Bir gazeteciye yönelik alınan tedbir kararına ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 57 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM
İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. erhat Eren Diyarbakır Milletvekili
Gazeteci Abdurrahman Gök, 2017 Newroz'unda Kemal Kurkut'un polis tarafından öldürülmesi anını belgeleyen fotoğrafları çekmiş, kamuoyunun ve yargının doğru bilgiye ulaşmasını sağlamıştır. Bu görüntüler, resmi anlatı ile olgusal gerçeklik arasındaki çelişkiyi ortaya çıkarmış; demokrasi ve hukukun doğası gereği olması gereken bir gazetecilik pratiği icra edilmiştir.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Ancak, bu faaliyetten sonra Gök, mesleki pratiği nedeniyle uzun süreli ve ısrarlı yargısal takiplerin konusu haline gelmiştir. Hakkında açılan davada, somut maddi deliller yerine, gizli | tanık beyanlarına dayalı suçlamalar yöneltilmiştir. Davanın 9 duruşma boyunca, gazetecilik faaliyetleri; haber atölyeleri, saha deneyimi aktarımı ve çatışmalı bölgelerde yapılan haberler,
"örgüt üyeliği" ve "propaganda" iddialarıyla ilişkilendirilmiştir. |
Dikkat çekici biçimde, benzer gizli tanık ifadeleriyle yargılanan gazeteciler (Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu vb.) beraat etmiştir. Buna rağmen Gök'e yönelik yurt dışına çıkış yasağının 6 yıldır sürdürülmesi, adli kontrol tedbirinin bireyin seyahat ve çalışma hakkını kısıtlayan bir cezalandırma aracına dönüştüğünü göstermektedir. Bu uygulama; Anayasa'nın 26 ve 28'inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı ve 10'uncu maddeleri açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
Ayrıca, gizli tanığın teşhis tutanaklarının dosyaya alınması talebinin reddedilmesi, savunmanın iddiaları denetleme hakkını ortadan kaldırmış, silahların eşitliği ilkesini zedelemiştir. Gazetecilerin hakikat üretme kapasitesini güvenlikçi beyanlarla bastıran yargılama pratikleri, yalnızca bir kişiyi değil, Türkiye'deki habercilik kültürünü ve demokratik kamusal alanı doğrudan etkilemektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Gizli tanık beyanlarının, maddi delil veya somut olgularla desteklenmediği halde tek başına kovuşturmanın temel unsuru olarak kullanılmasının, Bakanlığınız nezdinde hukuki dayanağı nedir?
Bu yaklaşımı sınırlandıran bir iç genelge, ilke kararı veya standart mevcut mudur?
Adli kontrol tedbirleri, hukuk sistemimizin doğası gereği geçici ve ölçülü olarak uygulanması gerekirken; gazeteciler başta olmak üzere bazı davalarda süresiz veya , 37132. fiilen cezalandırıcı bir pratiğe dönüşmesinin sebebi nedir? Bu durumun önlenmesi için Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?
Gazetecilik faaliyetleri ile siyasi/örgütsel faaliyetlerin ayrıştırılması konusunda savcılık ve mahkemelere yönelik herhangi bir rehber, prosedür veya iç denetim mekanizması bulunmakta mıdır? Yoksa, bu ayrım pratikte tamamen kolluk raporlarının yorumuna mı bırakılmıştır?
Gizli tanığın teşhis tutanaklarının dosyaya alınması talebinin reddedilmesi, savunma hakkını sınırlandırmakta ve silahların eşitliği ilkesini zedelemektedir. Bakanlığınız, mahkemelerin bu tür talepleri reddetme pratiğini insan hakları bağlamında takip etmekte midir?
Dosyada somut delil bulunmamasına rağmen, gazeteci Abdurrahman Gök'e uygulanan yurt dışı yasağının 6 yıldır sürdürülmesi, Bakanlığınız tarafından ölçülü ve hakkaniyete uygun bir uygulama olarak mı değerlendirilmektedir?
Basın özgürlüğü, düşünce ve ifade hürriyeti konusunda Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler dikkate alındığında, gizli tanığa dayalı beyan esaslı davaların gazeteciler üzerinde yarattığı caydırıcı etki hakkında Bakanlığınızın herhangi bir veri, rapor veya değerlendirmesi var mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1754503 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/37132 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov tr adresinden RWZUF30 - XBHhBhC - Z6gevYV - b/1410- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-2061-135/178 Konu : Yazılı soru önergesi 29/0l 2026
Sayın Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/37132 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
I- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
2- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
3- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
4- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http: /vatandaş.uyap.gov.tr adresinden CS969Öc - fRwahe7 - VHIRbwt - HE1ges- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte, açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.
1i- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 23/12/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde adı geçen hakkında yürütülen soruşturma sonucunda açılan kamu davasının devam ettiği bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden CS969Öc - fRwahe7 - VHIRDbwt - HE1ges- ilecrişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan