İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)
Bilecik Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Haziran 2004 · 1.277 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yaşar Tüzün (CHP), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 1.277 kelime.
Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşmekte olduğumuz İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının 51 inci maddesi üzerinde, Grubum ve şahsım adına, görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı, daha önce görüşmeye açtığımız, bazı maddeleri görüşülüp yarım kalan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır. Yarım kalan bu Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı pek çok hükmüyle Anayasaya aykırılık içermektedir; dolayısıyla, bugün görüştüğümüz bu kanun tasarısı da, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ışığında hazırlanmış olması münasebetiyle, doğal olarak, Anayasaya aykırı düzenlemeler içermektedir.
Halkımızın artan ve çeşitlenen talepleri doğrultusunda etkinliğinin artırılması ve katılımcılık ekseninde kamu yönetiminde kapsamlı yapılanma çabaları uzun bir geçmişe sahiptir. 1930'lu yıllarda başlamış, 1950'li yıllarda devam etmiş, 1988 yılında Altıncı Plan hazırlıkları kapsamında ilk kez Avrupa Birliğine uyumlu ve vatandaş odaklı olmayı gündeme getiren kamu yönetimi araştırması projesiyle belirli bir olgunluğa ulaşmıştır. Ancak, tüm bu çabalar çeşitli nedenlerle başarısız kalmış ve kamu yönetiminde arzu edilen kaliteye ulaşılamamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun tasarısının genel gerekçelerinde de belirtildiği gibi, il özel idarelerinin kuruluş ve görevlerine ilişkin ilk esaslı düzenleme 1913 yılında geçici bir kanun olarak yürürlüğe konulan İdarei Umumiyei Vilayat Kanunuyla 1987 yılına kadar idare edilmiş, 1987 yılında 3360 sayılı Kanunla adı İl Özel İdareleri Kanunu olarak değiştirilmiş ve bu, halen bu kanunla yürütülmektedir.
Değişen siyasî iktidarlar döneminde kamu yönetiminde yapılan birçok değişim ve gelişime rağmen, İl Özel İdareleri Kanununda belirgin değişikliklere rastlanılmamaktadır. İl özel idarelerinin, eğitim, sağlık, bayındırlık, imar ve diğer mahallî hizmetleri karşılayan ve merkezî idareye tabi kurumlar oldukları anlayışı, bu kurumların aşırı bir vesayet ve kontrol altında tutulmalarına neden olmuştur. İdarî vesayet, özel idarelerin teşkilatları, organları, işlemleri, bütçesi ve personeli dahil olmak üzere, pek çok alanı kapsar durumdadır. İl özel idarelerinin, bu durumdan kurtarılarak, özerk kurumlar haline dönüştürülmesi, tabiî ki, bir ihtiyaçtır; ancak, bu dönüşüm esnasında çok sağlıklı çalışmalar yapılarak, kalıcı çözümler getirilmelidir.
İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının 51 inci maddesinde yer alan il özel idarelerinin borçlanması konusunda yapılan düzenlemenin yetersiz olduğu açıkça ortadadır. Bugünkü yerel yönetimlerin temel sorunu, kaynak yetersizliğidir. Kaynak sorununun çözülmediği bir ortamda yeni düzenlemelere gitmek sorunları gidermeyecektir. Bugün, burada, yerel yönetimlerle ilgili yeni düzenlemelere gitmek yerine, öncelikle, yerel yönetimlerin kaynak sorunlarını çözen tasarıların buraya getirilerek görüşülmesi gerekirdi kanaatindeyim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddede, il özel idareleri, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla, belirtilen usul ve esaslara göre borçlanma yapabilir, tahvil ihraç edebilir denilmektedir. Bu, tamamen yanlış bir uygulama olacaktır. Örnekleri ortadadır. Yerel yönetimlerin en önemli ayağı olan belediyeler, kaynak sorunları çözülmediği için borçlanma yoluna gitmişler, içinde bulundukları borç batağına saplanmışlardır. İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının 51 inci maddesinde getirilen borçlanma yolunun açılmasıyla, il özel idareleri de, belediyeler gibi borç batağına saplanacaktır, aynı akıbeti yaşayacaklardır.
Yine, aynı maddenin (a) bendinde "dış borçlanma, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlemesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde ve sadece il özel idaresinin yatırım programında yer alan projelerin finansmanı amacıyla yapılabilir" denilmektedir. Benzer bir uygulama belediyelerde görülmüş, Hazine garantili dış borçlanmaların kredi dönüşlerinde belediyelerin yetersiz kaldığı durumlarda, Hazine, bu yükümlülüğü üstlenmek zorunda kalmıştır. Bu durum ise, belediyelerin, borcu sahiplenmeyerek, ihtiyacı, yatırım büyüklüğünü, teknoloji tercihini ve maliyetleri dikkate almadan dışkredi talebinde bulunmalarına yol açmıştır. Bu arada, proje hazırlayan, dışkredi bağlantısını gerçekleştiren müşavir firmalar ise, sunî talep oluşumlarını körüklemiştir. Teknik, malî ve ekonomik açıdan yapılabilir nitelikte olmayan bazı projeler ise, siyasî tercih sebebiyle devreye sokulmuştur. Hazine verilerine göre, belediye borçlarının önceki yıllara nazaran artış göstermesi, aldıkları dışborçların yüzde 54'ünün Hazine tarafından üstlenilmiş olması, Hazinenin kaynak dağılımını dışborç kullanmayan belediyeler aleyhine bozmuştur.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye genelinde 3 225 belediye mevcut iken, Hazine garantili dışborç kullanan belediye sayısı sadece 28'dir. Bunların da büyük çoğunluğunu büyükşehir belediyeleri ve alt kurulları oluşturmaktadır. Belediyelerin aldıkları dışkredileri geri ödeyememeleri karşısında, Hazine Müsteşarlığı, 1998 Malî Yılı Bütçe Kanununda, garantör olacağı kredi hacmini 700 000 000 dolarla sınırlamıştır. 1999 Malî Yılı Bütçe Kanununda ise "yılı içinde belediyeler ve bağlı kuruluşları ile özel statüye sahip kamu hizmeti gören ve sermayelerinin yüzde 50'sinden fazlası belediyelere ait iştirakler ve ilgili mevzuat gereği tüzelkişiliği haiz yerel yönetim birlikleri için uluslararası ticarî bankalardan borçlanmak suretiyle temin edilen dış finansmanla ilgili olarak Hazine garantisi verilecek ve devredilecek dışkredi tutarı 500 000 000 Amerikan Dolarıyla sınırlıdır" hükmü getirilmiştir.
Bütçe Kanununa, 1999 yılında performans kriteri, 1998 yılında KİT'ler ve belediyelerin Hazine garantisiyle sağlanan dışkrediler için borçlanma limiti, 1999 yılında ise sadece belediyelerin Hazine garantisi ile ticarî koşullarda sağlanan dış borçlanmalara limit getirilmiştir. Hazine Müsteşarlığı, yerel yönetimler adına üstlendiği tutarlardan itfaya bağladığı malî yükümlülüklerin vadesinde ödenmemesiyle karşı karşıya kalmıştır. Yerel yönetimler, bu gecikme nedeniyle, Aralık 1999 başında, Hazineye 1,3 katrilyon Türk Lirası borçlu duruma düşmüştür. Belediyelerin aldıkları dışkredileri geri ödememeleri karşısında, Hazine Müsteşarlığı bütçe kanununda garantör olacağı kredi hacmini yüzde 50'ye düşürerek sınırlamıştır. İl özel idaresinde dışborçlanma olması durumunda, benzer olaylar yaşanacaktır. Dışborç kullanmayan il özel idarelerinin Hazineden alacakları paylar da elbette azalacaktır. Dışborç kullanmayan il özel idareleri mağdur olacaklardır. Yapılan bu düzenlemede, önümüzde olumsuz örnekleri olan belediyelerin borçlanma sonucunda yaşadıkları gözönünde bulundurularak, il özel idarelerinin de aynı akıbete uğratılmaması gerekirdi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, aynı maddenin (b) bendinde "İller Bankasından yatırım kredisi ve nakit kredi kullanan il özel idaresi, ödeme planını bu bankaya sunmak zorundadır. İller Bankası, hazırlanan geri ödeme planını yeterli görmediği il özel idaresinin kredi isteklerini reddeder" denilmektedir. Bu maddenin de örneği belediyelerde görülmektedir. Seçilmiş, yönetimde olan başkan ve belediye meclisleri, teknik, malî, ekonomik açıdan yapılabilir nitelikte olmayan bazı projeleri devreye sokabiliyorlar, siyasî konumlarını önplana çıkararak İller Bankasından nakit veya yatırım kredisi kullanabiliyorlar. Bu durum, belediyelerin uzun vadeli borçlanmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, daha sonra göreve gelen yönetimler, borç ödemek zorunda kaldıklarından, hizmet getirmekte zorlanıyorlar.
