Tutuklanan bir gazeteciye ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 222 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96'ıncı maddesi gereğince Adalet Bakanı Sayın Akın GÜRLEK tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 27.02.2026 elcan TAŞCI Tekirdağ Milletveki
Gazeteci Alican Uludağ, 19 Şubat akşamı Ankara'daki evinde gözaltına alınmıştır. Soruşturma İstanbul Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yazısı doğrultusunda yürütülürken, Uludağ'ın dosyasına toplam 22 adet sosyal medya paylaşımı delil olarak dahil edilmiştir geri almaya çalışıyor", "Tarih, Erdoğan dönemini de yazacak", "Erdoğan'ın Trump'tan alacağı "meşruiyet" ne?" ve "Artık Erdoğan, çıkıp atılacak adımları somut olarak açıklamak zorunda" ifadelerinin de bulunduğu sosyal medya paylaşımları, Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesi kapsamında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasına dayanak yapılmıştır. Uludağ, 20 Şubat'ta tutuklamaya sevk edilmiş; akabinde İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğince "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla tutuklanmıştır.
Tutuklamaya sevk yazısında aralarında "Sandıkta kaybettiği yerel iktidarı yargı eliyle İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama kararının gerekçesini "kuvvetli suç şüphesi", "kaçma şüphesi" ve "delilleri yok etme veya gizleme ihtimali"ne dayandırmıştır. |
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Ayrıca karar gerekçesinde "şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı" ifadesinin, "kaçma | şüphesine" dayanak olarak gösterildiği görülmektedir. | Uludağ, hakimlik sorgusunda; vizesinin dahi bulunmadığını, dosyaya delil olarak giren | sosyal medya paylaşımlarının karartılmasının mümkün olmadığını, telefonunu savcılığa teslim ettiği ve evinde gözaltına alındığı dikkate alındığında kaçma veya delil karartma şüphesinin söz konusu olamayacağını ifade etmiştir. |
Tutuklamaya giden dosya içeriğinin yanı sıra, sürecin Ankara yerine İstanbul'da yürütülmesine ilişkin olarak Uludağ'ın müdafileri itirazlarını dile getirmiştir. Ankara'da 18 yıldır yerleşik bulunan ve mesaisini Ankara adliyelerinde yürüten bir kişi hakkında soruşturmanın İstanbul?da yürütülmesinin hukuken tartışmalı olduğu belirtilmiş; gerekçe olarak sunulan "Cumhurbaşkanının ikamet adresinin İstanbul'da görünmesi" hususunun ise, Cumhurbaşkanının fiili çalışma ve yönetim merkezinin Ankara olması karşısında yetki bakımından hukuki dayanak oluşturamayacağı ileri sürülmüştür.
Bu doğrultuda;
SORULAR
Evinde gözaltına alınan, vizesi bulunmayan ve sabit ikametgah sahibi bir kişi bakımından "kaçma şüphesi" hangi somut olgulara dayandırılmıştır?
Sosyal medya paylaşımlarının delil olarak dosyada bulunduğu bir durumda, "delil karartma" ihtimali nasıl somutlaştırılmıştır?
CMK 100. madde kapsamında tutuklama için aranan "somut olgu" kriteri bu dosyada nasıl karşılanmıştır?
Söz konusu paylaşımların ifade özgürlüğü sınırını aştığı ve hakaret suçunu oluşturduğu kanaatine hangi somut ölçütlere dayanılarak varılmıştır?
Terör suçu isnadı bulunmayan bir dosyada Terör Suçları Soruşturma Bürosunun görevlendirilmesinin hukuki gerekçesi nedir?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir