Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının tüm boyutlarıyla araştırılarak idari ihmal ve sorumluların tespiti için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Borsa İstanbul'da ve yatırım fonlarında gerçekleştirilen piyasa dolandırıcılığı iddiaları ve gerçekler, bilgi suistimali, yapay fiyat ve getiri oluşturma, ilişkili taraflara kaynak aktarma ve haksız kazanç sağlama işlemlerinin bütün boyutlarıyla araştırılması; bu işlemlerin arkasındaki kişilerin, şirketlerin, bürokratların, siyasi ayağının ve çıkar ilişkilerinin ortaya çıkarılması; kullanılan paraların kaynağının tespit edilmesi Sermaye Piyasası Kurulunun izin, düzenleme, gözetim, denetim, yaptırım ve tasfiye kararlarının incelenerek kamu görevlileri yönünden ihmal, görevi kötüye kullanma, bilgi sızdırma, kayırma veya hukuka aykırı işlemleri kolaylaştırma bulunup bulunmadığının belirlenmesi; yatırımcı Zararlarının tespiti ve sorumlulardan tahsili ile benzer olayların önlenmesi için alınması gereken önlemlerin ortaya konulması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün
104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
Metnin tamamını göster (21 paragraf daha)Metni kısalt
Borsa İstanbul'da ve yatırım fonlarında kamuoyuna yansıyan vurgun iddiaları, yüz binlerce yurttaşın tasarruflarını ve sermaye piyasasına duyulan güveni doğrudan etkilemiştir. SPK'nın 23 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmiş; bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 olarak açıklanmıştır. Bu ölçekte bir olayın, işlemleri gerçekleştirenlerle birlikte izin ve denetim makamlarının sorumluluğu yönünden de araştırılması gerekmektedir.
SPK'nın 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, bazı fonların düşük fiili dolaşımlı hisselerde ekonomik gerçeklerle açıklanamayan fiyat hareketlerine yol açtığının 2025'in son çeyreğinde gözlemlendiği belirtilmiştir. Konu 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesinde görüşülmüş, kapsamlı rehber değişikliği 28 Ağustos 2026'da duyurulmuştur. Riskin aylar öncesinden bilinmesine rağmen alınan önlemlerin neden yeterli olmadığı, bu dönemde hangi işlemlerin sürdüğü ve yatırımcı zararlarının ne ölçüde büyüdüğü açıklığa kavuşturulmalıdır.
MSCI'nin Haziran 2026 tarihli değerlendirmesinde de Türkiye'de bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın ilişkili fonların varlıkları üzerinden koordineli işlemler yapılabileceğine ve fiili dolaşım tahminlerinin yapay biçimde yüksek görünebileceğine ilişkin yatırımcı kaygılarına yer verilmiştir. Bu değerlendirmenin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, Borsa İstanbul ve diğer ilgili kurumların hangi incelemeleri başlattığı, hangi idari ve hukuki tedbirleri uyguladığı belirlenmelidir. Yurt içindeki gözetim bulguları ile uluslararası yatırımcıların dile getirdiği kaygıların aynı şirketlere, fonlara veya işlem gruplarına işaret edip etmediği araştırılmalıdır.
Borsa İstanbul'un 130 uyarısının dikkate alınmadığı iddiasına karşı SPK, 6 Ekim'de bu sayıyı reddetmiş ve fon işlemleri nedeniyle 2026 yılında 96 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıklamıştır. Bu uyuşmazlığın giderilmesi için bildirimlerin tarih ve içerikleri, inceleme raporları, Kurul kararları ve uygulanan yaptırımlar birlikte değerlendirilmelidir. Denetimin zamanında yapılıp yapılmadığı, bulguların işleme konulmasının geciktirilip geciktirilmediği ve sorumlulara farklı muamele uygulanıp uygulanmadığı belirlenmelidir.