Değerli arkadaşlarım, il özel idaresinde aynı uygulamaya geçilmesi, belediyelerde yaşanan sorunların yaşanmasına sebep olacaktır. Bu madde yeniden gözden geçirilerek, projeler konusunda hassas davranılmalı, özkaynakların kullandırılması cihetine gidilmelidir.
Değerli arkadaşlarım, milletvekili olmadan önce beş yıl belediye meclis üyeliği, beş yıla yakın da belediye başkanlığı yapmış olmam münasebetiyle yerel yönetimlerin sorunlarını bire bir yaşamış biri olarak, kanun tasarısıyla ilgili konuşmamın başında da belirttiğim gibi, mahallî idarelerin; dolayısıyla, il özel idaresinin ortak sorunu kaynak yetersizliğidir. Kaynak sorunu çözülmeden borçlanma cihetine gidilmesi tamamen ama tamamen yanlış bir uygulama olacaktır. Birinci öncelikli kaynak sorunlarının giderilmesi için ülkenin yerel yatırım ihtiyacı net bir şekilde hesaplanmalıdır. Yerel altyapı yatırımları, yerel yönetimlerin de görüşü alınarak merkezî düzeyde planlanmalıdır. Ülke koşullarında coğrafî, iklimsel, ekonomik yapı ve toplumsal özellikler bakımından birbirinden farklı bölgesel özelliklere uygun teknoloji geliştirilmelidir. Kamu sektörü ve üniversiteler tarafından uygun ve ucuz teknoloji üretimi yapılmalı ve bu projeler geliştirilerek seçenekler artırılmalıdır. Kamu kredileri, kullanılacak özel sermaye kredilerini yönlendirici ve borç verenler karşısında özel idarelerin pazarlık gücünü yükseltici bir araç olarak kullanılmalıdır. Özel idarelerin proje karşılığı dışborçlanma talepleri yerel topluluğa hizmet sunumunda çok önemli görülen projelerle sınırlandırılmalıdır. İl özel idarelerinde özgelirleri güçlendirme amaçlı çalışmalar büyük miktarda kaynak sağlanabilecek olan, ancak, günümüzde vergidışı bırakılmış durumda bulunan rant alanlarında yoğunlaşmalıdır.
Özgelirlerin artırılmasını sağlayacak diğer önemli bir kaynak da Motorlu Kara Taşıtları Vergisidir. Özellikle Köy Hizmetleri ve belediyelerin büyük ölçüde yerine getirdikleri kentiçi yolların yapımı ve onarımı karşılığı olarak yasada yer alan yerel yönetimlere pay verilmesi hükmüne işlerlik kazandırılmalı ve yüzde 40 ilâ yüzde 50 oranında pay verilmesi ivedi bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Malî kaynaklar, kamusal işletme modelleri geliştirilerek ve uygulanarak zenginleştirilmelidir. Kaynak yaratmanın önemli bir alanı olarak planlama yapılmalı, finansman yönetimi konusunda yerel yönetimler mutlaka ama mutlaka eğitilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde Grubum ve şahsım adına görüş ve önerilerde bulunduğum İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının borçlanmayla ilgili olan 51 inci maddesi ve bu kanun tasarısının tamamı, bu haliyle, mevcut sorunlara çözüm getirmeyeceği gibi, il özel idarelerini de belediyelerin akıbetine uğratacaktır; yani, mevcut sorunlar yumağı çığ gibi büyüyecektir.
Bu görüş ve öneriler ışığında, mevcut tasarının yeniden değerlendirilerek daha sağlıklı bir çalışma yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Konuşmama burada son verirken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 23 Haziran 2004