İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Devlet sanatçısı ve halk ozanı murat çobanoğlunun vefatı münasebetiyle

Yusuf Selahattin Beyribey

Kars Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 78. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2005 · 702 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti), 31 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET SANATÇISI VE HALK OZANI MURAT ÇOBANOĞLUNUN VEFATI MÜNASEBETİYLE); konuşma 702 kelime.

Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti, Kars). “Devlet sanatçısı ve halk ozanı murat çobanoğlunun vefatı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-selahattin-beyribey-22-2005-03-31-devlet-sanatcisi-ve-halk-ozani-murat-cobanoglunun-vefati-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars)Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; son yüzyılın en önemli halk ozanlarından birisi olan hemşerim Sayın Murat Çobanoğlu, 26 Mart 2005 günü hayata gözlerini yumdu, bizlere veda etti, bu vesileyle söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlamadan evvel, Heyetinizi saygılarımla selamlıyor ve bu vesileyle de, hem kederli ailesine hem Türk Milletine başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, kültürümüzün en önemli unsurlarından olan âşıklık geleneğinin son büyük ustalarından birisi olan Murat Çobanoğlu, 1940 yılında, serhat şehrimizin İstasyon Mahallesinde dünyaya geldi. Murat Çobanoğlu, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum'un işgali sırasında "can sağ iken yurt vermeyiz düşmana" diyerek, işgale karşı direnişin önderliğini yapan Âşık Şenlik'in çıraklarından Âşık Gülistan'ın oğludur. Türk halk edebiyatında 16 ncı Yüzyılın başından itibaren görülen şair tipi olan âşığın, şairlik gücünü, gördüğü rüyada, pirin elinden aşk badesini içmekle ve sevgilinin hayalini görmekle kazandığına inanılır. Merhum halk ozanı Murat Çobanoğlu da, 11 yaşında yayla yolunda giderken, bir çeşmenin başında, rüyasında aşk badesi içtikten sonra âşıklık sanatına başlamıştır.

Yazılı tarihlerin yanında, söylenceler, destanlar, ağıtlar, masallar, halk hikâyesi denilen anlatımlar ve Türk halk türküleri gibi sözlü tarih diye tanımlayabileceğimiz değerlere sahip olmak toplumlar için ayrı bir zenginliktir. Türk kültüründe bu öğelerin çok büyük yeri vardır. Bu sözlü kültür değerleri, büyük aile yapısı içerisinde, dededen toruna, hikâyelerle, masallarla, destanlarla aktarılmakta, geçmişimizi bugüne, bugünümüzü ise geleceğe taşımaktadırlar; yani, geçmiş ile gelecek arasında bu ozanlarımız köprü görevi yapmaktadırlar.

Türk Milletinin o sarsılmaz inancı ile kendine ve milletine güveni bu yollarla nesilden nesle aktarılmakta. Bu kendine güvendir ki, Türkün hoşgörüsünü, affediciliğini ve kendisine kötülük edenlerden bile esirgemeyeceği misafirperverlik alışkanlığı oluşmuştur; yani, aslında, bu sözünü ettiğimiz halk hikâyeleri, masallar, söylenceler, maniler, ağıtlar, destanlar bizim toplumumuzun tarihi ve kültürüdür.

Benim de hemşerim olan halk ozanı Çobanoğlu'nun doğduğu ve yaşadığı yöre, türkülerin, destanların ve ağıtların içerisinde önemli tarihî olayların anlatıldığı, zengin bir kültür birikimine sahip alandır. Yöremizde, çocuk, doğduğunda, sevinç ve mutluluk türküleri, güzellemelerle karşılanır, beşikte ninni veya nennilerle uyutulur. Yürümeye başladığı zamansa, tekerlemelere benzeyen daydaylarla yürütülür. Evlilik törenlerinde, halay, kına yakma, gelin ağlatma ve damat oynatma türküleri dinletilir, gönüller şenlendirilir. Gelin ile kaynana arasındaki ilişkiler ise ortaoyunlarıyla sergilenir. Kızlar gelin giderken atlı havası çalınır. Oğlanlar askere giderken eline kına yakılır ve seferberlik için koçaklamalar çalınıp söylenir. İnsanlar öldüğü zaman, her ölünün üstüne ağıtlar yakılır. Yayla şenlikleri, harman sonu, koçkatımı eğlenceleri ve kültürel değerlerin yaşatıldığı ve sergilendiği etkinlikler yapılır. Düğünler, eğer halk ozanları da katılmışsa daha güzel olur, daha şenlikli olur. Böyle büyük düğünlerin içerisinde, ortaoyunları, bilmeceler, cirit oyunları, karşılıklı, bizde "nanay" dediğimiz türküler söylenir.

Burada şairimizin bir şiiriyle devam etmek istiyorum. Şiirinin adı: İster Benden.

"Sevdiğim yar bana göndermiş name,

Rüzgâr dokunmamış dal ister benden.

Bir lezzet olmasın onun tadında,

Hiç arı görmemiş bal ister benden.

Çobanoğlu'yum ben, iz bulabilmem,

Kış çok ararım, yaz bulabilmem.

İnsanlarda doğru söz bulabilmem,

Yalan söylemeyen dil ister benden."

(Alkışlar)

Değerli bir köşeyazarı olan Hadi Özışık'ın da söylediği gibi, ümit ederim ki, âşıklık geleneği, âşıklar kahvesi devam edecek ve ebediyete kadar var olacaktır. Sözlü kültürümüzün yeni nesle sevdirilmesi için, yılın belli günlerinde düzenlenen eğlencelere halk ozanları çağrılır ve bu sözlü kültürün yeni nesillere aktarılması sağlanır.

Âşıklık sanatı, usta-çırak ilişkisidir. Çırak, ustadan, sanatın icrasını ve inceliklerini öğrenir ve

pişer. Toplumun duygu ve düşüncelerini, bazen ölümü bile göze alarak dile getirir. Onun içindir ki, âşıklarımız, toplumumuzun söyleyen dili, gören gözü, makama arz edilen pulsuz dilekçeleridir. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah, Ercişli Emrah, Âşık Şenlik, Âşık Zülali, Kağızmanlı Hıfzı, Âşık Sümmani, Dertli, Âşık Veysel...

MUSTAFA YILMAZ (Gaziantep)Mahzuni Şerif de var.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Devamla)Elbette, Mahzuni Şerif.

...daha niceleri, bu kültürümüzü en iyi şekilde temsil etmiş olanlardandır ve bugün de, Şeref Taşlıova gibi, bu kültürümüzü en iyi şekilde temsil etmiş olanlardandır ve bugün de, Şeref Taşlıova gibi, bu kültürümüzü devam ettiren ozanlarımız vardır.

Değerli milletvekilleri, halkımızın hafızasında yaşamakta olan Türk kültür birikimini derleyen, gelecek kuşaklara aktaran, millî hafızamızı dinç ve sağlam tutmak görevini üstlenen Sayın Çobanoğlu, sesiyle, ilk defa, 1964 yılında, Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Anadolu'ya girişinin 900 üncü yıldönümünde başlamış ve 1966'dan sonra meşhur olmuş, Türkiye ve dünyada ülkemizi, milletimizi en iyi temsil edecek bir ozan olmuştur. Yurt dışındaki ilk programına, kırkbeş yıllık sanat yaşamında, Şeref Taşlıova'yla birlikte gitmiş, yurt dışında birçok ülkeyi gezmiş, başta Almanya olmak üzere İngiltere, Belçika, Avusturya, Danimarka, Hollanda, İran, Kırgızistan, Türkmenistan, daha sayamayacağım kadar ülke gezmiştir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 31 Mart 2005

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook