İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)

Yaşar Yakış

Düzce Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 970 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Yakış (AK Parti), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 970 kelime.

Yaşar Yakış (AK Parti, Düzce). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-yakis-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA YAŞAR YAKIŞ (Düzce)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı 2004 bütçesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini sunmak üzere, değerli dostum Sayın Vahit Erdem'le birlikte zamanı paylaşmış bulunuyoruz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2004 yılı, gerek Türkiye için gerek bölge ve dünya için son derece önemli bir yıl olmaya adaydır. Hani, tarihçiler yüzyılları başlatırlarken, mutlaka yüzyılın birinci yılını o yüzyılın başlangıcı olarak görmezler. Mesela, 19 uncu Yüzyılı, 1815 yılında yapılan Viyana Kongresiyle başlatırlar. Sanki, 19 uncu Yüzyıl 1801 yılında değil, 1815 yılında başlamış gibi. 20 nci Yüzyılı da, Birinci Dünya Savaşıyla, 1914 yılında başlatırlar. Belki, tarihçiler, ileride de, 21 inci Yüzyılı 2004 yılıyla başlatacaklardır. Neden böyle; çünkü, 2004 yılı son derece önemli olaylara sahne olacak gibi görünmektedir.

Bu olaylar nelerdir: Avrupa'da, Avrupa Birliğinin anayasası olan ve Avrupa'nın önümüzdeki uzun süre geleceğini belirleyecek olan anayasa, muhtemelen 2004 yılında kabul edilecektir. Amerika'nın Irak'a müdahalesinden sonra Ortadoğu'ya verilecek düzen ve bu düzenin dünyanın öteki bölgelerine yansıması, muhtemelen 2004 yılında şekillenecektir. Terör konusunda, dünya ülkelerinin teröre bakışı; terörün yöntemleri konusunda eğer bir bilinçlenmeye başlamışlarsa, bu, en çok 2004 yılında ortaya çıkacaktır.

Bu, işin Avrupa ve dünya kısmı; Türkiye için ise, 2004 yılı, daha da önemli bir yıl olacağa benzemektedir;çünkü, 2004 yılında, Türkiye için, iki çok önemli ve uzun vadedeki geleceği belki ipotek altına alabilecek veya önünü açabilecek gelişmenin vukua geleceği bir yıldır.

2004 yılında bu kadar önemli olaylar olacağına göre, Türkiye'nin de bu yıla büyük hazırlıklar içinde girmesi gerekiyor.

Dışişleri Bakanlığı açısından bu daha da önemli; çünkü, asıl gelişmeler, Türkiye'nin dışpolitikasıyla ilgili olarak ortaya çıkacaktır. Bugün Dışişleri Bakanlığı -Sayın Vahit Erdem dostumun da söylediği gibi- Türkiye'nin en güzide beyinlerini ve en iyi yetişmiş insangücünü bünyesinde barındıran bir kuruluştur; fakat, bu kuruluş, mensuplarının özverisiyle ayakta durmaya çalışmaktadır.

Türkiye'nin bu konuda şöyle bir adım atmaya ihtiyacı vardır: Sayın Dışişleri Bakanımız, belki, kendi tayin edeceği bilge kişilerden oluşan bir beyin fırtınası grubu oluşturmak suretiyle, 2040-2050 yıllarında dünyanın durumu ne olacaktır, nasıl bir manzara ortaya çıkacaktır, o dünyada Türkiye'nin rolü ne olacaktır, o rolü yerine getirecek olan Hariciye memurları ve Hariciye teşkilatı, altyapısıyla, fizikî altyapısıyla, bütün kolaylıklarıyla nasıl olmalıdır; onun ortaya çıkarılması lazımdır. Şu andaki Dışişleri Bakanlığı konsepti, diplomasinin yürütülüş tarzı, soğuk savaş yıllarında oluşmuş konsepte dayanmaktadır; hatta, bazı açılardan, İkinci Dünya Savaşı öncesi dönemin konseptine dayanmaktadır. Halbuki, önümüzdeki dönem, Türkiye'ye büyük fırsatlar vaat etmektedir; işte, Türkiye'nin, bu fırsatı yakalaması lazım. Dışişleri memuru dediğiniz insan, üniversiteden en başarılı adamı alıp bünyenizde çalışmaya başlatmakla olmuyor. Karar verecek, kararlara yön verecek düzeyde bir Dışişleri memurunun yetişmesi, yirmibeş otuz yılı gerektirmektedir. Dolayısıyla, bugün, en iyi, en kaliteli memurları alıp da tezgâha, tornaya oturttuğunuz zaman, bu demektir ki, 2030 yıllarına doğru özlediğiniz Hariciye ortaya çıkacaktır; dolayısıyla, buna, şimdiden başlamamız gerekmektedir.

Türkiye için 2004 yılında iki önemli tarih vardır: Bunlardan biri, 1 Mayıs 2004, diğeri, Aralık 2004. 1 Mayıs 2004 tarihinde ne olacak; eğer, o tarihe kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunursa, KKTC, kurulacak yeni Kıbrıs ortak devletinin -adı ne olacaksa- bir parçası olarak Avrupa Birliğine girecektir; Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunamazsa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, tüm Adayı temsilen, Avrupa Birliğine girecek ve daha önemlisi, 2004 Aralık ayında Türkiye'ye müzakere için bir tarih verilip verilmeyeceğinin konuşulacağı Avrupa Birliği Konseyinde veto hakkı sahibi bir üye olarak oturuyor olacaktır. Peki, bu durumda biz ne yapmalıyız; bizim, bugünkü koşullarda yapmamız gereken şey, her şeyden önce, Kıbrıs'ta çok geniş tabanlı, mümkün olduğu kadar en geniş tabanlı, güçlü bir hükümetin kurulmasına yardımcı olmak, bunu teşvik etmek, hükümet kurulur kurulmaz da, 2004 yılının 1 Mayısına kadar geçen sürede, yaratıcı, olumlu, geniş muhayyileli bir çözüm için inisiyatif almaktır. Peki, bunun için, Türkiye'nin, haklarından, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarından feragat etmesine gerek var mıdır; hayır yoktur. Her ikisini de mezcetmek mümkündür; yalnız, burada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

YAŞAR YAKIŞ (Devamla)Tamamlayacağım Sayın Başkanım.

Burada, bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Kıbrıs sorunu çözümlenirse, Avrupa Birliği, Türkiye'ye, mutlaka, müzakerelere başlamak için bir tarih verecek midir; hayır, o da garanti değil. "Madem onlar böyle bir tarih vermeyebilecektir, biz niye, bu kadar alelacele uğraşıyoruz, canla başla?" diye bir soru aklımıza gelebilir. Efendim, bu sorunun cevabı basittir. Türkiye, Avrupa Birliğine girecek olsa da, girmeyecek olsa da, Kıbrıs sorununu çözümlemek zorundadır. Türkiye, bütün komşularıyla, sorunlar içinde yaşamaya devam edemez. Bu sorunu, er geç çözümlemeye mecburdur; eğer, 1 Mayıs 2004'e kadar çözümlenirse, mevcut olan bir fırsat penceresini de değerlendirmiş olacağız. Onun için, 1 Mayıs tarihi bizim için önem arz etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika'yla ilişkilerimize, Sayın Vahit Erdem, gayet belagatli bir şekilde değindi. Ben, sadece, Amerika'yla askerî alanda olan ilişkilerimizin, aynı şekilde, savunma sanayii alanına ve ekonominin tüm alanlarına da, aynı güçlülükle yansımasını, teşmil edilmesini beklediğimizi söylemek istiyorum.

Irak'ta, Amerikan müdahalesinden sonra nasıl bir yönetim ortaya çıkacağı, şu anda, bütün parametreleriyle belirlenmiş değildir; ancak, federatif yapı yönünde güçlü bir eğilimin olduğunu görüyoruz. 3 Aralık günlü The Times Gazetesinde bu konuda yayımlanan bir makale muhtemelen sizlerin de dikkatini çekmiştir. Makalenin başlığı şöyle: Çözüm Irak'ı üçe bölmek. The Times Gazetesindeki makalede şöyle deniliyor:

"Kuzey Irak'taki Kürtlere gelince. Onlar, uçuşa yasak bölge uygulaması sayesinde kazandıkları egemenliğin ellerinden alınmasına izin vermeyeceklerdir. Bugüne kadar birçok Kürt bağımsızlık hayalleri kurdu ve şimdi bu hayal hiç olmadığı kadar yakın görünüyor. Kuşkucular, Amerika'nın ikinci İsrail'i olacak bir Kürdistan'dan söz etmeye başladılar bile. Bağdat'ta ulusal birlik ve beraberliğe yönelik belirgin bir özlem duyanlar mevcuttur; fakat, bugün, ufukta böyle bir birliğe dair en ufak bir işaret yok."

Diyebilirsiniz ki, bu, bir köşe yazarının görüşürüz, evet gerçekten bir köşe yazarının görüşü; ama, bu köşe yazarı gibi düşünen çok sayıda insanın da bulunduğu bilmemiz lazım.

Amerika, 1 Temmuz 2004'te yetkilerini Irak'taki geçici yönetime devretmeye hazırlanmaktadır. Eğer Irak'ta demokrasi işleyecekse, nüfusun yüzde 60'ını teşkil eden Şiilerin ülke yönetiminde güçlü bir konuma gelmeleri doğal olacaktır. Bu durumu, Kuzey Irak halkının ve Şiilerin ne ölçüde kabulleneceğini zaman gösterecektir. Eğer Amerika desteğindeki Peşmergeler, Baasçı Sünnîler ve en kalabalık kitle olan Şiiler arasında bir iktidar mücadelesi başlarsa, Irak ciddî bir istikrarsızlığa sürüklenebilir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 22 Aralık 2003

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook