İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · CUMA

2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak.

Abdullah Gül

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 815 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullah Gül (AK Parti), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.); konuşma 815 kelime.

Abdullah Gül (AK Parti, Kayseri). “2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-gul-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekillerimizin sorularına cevap veriyorum.

Sayın Altay 1 Mart tezkeresi, Avrupa Birliğiyle ilgili müspet etki yaptı mı yapmadı mı diye bir soru sordular.

Tabiî ki, 1 Mart tezkeresinin birçok boyutu var. Birçok boyutundan Avrupa Birliği boyutuna, sizin de söylediğiniz gibi, tabiî ki, müspet bir etki yapmıştır; şüphesiz ki, Avrupa Birliği yolunda olumlu olmuştur.

Diğer bir soru Sayın Ahmet Işık'ın: "Avrupa Birliği kararı, 17 Aralıkta Brüksel'deki karar Türkiye'ye ne getirmiştir; alternatifi olsaydı ne olurdu?"

Tabiî ki, çok uzun konuşulacak bir şey; ama, iki cümleyle şunu söyleyebilirim: Türkiye'nin önünde uzun bir istikrar dönemi başlamıştır. Türkiye, artık, öngörülebilir bir ülke haline gelmiştir. Bunun ekonomik cazibesi, muhakkak ki, çok büyük olacaktır. Müzakereye başlayan bütün ülkelerde, müzakereye başlandığı süre içerisinde, nasıl büyük kalkınma hamleleri olduysa, Türkiye'de de böyle olacaktır.

Alternatifi ne olurdu; alternatifi şu olurdu: Bir başarısızlık söz konusu olsaydı, tabiî ki, biz, Avrupa Birliğini suçlardık. İçimize dönerdik. İçpolitikada, belki, önce bir bütünleşirdik; ama, ondan sonra, uzun bir dönem içerisinde siyasî istikrarsızlıklar önümüze çok çıkardı. Bunun ekonomik neticeleri de, tabiî ki, çok negatif olurdu. Bunlar, eminim ki, çok derinlemesine çalışılacak konulardır; müsaade ederseniz, bu kadarla, kısa bir şekilde geçeyim.

Yine, Antalya Milletvekili Sayın Kaptan üç soru sordular. Birincisi, Irak'ta öldürülen şoförlerimizin sayısı nedir dediler.

Değerli arkadaşlar, Irak'ta konvoylara yapılan saldırılar veya münferit halde gerçekleştirilen saldırılar sonucu ölen şoför, vatandaş, polis sayısı 69'dur; ama, bunun dışında, kaçırılıp -bize haber verilmeden- öldürüldüğünü öğrendiğimiz 7 vatandaşımız daha vardır; toplam 76 kişidir.

Şüphesiz ki, bunun yanında bazı kaçırmalar vardır. Bu kaçırmaların ne kadarı siyasîdir, ne kadarı değildir; ticarî bir çekişmeden dolayı mıdır... Kaçırılanların bazıları bize haber verilmemektedir -kendi aralarında bazı sebepler vardır- sonradan duymaktayız. Bu durumda 5-10 vatandaşımızın olduğunu tahmin ediyoruz. Bunların bazılarının aileleri bize haber veriyor ve "bir aydır haber alamıyoruz" diyorlar; ama, önemli bir işadamımız, bir iş çalışması içerisinde; öldürüldüğüyle ilgili bir belirti de söz konusu değil.

Bunların ortaya çıkarılmasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bütün kaynaklarımız, gerek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin kaynakları, imkânları gerekse Koalisyon güçleri ve Irak Geçici Hükümeti... Ama, şunu bilmenizi isterim ki, Irak bir kaos içerisinde; bir otorite yok. Bakanlara bir şey söylediğimizde, bakanlar, kendi güvenliklerini sağlamaktan mahrum insanlar. Amerikan askerlerinin, diğer Koalisyon askerlerinin durumu ortada. Biz, bu şartlar altında çalışmalar yapıyoruz. Dediğim gibi, bu çerçeve içerisinde, maalesef, 76 vatandaşımız -bizde kayıtlı- hayatını kaybetmiştir.

