İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Haziran 2004 · 1.093 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 1.093 kelime.
Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 583 sıra sayılı İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, günümüz Türkiyesi, kuşkusuz, 1923'lerin Türkiyesi değildir. Mevcut idarî ve yönetim yapımızla, Türkiye, âdeta, yönetilemez hale gelmiştir. İdarî ve yönetim yapımızın, günün, çağın koşullarına uygun, üniter yapımıza, ulusal bütünlüğümüze zarar vermeden yeniden ele alınması ve yapılandırılması, ertelenemez bir ihtiyaçtır. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde, bu ihtiyaç, başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere, diğer partilerin de seçim bildirgelerinde yer almıştır. Her gün, 30 000 yurttaşımızın, Anadolu'nun muhtelif illerinden, sorunlarının çözümü için Ankara garajına inmesi; zaman zaman, sayısı 19 000'lere ulaşan yurttaşımızın, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelerek, sorunlarına çare ve çözüm arayışı, bu ihtiyacı açıkça gözler önüne sermektedir. Ayrıca, mevcut yapı, giderek, iç ve dışborçları çığ gibi artan ülkemiz için büyük bir kaynak israfının da sebeplerinden biri olmaktadır. İnanıyorum ki, bu tespit ve teşhis bütün partiler için doğrudur; ancak, önemli olan, teşhiste birleşmek kadar, tedavide, çözümde de ortak bir noktada bütünleşmektir.
Önümüze gelen "yerel yönetimler reformu" adı altındaki bu yasalar, düzenlemeler, ülkemizin, ulusumuzun, elli yıllık, yüz yıllık geleceğini şekillendirecek, kaderini belirleyecek önemli yasalardır. Nisan ayı başlarında ortaya çıkan bu tasarılar şunlardır: Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, Belediye Kanunu Tasarısı, Büyükşehir Belediyesi Kanunu Tasarısı, İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı ve ne olduğu henüz belli olmayan Belediye ve İl Özel İdaresi Gelirleri Kanunu Tasarısı.
Yerel yönetim reformu çerçevesinde, demokratik kitle örgütleriyle, üniversitelerle, siyasî partilerle, toplumla hiçbir öngörüşme ve ortak çalışma yapılmadan hazırlanan bu tasarılar, özellikle, ülkemizin önemli tehditlerle karşı karşıya bulunduğu, içinde bulunduğumuz bugünlerde, Türkiye Cumhuriyetinin üniter devlet yapısının, ulusal bütünlüğümüzün, sosyal devletin korunması ve çalışanlar, işçiler, memurlar, sendikalar açısından ciddî tehdit, tehlike ve endişeler taşımaktadır.
Bugün, ülkemizde tartışılan kamu yönetimi reformu, bir süredir Meksika'nın da gündeminde bulunmaktadır. 3 ile 7 Kasım 2003 tarihleri arasında, Meksika Hükümeti, Birleşmiş Milletlerle birlikte, Meksika'nın Başkenti Mexico City'de, kamu yönetimi reformları konusundaki uluslararası tecrübenin paylaşıldığı, dünya çapında bir organizasyon düzenlemiştir. Organizasyona ev sahipliği yapan Meksika Hükümeti, 10 000 civarında kamu çalışanını bu toplantılara katılmak üzere Mexico City'e davet etmiş ve kamu görevlilerine, dört gün boyunca, dünyanın birçok ülkesinden gelen ve sayıları 300'ü bulan uzmanlarla birlikte, kamu yönetimi reformundan neyin kastedildiği, ülke tecrübelerinin neler olduğu, reformların önündeki engeller ve çözüm yolları konularında düzenlenen çalıştaylar ve paneller sayesinde görüş alışverişinde bulunma fırsatı yaratılmış. Toplantıların yapıldığı salonda 10 000'e yakın Meksikalı kamu görevlisinin her birine yabancı dilde yapılan konuşma ve tartışmaları izleyebilmeleri için simultane tercüme kulaklığı verilmiş olması, kamuoyunun reformu benimsemesi için gerekli olan katılımcılık açısından dikkat çekici ilginç bir örnek oluşturmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin geleceği açısından son derece önemli olan görüşmekte olduğumuz il özel idareleriyle ilgili yasa tasarısı da, tabandan gelen talep ve ihtiyaçlardan ziyade, katılımcılıktan uzak, yukarıdan, tepeden dayatılan düşüncelerin sonucu oluşuyor. Bu, ülkemiz, ulusumuz yaranına doğru bir yaklaşım değildir.
Değerli arkadaşlarım, 5 ile 9 Mayıs tarihleri arasında İzmir'de düzenlenen 2004 Türkiye İktisat Kongresine birçok milletvekili arkadaşımızla birlikte katıldım. Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in oturum başkanı olarak bulunduğu "Kamuda İyi Yönetişim" konulu panele, Dünya Bankası Türkiye temsilcisi Sayın Andrew Vorkink konuşmacı olarak katıldı. Konuşması içinde, Türkiye'de yerel yönetim reformundan sonra yerel hükümetlerin görev ve sorumluluklarının çok artacağını söylediler ve bu "yerel hükümet" ifadesini birçok kez kullandılar. Panelin soru-yanıt bölümünde sayın temsilciye "yerel hükümet" ifadesinden neyi kastettiklerini sorduğumda, Fransa, İspanya örneklerinden bahsettiler. Tabiî ki "yerel hükümet-merkezî hükümet" ifadelerini yan yana getirdiğiniz zaman, hepinizin rahatsız olacağı bir yapı ve tablonun ortaya çıkacağı düşünülebilir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır; oysa, bu tasarı, pek çok hükmüyle Anayasaya aykırılıklar içermektedir. Aynı mantıkla ele alınan İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısında da, doğal olarak, Anayasaya aykırı düzenlemelere yer verilmiştir. İl Özel İdareleri Kanunu, Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu Tasarılarında, çok sayıda yetki ve görev tekrarı bulunmaktadır. Böyle bir düzenleme, tasarılar yasalaştığında pek çok bürokratik işlemin doğmasına, yetki ve görev karmaşasına sebep olacaktır.
Görüşmekte olduğumuz İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının 7 nci maddesinin (g) bendinin dördüncü fıkrasında, İçişleri Komisyonu tarafından yapılan değişiklik benimsenerek, il özel idaresinin vergi, resim ve harçlarının haczedilmesi için değişiklik yapılmıştır. Bir kamu idaresinin vergi, resim ve harç gibi kamu alacakları, o idarenin gördüğü kamu hizmetinin karşılığıdır. Bu alacakların haczinin öngörülmesi, o idarenin kamu hizmeti görememesiyle eşanlamlıdır. Böyle bir yolun açılması halinde, üçüncü şahıs, haciz ihbarnameleriyle, daha, mükellef vergisini il özel idaresine ödemeden haciz alacaklısına ödemek zorunda kalacaktır. Bu maddede "il özel idaresinin vergileri, resimleri, harçları ve proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri, şartlı bağışlar ile kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ve sendika aidatları haczedilemez" şeklinde bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç vardır.
Değerli arkadaşlar, 73 maddeli İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının yasalaşması halinde, 1913 tarihli İl Özel İdareleri Kanunu, daha sonra yapılmış bütün ekleri ve değişiklikleriyle birlikte ortadan kalkmış olacaktır.
İl özel idareleri, varlığı Anayasayla kabul edilmiş yerel yönetim birimleridir. 1982 Anayasasının 127 nci maddesi, yerel yönetim birimlerini "il özel idareleri, belediye ve köy" şeklinde üçlü bir ayırıma tabi tutmuştur. Yine, Anayasaya göre, il özel idareleri, il halkının yerel ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere, karar organları halk tarafından seçilen kamu kuruluşları olarak tanımlanmaktadır.
Yine, bu tasarıda, il özel idareleri, ilin ve il sınırları içerisindeki halkın mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzelkişiliği olarak tanımlanmaktadır.
İdarî teşkilatımızda ilin iki mahiyeti vardır; biri, yetki genişliğine göre idare edilen bir mülkî idare kademesi olan ilin genel idaresi, diğeri de, yerinden yönetim ilkesine göre idare edilen ilin özel idaresidir. İl, mülkî idare birimi olarak 5442 sayılı Kanuna, bir mahallî idare birimi olarak da 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa tabidir.
Yeni düzenlemeyle il özel idarelerinde içdenetim, vali veya görevlendireceği içdenetçiler, dışdenetim ise Sayıştay tarafından yapılacaktır. Ayrıca, il özel idaresinin malî işlemler dışında kalan diğer idarî işlemleri, idarenin bütünlüğüne ve kalkınma planı stratejilerine uygunluğu açısından, İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilecektir.
Anayasanın 127 nci maddesinin beşinci fıkrasının öngördüğü idarî vesayet, merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve yasayla düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Bu denetim yetkisi, tasarıda olduğu üzere, merkezden yönetimin elinde salt ve biçimsel bir denetim ve otorite aracı olarak düşünülemez. Bu yetki, mahallî hizmetlerin "idarenin bütünlüğü" ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplumun yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amaçlarına yöneliktir. Bu amaçların, salt idarî işlemler ile sınırlı malî işlemleri denetimdışı bırakan bir vesayet yetkisiyle gerçekleştirilmesi ise olanaksızdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarının hükümet etme anlayışının sonucu, birçok yasada olduğu gibi, yerel yönetimlerle ilgili görüştüğümüz reform tasarılarının da Anayasaya aykırılıklar içermesi nedeniyle, komisyonlarda ve Yüce Meclisimizde zamanı doğru kullanmadığımızı düşünerek hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 23 Haziran 2004