İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/26109 GEÇ CEVAPLANDI · 58 GÜN

Bir sendika tarafından gerçekleştirilmesi planlanan etkinliğe ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 58 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

SORULAR

  1. 03.2025

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 8 Mart dolayısıyla 10 Mart tarihinde okullarda bir ders saatinde "cinsiyet eşitliği dersi" yapacağını açıklamıştır. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin "Bugün toplumsal anlamda infial uyandırabilecek, toplumun temel referans değerleriyle asla örtüşmeyen kışkırtıcı bir eylemin içerisine girdi bu sendikalardan bir tanesi. Biz de bakanlık olarak uyardık. Kendilerine emanet edilen çocuklara, bu şekilde velilerin, toplumun arzu etmediği ders adı altında sunulacak konuların bir disiplin işlemi, disiplin konusu olacağını ve bu anlamda gerekli disiplin işlerinin yürütüleceğini söyledik. Bu, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasına ilişkin bütün anayasal prensiplerimize aykırıdır ve aynı şekilde başta milli eğitimle ilgili mevzuatlarımız olmak üzere ailenin korunmasına ilişkin mevzuatımıza da aykırıdır. Bu hukuksuzluğa da bakanlık olarak bizim göz yummamız mümkün değildir. Biz, bize emanet edilen çocukların haklarını, hukuklarını korumakla mükellefiz. Bunu da bu konudaki yetkilerimizi, inisiyatifimizi sonuna kadar kullanacağız." şeklindeki açıklama ile cinsiyet eşitliği savunusunu bir suçmuş gibi göstermekle kalmamış aynı zamanda sendikal hakları da hiçe sayan tehditlerde bulunmuştur.

    Eğitim Sen, Bakan Tekin'in açıklamalarına cevaben "Toplumsal cinsiyet eşitliğini, yalnızca akademik bir kavram olarak değil, uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve demokratik eğitim anlayışının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz. UNESCO, Avrupa Konseyi ve birçok uluslararası eğitim kurumu, eğitimde toplumsal .cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını temel bir gereklilik olarak kabul etmektedir." diyerek bilimsel bir gerekçe sunmuş ve Bakanlığınızın 2014-2016 yıllarında yürüttüğü "Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesini" (ETCEP) hatırlatmıştır.

    AKP iktidarı, toplumu kendi ideolojisine uygun şekillendirme gayretinin bir parçası olarak eğitimi bilimsellik ve laiklikten uzaklaştırmıştır. Bu amaçla tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller, Ülkü Ocakları gibi şovenist bir yapıyı okullara sokma girişimi, ÇEDES gibi dini projeler, müfredatın bir bütün olarak din temelli şekillendirilmesi, Ramazan etkinlikleri adı altında çocukların dini ritüellere zorlanması gibi sayısı her geçen gün artan laiklik karşıtı uygulamalarıyla MEB gündem olmaktadır. Eğitim alanında bilimsel çalışmalar yapan emek ve meslek örgütleri ile uluslararası kuruluşlar bu tür uygulamaların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatırken; aileler çocuklarının dini eğitim baskısı altında olmasına itiraz ederken kulak vermeyen Bakan Tekin, çocukların toplumsal cinsiyete dair eğitim görmesini hiçbir somut itiraz ve gerekçe yokken "toplumun referans değerleriyle örtüşmediğini" iddiâ etmiştir. Ayrıca, kendi geçmiş uygulamasını dahi yok saymış ve bu sözlerle açıkça cinsiyet eşitliğine karşı olduğunu ortaya sermiştir.

    Bu bağlamda;

  2. Eğitimde cinsiyet eşitliği, uluslararası ve ülke çapındaki eğitim kurum ve kuruluşlarında ne şekilde ele alınmaktadır? Bakanlığınız, hangi bilimsel ve pedagojik gerekçeyle cinsiyet eşitliğine karşı çıkmaktadır?

  3. Bakanlığınızın da bir dönem Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi ile yürütücülüğünü yaptığı ve milli eğitim müfredatında yer verdiği toplumsal cinsiyet eğitiminin bugün "zararlı" ve "tehdit" olarak anılmasının makul bir açıklaması var mıdır?

  4. Daha 5 gün önce, 8 Mart'ta, başta Aile Bakanlığı olmak üzere, iktidar temsilcileri tarafından Anayasa ve yasalara kadın erkek eşitliğine dair maddelerin eklenmesiyle övünülürken aynı konuda ders vermek isteyen eğitim emekçilerini soruşturmalarla tehdit etmek çelişki değil midir? Bu tehdit aynı zamanda laiklik ve kadın erkek eşitliğini, sendikal hak ve özgürlükleri tehdit etmek anlamını taşımamakta mıdır?

  5. Beyanınızdaki gibi "toplum arzu etmese" dahi cinsiyet eşitliğine dair derslere eğitimde yer vermek bilimin gereği değil midir? Size emanet edildiğini söylediğiniz çocukların eşitlik hakkı yok mudur?

  6. Bakanlığınızın hiçbir bilimsel bilgiye dayanmayan ve itirazlara rağmen çocuklar ve ailelerine zorla dayatılan dini eğitimler toplumun tamamının arzusu mudur? Farklı inançlara sahip olan ya da inançsız olan öğrencilerin hakları nasıl korunmaktadır?

  7. Kız çocuklarının eğitimden kopması, çocuk istismarı, çocuk yaşta zorla evlilikler, kadın cinayetleri ve kadına yönelik her türlü ayrımcılıkta Bakanlığınızın bu uygulamalarının payı nedir?

  8. Sendikal faaliyet dolayısıyla bir sendikayı ve üyelerini tehdit etmek suç değil midir?

    TBMM İletişim : 0312 420 60 23-23 E-Posta " : sevdakaraca(Dtbmm.gov.tr

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·

b) 04/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1591763 sayılı yazınız

c) 18/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1600185 sayılı yazınız

ç) 24/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1602858 sayılı yazınız

d) 24/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1602995 sayılı yazınız.

e) 26/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1603709 sayılı yazınız. fp 27/03/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1605457 sayılı yazınız

YÜZYILI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 100 EĞİTİMİN

2/7247 LU1 Gyli Çİ/ES/2025 ALUS Ge 16 Sİ öy 123 Y9S63 6.133 0114937 GE ASRİ 2498 4/9610) - 269

Bakanlığımıza İlgi (a-b-c-ç-d-e-f)'de kayıtlı yazıyla iletilen Bitlis Milletvekili Hüseyin OLAN'ın 7/24241, Balıkesir Milletvekili Serkan SARI'nın 7/24536, Mardin Milletvekili Beritan GÜNEŞ ALTIN"ın 7/25199, İzmir Milletvekili İbrahim AKIN'ın 7/25691, Ankara Milletvekili Mesut DOĞAN"ın 7/25783, Diyarbakır Milletvekili M. Sezgin TANRIKULU'nun 7125932, Hatay Milletvekili Nermin YILDIRIM KARA'nın 7/25935, İstanbul Milletvekili A.

Sibel YANIKÖMEROĞLU'nun 7/25936, Uşak Milletvekili Ali KARAOB

A'nın 7/25937,

Gaziantep Milletvekili Sevda KARACA'nın 7/26109 ve Bitlis Milletvekili Semra ÇAĞLAR

GÖKALP'in 7/26110 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup bilgiler Ek"te sunulmuştur.

Milli E&itim Bakanı

EKİN Elektronik Ağ: www.meb.gov.tr Faks: (0312) 418 7539 a . Gu 10) MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00) EĞİTİMİN Strateji Geliştirme Başkanlığı v2 YÜZYILI NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN BİLGİ

Anayasa'da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlerden herkesin azami düzeyde yararlanabilmesi için bütün vatandaşlarımız üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Bakanlık olarak sendikal özgürlüklerin kullanılmasını desteklerken diğer yandan okullarımıza emanet edilen öğrencilerimizin eğitim öğrenim hakkından sağlıklı ve verimli bir biçimde yararlanmalarını sağlamak kamusal sorumluluğumuzdur. Bununla birlikte Bakanlığımız mevcut sendikaların tamamını, eğitim politikalarının hayata geçirilmesinde bir paydaş olarak görmekte, üyelerinin hukuklarını korumaya yönelik demokratik söylem ve eylemlerini desteklemektedir. Ancak öğretmen ve idarecilerimizin sendikal özgürlüklerini kullanırken öğrencilerimizin temel eğitim hakkını ihlal etmemeye dikkat etmeleri, eğitim ve öğretim hizmetinin gerektiği gibi yürütülmesine öncelik vermeleri, demokratik haklarını eğitim ve öğretimi aksatmayacak yollarla kullanmaları önem arz etmektedir.

Temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan ulusal ve uluslararası tüm metinler, hakların başkalarının hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı biçimde kullanılamayacağını da özellikle vurgulamaktadır. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Nitekim Anayasa'nın 51. maddesi ile ikinci ve izleyen maddelerinde sendika kurma hakkına yönelik sınırlamalara da yer verilmiştir. Sendikal hakların; milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında sınırlanabileceğinin altı çizilmiştir. Aynı şekilde uluslararası literatür ve metinlerde de hiçbir hakkın kullanımında başka birisinin temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmeyeceği ilkesi genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu ilke demokratik toplum düzeninin ve hukuk devletinin gerekliliklerinden biridir. Daha açık bir ifadeyle, sendikal hakların sınırlarının da diğer tüm hak ve özgürlüklerde olduğu gibi başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yer itibarıyla belirlenmesi demokratik toplum düzenin gereğidir.

Bu kapsamda tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi Anayasamız da eğitim hakkını korunması gereken en temel insan haklarından birisi olarak kabul etmiştir. Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde yer alan "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. " ifadesiyle bu hak güvence altına alınmıştır. Başka hiçbir hakkın kullanımında bireylerin eğitim ve öğrenim hakkının sınırlandırılması hem anayasal olarak ve hem de uluslararası insan hakları belgeleri açısından mümkün değildir. Bununla birlikte sendikal hakların kullanılması, "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde yer alan "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmü doğrultusunda tüm hakların kullanımında olduğu gibi evrensel ilkeler kapsamında değerlendirilmiştir. Sendikal haklar, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkını içermekte olup kamu hizmetlerinin nasıl yürütüleceğinin çerçevesini ise mevzuat belirlemektedir. Ulusal ve uluslararası normlarda sendikal hakların kullanımı, kamu hizmetlerini keyfi biçimde yürütmek anlamına gelmemektedir. Sendikal hürriyet iddiasıyla yürütülen ötekileştirici, ayrıştırıcı, kamplaştırıcı ve illegal faaliyetlerin "sendikal özgürlük" kavramını dejenere ettiği ve özüne zarar verdiği de açıktır. Netice itibarıyla, sendikal özgürlüklerin kullanımı anayasa başta olmak üzere yürürlükteki mevzuata ve toplumsal değerlere paralel bir biçimde yürütülmek durumundadır.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 100 EĞİTİMİN

Strateji Geliştirme Başkanlığı 0 YÜZYILI le anl

Kadın ve erkeklerin toplumdaki hak ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanmaları; eğitim, sağlık ve istihdam gibi temel alanlarda eşit firsatlara sahip olmaları ve ayrımcılığa uğramamaları öğretim programları ve ders kitaplarında öncelikle esas alınmaktadır. Bunun yanı sıra toplumda üstlendikleri roller ve karşılaştıkları durumlar ise sorumluluk ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda ele alınmaktadır. Bu bağlamda uygulanmakta olan haftalık ders çizelgelerinde soru önergesinde ifade edilen başlıkta bir ders bulunmamaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geliştirilen öğretim programlarının çerçevesini oluşturan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninde; ötekileştirici veya ayrıştırıcı bir tutumu önleyen; hak ve özgürlükleri, eşitliği, etik davranmayı, hakkaniyeti, ön yargısızlığı, ölçülülüğü ve liyakati kapsayan "adalet" değeri ele alınmaktadır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli "Erdem-Eylem-Değer Çerçevesi DI. Adalet" değeri başlığı altında "Hak ve özgürlüklerini bilmek ve korumak, Hakkaniyetli davranmak, Ölçülü ve dengeli olmak, Liyakate önem vermek" eylemleri vurgulanırken eylemler, "Hak ve özgürlüklerinden yararlanırken diğer insanların haklarını da savunur. ", "Toplumsal hayatta kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu bilir.", "Bireysel farklılıkların haklardan yararlanmaya engel olmaması gerektiğini bilir. ", "Adalet ve eşitlik kavramlarını ayırt eder." ve "Yeterliğe göre yapılan tercihlerin adil olduğunu fark eder. " şeklinde ifadesini bulan doğru yolu izleme, denge, dürüstlük ve tarafsızlık anlamlarını içeren adalet kavramı, hak ve eşitlik temelli bir anlayış ile ele alınmıştır. Öte yandan Talim ve Terbiye Kurulu Kararları doğrultusunda Bakanlığımızca onaylanan öğretim programları dışında gerek soru önergesine konu gerekse de başka herhangi bir konunun ders içeriği olarak belirlenmesi ve/veya işlenmesi yasal olarak mümkün değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Din ve Vicdan Hürriyeti" başlıklı 24. maddesinde yer alan "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır." hükmü ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Laiklik" başlıklı 12. maddesinde yer alan "Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır." hükmü doğrultusunda din kültürü ve ahlak bilgisi dersi zorunlu dersler arasında bulunmaktadır.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında din bilimsel ve eğitim bilimsel yaklaşım esas alınmaktadır. Programlar geliştirilirken gerek İslam dini gerekse diğer dinler hakkında bilimsel ve araştırmaya dayalı bilgi ön planda tutulmuştur. İslam diniyle ilgili bilgilerde; Kur'an ve sünnet merkezli, herhangi bir mezhebi veya dini yorumu esas almayan bir yaklaşım (mezhepler üstü yaklaşım) benimsenmiştir. Bununla birlikte ülkemizde yaşayan farklı inanç gruplarının ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmuş, ayrıca dünya genelinde kabul görmüş pek çok mezhep, dini yorum, inanç ve düşünce hakkında genel bilgilere ve tanıtımına yer verilmiştir.

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin temel amacı öğrencilerin; karşılıklı hoşgörü, birlik ve beraberlik içinde, toplumsal uzlaşıya, manevi yenilenmeye, sosyal reformlara ve dünya barışına katkıda bulunmalarını sağlamaktır. Böylece toplumun tüm bireylerinin karşılıklı saygıya dayalı olarak, hiç kimsenin ötekileştirilmeksizin bir çatı altında uyumlu bir şekilde yaşam sürmesi hedeflenmektedir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir