İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/43757 GEÇ CEVAPLANDI · 45 GÜN

Ana dilde eğitime ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 45 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Anadil, bireyin kimliğinin, kültürel aidiyetinin ve toplumsal varoluşunun kurucu unsurudur. Anadilin kamusal alandan dışlanması yalnızca iletişim alanının daraltılması değil; tarihsel hafızanın, kültürel üretimin ve kuşaklar arası aktarımın zayıflaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle anadil, kültürel bir tercihin ötesinde insan onuru, eşit yurttaşlık ve demokratik katılım ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Türkiye'de tarihsel olarak uygulanan tekçi dil ve eğitim politikaları; başta Kürtçe ve lehçeleri olan Kurmanci, Zazakî (Kirmanckî) ve Soranî olmak üzere, Lazca, Hemşince, Pontus Yunancası, Batı Ermenicesi, Süryanice lehçeleri (Turoyo/Suret), Ladino, Gagavuzca, Romanca, Adigece, Abhazca ve Kabardey-Çerkesçe gibi çok sayıda anadilin kamusal görünürlüğünü ve kurumsal kullanım alanlarını ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Bu durum, söz konusu dillerin kuşaklar arası aktarımını zayıflatarak dilsel eşitsizlikleri yapısal bir sorun haline getirmiştir.

UNESCO verilerine göre Türkiye'de en az 15 dil yok olma riski altındadır. Buna karşın saha araştırmaları, anadilde eğitime yönelik toplumsal talebin son derece güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim katılımcıların %98,7'si çocuklarının anadillerinde eğitim görmesini isterken, %91,5'i bu eğitimin okul öncesinden itibaren başlaması gerektiğini ifade etmektedir. Bu tablo, mevcut eğitim politikalarının toplumsal talep ile uyumlu olmadığını açıkça göstermektedir.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

2012 yılında Kürtçe Kurmancî ve Zazakî" nin "Yaşayan Diller ve Lehçeler" kapsamında seçmeli ders olarak müfredata alınması önemli ancak sınırlı bir adım olmuştur. Nitekim bu derslerin yalnızca ortaokul düzeyinde ve haftalık sınırlı saatlerle sunulması, okul öncesi, ilkokul ve ortaöğretim kademelerinde sistematik bir devamlılık içermemesi ve seçmeli statü ile sınırlandırılması; anadilde eğitimin kurumsal bir hak olarak tesis edilmesini engellemektedir. Millî Eğitim Bakanlığının tarafımıza verdiği cevapta; söz konusu derslerin ortaokullarda haftalık sınırlı saatlerle okutulduğu, ortaöğretim kademesinde ise bu dersin müfredata eklenmesine yönelik herhangi bir çalışma bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca derslerin açılabilmesi için en az 10 öğrenci şartı aranmakta; öğretmen yetersizliği durumunda ise görevlendirme veya ücretli öğretmen modeli öngörülmektedir. Bu durum, anadilde eğitimin süreklilik, erişilebilirlik ve nitelik açısından yapısal sınırlamalarla karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Bakanlık cevabında, mevcut seçmeli ders uygulamasının yetersiz olduğu yönündeki değerlendirmelerin "resmî tespitleri yansıtmadığı" ifade edilmekte; buna karşın sahadan gelen verilerin düzenli olarak takip edildiği belirtilmektedir. Ancak aynı döneme ilişkin öğrenci sayılarında ciddi çelişkiler bulunması, veri üretim ve paylaşım süreçlerinin şeffaflığına ilişkin soru işaretleri doğurmaktadır. Nitekim 2024-2025 eğitim-öğretim yılına ilişkin farklı açıklamalarda Kürtçe dersini seçen öğrenci sayısı 59.372, 35.416 ve 30.104 olarak farklı biçimlerde ifade edilmiştir. Bu durum, kamu politikalarının sağlıklı değerlendirilmesini güçleştirmektedir.

Öte yandan Millî Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklamalarda, anadilde eğitime kapı kapatılırken seçmeli derslerin yeterli olduğu vurgulanmış; Kürtçe ve Zazakî'de öğrenci sayısında artış, diğer dillerde ise düşüş olduğu ifade edilmiştir. Bu tablo, çok dillilik politikalarının bütüncül bir perspektiften ele alınmadığını ve bazı dillerin giderek sistem dışına itildiğini göstermektedir. Uluslararası insan hakları hukuku, anadil hakkını açık biçimde güvence altına almaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 30. maddesi başta olmak üzere uluslararası normatif çerçeve, anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasını bir yükümlülük olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda anadilde eğitim hakkının mevcut dar ve parçalı uygulamalarla sınırlandırılması, uluslararası yükümlülüklerle de uyumlu değildir.

Sonuç itibarıyla; anadilde eğitimin seçmeli ders düzeyine indirgenmesi, veri şeffaflığındaki eksiklikler, öğretmen ve altyapı yetersizlikleri ile eğitim kademeleri arasındaki kopukluk birlikte değerlendirildiğinde; bu alanda kapsamlı bir mevzuat reformuna ihtiyaç bulunduğu açıktır. Anadilde eğitimin anayasal güvenceye kavuşturulması, örgün eğitim sistemine bütüncül biçimde entegre edilmesi ve yapısal engellerin kaldırılması; demokratik hukuk devleti, eşit yurttaşlık ve toplumsal barış açısından zorunluluk arz etmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Başta Kürtçe ve lehçeleri olmak üzere anadillerin eğitim dili olarak örgün eğitim sistemine dahil edilmesine yönelik kapsamlı bir reform planı hazırlanmakta mıdır?

  2. Anadilde eğitimin yalnızca seçmeli ders statüsünde tutulmasının bu hakkın etkin ve eşit biçimde kullanılmasını sınırladığı yönündeki değerlendirmeler karşısında Bakanlığınızın politika yaklaşımı nedir?

  3. Anadilde eğitimin okul öncesi, ilkokul ve ortaöğretim kademelerinde bütüncül biçimde uygulanmamasının gerekçesi nedir? Ortaöğretim kademesinde Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersine yer verilmemesine ilişkin mevcut politika tercihi neye

  4. Seçmeli derslerin açılabilmesi için aranan en az 10 öğrenci şartının, özellikle nüfus yoğunluğu düşük bölgelerde bu derslere erişimi fiilen engellediği dikkate alındığında, bu kriterin kaldırılmasına veya esnetilmesine yönelik bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?

  5. Kürtçe (Kurmancî ve Zazakî) başta olmak üzere Lazca, Gürcüce, Adigece, Abhazca, Arnavutça ve Boşnakça gibi dillerde öğretmen ihtiyacına ilişkin güncel norm kadro durumu nedir? Bu alanlarda kadrolu öğretmen atamalarının artırılmasına yönelik bir planlama bulunmakta mıdır?

  6. 2024-2025 eğitim-öğretim yılında; Kurmancî, Zazakî, Lazca, Gürcüce, Adigece, Abhazca, Arnavutça ve Boşnakça dilleri için Bakanlığınızın esas aldığı resmi ve kesin öğrenci sayıları nedir? Aynı döneme ilişkin kamuoyuna yansıyan farklı sayısal veriler arasındaki farkların teknik gerekçesi nedir?

  7. 2024-2025 eğitim-öğretim yılına ilişkin olarak farklı resmî açıklamalarda Kürtçe dersini seçen öğrenci sayısının 59.372, 35.416 ve 30.104 olarak farklı biçimlerde ifade edilmesinin nedeni nedir? Bu veri uyumsuzluklarının giderilmesine yönelik bir standartlaştırma çalışması yürütülmekte midir?

  8. 2025-2026 eğitim-öğretim dönemi için Kurmancî, Zazakî, Lazca, Gürcüce, Adigece, Abhazca, Arnavutça ve Boşnakça dillerinin her biri bazında, tercih formlarında bu dersleri seçen toplam öğrenci sayısı kaçtır?

  9. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında söz konusu dersleri seçmiş olmasına rağmen; öğretmen ataması/norm kadro yetersizliği, sınıf mevcudu şartının sağlanamaması veya idari gerekçeler nedeniyle açılamayan sınıf sayısı ile bu nedenle dersi fiilen alamayan öğrenci sayısı kaçtır?

  10. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Kurmanci, Zazakî, Lazca, Gürcüce, Adigece, Abhazca, Arnavutça ve Boşnakça dilleri kapsamında fiilen ders başı yapmış öğrenci sayısının Türkiye geneli toplamı kaçtır? Bu sayının il, ilçe ve okul bazında ayrıntılı dökümü nedir?

  11. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersi kapsamında Kurmancî, Zazakî, Lazca, Gürcüce, Adigece, Abhazca, Arnavutça ve Boşnakça derslerini tercih eden (seçen) toplam öğrenci sayısı kaçtır? Bu verilerin dil bazında ve il, ilçe, okul kırılımında dağılımı nedir?

  12. Aynı dönemde söz konusu dersleri fiilen alan öğrenci sayıları neden açıklanmamıştır? 13. Seçmeli derslere ilişkin verilerin yalnızca genel toplamlar üzerinden değil; il, ilçe ve okul bazında ayrıntılı biçimde düzenli olarak kamuoyuna açıklanmasına yönelik bir veri şeffaflığı politikası oluşturulması planlanmakta mıdır?

  13. Derslerin açılması ve uygulanması sürecinde yaşanan aksaklıkların (öğretmen yetersizliği, idari yönlendirmeler, sınıf açılmaması vb.) il ve ilçe bazlı dökümünün Bakanlığınızca tutulup tutulmadığı nedir? Bu verilerin araştırma ve politika geliştirme süreçlerine katkı sunmak amacıyla paylaşılması mümkün müdür?

  14. Anadilde eğitime ilişkin olarak ulusal ve uluslararası yargı mercilerine taşınan başvurular hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir? Bu başvuruların politika yapım süreçlerine etkisi bulunmakta mıdır?

  15. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde anadilde eğitim hakkına ilişkin yükümlülüklerin iç hukuka tam olarak yansıtılmamasının gerekçesi nedir?

  16. UNESCO tarafından tehlike altında olduğu belirtilen dillerin korunması ve eğitim sistemi içinde yaşatılmasına yönelik özel programlar geliştirilmekte midir? 18. Anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasına yönelik bir mevzuat değişikliği hazırlığı bulunmakta mıdır?

  17. Kürtçe ve diğer anadillerin kamusal alanda kullanımına ilişkin mevcut sınırlamaların eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde değerlendirilmesine yönelik bir etki analizi yapılmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·

b) 30.03.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1826809 sayılı yazınız.

c) 24.04.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1845089 sayılı yazınız. 54 149

ç) 29.04.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1846863 sayılı yazınız.

d) 05.05.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1849186 sayılı yazınız. 7143746 (24152

e) 07.05.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1851528 sayılı yazınız.

Niğde Milletvekili Ömer Fethi GÜRER'in 7/41079, Isparta Milletvekili Hikmet Yalım HALICI'nın 7/42073, Afyonkarahisar Milletvekili Hakan ŞEREF OLGUN'un 7/43530, Edirne Milletvekili Ahmet Baran YAZGAN'ın 7/43624, Kütahya Milletvekili Ali Fazıl KASAP'ın 7/43630, Antalya Milletvekili Cavit ARI'nın 7/43631, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan AYGUN'un 7/43746, Hatay Milletvekili Necmettin ÇALIŞKAN'In 7/43751, Manisa Milletvekili Şenol SUNAT'ın 7/43753, Hakkari Milletvekili Öznur BARTİN'in 7/43757, BALIKESİR Milletvekili Serkan SARI'nın 7/43872 ile KARABÜK Milletvekili Cevdet AKAY'In 7/43874

HAKKARİ MİLLETVEKİLİ ÖZNUR BARTİN'İN 7/43757 ESAS NUMARALI YAZILI

Bireylere çağa yön verebilecek ve uluslararası düzeyde rekabet gücü sağlayacak becerileri edindirmenin temel kaynağı eğitimdir. Eğitimin niteliğinin artması kısa vadede bireye; uzun vadede ise ülke kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Ülkeler eğitimin sağladığı katkılardan en yüksek düzeyde yararlanmak için eğitimin kapsayıcılığını artırmaya çalışırken aslında toplumun tamamının eğitime erişimini hedeflemektedir. Toplumdaki tüm kesimlerin eğitim olanaklarından aynı şekilde yararlanabilmesi ve bireyin sosyal, ekonomik, kültürel, etnik vb. özelliklerinden bağımsız olarak eğitime erişiminin sağlanması, eğitimde fırsat eşitliği bağlamında değerlendirilmektedir.

Türkiye'de 2002-2025 yılları arasında eğitimde fırsat eşitliği ve demokratikleşme hususlarında önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. Bakanlığımızca özellikle 2002 yılı sonrasında yapılan çalışmalar, gerçekleştirilen geniş kapsamlı reformlar ve yasal düzenlemeler çerçevesinde eğitimde demokratikleşme uygulamaları daha belirgin bir şekilde sahaya yansımışur.