"Kısıtlamalarla ilgili, Avrupa Birliği nezdinde bir nota verdiniz mi" dediniz. Konuşmamda da söylediğim gibi, biz, mevcut haliyle bile, bunların Avrupa Birliği hukukuna aykırı olduğuna inanıyoruz. Avrupa mahkemelerine gidemiyoruz; çünkü, bunlar kesinleşmiş, kabul görmüş hususlar değil. Diyelim ki bunlar değişmedi, diyelim ki bunları on sene sonra Türkiye de kabul etti, o zamanki hükümet karşılıklı kabul etti ve bunlar devreye girdi; ancak o zaman mahkemelere gidip bunları mahkemelerde bozma imkânı vardır; ama, şu anda bile, bunlar, Avrupa hukukuna aykırı olduğu için, biz, ilgili yerlere detaylı bilgiler verdik, nota verdik ve bu müzakere süreci içerisinde bunların kabul edilmemesiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Bakan, Türk polisinin, Hırvatistan polisini, o generali yakalamak için eğittiğini biliyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Kayseri)Çok iyi biliyorum; sizin sorunuza da gelip cevap vereceğim; atlamadım ki o soruyu; arkadaşımızın bir sorusu daha var.

"3 Ekimde veya 5 Ekimde Güney Kıbrıs'ın tanınması durumunda, o zaman ne olur" dediniz. Böyle bir durum ortaya çıkmayacak, asla olmayacak. Türkiye'nin, Rum kesimini, Rum yönetimini, Ada'nın tamamını temsil ediyor gibi tanıması, asla, mümkün değildir. Bunu, ne biz yaparız ne de bizden sonraki hükümetler yapar; çünkü, bunun neticeleri o kadar farklı sonuçlar ortaya çıkartır ki, bunu yapmamız mümkün değildir. Onun için, ısrarla söylediğim bir şey var; ancak kalıcı bir çözüm ortaya çıkar ve bütün tarafların anlaştığı bir çözüm ortaya çıkarsa -bununla ilgili, Türkiye üstüne düşenleri çok yapmıştır, Kıbrıs Türkleri de çok yapmıştır; aslında, adımı Rumların atması gerekir, referandumda da "hayır" dedikleri için -böyle bir durum ortaya çıkar ve kalıcı çözüm gelirse, tanıma, ancak o zaman olur. Yoksa, ayrı bir tanıma olamaz. Bizim atacağımız herhangi bir imzanın, protokolün, neticesi tanıma olamaz. Eğer, bunların neticesi, herhangi bir imzanın neticesi bir kesimi tanıma olursa, zaten, biz, o imzayı atmayız. Bunu, hiç kimse, hükümet de Parti de üstlenemez.

ALİ TOPUZ (İstanbul)Not ettik!..

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Kayseri)- Sayın Ateş'in soruları var. Tabiî ki, İslam ülkeleri nezdinde bizden önceki hükümetler ne yaptıysa, biz de onun daha çoğunu yapıyoruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımaları için uğraşıyoruz; ama, sadece İslam ülkeleri değil, bizim müttefikimiz olan Avrupa ülkeleri var, beraber, onlarla aynı odaya giriyoruz, aynı eve giriyoruz; onlara da tanıtamadık ne yazık ki, Türk cumhuriyetlerine de tanıtamadık; ama, bu gayretimiz devam edecektir.

Son olarak Algan Beyin sorduğu soruya cevap veriyorum. Tabiî ki biliyoruz; bu kişi bir katildir, faşisttir, Müslümanları, Bosnalıları öldürmüştür; ama, ne yazık ki, orada, bazılarının da kahramanıdır. Ama, onu teslim edeceklerdir; cezasını Uluslararası Mahkemede görecektir. Bunun için Türkiye de bastırmıştır; bunun için -sizin de söylediğiniz gibi- Kosova da görev yapmaktadır, Bosna Hersek’de görev yapmaktadır, gerekirse, başka görevler de yapacaktır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 24 Aralık 2004

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook