Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Bartın Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2010 · 817 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yılmaz Tunç (AK Parti), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 817 kelime.
Yılmaz Tunç (AK Parti, Bartın). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-tunc-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ TUNÇ (Bartın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Teklifin 2’nci maddesiyle herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı anayasal bir hak olarak teminat altına alınmaktadır. Kişisel verilerin korunması hakkı ilk kez Anayasa’mıza girmiş olacaktır.
Günümüzde kişisel verilerin özellikle bilgisayarlar gibi elektronik vasıtalarla kaydedilmesi, saklanması ve transferi işlemleri büyük boyutlara ulaşmış, bu sayede ticaret, bankacılık, sağlık, eğitim, kamu düzeni ve güvenliği gibi hayatın hemen her alanında milyonlarca vatandaşa aynı anda ulaşabilecek şekilde çok çeşitli hizmetlerin verilmesi mümkün hâle gelmiştir. Daha önce kâğıt ortamında, ulaşılması ve işlenmesi zor bir şekilde tutulan kişisel veriler, artık bilgisayarların dijital hafızalarında, muazzam boyutlarda, çok uzun sürelerle saklanabilmektedir. Neredeyse herkes banka kartı, SIM kartı, kredi kartı ve müşteri kartları gibi nerede olduğumuza ve ne yaptığımıza ilişkin kayıtların elde edilmesine imkân verecek araçları kullanmakta, her gün milyonlarca kişiye ait bilgi çeşitli şekillerde toplanmakta, incelenmekte, başkalarına aktarılmakta ve değişik işlemlere tabi tutulmaktadır.
Özellikle son yirmi otuz yılda, kişisel verilerin gelişigüzel ve kimi zaman hukuka aykırı olarak toplandığı, denetimsiz olarak işlendiği veya yetkisiz bir şekilde üçüncü kişilere açıklandığı ve bu şekilde vatandaşların kişilik haklarının ihlal edildiği görülmektedir. Hukuk devleti ilkesine dayanan bir anayasal düzende, insan onuru ve özgürlükleri, bütün hukuk düzeninin en yüksek amacını oluşturmaktadır. Günümüzde bireyin kişisel verilerinin sınırsız bir şekilde toplanması, kullanılması ve işlenmesi karşısında, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması için anayasa hukukunun verdiği cevap niteliğinde olan kişisel verilerin korunması hakkı, insan onuru bağlantısıyla kişiliğin serbest geliştirilmesi hakkı yani genel kişilik hakkına dayanmaktadır. Bu hak, esasen, kişisel verilerin toplanması, kullanılması ve başkalarına aktarılması konusunda bireyin kendisinin söz sahibi olmasını gerekli kılmaktadır. Bireyin kişisel verilerinin korunması, toplumsal düzenin demokratik yapısı bakımından da önem taşımaktadır. Zira, vatandaşların kendi bilgilerinin kimler tarafından, hangi amaçlarla toplandığını ve işlendiğini bilme imkânı yoksa böyle bir hukuk düzeni içerisinde bireyin kişisel verileri üzerindeki hakkının korunmasından da söz edilemeyecektir.
1960’lı yılların başlarından itibaren teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi faaliyetlerinin gelişip artmasının bireylerin özel alanlarına ilişkin ciddi tehditler oluşturması karşısında, başta Avrupa Konseyi olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak toplanması ve işlenmesini engellemek üzere belirli ilke ve normlardan oluşan bir çerçeve oluşturmaya çalışmıştır.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, 1980 yılında, kişisel alanın ve sınır aşan kişisel verilerin korunmasına dair birtakım ilkeler belirlerken Avrupa Konseyinin 1981 tarihli ve 108 sayılı Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme’siyle, kişisel verilerin toplanması, işlenmesi, saklanması ve transferi gibi işlemler birtakım kurallara bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler ise 1990 yılında “Bilgisayarla İşlenen Kişisel Veri Dosyaları Hakkında Yönlendirici İlkeler” adını taşıyan belgede kişisel veri dosyalarının bilgisayar aracılığıyla işlenmesinde genel ilkeler öngörmüştür. Bu gelişmeleri takip eden Avrupa Birliği 1995 yılında kabul ettiği Veri Koruma Yönergesi ile Birliğin veri koruma hukukunun temelini oluşturmuş, daha sonra yürürlüğe koyduğu çeşitli yönergelerle bu çerçeveyi geliştirerek kapsamını genişletmiştir.
Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uluslararası belgelerle kişilere bilgi edinme hakkının da ötesinde çok önemli somut ve pratik haklar tanınmaktadır. Bu kapsamda ilgili kişiler, kamu kurumu veya özel sektör, tüm veri işleyen kuruluşlardan kendileri hakkında tutulan veriler, tutma amaçları ve şekilleri gibi belli konularda bilgi edinme ve hatta önceden bilgilendirilme hakkına sahip olmaktadır.
Bunun yanında, ilgili kişiler bu verilerin hukuka aykırı olarak tutulduğunu veya yanlış olduğunu düşünüyorlarsa bunların silinmesini veya düzeltilmesini isteyebilecekler, bu taleplerini yerine getirmeyen kuruluşlar hakkında bu amaçla oluşturulan mercilere şikâyette bulunabileceklerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kişisel verilerin korunması konusu, Avrupa Birliği katılım sürecinde de başta 2008 Katılım Ortaklığı Belgesi ve ilerleme raporları olmak üzere çeşitli raporlar ve resmî belgelerde gündeme getirilen önemli hususlardan birisini oluşturmakta, bu önemine binaen, yargı ve temel haklar, adalet, özgürlük ve güvenlik ile bilgi toplumu ve medya gibi birçok müzakere faslında ele alınmaktadır.
Mevcut Anayasa teklifinde de başta Avrupa Temel Haklar Şartı olmak üzere, uluslararası hukuktaki gelişmelere paralel bir şekilde kişisel verilerin korunması ayrı bir temel hak olarak anayasal bir temele oturtulmaktadır. Buna göre, her vatandaş kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacaktır. Bu hak, aynı zamanda vatandaşlara sağlanan bilgi edinme, verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme gibi ek güvenceleri de içermektedir. Teklifte öngörülen düzenlemeyle, kişisel verilerin işlenmesinde temel kural olarak kabul edilen kişinin rızası ve yasal düzenleme şartına yer verilmektedir. Böylece kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak kişisel verilerin korunması hakkının 2001 tarihli Avrupa Temel Haklar Şartı’nda olduğu gibi temel bir hak olarak Anayasa’da yer almasının, kişisel verilerin korunmasının anayasal güvence altına alınması bakımından büyük faydaları olacaktır. Bu çerçevede öngörülen değişiklikle kişisel verilerin korunması alanında getirilen bu anayasal garantiler ile vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleri bilhassa özel hayatın gizliliği bağlamında geliştirilerek güçlendirilmektedir.
Görüşmekte olduğumuz 2’nci madde ve Anayasa değişiklik teklifinin diğer maddeleri, milletimizin bizden beklediği demokratik standartları yükseltecek, hukukun üstünlüğünü ve hukuk devleti ilkesini güçlendirecek önemli değişikliklerdir. Bu değişikliklerin ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 19 Nisan 2010