Tersanelerde çalışan işçilerin özlük haklarına ve toplu şekilde işten çıkarılmalarına ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 13 Ocak 2025 tarihinde 7/22219 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 228 gün sonra, 29 Ağustos 2025).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Tersanelerde çalışan işçilerin özlük haklarına ve toplu şekilde işten çıkarılmalarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/22219, 13 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-22219-tersanelerde-calisan-iscilerin-ozluk-haklarina-ve-toplu-sekilde-isten-cikarilmalarina-ilis (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4530d665-28e9-411a-92c9-019463a85150
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 228 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 13.01.2025 N İstanbul Milletvekili
Ülke ihracatının 9056'sının deniz taşımacılığı yoluyla gerçekleşmekte olup, hükümet sözcüleri tarafından küresel ticaret açısından en stratejik sektörün "denizcilik" olduğu sık sık vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, denizcilik ve gemi inşa sektörünün temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, gemi inşa ve onarımında dünya çapında marka olma hedefi özellikle Ulaştırma Bakanlığı tarafından dile getirilmektedir. Nitekim, geçtiğimiz aralık ayında, Bakan Yardımcısı Ünüvar, yeni gemi inşa teşvikine dair yönetmelik kapsamında yalnızca dört gemi için 14 milyon dolar destek sağlandığını ve bu desteklerin artarak devam edeceğini açıklamıştır.
Mevcut durumda, Türk Deniz Kuvvetleri için 31 farklı savaş gemisinin inşaatı sürmektedir. Özellikle
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
İstif sınıfı firkateynler, karakol gemileri ve süratli çıkarma gemileri, Tuzla*daki Anadolu, Sedef, De-san ve Dearsan tersanelerinde üretilmektedir. Bununla birlikte, Desan Tersanesi, 17 Aralık'ta Gölcük"teki Atlas Tersanesi"nin tamamını satın alarak, önemli bir tersane grubunun hisselerini tamamen kendi bünyesine katmıştır. Türkiye'nin gemi inşaat ve onarım şirketleri, NATO ülkeleri de dahil olmak üzere yabancı askeri gemilerin inşası, bakımı ve onarımını da sağlamaktadır. Ancak bu tersanelerde çalışan işçilerin payına işten çıkarmalar, düşük ücretler, güvencesizlik ve iş cinayetleri düşmektedir. "der
Lüks kongre salonlarında gerçekleştirilen denizcilik konferansları ve sektör buluşmalarında, yüksek kârlar ve ihracat rakamları övülürken, Tuzla tersanelerindeki işçi koğuşlarına adım atıldığında, bu "zenginlikler" yerini "daralma" ve "küçülme" söylemlerine bırakmaktadır. Geçmişten bu yana taşeron çalışma sistemi, sağlıksız barınma koşulları ve sık yaşanan iş kazalarıyla anılan tersanelerde işten atmalar giderek artmaktadır. Yılın son aylarına yaklaşırken, "işlerin durgunlaşması" gerekçesiyle çok sayıda işçi işten çıkarılmıştır.
Bu durgunluk gerekçe gösterilerek yapılan işten atmaların son örneği, Tuzla Tersanesi?ne bağlı Asi Gemi adlı taşeron firmanın çalışanlarına gönderdiği bir mesajda görülmüştür. Firmanın sahipleri, işçilerle yüz yüze görüşme gereği dahi duymamış; WhatsApp üzerinden gönderilen bir mesajla, "Piyasa durgun. İş yok. Ya ücretsiz izne çıkın ya da kendinize başka bir iş bulun." diyerek işçileri fülen işten çıkarmıştır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Tersaneler de dahil olmak üzere birçok fabrika ve işyerinde "küçülme" ve "ekonomik daralma"
gerekçe gösterilerek işçiler işten çıkarılmakta ve işçilerin haklarını teminat altına alan açık ve etkin bir iş güvencesi olmadığı için işçiler kaygı duymaktadır. Patronun iki dudağı arasına sıkışmış iş güvencesi, işçilerin WhatsApp mesajı yoluyla bir çırpıda işten çıkarılabilmesinin de önünü açmıştır.
Özellikle taşeron çalışmanın hakim olduğu tersanelerde patronlar her türden kural tanımaz ve hukuksuz işleri taşeron firmalar aracılığıyla gerçekleştirmekte ve herhangi bir yaptırım ve caydırıcı ceza uygulanmamaktadır. Bakanlığınız, taşeron çalışma sistemini ortadan kaldırıp işçilerin en temel hakkı olan iş güvencesini yasalarla güçlendirmek için bir adım atacak mıdır?
Asi Gemi isimli taşeron firma sahibi gibi sayısız firma sahibi, ülkede devam eden ve hükümet olarak sorumluluğunu taşıdığınız ekonomik krizi gerekçe göstererek işçilerden açlık ya da işsizlik arasında bir tercih yapmalarını beklemektedir. Ancak bu durum, gerçekte işçileri sefalete mahkum etmektir. Dahası, işçilerin tazminat hakları dahi gasp edilerek dayatılan bu koşullar karşısında Bakanlığınız bir adım atmış mıdır ya da atmayı planlamakta mıdır?
Eğer herhangi bir adım atılmamışsa, tersane patronları ve taşeron firma sahiplerinin işçilere bu koşulları dayatmakta cesareti sizden aldıklarını söylemek mümkün müdür?
İşlerin durgunlaşması ve krizin işçilere olan yansımaları yalnızca işten atmalarla sınırlı değildir. Tersane patronları, krizi gerekçe göstererek işçilerin zam beklentilerini baltalamakta ve zam döneminde "Zaten iş yok. Bizden fazla bir zam beklemeyin." söylemiyle açlık ücreti dayatmaktadır. Krizin faturasının açıkça işçilere kesildiği bu tablo karşısında Bakanlığınızın hamlesi ne olacaktır? Siz de tersane patronları gibi işçilere "Sabredin, bu krizi birlikte aşacağız." demenin ötesinde bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?
Tersanelerde işçilerin sigorta primleri, aldıkları ücret üzerinden değil, asgari ücret üzerinden yatırılmaktadır. Tersanelerde çalışan herkesin bildiği bu durum, adeta sektörün normali haline gelmiştir. Sizce de bu durum normal midir? Bakanlığınız, açıkça ve herhangi bir saklama gayreti olmadan işlenen bu suç karşısında bir yaptırım uygulamış mıdır ya da uygulamayı planlamakta mıdır?
Özetle, tersane işçileri, yukarıdaki sorularla örneklendirildiği gibi, sayısız sorunla mücadele etmektedir. Bakanlığınız, bu sorunlardan haberdar olmadığı için mi sorumluluk üstlenmemektedir, yoksa bu sorunlara kasıtlı olarak kayıtsız kalmayı mı tercih etmektedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·
İlgi (o :27.01.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1572455 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın İskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/22219 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.
"4857 sayılı İş Kanununda iş sözleşmesi, süreli fesih, feshin geçerli sebebe dayandırılması, iş sözleşmesinin feshindeki usuller, fesih hakları gibi konular düzenlenmiştir.
Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522 nci maddesinin birinci fikrasının (() bendi gereğince iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için ücretlerin asgari hadlerinin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile Asgari Ücret Yönetmeliğinde belirlenen ilke ve esaslara göre belirleneceği öngörülmüştür. Asgari ücret, brüt olarak tespit edilmekte ve kanuni kesintiler yapıldıktan sonra kalan miktar işçiye ödenmektedir. Asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup işçilere Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen miktarın altında bir ücretin ödenmesi mümkün bulunmamaktadır.
Asgari ücretin üzerindeki ücret ve sosyal haklar ise, işçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri ve taraflar arasında gerçekleşen toplu iş sözleşmeleri ile ya da işyeri personel yönetmelikleriyle serbestçe belirlenebilmektedir.
Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir.
Bakanlığımıza hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının bildirilmediği veya eksik bildirildiğine dair dilekçe ile müracaat edilmesi veya Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170'e ihbarda bulunulması halinde denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarca ilgili işyerlerinde yerel denetim yapılmaktadır.
Kurumlar arası bilgi ve veri paylaşımı neticesinde ilgili kurumlardan gönderilen bilgiler sorgulanarak yapılan koniroller neticesinde, hizmetleri veya prime esas kazançları eksik bildirildiği anlaşılması halinde denetime gidilmeden de gerekli işlemler re'sen gerçekleştirilmektedir.
Ek olarak, ihbar ve şikâyete dayalı rutin denetimlerin yanı sıra yıllık denetim programı kapsamında risk analizi yapılarak belirlenen bölgeler, sektörler ve işyerlerinin denetimi sağlanmaktadır. Kayıt dışı çalıştığı tespit edilen kişiler re'sen kayıt altına alınmakta ve söz konusu kişileri çalıştıran işverenler hakkında da 3510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigarası Amma 02 maddesi gereği idari para cezası uygulanmaktadır."