Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Denizli Milletvekili · İYİ Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 3 Kasım 2026 · 576 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yasin Öztürk (İYİ Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 576 kelime.
Yasin Öztürk (İYİ Parti, Denizli). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasin-ozturk-2026-11-03-tutanak-metni (erişim: 4 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91197
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)YASİN ÖZTÜRK (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, değerli Komisyon üyeleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının başarısı bütçe cetvelindeki rakamlarının büyüklüğüyle ölçülmez. İş arayan iş bulabiliyor mu, çalışan emeğinin karşılığını alabiliyor mu, emekli insanca yaşayabiliyor mu, işçi akşam evine sağ salim dönebiliyor mu; ölçü budur, bu soruların cevabı bugün önümüzdeki bütçenin de gerçek karnesidir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 başlangıç ödeneği 447 küsur milyar lira, 2027 için teklif edilen bütçe ise 2 trilyon 395 küsura çıkarılmış. İlk bakışta çok büyük bir artış görülüyor ancak bu sıçramayı çalışma hayatındaki sorunların aynı oranda çözüleceğinin kanıtı gibi sunamazsınız. Sosyal güvenlik finansmanındaki yasal değişiklikler ödeneğin yapısını ve büyüklüğünü önemli ölçüde değiştirmiştir. Bütçe büyümüştür, evet fakat bu, emeklinin gelirinin, işçinin güvenliğinin ya da iş arayanın umudunun kendiliğinden büyüdüğü anlamına gelmez. Bakanlık bu kaynağın hangi somut sonucu üreteceğini açıkça ortaya koymak zorundadır. 2026 ila 2027 arasındaki farkı yalın bir hizmet artışı gibi göstermek, bütçenin yapısındaki değişikliği ve vatandaşın gerçek beklentisini gözden kaçırır.
Sayın Bakan, Bakanlığın görevi çalışma hayatını izlemekten ibaret değildir. İşsizliğe karşı etkili istihdam politikası geliştirmek, çalışanı korumak, ücret ve çalışma koşullarındaki hakkaniyeti gözetmek, sosyal güvenlik hakkını güvenceye almak, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek sizin başlıca sorumluluğunuzdur; vatandaşın devletten beklediği de budur, ihtiyaç anında yanında duran, hakkını aradığında kapıyı kapatmayan bir kamu idaresi. Gençler eğitim alıyor, yıllarını veriyor, sonra iş bulamıyor ya da güvencesiz, düşük ücretli bir işe mahkûm ediliyor. Kadınlar bakım yükü ve fırsat eşitsizliği nedeniyle iş gücünün dışında kalıyor. Bakanlığın istihdam hedeflerini sadece kaç kişiyi bir işe yerleştirdiğinizle de ölçemezsiniz, o iş kalıcı mı, ücretler akla ve vicdana uygun mu, destek sona erdiğinde çalışanlar işlerinde kalabiliyor mu; bu soruların yanıtı açıklanmadan harcanan kaynağın başarıya dönüştüğünü söyleyemezsiniz. İşsizlik ödeneği ve mesleki eğitim destekleri de ihtiyaç sahibine zamanında ulaşmalıdır. Geçici kurslar kalıcı istihdama dönüşebilmelidir. Teşviklerin gerçekten yeni iş yaratıp yaratmadığını, destek bitince çalışanın işte kalıp kalmadığını kamuoyuna göstermek zorundayız. Kaynağın etkisini ölçmeden başarı ilan etmek vatandaşın sorununu çözmez. Çalışanların alın teri enflasyon karşısında erirken asgari ücret geçim ücretine dönüşemiyor, işçi uzun saatler çalışıyor ama geçinemiyor, sendikalaşmak ve hakkını aramak istediğinde işini kaybetme korkusu yaşıyor. Taşeronluk ve güvencesiz çalışma emeği korumasız bırakıyor. Bakanlığın görevi bu tabloya seyirci kalmak değil işverenin yükümlülüklerini denetlemek, ihlale yaptırım uygulamak, çalışan ile işveren arasındaki güç eşitsizliğini gidermektir. Kâğıt üzerinde yazılı hak işçinin hayatında karşılık bulamıyorsa, o hakkı korumakla görevli kurum işini eksik yapıyor demektir. Emekliler de yıllarca çalışıp prim ödedikten sonra temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hesap yapmak zorunda kalıyor. Aylıkları sürekli alt sınır düzenlemeleriyle tamamlamak, emeklinin insanca yaşam talebine kalıcı çözüm değildir. Sosyal güvenlik sistemi prim ödeyenin geleceğe güvenle bakmasını sağlamalı, emeklilik ile yoksulluğu yönetmeye razı olmamalıdır. Bakanlık, emeklinin geçim şartlarını gözetmeli ve adil, öngörülebilir bir gelir düzeyi için sorumluluk almalıdır.
İş sağlığı ve güvenliğinde de sorumluluk kaza olduktan sonra açıklama yapmakla yerine getirilemez. Riskleri önceden belirlemek, iş yerlerini etkili bir biçimde denetlemek, kurallara uymayanlara caydırıcı yaptırımlar uygulamak zorundasınız. Her iş kazasının ardından aynı ihmalleri konuşuyorsak denetim ve önleme sistemi görevini yapmıyor demektir. Meslek hastalıklarının tespit edilmesi ve çalışanların korunması da bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Bütçenin büyük kısmı sosyal güvenlik transferlerinde toplanırken hizmetin niteliği ve sonuçları da aynı açıklıkla ortaya konulmalıdır. Ödenek hangi ihtiyaca ayrıldı, kimin hayatını iyileştirdi, hangi hedef gerçekleşti? Komisyonun sorularına açık cevap vermek, kaynakların hesabını millete sunmak Bakanlığınızın görevidir. İYİ Parti olarak beklentimiz açıktır: Bu bütçe, emeklinin onurunu, çalışanın hakkını, iş arayanın umudunu ve işçinin can güvenliğini korumalıdır çünkü göreviniz sadece ödenek yönetmek değil sosyal devletin güvencesini vatandaşa hissettirmektir. Millet bu bütçenin karşılığında kendi sofrasında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
88 konuşma daha · 3 Kasım 2026