Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının tüm boyutlarıyla araştırılarak idari ihmal ve sorumluların tespiti için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine, 455 bin 758 yatırımcının tasfiye sürecinden etkilenmesine yol açan fon skandalının bütün yönleriyle araştırılması; başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere ilgili kamu kurumlarının gözetim ve denetim görevlerini yerine getirip getirmediğinin, yaşanan usulsüzlüklerde kamu görevlilerinin ihmal ve sorumluluklarının, siyasi karar alıcıların süreçteki rolünün ve olası siyasi müdahalelerin ortaya çıkarılması, yatırımcıların uğradığı zararların tespit edilerek haklarının korunmasına yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Türkiye sermaye piyasalarında Eylül 2026'da ortaya çıkan fon skandalı, yüz binlerce yatırımcının birikimlerini ve finansal sistemin güvenilirliğini ilgilendiren ciddi bir krize dönüşmüştür. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026 tarihinde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermiştir. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunmaktadır. Bu büyüklükte bir tasfiye kararının alınmasına neden olan gelişmeler, sermaye piyasalarının gözetimi ve denetiminden sorumlu kamu kurumlarının faaliyetlerinin, alınan kararların ve kamu görevlilerinin sorumluluklarının bütün yönleriyle incelenmesini zorunlu kılmıştır.
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
SPK'nın 18 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2025 yılının son çeyreğinde bazı yatırım fonlarının fiili dolaşım oranı düşük şirket hisselerinde ekonomik gerçeklerle ve şirketlerin finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiği belirtilmiştir. Ayrıca bu hususların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında 2 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen Finansal İstikrar Komitesi toplantısında gündeme alındığı ve alınabilecek tedbirler hakkında tavsiye kararı verildiği açıklanmıştır. Bu bilgiler, sermaye piyasalarındaki olağan dışı işlemlerin ve oluşturdukları risklerin kamu otoriteleri tarafından tasfiye kararlarından yaklaşık dokuz ay önce bilindiğini göstermektedir. Risklerin hangi aşamada tespit edildiği, ilgili kurumların bu tespitler üzerine hangi işlemleri gerçekleştirdiği ve alınan tedbirlerin neden krizin büyümesini önleyemediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
SPK tarafından yapılan açıklamalara göre, 3 Aralık 2025 tarihinde kurum bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmuş, yatırım fonlarına ilişkin düzenleme çalışmaları başlatılmış ve hazırlanan rehber 28 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur. Bununla birlikte düzenleme hazırlıklarının aylar boyunca devam etmesi, bu süreçte fonların faaliyetlerini sürdürmesi ve nihayetinde geniş kapsamlı tasfiye kararları alınması, denetim ve müdahale mekanizmalarının yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Risklerin tespit edilmesinden tasfiye kararlarına kadar geçen dönemde fonların portföy büyüklüklerinin nasıl değiştiği, hangi işlemlerle büyüdükleri, yatırımcıların hangi aşamalarda bilgilendirildiği ve olası zararların önlenmesi için hangi kararların alındığı araştırılmalıdır.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve SPK'nın açıklamaları, bazı yatırım fonları üzerinden düşük dolaşımlı hisselerde olağan dışı fiyat hareketleri oluşturulması, ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma işlemleri yapılması ve fon varlıklarının gerçek değerinin üzerinde gösterilmesi gibi uygulamaların incelenmesini gerekli kılmaktadır. Bu işlemlerin hangi portföy yönetim şirketleri ve fonlar aracılığıyla gerçekleştirildiği, işlemlere dahil olan gerçek ve tüzel kişiler arasındaki mali ilişkiler ile elde edilen kazançların kimlere aktarıldığı ortaya çıkarılmalıdır. Özellikle fonlar arasındaki para ve varlık transferleri, ilişkili şirketlere sağlanan finansman imkanları, yatırım araçlarının değerleme yöntemleri ve yatırımcıların geri ödeme taleplerinin karşılanamamasına yol açan işlemler ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Sermaye piyasalarının gözetim ve denetiminden sorumlu SPK başta olmak üzere Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve ilgili diğer kurumların süreçteki görev ve sorumlulukları da araştırılmalıdır. Borsa İstanbul tarafından şüpheli işlemler hakkında SPK'ye daha önce uyarılar gönderildiğine ilişkin basına yansıyan iddialar ile SPK'nın bu iddialara karşı yaptığı açıklamalar birlikte değerlendirilmelidir. Kurumlar arasında gerçekleştirilen yazışmaların, şüpheli işlem bildirimlerinin, denetim raporlarının ve alınan kararların incelenmesiyle hangi kurumun hangi tarihte hangi bilgiye sahip olduğu belirlenmelidir. Yapılan uyarılara rağmen gerekli işlemlerin gerçekleştirilmemesi, denetimlerin geciktirilmesi veya idari yaptırımların uygulanmaması gibi durumların bulunup bulunmadığı ve bunlardan hangi kamu görevlilerinin sorumlu olduğu tespit edilmelidir.
Tasfiye kapsamına alınan portföy yönetim şirketlerinin ortaklık yapıları, yöneticilerinin siyasi makamlar ve kamu görevlileriyle ilişkileri, kuruluş ve faaliyet izinlerinin verilme süreçleri ile denetim dönemlerinde görev yapan kamu yöneticilerinin kararları incelenmelidir. Şirketlere herhangi bir ayrıcalık tanınıp tanınmadığı, denetim ve yaptırım süreçlerinde siyasi veya bürokratik müdahale bulunup bulunmadığı ve kamu görevlileriyle şirket yöneticileri arasında çıkar çatışması oluşturabilecek ilişkilerin mevcut olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Başta ilgili bakanlıklar ve düzenleyici kurumların üst yönetimleri olmak üzere, süreçte karar alma ve denetim yetkisi bulunan kişilerin idari ve siyasi sorumluluklarının ortaya çıkarılması, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin sağlanması bakımından zorunludur.
Öte yandan, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, yüz binlerce yatırımcının birikimlerine erişimi ve mali hakları bakımından önemli belirsizlikler doğurmuştur. Tasfiye için başlangıçta öngörülen üç aylık sürenin altı aya çıkarılması ve bazı fonlarda ara ödeme uygulamasına geçilmesi, sürecin yatırımcılar üzerindeki etkilerinin ayrıca değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Fonların gerçek varlık değerlerinin, yatırımcıların alacaklarının, gerçekleştirilen ödemelerin ve tasfiye sonunda ortaya çıkabilecek zararların belirlenmesi gerekmektedir. Usulsüz işlemler sonucunda haksız kazanç elde edildiğinin tespit edilmesi halinde bu kazançların geri alınmasına yönelik işlemlerin etkinliği ve yatırımcıların zararlarının giderilmesi için başvurabilecekleri hukuki yollar da araştırılmalıdır.
Fon skandalının ortaya çıkışından tasfiye kararlarına kadar geçen sürecin aydınlatılması, ilgili kamu kurumlarının gözetim ve denetim faaliyetlerinin incelenmesi, siyasi ve idari sorumluların belirlenmesi, yatırımcıların haklarının korunması ve benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.
GENEL KURUL’DA
Genel Kurul’da görüşülmesi istendi
Siyasi parti grubu önerisiyle (İç Tüzük m.19) önergenin o gün görüşülmesi teklif edildi; öneri okundu, gruplar konuştu ve oylandı.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.