Bununla birlikte Bakanlığımız 2024-2028 Stratejik Planı'nın 1. Amaç'i; *Temel eğitimde fırsat eşitliği ve eğitime erişimin sağlandığı, öğretim süreçleri ve eğitim ortamlarının etkin kullanıldığı bir ekosistem inşa ederek öğrencileri çağın gerektirdiği evrensel yeterliliklere sahip, milli ve manevi değerleri benimsemiş sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetiştirmek" olarak belirlenmiştir.

Çağın gerektirdiği evrensel yeterlilikler temelinde eğitimin daha demokratik hâle getirilmesi amacıyla atılan adımlar, eğitim sürecine daha fazla katılım ve fırsat eşitliği sağlayacak şekilde planlanmıştır. Bu amaçla çıkarılan mevzuat ve geliştirilen projelerle (Demokratik Vatandaşlık ve Insan Hakları Eğitimi Projesi ve Temel Eğitimde Demokrasi Kültürünün Güçlendirilmesi Projesi gibi) birlikte fırsat eşitliğinin artırılmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. 2004 yılında çıkarılan "Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Yönergesi" ile eğitim sisteminin daha demokratik bir yapıya dönüşmesi hedeflenmiş, bu Yönerge ile öğrenci merkezli bir anlayışın benimsenmesini ve katılımcı yönetim süreçlerinin geliştirilmesi desteklenmiştir.

2007 yılında yürürlüğe giren 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında yapılan düzenlemelerle; azınlık okullarında Türkiye'deki diğer özel öğretim kurumlarında olduğu gibi eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlanırken azınlık toplumlarının kendi dillerinde eğitim yapma hakkı ile kültürel ve dilsel kimliklerini koruma hakları da güvence altına alınmıştır. Bu yolla, Türk vatandaşlığının gereği olarak Türkçenin öğrenilmesi teşvik edilirken toplulukların kendi dillerini korumasına ve yaşatmasına da katkı verilmiştir.

Eğitimde niteliği ve fırsat eşitliğini artırmanın en önemli adımlarından birisi de eğitimde dijitalleşme konusunda atılmıştır. Türkiye'de Bilgisayarlı Eğitime Destek Projesi ve FATİH Projesi gibi projelerle de eğitimde fırsat eşıtlığının artırılması amaçlanmıştır. Söz konusu projeler aracılığı ıle; donanım ve yazılım altyapısıyla okullar güçlendirilmiş, e-içerik yönetimi için 2012'de EBA platformu hizmete sunulmuştur. Eğitimde dijitalleşme konusunda devasa bir atılım içerisinde olan Türkiye, dünyada tüm sınıflarında etkileşimli tahta bulunan tek ülke konumundadır.

Eğitimde fırsat eşitliğinin en kritik halkası olan erken çocukluk eğitimine erişimi kolaylaştırmak amacıyla "Okul Oncesi Eğitim Kurumları Eğitime Erişim Modelleri Uygulama

Yönergesi" yürürlüğe girmiştir. Şube açılamayan ya da mekânsal imkânların sınırlı olduğu yerlerde "Geçici Köy Ana Sınıfı", "Taşıma Merkezinde Ana Sınıfı", "Evde Okul Öncesi Eğitim", Mevsimlik Tarım İşçileri ile Göçer/Yarı Göçer Ailelerin Çocuklarına Yönelik Saha Sınıfları" ve "Mobil Ana Sınıfı" gibi esnek modeller, öğrencilerin ve ailelerin hizmetine sunulmuştur.

Türkiye'de eğitimde demokratikleşme ve fırsat eşitliği hususunda gerçekleştirilen önemli atılımlarından bir diğeri de öğretim programlarının yeniden düzenlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Eğitim sistemleri; hızla dönüşen dünyada değişime ayak uydurma sorumluluğu ile birlikte, değişimi yönlendirecek yetkin bireyleri yetiştirmekle de sorumlu kabul edilmektedir. Değişimi yönlendirecek yetkin bireyler, ancak ve ancak eğitimini sağlam temellere dayandırarak gücünü köklerinden alanlardan oluşacaktır. Bu gereklilik eğitim sistemi içerisindeki öğretim programlarında etkin değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu amaçla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli geliştirilerek uygulamaya konulmuştur. Modelin getirdiği öğretim programı değişikliği yalnızca kavramsal ve anlamsal çerçeveyi değil bir medeniyet kurma ve geliştirme iddiasını barındırmaktadır. Eğitimi salt teknik bir süreç olmanın ötesine taşıyarak bir anlam inşa etme süreci olarak ele alan bu yaklaşım, milli ve manevi değerleri temel bir referans ve çıkış noktası olarak benimsemektedir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, kapsamlı çalışmalar ile birlikte eğitime erişim ve eğitimde demokratikleşme sürecinin bir sonucudur. Bu süreç, yalnızca eğitim sistemi ve öğretim programının değişimiyle değil aynı zamanda düşüncenin ve düşünceyi şekillendiren dilin dönüşümüyle tamamlanmaktadır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Türkiye Cumhuriyetinin ikinci yüzyılına yön veren ve millî birikimi çağın eğitim anlayışıyla buluşturan özgün bir eğitim tasavvurudur. Model; öğretim süreçlerinden ölçme ve değerlendirmeye; öğretmen gelişiminden dijital öğrenme ekosistemine kadar tüm eğitim sistemini dönüştüren kapsamlı bir çerçeveye sahiptir. Modelin merkezinde; bilgiyi değerle, öğrenmeyi üretimle, eğitimi insanla bütünleştiren bir anlayış bulunmaktadır. Bu yaklaşım insanı zihinsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve ahlaki yönleriyle bir bütün kabul etmektedir.

Sosyal, kültürel ve ekonomik normlara yönelik değişim ve dönüşüm sürecinin hız kazandığı bugünlerde, insanların ve milletlerin birbirleriyle olan iletişim ve etkileşimleri de aynı hızda ilerleme kaydetmektedir. Bu durum bir iletişim aracı olarak yabancı dilin önemini daha fazla öne çıkarmakta, birden fazla dilde iletişim yeterliğine sahip olmak kişiler için önemli bir ihtiyaç hâline gelmektedir. Eğitim sistemleri bu ihtiyaca cevap verebilmek için çeşitli politikalar geliştirmekte, uluslararası kuruluşlar bu konuyu önemli bir gündem maddesi olarak ele almaktadır.

Bakanlığımızca dil eğitimine yönelik birçok uygulama hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda, dil eğitiminin daha nitelikli ve verimli hale getirilmesi amacıyla 2021 yılında Yabancı Dil Eğitiminin Geliştirilmesi Projesi uygulamaya alınmıştır. Birçok alt faaliyete sahip olan projenin temel amacı; Türkiye'deki yabancı dil eğitimindeki kalitenin uluslararası standartlara uygun bir şekilde öğrenci, öğretmen ve öğretim programı gibi boyutları kapsayarak bilimsel veriler ışığında geliştirilmesidir. Yetişkin ve çocuk dil öğrenicilerinin yabancı dilde dört dil becerilerini (okuma, yazma, dinleme ve konuşma) geliştirmek amacıyla Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) Tamamlayıcı Cilt Eğitici Eğitim Seti" hazırlanmıştır. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan yabancı dil öğretmenlerine yönelik D-AOBM Tamamlayıcı Cilt eğitimleri verilerek yabancı dil eğitiminin niteliğinin geliştirilmesine katkıda bulunulmuştur.

Öte yandan Bakanlığımız Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından öğrencilerin akademik derslerinin yanı sıra uluslararası düzeyde dil eğitimi almalarını sağlamak,

öğrencilerin milli ve manevî değerlerine sahip, farklı kültürleri tanıyan, uluslararası düzeyde bilgi ve kültür sahibi, dünyadaki gelişmeleri, teknolojik ve güncel bilimsel ilerlemeleri, uluslararası düzeyde önem arz eden konuları takip edebilmelerine destek vermek ve yükseköğrenime hazırlamak amacıyla 2012 yılından itibaren Anadolu imam-hatip liselerinde hazırlık dil sınıfları açılmış; bu okullarda Almanca, Arapça, Çince, Farsça, Fransızca, Ingilizce, Ispanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece ve Rusça olmak üzere 11 ayrı dilde eğitim verilmektedir. Yine Yoğunlaştırılmış Yabancı Dil Programı uygulayan tüm imam hatip ortaokullarında "Aracı Dilsiz Eğitim" sloganıyla, dil eğitiminde dört temel becerinin geliştirilmesi esas alınarak öğrencilere çok erken yaştan itibaren kalıcı bir dil eğitimi verilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca Bakanlığımız Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından yabancı dil ders saatlerinin yükseltildiği, Ingilizcenin yanında Almanca eğitiminin de verildiği Çoklu Yabancı Dil Eğitim Modeli 2023-2024 eğitim öğretim yılında 26 ildeki 32 okulda, 2 bin 999 beşinci sınıf öğrencisinin katılımıyla başlatılmış ve o zamandan bu yana kapsamı genişletilerek devam etmektedir.