Bu çerçevede, 2024 yılı başından Eylül 2026'daki müdahalelere kadar ilgili portföy yönetim şirketleri ve fonlar hakkında kamu kurumlarına ulaşan şikâyetler, ihbarlar YENİ. VAR edildiği, ne zaman değerlendirmeye alındığı ve hangi işlemle sonuçlandırıldığı of YENİ
PARTİ konulmalıdır. İşlem yasakları, lisans iptalleri ve suç duyurularına dayanak oluşturan bulguların ilk tespit tarihi ile raporların hazırlanması, onaylanması ve Kurul gündemine alınması arasındaki idari süreç araştırılmalıdır. Olası gecikmelerin nedenleri ve bu gecikmeler sırasında yatırımcıların maruz kaldığı ilave riskler belirlenmelidir.
Tera, Pusula, Hedef, Atlas, Al Capital, Pardus ve Bulls Portföy tarafından kurulan veya yönetilen ilgili fonlar bakımından SPK'nın görevli birimlerince gerçekleştirilen gözetim ve denetimlerin kapsamı açıklığa kavuşturulmalıdır. Özellikle 2025 yılı başından itibaren hazırlanan uzman bilgi notları, gözetim ve denetim raporları ile fon içtüzüklerine ve mevzuata uygunluk değerlendirmeleri incelenmelidir. Borçlanma, teminat, likidite ve portföy yoğunlaşmasına ilişkin risklerin hangi tarihlerde saptandığı; bu tespitler üzerine alınan kararların yatırımcıları korumaya yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Para piyasası fonlarından ilişkili serbest fonlara kaynak aktarılması, sığ hisselerde yoğunlaşma ve karşılıklı işlemlerle fiyatların yükseltilmesi, şişirilmiş değerler üzerinden yeni yatırımcı çekilmesi ve zararın tasarruf sahiplerine bırakılması iddiaları işlem bazında incelenmelidir. SPK'nın 7 Ekim 2026 tarihli bülteninde ODİNE işlemleri nedeniyle 21 kişi hakkında suç duyurusu ve iki yıl işlem yasağı açıklaması da fonlarla borsa işlemleri arasındaki bağlantıların araştırılmasını gerekli kılmaktadır.
Fonların kuruluş ve ilk büyüme dönemlerinde kaynak sağlayan kişi ve kurumların belirlenmesi, bu işlemlerin ekonomik arka planının anlaşılması açısından önem taşımaktadır. İlk yatırımcılar ile fon kurucuları, portföy yöneticileri, aracı kurumlar ve fonların yatırım yaptığı şirketlerin hâkim ortakları arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler araştırılmalıdır. Fonların daha geniş yatırımcı kitlesine sunulmasından önceki alım satımları, getirileri, değerleme yöntemleri ve teminatlı işlemleri incelenmeli; erken dönemde yüksek tutarlı yatırım yapanların sonraki yatırımcı girişleriyle oluşan kaynaklardan yararlanarak olağandışı kazançla çıkış yapıp yapmadıkları belirlenmelidir.
Belirli şirket paylarıyla bu payları portföylerinde bulunduran fonların katılma paylarında eş zamanlı ve bağlantılı işlemler gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de ortaya çıkarılmalıdır. Şirket paylarının fiyatındaki yükselişin fon getirisini artırmak, bu getiriyi yeni yatırımcı çekmekte kullanmak ve sağlanan kaynakları yeniden aynı paylara yönlendirmek amacıyla oluşturulan bir yapının parçası olup olmadığı araştırılmalıdır. Ortak kontrol altındaki hesapların emirleri, fonlar arasındaki işlemler ve bağlantılı kişi veya kuruluşlara yapılan aktarımlar birlikte değerlendirilerek kazancın kimlerde toplandığı, riskin ve zara bırakıldığı belirlenmelidir.
Araştırma kapsamında son dört yılda gerçekleştirilen halka arzlar, özellikle fon skandalıyla bağlantılı işlemleri incelenen kurumların konsorsiyum lideri veya üyesi olarak yer aldığı halka arzlar yönünden ele alınmalıdır. Şirketlerin bilanço ve mali tablolarının gerçek ekonomik durumlarını yansıtıp yansıtmadığı; halka arz fiyatlarının dayandığı değerleme raporları, kârlılık ve büyüme varsayımlarının doğruluğu araştırılmalıdır. Halka arz ve sonrasındaki fiyat ve işlem hacmi hareketleri, ortak satışları, ilişkili fonların alım satımları ve halka arz gelirlerinin kullanım yerleri birlikte incelenerek yapay fiyat oluşumu, çıkar çatışması veya yatırımcıların yanıltılması bulunup bulunmadığı ortaya çıkarılmalıdır.
Halka arzlarda açıklanan talebin ne ölçüde bağımsız yatırımcı kararlarına dayandığı, bağlantılı fon ve hesapların talep toplama ve dağıtım süreçlerindeki ağırlığı ayrıca değerlendirilmelidir. Vişne Madencilik ve Destek Finans Faktoring halka arzları hakkında gündeme getirilen iddialar çerçevesinde, ilgili yatırım fonlarının üstlendiği rol ile Tera Yatırım, Tera Portföy ve ilişkili olduğu ileri sürülen hesapların işlemleri araştırılmalıdır. Halka arz sonrasındaki tavan serileri, kademeli alımlar ve ortak satışları; emirlerin zamanlaması, işlemlerin karşı tarafları ve hesaplar arasındaki ilişkiler üzerinden incelenmelidir. Fiyat artışının tek başına hukuka aykırılık kanıtı sayılamayacağı gözetilerek, koordineli işlem ve yapay talep oluşturulması ihtimali somut kayıtlarla sınanmalıdır.
Atlas Portföy Serbest Fonunun (DFI) büyüklüğündeki değişim, Işıklar Enerji ve Yapı Holding paylarındaki pozisyonları ve aynı dönemde bu paylarda oluşan fiyat hareketleri de birlikte araştırılmalıdır. Fonun büyümesinin ne kadarının yeni kaynak girişinden, ne kadarının portföydeki varlıkların değer artışından kaynaklandığı belirlenmelidir. Belirli paylarda yoğunlaşmanın yarattığı likidite ve değerleme risklerinin gözetim sistemlerinde ne zaman görüldüğü ve hangi önlemlerle karşılandığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Tera grubu ve ilişkili olduğu ileri sürülen kuruluşlar bakımından da fonlar, aracı kurumlar, halka açık şirketler ve yüksek tutarlı işlem yapan hesaplar arasındaki ortaklık, yönetim, finansman ve kontrol ilişkileri incelenmelidir.
Kurulun fon kuruluş ve ihraç izinleri, değerleme kuralları, borçlanma sınırları, istisnaları ve geçiş sürelerinin belirli kişi veya gruplara avantaj sağlayıp sağlamadığı ortaya çıkarılmalıdır. Kamu görevlileri yönünden ihmal, görevi kötüye kullanma, bilgi sızdırma, siyasi nüfuzla kayırma veya hukuka aykırı işlemleri kolaylaştırma bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. ve hesapların nihai yararlanıcıları kayıtlarla belirlenmelidir.
İncelemeye konu finansal kuruluşların yönetim veya danışmanlık hâlen üst düzey görev yapan kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu görev ve ilişkilerin varlığı tek başına usulsüzlük olarak değerlendirilmeden; izinlerin verilmesi, denetimlerin yürütülmesi, yaptırımların uygulanması veya kurum içi bilgilere erişim bakımından herhangi bir ayrıcalığa dönüşüp dönüşmediği incelenmelidir. Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün görev dönemindeki kamuya açık risk değerlendirmelerinin hangi idari işlemlerle karşılandığı ve sonraki kamu görevine atanmasında esas alınan mesleki ve idari ölçütler de kurumsal hesap verebilirlik yönünden değerlendirilmelidir.
Söz konusu fonların ve pay senetlerinin yatırımcılara pazarlanmasında kullanılan yöntemler de araştırma kapsamına alınmalıdır. Sosyal medya hesapları, Telegram grupları, YouTube kanalları ve benzeri mecralarda yapılan yönlendirmelerin ilgili kurumlarla mali veya örgütsel bağlantısı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Getiri vaatlerinin, ücretli tanıtımların, risk açıklamalarının ve toplu alıma yönlendiren paylaşımların mevzuata uygunluğu incelenmelidir. Ramazan Başak'ın kamuoyuna yansıyan açıklama ve başvuruları dâhil olmak üzere, fon işlemleri hakkında yapılan erken uyarılar üzerine gerçekleştirilen işlemler ve bunları izleyen adli süreçler araştırılmalıdır.
Kamuoyuna yansıyan haberlerde, SPK'nın savcılıktan şirket ve fonlar üzerindeki adli tedbirlerin yeniden değerlendirilmesini istediği aktarılmıştır. Bu talebin gerekçesi ve yatırımcı alacaklarının tahsiline etkisi incelenmelidir. İsteğe bağlı iade ve tasfiye süreçlerinde kimlerden ne kadar tahsil edildiği, ödemelerin hangi ölçütlerle yapıldığı ve zararların sorumlulara yüklenmesini sağlayacak güvenceler de açıklanmalıdır.
Tasfiye sürecinde fon varlıklarının yönetimini sürdüren kurum ve kişilerin yetkileri, sorumlulukları ve denetim usulleri belirlenmelidir. Portföylerdeki likit olmayan veya piyasa derinliği sınırlı varlıkların hangi yöntemle ve takvimle nakde çevrileceği; satışların fiyatlar ve yatırımcı alacakları üzerindeki etkileri araştırılmalıdır. Tasfiyenin uzaması hâlinde yatırımcıların birikimlerinin değer kaybını ve yeni hak kayıplarını önleyecek mekanizmalar değerlendirilmelidir. Türkiye Varlık Fonu ve bağlı şirketlerin Eylül 2026'daki piyasa sarsıntısının ardından ilgili varlıklarda işlem gerçekleştirip gerçekleştirmediği, varsa bu işlemlerin kapsamı, karşı tarafları ve kamu açısından doğurduğu kâr veya zarar da ortaya konulmalıdır.
Araştırma boyunca fonların toplam büyüklüğü, payların piyasa değeri kaybı, gerçekleşmiş yatırımcı zararı ve hukuka aykırı kazanç ayrı ayrı hesaplanmalıdır. F oi içe âsi elidiy bağlantılı hesaplar arasındaki işlemlerin aynı kaybın birden fazla kez sayılmasına önlenmeli; gerçek ekonomik zarar ile bu zararın kimlerin üzerinde kaldığı belirlenik içine ve yurt dışına aktarılan varlıkların izlenmesi, sorumlulardan tahsilat yapılması ve mağdurların zararlarının giderilmesi için mevcut araçların yeterliliği değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda; son dört yıldaki halka arzların, konsorsiyum ilişkilerinin, şirket değerlemelerinin ve arz sonrası işlemlerin araştırılması; fonların ilk yatırımcılarından başlayarak şirketler ve ilişkili kişiler arasındaki para, pay ve teminat hareketlerinin izlenmesi; SPK'nın izin, denetim, yaptırım ve tasfiye kararlarının incelenmesi; olası çıkar ilişkileri ile kamu görevlilerinin sorumluluklarının belirlenmesi; yatırımcı zararlarının ve hukuka aykırı kazançların ayrı ayrı hesaplanması; aktarılan varlıkların geri kazanılması ve zararların sorumlulardan tahsili için alınacak önlemlerin ortaya konulması amacıyla Meclis araştırması açılması gerekmektedir.
[PDF s. 7: okunamayan sayfa (el yazısı, imza, mühür ya da Türkçe dışı yazı) — metne alınmadı]
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.