üzerine gündemdışı söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çoğu kez yanlış yorumlanmasına karşın, Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşının ta başından başlayarak, her zaman işlerini Meclisin denetiminde yürütmüş, egemenliğinin kaynağının halkta olduğunu vurgulamış, millette olduğunu vurgulamış ve her zaman bu ilkeye bağlı kalmıştır.
Bakınız, 1930'lu yıllarda Alman faşizminden kaçıp Türkiye'ye gelen hukuk profesörü Ernst Hirsch ne diyor: "TBMM üyeleri tek parti mensubu oldukları halde, Hitler döneminin Alman Rayhtagı gibi politik nüfuzu sıfır olan bir evet efendimciler topluluğu hiç değildi. Bu niteliğiyle, tek parti sistemi, Türkiye'deki işleyiş tarzıyla, hiçbir şekilde, peşinde maiyeti olan bir Führer devletine benzemiyordu."
Değerli arkadaşlar, Türkiye demokrasisi evrim geçirdi. 1950'li yıllarda Demokrat Parti iktidarının çoğunluğun diktasına yönelmesi karşısında ve sonrasında olanlar, ülkemizin demokrasi tarihinde yazılıdır. Tarih, doğru ders alındığında çok değerli bir hazinedir. Çağdaş demokrasi, yürütme, yargı ve yasamanın hem denge hem denetim yönünden birlikte işletilmesiyle gerçekleşir. Türkiye 1980 yılında bu kuvvetler dengesini yürütme lehine yitirdi ve aradan çeyrek yüzyıl geçmesine karşın bir türlü düzeltemiyor.
Meclis Başkanımız Sayın Arınç, 23 Nisan töreni sırasında kimi noktalara değindi ve Meclisin yetkilerinin sınırlı kaldığını vurguladı. Bu saptama kuşkusuz doğrudur; ama, bu saptamanın kaynağında esas olarak Sayın Başkanın ve İçtüzüğün yönetim anlayışı vardır. Bakınız, nasıl:
Meclis, yasama ve denetim işlevlerini, görevlerini tam olarak yerine getiriyor diyemeyiz. Yasaların yapılmasında belirleyici olan hükümettir. Bu kısa konuşmada IMF'yi ve Avrupa Birliğini bir yana bırakalım. Yürütme erki yasa yapılmasında belirleyicidir. Dolayısıyla, milletvekillerinin yasa önerileri büyük ölçüde -ki 800 dolayına ulaştı- bir tarafa bırakılmaktadır.
Meclis Başkanlığının öncülüğünde yapılan İçtüzük değişiklikleriyle yasalar temel yasa sayılmakta ve denetim görevi de yerine getirilememektedir. Bunun gibi, haftalardır sözlü sorular görüşülememektedir. Oysa, haftada iki gün ve bir saatten az olmamak üzere görüşülmeliydi. Meclis Başkanımız onlarca soru önergemizi "sorulamayacak sorular" kapsamında tutmakta ve iade etmektedir ve bu arada 4 400 dolayında yazılı soru önergemiz yanıtsız kalmaktadır.
Aslında, bütün bunlar, düzeltilmesi gereken, Meclisin yetkilerini güçlendirecek önermelerdir ve bir an önce yapılmalı idi. Bu çerçevede Sayın Başbakanın söyledikleri de çok ilginçtir. Sayın Başbakan "egemenlik duvarda değil, milletin kendisinde olacak" diyor ve tarih saptamaya çalışıyor. On sene, yirmi sene sonrasını gösteriyor.
Değerli arkadaşlar, bunlar, sağlıklı sözler değildir. Bu yaklaşımlar, çoğunluk istediğini yapar mantığının bir sonucudur. Yüce Meclisin, genel seçimler sırasında, oluşumunda hangi çoğunluğun, yani, seçmenlerin, toplam seçmenin dörtte 1'iyle ve oy verenlerin de üçte 1'iyle seçildiğini iktidarımızın unutmamasını öneririm. Asıl saltanat, dört yıla yakın bir süredir dokunulmazlık zırhına dokunmayıp, onun arkasına sığınmaktır ve asıl saltanat, çocuk bayramında, 21 yaşındaki bir gencimizi o kürsüye çıkarıp, Meclis Başkanlık sandalyesine oturtup, oradan slogan atılmasına izin vermektir ve ben, bu Meclisin bir üyesi olarak, o davranışı bütün kalbimle ve bütün varlığımla kınıyorum, reddediyorum!
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)O çocuk nereden geldi, uzaydan mı geldi?!
YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Arınç, bu durumu, kürsü dokunulmazlığına bağlıyor.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Bu memleketin çocuğu değil mi?!
HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Ya git, konuşma adama!.. Ne diye itiraz ediyorsun?!
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Konuşacağım tabiî, o çocuk uzaydan mı geldi?!
YAKUP KEPENEK (Devamla)Dinleyiniz efendim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 27 Nisan 2006