Türkiye; gerek toplumsal yapısı ve coğrafi konumu gerekse kültürel ve ekonomik ilişkileri bakımından birçok dilin konuşulduğu, bireylerin birden fazla dilde yeterlik kazanmayı arzuladığı ve buna ihtiyaç duyduğu bir ülke durumundadır. Eğitim sistemi de bu toplumsal talep ve ihtiyaçları karşılamayı sağlayacak şekilde şekillendirilmekte ve güncellenmektedir.

Bu kapsamda çoğul dillilik kavramı ortaya çıkmaktadır. Çoğul dillilik, bir dil çeşitliliği hazinesi olarak bireylerin ana dilini ve öğrendikleri diller ile lehçeleri içeren bir kavramdır. Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metninde çoğul dillilik; birden fazla dilde farklı derecelerde dil becerisine sahip olan ve farklı kültürlerde deneyimi olan sosyal bir varlık niteliğindeki bireyin, iletişim ve kültürler arası etkileşimde yer almak amacıyla dili kullanabilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bireyin birden fazla dili kullanabilmesi ve birden fazla dilde iletişim ihtiyacını karşılayabilmesi durumuna da işaret eden bu kavrama göre birey, öğrendiği dilleri birbirinden zihinsel olarak ayrı şekilde taşımamakta; iletişim ihtiyacını en iyi şekilde karşılayabilmek için farklı dillere yönelik bilgisini birlikte kullanabilmektedir.

Bu anlayış çerçevesinde Bakanlığımız "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersini; ülkemizin kültürel zenginliğinin bir parçası olarak eğitimde fırsat eşitliğini ve eğitimin demokratikleşmesini destekleyen, öğrencilerin bireysel ilgi ile ihtiyaçlarını dikkate alan ve ögrencilere her türlü ayrımcılıktan uzak bir eğitim ortamı sağlanmasına katkı sağlayan bir alan olarak değerlendirmektedir. Nitekim Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencilerin sosyoekonomik, inanç ya da kimlik durumları nedeniyle dezavantajlı olmadığı bir eğitim öğretim süreci tasarlanmıştır. Öğrencilerin bütüncül gelişim alanlarını hedefleyen bu model; bilgi, beceri, sosyal, duygusal öğrenme becerileri, eğilimler, okuryazarlık becerileri ve değerler etrafında yapılandırılan öğretim programlarıyla milli eğitim anlayışının somut göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlamlı ve derin öğrenmelere vurgu yapan öğretim programlarında içeriğin sadeleşerek derinleşmesi adına somut adımlar atılmıştır.

2012-2013 eğitim öğretim yılından bu yana ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulan "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersinin öncelikli amacı, ülkemizde var olan yaşayan diller ve lehçeleri gelecek kuşaklara aktarılabilmek, toplumsal temsiliyeti güçlendirmek ve farklı kültürlere saygılı, çoğulcu bir eğitim ortamı oluşturmaktır. "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersi ile ana dili farklı olan öğrenciler Kürtçe (Kurmancca ve Zazaca) Abhazca, Çerkezce (Adıgece), Lazca, Gürcüce, Arnavutça, Boşnakça gibi dersleri alabilmektedir.

"Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersinin öğretim programının hazırlanmasında bir arada yaşama kültürü temel alınmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan öğretim programı çerçevesinde; Anayasa ve Millî Eğitim Temel Kanunu'ndaki eşitlik ilkesi gözetilerek temel insan hak ve

PANOL - SE Strateji Geliştirme Başkanlığı özgürlüklerini destekleyen bir yaklaşımla ders kitapları hazırlanmakta; içerikler ırk, renk, din, dil veya etnik köken gözetmeksizin evrensel değerlerin herkes için geçerli olduğu bilincini aşılamaktadır. Hazırlanan içeriklerin tümü bilimsel esaslara dayalı olarak geliştirilmekte, bu içerikler toplumsal kesimlerin inanç ve düşünce biçimlerini küçük düşürebilecek her türlü ifade ve imadan arındırılmış bir şekilde sunulmaktadır.

Bu kapsamda öğrencilerin talepleri dikkate alınmakta, en az 10 öğrencinin tercihi ile dersler açılmaktadır. Ilgili alanda kadrolu öğretmen bulunmaması durumunda diğer okullardan görevlendirme veya ders ücreti karşılığında öğretmen görevlendirilmesi yoluyla kesintisiz eğitim desteği sağlanmaktadır. Öte yandan talepler doğrultusunda Adığeceden Kürtçeye, Lazcadan Boşnakçaya kadar uzanan geniş bir yelpazede ders açılabilmektedir.

Seçmeli derslerin uygulanmasına ilişkin geri bildirimler ve sahadan elde edilen veriler, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenli olarak takip edilmekte; ihtiyaç duyulması hâlinde öğretim programları, materyaller ve uygulamaya ilişkin iyileştirmeler sağlanmaktadır.

Aşağıda yer alan öğretim programları, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmî eğitim öğretim kurumlarında Talim ve Terbiye Kurulunun ilgili kararları doğrultusunda 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaktadır:

• Adığece ve Abazaca (Kirli Alfabesi); 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2012/153 sayılı Karar

• Lazca; 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2013/119 sayılı Karar

• Gürcüce 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2014/89 sayılı Karar

• Adığece (Latin Alfabesi) 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2015/18 sayılı Karar

• Kürtçe (Kurmancca ve Zazaca);

5. Sınıf Öğretim Programı 2012/154 sayılı Karar 6. Sınıf Öğretim Programı 2014/5 sayılı Karar 7. Sınıf Öğretim Programı 2014/22 sayılı Karar 8. Sınıf Öğretim Programı 2015/100 sayılı Karar

Arnavutça 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2017/8 sayılı Karar

• Boşnakça 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Öğretim Programı 2017/9 sayılı Karar 2025-2026 eğitim öğretim yılına ait veriler incelendiğinde temel eğitim düzeyinde 37.360 öğrencinin "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersini tercih ettiği görülmektedir.

"Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersine ilişkin sunulan ders kitaplarında olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere ücretsiz olarak sunulan tüm ders kitapları ve eğitim materyalleri; pedagojik mükemmeliyet ve hukuki güvence prensibiyle hazırlanmaktadır. 14.10.2021 tarihli ve 31628 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği'nin 6. maddesi uyarınca bu eserler; Anayasa ve güncel mevzuatla tam bir uyum içerisinde, bilimsel yeterliliği titizlikle denetlenmiş bir yapıya sahiptir. Öğretim programlarının amaçlarını kapsayan, öğrencilerin gelişim özelliklerini ve sınıf seviyelerini önceleyen bu kaynaklar; dil, anlatım ve görsel tasarım kalitesiyle öğrenme sürecini en üst seviyeye taşımaktadır.

Eğitim materyalleri ve ders kitaplarının hazırlanmasına yönelik kriterler; Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 15.10.2024 tarih ve 117172165 sayılı Kurul Mütalaası ile uygun bulunan TYMM Ders Kitapları ve Eğitim Araçları ile Bunlara Ait Elektronik Içeriklerin Incelenmesinde Değerlendirmeye Esas Olacak Kriterler ve Açıklamalar" belgesi ile belirlenmiştir. Özellikle farklı kültürlere saygılı, çoğulcu ve her türlü ayrımcılığı reddeden bir anlayışı temel alan kriterlerin bazıları aşağıda sunulmuştur:

C LI FENN T.C.

PANTOL S Strateji Geliştirme Başkanlığı

• Anayasa'da ve Milli Eğitim Temel Kanunu'nda açıkça hükme bağlanmış eşitlik ilkesi gözetilerek temel insan hak ve özgürlüklerini destekleyen ve her türlü ayrımcılığı reddeden bir yaklaşımla hazırlanmalıdır.

• Ders kitabı ve eğitim aracı eşitlikçi ve kapsayıcı şekilde tasarlanmalı, bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edebilecek herhangi bir unsur bulundurmamalıdır.

• Içerikte çoğulculuk ilkesi gözetilmelidir.

• Içerikte ırk, renk, dil, din, siyasi tercih, etnik köken, mülkiyet veya başka herhangi bir ayrım gözetilmeksizin evrensel insan haklarının herkes için geçerli olduğu ilkesi esas alınmalıdır.

• Konuların işlenişinde veya örneklerde, insanların betimlenmesi ve olayların şunulmasında toplumsal eşitlik ilkesi gözetilmelidir.

• İçerik oluşturulurken toplumun tüm kesimlerine hitap edilerek toplumsal temsiliyet dikkate alınmalıdır.

• Içerikte din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve ifade özgürlüğü, adalet, toplumsal barış ve insan hakları gözetilmelidir; bu anlayışı bozan herhangi bir ifade veya ima yer almamalıdır.

• İçerik rol, statü ve kuşaklar arası çatışma oluşturmayacak mahiyette olmalıdır.

• Toplumsal kesimlerin düşünce ve inanç biçimini, siyasi görüş ve felsefi tercihini küçük düşürebilecek, ön yargı ile değerlendirilmesine yol açabilecek anlatımlara yer verilmemelidir.

• Içerikte tarafsızlık ilkesi gözetilerek kişileri ve toplulukları aşağılayıcı, dışlayıcı, etiketleyici veya aşırı yüceltici ifadeler bulunmamalıdır.

• Içerikte farklı kültürel ve etnik yapılar ile yerel-yöresel ayrıntılar, din ve mezhep kaynaklı özellik ve davranışlar üzerinden gidilecek genellemelere yer verilmemelidir.

• Içerikte gelir düzeyine veya sosyal konuma göre bireyi aşağılayacak ya da yüceltecek ifade, kinaye, ima yer almamalıdır.

• Içerikte bireysel, sosyal, mesleki kimlikleri ve kişilikleri küçülten herhangi bir ifade veya ima yer almamalıdır.

Bu kapsamda "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersine yönelik hazırlanan eğitim araçlarının listesi Tebliğler Dergisinde yayımlanmış olup bu eğitim araçları içinde Talim ve Terbiye Kurulu Kararı ile uygun bulunan eğitim araçları şunlardır:

Yaşayan Diller ve Lehçeler Abazaca 5-8 (Modül 1), Yaşayan Diller ve Lehçeler Abazaca 5-8. Sınıflar (Modül 3), Yaşayan Diller ve Lehçeler Abazaca 5-8. Sınıflar (Modül 4), Yaşayan Diller ve Lehçeler Adığece 5-8 (Modül 1), Yaşayan Diller ve Lehçeler Adığece 5-8. Sınıflar (Modül 3), Yaşayan Diller ve Lehçeler Adığece 5-8. Sınıflar (Modül 4), Yaşayan Diller ve Lehçeler Adığece -Çerkesçe Eğitim Aracı 5 (Batı Diyalekti), Yaşayan Diller ve Lehçeler Adığece -Çerkesçe Eğitim Aracı 6 (Batı Diyalekti), Yaşayan Diller ve Lehçeler Arnavutça 5, Yaşayan Diller ve Lehçeler Arnavutça 6, Yaşayan Diller ve Lehçeler Arnavutça 7, Yaşayan Diller ve Lehçeler Arnavutça 8, Yaşayan Diller ve Lehçeler Boşnakça 5, Yaşayan Diller ve Lehçeler Boşnakça 6, Yaşayan Diller ve Lehçeler Boşnakça 7, Yaşayan Diller ve Lehçeler Boşnakça 8, Yaşayan Diller ve Lehçeler Gürcüce (Modül 1), Yaşayan Diller ve Lehçeler Gürcüce (Modül 2), Yaşayan Diller ve Lehçeler Gürcüce (Modül 3), Yaşayan Diller ve Lehçeler Gürcüce (Modül 4), Yaşayan Diller ve Lehçeler Kurmancî 5, Yaşayan Diller ve Lehçeler Kurmancî 6, Yaşayan Diller ve Lehçeler Kurmancî 7, Yaşayan Diller ve Lehçeler Kurmancî 8, Yaşayan Diller ve Lehçeler Lazuri 8 Doguroni Materyali/Lazca 8 Öğretim

Materyali, Yaşayan Diller ve Lehçeler Zazaki 5, Yaşayan Diller ve Lehçeler Zazaki 6, Yaşayan Diller ve Lehçeler Zazaki 7, Yaşayan Diller ve Lehçeler Zazaki 8.

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanani11k ve Ortaöğretim Kurumlarında Yabancı Diller, Yaşayan Diller ve Lehçelerin Öğretimi: Mevcut Durum Analizi ve Politika Önerileri" konulu rapor; yabancı diller, yaşayan diller ve lehçelerin öğretimindeki mevcut durumu, güçlü ve zayıf yönleri öğretmen ve öğrencilerin görüşlerine göre analiz edip bu görüşler rehberliğinde ileride geliştirilebilecek olan politikalara katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde yabancı diller, yaşayan diller ve lehçelerin öğretim sürecine yönelik politika önerilerine ve çalışma alanlarına yer verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından benzer şekilde dönemsel olarak konuya ilişkin izleme ve değerlendirme çalışmaları yapılmaktadır.

Yusuf TEKİNMilli Früim Bakanı

Metin otomatik okundu. 5 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir