İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Noterlik kanunun bir maddesinin değiştirmesi hk.(s.s.394)

Yüksel Çorbacıoğlu

Artvin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 73. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Nisan 2004 · 1.351 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 14 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NOTERLİK KANUNUN BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRMESİ HK.(S.S.394)); konuşma 1.351 kelime.

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Noterlik kanunun bir maddesinin değiştirmesi hk.(s.s.394)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2004-04-14-noterlik-kanunun-bir-maddesinin-degistirmesi-hk-s-s-394 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısının gerekçesi, bir bölge idare mahkemesi üyesi hâkimin noterlik belgesini alma konusunda Adalet Bakanlığına yaptığı başvurusunun reddi üzerine yetkili mahkemede açılan davada mahkemenin noterlikle ilgili bu konudaki düzenlemenin Anayasaya aykırılığından bahisle Anayasa Mahkemesine başvurması ve Anayasa Mahkemesinin de bu konuda iptal kararı vermesidir. Bunun üzerine bu yasanın düzenlenmesine karar verilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesinin kararını, açılan davanın gerekçelerini incelediğimizde, önümüze şu gerekçe çıkıyor; staj dışında noterlik yapma yetkisini düzenleyen ilgili maddeyi, ben, size okumak istiyorum: "Adlî veya askerî hâkimlik yahut savcılıklara atanmış veya avukat unvanını kazanmış olan veya Avukatlık Kanununa göre staj ve avukatlık sınavı şartlarından bağışıklı olarak avukatlığa kabul olunmaya hak kazanmış bulananlar, noterlik stajına tabi değildirler." Bu, 1512 sayılı Noterlik Yasasının 6 ncı maddesi; yani, ayrık durum, staj yapmadan noterlik yetkisini almayı tanımlıyor.

Şimdi, burada açılan davanın gerekçesi şu: Adlî veya askerî hâkimlik yahut savcılıklara tanınan bu hakkın, idarî yargı hâkimlerine tanınmaması Anayasaya aykırıdır; bu gerekçeden dolayı dava açılmış. Biz de bu konuda düzenlemeyi şu şekilde yapıyoruz -maddenin tamamını okumayacağım, eklediğimiz kısmı okuyorum- "...veyahut hukuk fakültesi mezunu olup, idarî yargı hâkimlik veya savcılıklarına atanmış..." Yani, burada, hukuk fakültesi mezunu olma şartı ile idare mahkemelerinde hâkim ve savcılara bu hakkın tanınması konusunda yasayı düzenliyoruz.

Değerli arkadaşlar, Anayasamızın Üçüncü Kısmı biliyorsunuz, üç bölümden, yargı, yasama ve yürütme bölümünden oluşmakta. Üçüncü Bölümdeki yargı bölümünü tararsak, incelersek, bunun içerisinde Sayıştayı da buluruz. Sayıştay da sonuç olarak Türk yönetim sistemi içerisinde yargı bünyesinde olan bir kurumdur ve Sayıştayımızın 8 dairesi var, her dairenin 6 üyesi var, 10 savcımız var; bunlar da 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yasasına tabi, onların özlük haklarından yararlanmaktalar. Bunu ben niye söylüyorum; şunun için: Şimdi, eğer ortada hukuka aykırılık varsa; yani, adlî ve askerî hâkim ve savcılara tanınan hakkın, idare mahkemesi üyelerinin hukuk mezunlarına tanınması gerekiyorsa, bir hukukçu olarak -ki, hukukun temeli eşitlik, adalettir- bence, hukuk fakültesi mezunu olan Sayıştay daire üyelerine de tanınması lazım. Yani, bu bölge idare mahkemesi üyesinin açtığı davayı, Anayasa Mahkemesi sonuç olarak kabul etmiştir. Bir Sayıştay üyesi de aynı konuda bir dava açarsa, yine aynı sorunla karşı karşıya kalırız; yine, hukuk fakültesi mezunu olan ve yargının unsuru sayılan Sayıştay daire üyesinin de aynı hakkı olduğunu tescil etmemiz gerekir. Ben,

(x) 394 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

bunu bir eksiklik olarak görüyorum. Yani, burada yapılan düzenlemeyi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak doğru buluyoruz, adlî ve askerî yargı hâkim ve savcılarına tanınan hakların, idare mahkemesinin hukukçu üyelerine de tanınmasını uygun görüyoruz; ama, eksik buluyoruz. Sayıştay üyelerinin de, bana göre, aynı haktan yararlanması lazım.

Diğer taraftan, bu davayı açan kişinin ne kadar süreli hâkimlik yaptığını bilmiyorum; ama, size ilginç bir şey söyleyeceğim; hem Anayasa Mahkemesi açısından hem de bu yasanın düzenlenmesi açısından. Şimdi, biz diyoruz ki, hukuk fakültesi mezunu olan idare mahkemesi hâkimlerine bu hakkı verelim. Yani, bunun diğer anlamı şudur: Hukuk fakültesi mezunu olmayan idare mahkemesi üyelerine bu hak verilmesin, noter olamasınlar; güzel.

Şimdi, ben, bu kanunun metnini size tekrar okuyacağım, avukatlıkla ilgili son bölümünü okuyorum: "Avukatlık Kanununa göre staj -bu tarafını bırakıyorum- ve avukatlık sınavı şartlarından bağışıklı olarak avukatlığa kabul olunmaya hak kazanmış bulunanlar..." Yani, avukatlık yapmak için de, aynı noterlikte olduğu gibi staj şartı vardır, eğer staj yapmıyor iseniz de -bazı kişilere bu hak tanınmıştır- onlara da staj yapmadan avukatlık yapma hakkı tanınmıştır.

Şimdi, ben size, staj yapmadan kimler avukat olabilir onu sayacağım; "İstisnalar" başlıklı madde 4'ü okuyorum: "Adlî, idarî ve askerî yargı hâkimlik ve savcılıklarında -arayı atlıyorum- en az dört yıl süreyle hizmet etmiş olanlar..."

Şimdi, bir yandan, idare mahkemesinin sadece hukukçularına noterlik yapma belgesini vereceğiz, bu yasa tasarısıyla bu hakkı tanıyacağız, hukukçu olmayan üyelerine bu hakkı vermiyoruz diyeceğiz -üstelik bir yığın da davaya konu olmuş- ama, bir yandan da kanun maddesinde şu var, avukatlık sınavı şartlarından bağışıklı olarak avukatlığa kabul olunmaya hak kazanmış bulunanlar da noter olabilir. Avukatlık sınavı şartlarından bağışıklı olanların içerisinde idare mahkemelerinin hukukçu olmayan üyeleri de var. Yani, bu bir çelişki değil mi?!

Şimdi, bunu toparladığımızda, sadece hukukçulara vereceğiniz bir hak, aslında, zaten kanunda düzenlenmiş, hukukçu olmayanlara da verilmiş. Bence, bu davacı, yani, bu tasarıyı düzenlememize neden olan, işin başlangıcındaki davacı, Adalet Bakanlığına müracaat ettiğinde, eğer süresi yetiyorsa, tabiî -yetmiyorsa bir şey demiyorum- dört yıl süreli hizmeti varsa, hukukçu olmasına bile gerek yok; başka fakültelerden, yani, hukuk fakültesi değil, başka fakültelerden mezun olmuş olsa bile, zaten avukatlık hakkını elde ediyor; avukatlık hakkını elde edenler, yine, Noterlik Yasasında belirtildiği üzere, noterlik hakkını da elde ediyor.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Orada hatalı...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla)Efendim, ben, kanunun maddesini okuyorum; Avukatlık Kanununun 4 üncü maddesini okursanız, adlî, idarî ve askerî yargı hâkimliği, yani, idarî hâkimliğin hukukçusu, idarecisi ayrılmıyor.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Bakar mısınız kanuna...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla)Efendim, yok; bunu kesin biliyorum; yani, bunun da bir çelişki olduğunu düşünerek... Gerçi, bu tasarıyı, sonuç olarak biz kabul ediyoruz, olumlu oy vereceğiz, sanıyorum, buradan da olumlu çıkacak; ama, bu tasarıyı bu şekilde düzenlemekle, bence, sorunu aşmış olmayacağız; bu sorun yine önümüze gelecek; yani, Meclisin bu çalışması sırasında, fazla da zaman kaybının doğru olmadığını düşünerek, daha bir hassas hareket etmemiz gerekir kanaatindeyim.

Tabiî, bu hassaslığı, sadece yasaları düzenlerken değil, yasaları uygularken de göstermemiz lazım. Ben, bu vesileyle, özellikle rahatsız olduğum için, o duygularımı da sizlerle paylaşmak istiyorum; yani, dokunulmazlık konusundaki iddialarımızı bir tarafa bırakarak, sadece, karma komisyonun, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının ortak olarak çalıştığı, Mecliste bulunan 100'ün üzerindeki dosyayla ilgili görüşlerimi söylemek istiyorum. Bu dosyalarla ilgili verilen kararları biliyorsunuz; dönem sonuna ertelenmiştir. Bu konudaki karar, tabiî ki, sayıları fazla olduğu için, Adalet ve Kalkınma Partisinin üyelerinin oylarıyla alınmıştır; ama, şunu da size söylemek istiyorum: Bu dosyalarla ilgili haklarında yargılama veya soruşturma yapılması istenilen Cumhuriyet Halk Partisinin tüm milletvekilleri, yargılanmayı istediler, dokunulmazlığın kaldırılmasını istediler. İlginçtir, sizlerin içinden de, Adalet ve Kalkınma Partisinin içinden de arkadaşlarımızın bir kısmı "ben de yargılanmak istiyorum" dedi. Yani, yargılanmak istemeyen de vardı, yargılanmak isteyenler de vardı; ama, buna rağmen, yargılanmak isteyen Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın bile yargılanmasının önünü açmadık. Yasa yapmanın önemli olduğu kadar, bu yasalara amacına hizmet eder şekilde uymanın da doğru olduğu kanaatimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son olarak, bu konuyla ilgili değil; ama, söz almışken -özür diliyorum Sayın Başkan- bir konuyu yine sizlerin dikkatlerine sunmak istiyorum; çünkü, gündemdışı söz alma konusunda sıra bekleyeceğiz, epey bir uzun süre var.

Türkiye'nin çok önemli yatırımlarıyla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Çoruh Havzası üzerinde, cumhuriyet tarihimizin en büyük yatırımlarından -yani GAP'tan sonra en büyük yatırımdır- yaklaşık 10 milyar dolar keşif bedelli enerji yatırımları, ki, bunlar, gerçekleşme bedeli belki de 15 milyar dolara kadar gidecek, ciddî yatırımlardır. 27 parça iş yapılacaktır; barajlar, santrallar, enerji üniteleri...

Bu konuda şu anda başlamış olan 3 baraj vardır; Muratlı, Borçka ve Deriner Barajları. Bir an önce başlaması gereken Yusufeli Barajı vardır. Orada, insanlar, hayatlarını bu barajın başlamasına endekslemiş; ama, bir türlü bunu başlatamadık. Tabiî, yatırımlarla ilgili kısıtlamalar buna engel; ancak, ben, bunların içerisinden bir tek Deriner Barajıyla ilgili bir şey söylemek istiyorum.

500 000 000 dolarlık yatırım şu anda gerçekleşmiş durumda. Yani, bu halk, oraya 500 000 000 dolar para döktü; ama, çıkan ek işlerle beraber, belki bir o kadar daha yatırımın yapılması lazım; ancak, yaklaşık on aydır bu yatırım bekliyor; mayıs ayında açılır, yeniden faaliyete geçer diye bekliyoruz. Artvin'in nefesini tıkayan, Artvin'in ekonomik ve sosyal hayatını gerçekten çok büyük ölçüde sekteye uğratan bu baraj ihalesinin, sadece Artvin açısından değil, ülke açısından da bir an önce gerçekleşmesi gerekir. Neden derseniz; tek bir gerekçe söyleyeceğim: Bu yıl verilmesi düşünülen para, bu barajın bir yıllık ödeneği 80 000 000 dolardır; ama, bu barajın faaliyete geçmesinin bir yıl gecikmesinin Türk ekonomisine olan zararı 200 000 000 dolardır. Yani, eğer, bu baraj faaliyete geçerse, ülkemiz enerji ihtiyacının 200 000 000 dolarlık kısmını, yurtdışından ithal edeceği doğalgaza, petrole veya şuna buna vermeden, oradan elde etmiş olacaktır.

Ben, hem bu sorunu sizlerle paylaşmak hem de yetkililerin, hükümetin, bir an önce bu yatırımları gerçekleştirmesini istiyorum. Bu yatırımlar, hem ülkenin enerji ihtiyacını karşılayacak hem istihdama destek olacak hem bölgeme, Artvin'e de önemli hizmetler getirecektir. O nedenle, bu anlamda, herkesi biraz daha göreve çağırıyorum, desteklerinizi istiyorum.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 14 Nisan 2004

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook