Bir sendika tarafından gerçekleştirileceği duyurulan bir etkinliğe ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 60 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı YUSUF TEKİN tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından 1/0 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirileceği duyurulan "Toplumsal .Çinsiyet Eşitliği Dersi" ve "Tahtaların Mora Boyanması" etkinliğine yönelik açıklamaları ve baskıcı tutumu kamuoyunda büyük tepki toplamıştır.
Eğitim Sen'in düzenlediği bu etkinlik, eğitimde cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa karşı dikkat çekmek üzere yapılan bir farkındalık çalışması olup, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmaktadır. Ancak Bakanlık, bu haklı talebi "sendikal hürriyet iddiasıyla yürütülen ötekileştirici, ayrıştırıcı, kamplaştırıcı ve illegal faaliyet" olarak nitelendirmiş; toplumsal değerlere aykırı olduğu gerekçesiyle Eğitim Sen'i ve öğretmenleri açıkça hedef almıştır. Ayrıca, bu etkinliğe katılan kişi ve kurumlara yönelik adli ve idari süreçlerin başlatılacağını duyurmuştur.
Öte yandan, eğitimde tarikat ve cemaatlerin etkisi her geçen gün artarken, birçok okulda dini vakıflarla protokoller yapılarak eğitim sistemi dinselleştirilirken, karma eğitime yönelik filli ve yasal müdahaleler gerçekleştirilirken Bakanlığın toplumsal cinsiyet eşitliği talebine böylesine sert bir tutum alması çelişkili ve düşündürücüdür.
Bu bağlamda;
SORULAR
Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim Sen'in düzenlediği "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dersi" ve "Tahtaların Mora Boyanması" etkinliğini hangi gerekçeyle "illegal" ilan etmektedir?
Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği talebi hangi hukuki, pedagojik ya da anayasal düzenlemelere aykırıdır?
Milli Eğitim Bakanlığı, bugüne kadar hangi tarikat, cemaat ve dini vakıflarla eğitim alanında protokoller imzalamıştır? Bu protokollerin içeriği kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
" 4. Tarikat ve cemaatlerin okullarda etkinlik düzenlemesine, karma eğitime karşı açıklamalar yapmasına ve kız çocuklarını eve kapatmaya yönelik söylemlerine karşı Bakanlık neden hiçbir işlem yapmamaktadır?
Toplumsal değerlere aykırılık gibi muğlak ve sübjektif ifadelerle eğitim emekçilerine yönelik baskı ve soruşturmalar başlatılması, sendikal özgürlükler ve ifade özgürlüğü açısından nasıl açıklanabilir?
Eğitim müfredatında toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik herhangi bir ders veya içerik bulunmakta mıdır? Bakanlık, toplumsal cinsiyet eşitliğini müfredata dahil etmeyi planlamakta mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
7/25098
b) 18/12/2024 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1550133 sayılı yazınız. . HZ99 (125
©) 03/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1591250 sayılı yazınız. o H 25011
ç) 12/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1596918 sayılı yazınız. 7125209
d) 18/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1600185 sayılı yazınız. 7125202. ©) 19/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1600965 sayılı yazınız. 7125200)
Bakanlığımıza İlgi (a-b-c-ç-d-e)'de kayıtlı yazıyla iletilen Diyarbakır Milletvekili Sevilay ÇELENK'in 7/17398, Balıkesir Milletvekili Burak DALGIN'ın 7720407, Mardin Milletvekili Kamuran TANHAN"ın 7/24434, Kocaeli Milletvekili Lütfü TÜRKKAN'ın 7/25008, Denizli Milletvekili Yasin ÖZTÜRK'ün 7/25009, 7/25010 ve 7/25011, İstanbul Milletvekili Özgül SAKİ'nin 7/25200, İstanbul Milletvekili Özgür KARABAT'ın 7/25202 ile Hatay Milletvekili Necmettin ÇALIŞKAN"ın 7/25296 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek"te sunulmuştur.
Milli Eğitim Bakan
Elektronik Ağ: www.meb.gov.tr Faks: (0312)418 7539
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00) EĞİTİMİN Strateji Geliştirme Başkanlığı YUZYILI Vala
7/1/5205
6. 423 YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN BİLGİ
Anayasa'da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlerden herkesin azami düzeyde yararlanabilmesi için bütün vatandaşlarımız üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Bakanlık olarak, bir taraftan sendikal özgürlüklerin kullanılmasını desteklerken diğer yandan okullarımıza emanet edilen öğrencilerimizin eğitim öğrenim hakkından sağlıklı ve verimli bir biçimde yararlanmalarını sağlamak kamusal sorumluluğumuzdur. Bununla birlikte Bakanlığımız mevcut sendikaların tamamını, eğitim politikalarının hayata geçirilmesinde bir paydaş olarak görmekte ve üyelerinin hukuklarını korumaya yönelik demokratik söylem ve eylemlerini desteklemektedir. Ancak öğretmen ve idarecilerimizin sendikal özgürlüklerini kullanırken öğrencilerimizin temel eğitim hakkını ihlal etmemeye dikkat etmeleri, eğitim ve öğretim hizmetinin gerektiği gibi yürütülmesine öncelik vermeleri ve demokratik haklarını eğitim ve öğretimi aksatmayacak yollarla kullanmaları önem arz etmektedir.
Temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan ulusal ve uluslararası tüm metinler, hakların başkalarının hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı biçimde kullanılamayacağını da özellikle vurgulamaktadır. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Nitekim Anayasa'nın 51. maddesi ile ikinci ve izleyen maddelerinde sendika kurma hakkına yönelik sınırlamalara da yer verilmiştir. Sendikal hakların; milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında sınırlanabileceğinin altı çizilmiştir. Aynı şekilde uluslararası literatür ve metinlerde de hiçbir hakkın kullanımında başka birisinin temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmeyeceği ilkesi genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu ilke demokratik toplum düzeninin ve hukuk devletinin gerekliliklerinden biridir. Daha açık bir ifadeyle, sendikal hakların sınırlarının da diğer tüm hak ve özgürlüklerde olduğu gibi başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yer ibarıyla belirlenmesi demokratik toplum düzenin gereğidir.
Bu kapsamda tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi Anayasamız da eğitim hakkını korunması gereken en temel insan haklarından birisi olarak kabul etmiştir. Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde yer alan "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." ifadesiyle bu hak güvence altına alınmıştır. Başka hiçbir hakkın kullanımında bireylerin eğitim ve öğrenim hakkının sınırlandırılması hem anayasal olarak ve hem de uluslararası insan hakları belgeleri açısından mümkün değildir. Bununla birlikte sendikal hakların kullanılması, "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde yer alan "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmü doğrultusunda tüm hakların kullanımında olduğu gibi evrensel ilkeler kapsamında değerlendirilmiştir. Sendikal haklar, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkını içermekte olup kamu hizmetlerinin nasıl yürütüleceğinin çerçevesini ise mevzuat belirlemektedir. Ulusal ve uluslararası normlarda sendikal hakların kullanımı, kamu hizmetlerini keyfi biçimde yürütmek anlamına gelmemektedir. Sendikal hürriyet iddiasıyla yürütülen ötekileştirici, ayrıştırıcı, kamplaştırıcı ve illegal faaliyetlerin "sendikal özgürlük" kavramını dejenere ettiği ve özüne Zarar verdiği de açıktır. Netice itibarıyla, sendikal MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00 EĞİTİMİN Strateji Geliştirme Başkanlığı YÜZYILI özgürlüklerin kullanımı anayasa başta olmak üzere yürürlükteki mevzuata ve toplumsal değerlere paralel bir biçimde yürütülmek durumundadır.
Kadın ve erkeklerin toplumdaki hak ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanmaları; eğitim, sağlık ve istihdam gibi temel alanlarda eşit fırsatlara sahip olmaları ve ayrımcılığa uğramamaları öğretim programları ve ders kitaplarında öncelikle esas alınmaktadır. Bunun yanı sıra toplumda üstlendikleri roller ve karşılaştıkları durumlar ise sorumluluk ve firsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda ele alınmaktadır. Bu bağlamda uygulanmakta olan haftalık ders çizelgelerinde soru önergesinde ifade edilen başlıkta bir ders bulunmamaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geliştirilen öğretim programlarında "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramından hareketle belirlenmiş bir içerik yer almamakla birlikte disiplinler özelinde hazırlanan öğretim programlarının çerçevesini oluşturan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni'nde; ötekileştirici veya ayrıştırıcı bir tutumu önleyen; hak ve özgürlükleri, eşitliği, etik davranmayı, hakkaniyeti, ön yargısızlığı, ölçülülüğü ve liyakati kapsayan "adalet" değeri ele alınmaktadır.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli "Erdem-Eylem-Değer Çerçevesi DI. Adalet" değeri başlığı altında "Hak ve özgürlüklerini bilmek ve korumak, Hakkaniyetli davranmak, Ölçülü ve dengeli olmak, Liyakate önem vermek" eylemleri vurgulanırken eylemler; "Hak ve özgürlüklerinden yararlanırken diğer insanların haklarını da savunur. ", "Toplumsal hayatta kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu bilir. ", "Bireysel farklılıkların haklardan yararlanmaya engel olmaması gerektiğini bilir. ", "Adalet ve eşitlik kavramlarını ayırt eder." ve "Yeterliğe göre yapılan tercihlerin adil olduğunu fark eder. " şeklinde ifadesini bulan doğru yolu izleme, denge, dürüstlük ve tarafsızlık anlamlarını içeren adalet kavramı, hak ve eşitlik temelli bir anlayış ile ele alınmıştır. Öte yandan Talim ve Terbiye Kurulu Kararları doğrultusunda Bakanlığımızca onaylanan öğretim programları dışında gerek soru önergesine konu gerekse de başka herhangi bir konunun ders içeriği olarak belirlenmesi ve/veya işlenmesi yasal olarak mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatınca eğitim ve öğretime destek olacak şekilde her türlü kaynağın ve iş gücünün kullanılması amacıyla resmi kurum ve kuruluşlar, çeşitli firma, şirket, dernek, vakıflar ve tüzel kişiler ile işbirliği protokolleri imzalanabilmektedir. Söz konusu tüzel kişiler, İçişleri Bakanlığının ilgili birimleri tarafından Anayasa başta olmak üzere 5737 sayılı Vakıflar Kanunu, 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilip kabul edilmesi durumunda hukuki tüzel kişilik yapısı kazanan sivil toplum kuruluşları da (STK) olabilmektedir.
Bu kapsamda, ülkemizin tüm illerinde birbirinden farklı alanlarda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla protokol imzalanabildiği gibi yerel düzeyde faaliyet gösteren kuruluşlarla da işbirliği yapılmaktadır. TEMA Vakfi, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Hacı Ömer Sabancı Vakfi, Öğretmen Akademisi Vakfı, Doğal Hayatı Koruma Vakfi, Elginkan Vakfı, Türk Tekstil Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfi (TÜGVA), Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Sevda-Cenap And Müzik Vakfi, Ahbap Derneği, Türk Eğitim Derneği, Serebral Palsili Çocuklar Derneği, Kuaförler Derneği, Klasik Sanatlar Derneği, Türkiye Kızılay Derneği, Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu, Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu iş birliği yürütülen kurum ve kuruluşlardan sadece birkaçıdır.