2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd.
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 1.067 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(9 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE) ENERJİ VE TABİİ KAY.BAK.,PETROL İŞL.GEN.MÜD.,DSİ GEN.MÜD.,ÇEVRE VE ORMAN BAK.,ORMAN GEN.MÜD.,METEOROLOJİ İŞL.GEN.MÜD.); konuşma 1.067 kelime.
Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-9-uncu-tur-gorusmelerinde-enerji-ve-tab (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 2005 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, son yirmi yıldır enerji alanında yaşanan sorunlar, artık kimsenin inkâr edemeyeceği kadar açığa çıkmıştır. Cumhurbaşkanlığı ve Devlet Denetleme Kurulunun enerji alanındaki yolsuzluk ve kamu kaynaklarını istismarla ilgili raporu, enerji politikalarının geldiği yer açısından ibret vericidir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bankacılık sektöründen sonra, soygunun nedeni enerji politikaları ve enerji sektörü olmuştur. Bugün, Devlet Denetleme Kurulu raporuyla inkâr edilemez biçimde açığa çıkan soygun, son yirmi yılda seçilen enerji politikalarının bir ürünüdür; çünkü, yapılmak istenen, enerji alanının tamamen serbest piyasaya açılması, enerji kuruluşlarının özelleştirilmesi ki, bu mantığın altında da elektrik üretimi, dağıtımı ve tüketiminin bir kamu hizmeti olarak görülmesinden vazgeçilip elektriğin bir meta olarak ele alınması anlayışı vardır.
Yaşanan soygunun hem Devlet Denetleme Kurulu hem de Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler'in ağzından defalarca doğrulanmasına karşın, 3 Kasımdan bu yana hükümeti üstlenen AKP'nin de "soygunları önleyeceğiz, elektriği ucuzlatacağız" söylemine rağmen, enerjideki mevcut temel politik tercihler sürdürülmektedir.
Özelleştirme sürecinin sonuçları olarak 2005 yılına gelindiğinde ise, bütün bu politikaların sonucu, bugün, dünyada elektrik enerjisini çok pahalı üreten ve gerek sanayicisini gerekse vatandaşını yüksek enerji fiyatlarıyla mağdur eden bir ülke durumundayız. Sayın Bakan iki yıldır zam yapmadıklarını memnuniyetle ifade ediyor; ama, zaten, en pahalı enerjiyi kullanan bir ülkeyiz biz. İnsan yaşamının en vazgeçilmez unsuru ve temel hakkı olan elektrik enerjisi, neredeyse lüks bir tüketim metaı haline getirilmiştir.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme, ekonomide verimliliği artırmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Devletin elindeki zarar eden, devlete yük olan kurumlar, daha verimli ve ülke ekonomisine katkı sağlamak amacıyla özelleştirilebilir; fakat, ülkemizde yaşanan, zarar eden kurumların özelleştirilmesi değil, TÜPRAŞ'ından Telekomuna kadar ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan kurumların, bir yıllık, iki yıllık kârları karşılığı yok pahasına elden çıkarılmasıdır. Bunda ülke yararı, kamu yararı yoktur. Onun içindir ki, bu özelleştirmeler yargıdan dönmekte ve iptal edilmektedir.
AKP Hükümetinin en büyük iddiası... Bakınız, Sayın Enerji Bakanımız, İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikasının düzenlediği yemekte yaptığı konuşmada neler söylüyor: "Bundan sonra yatırımdan bahsetmeyeceğiz; çünkü, bu yatırımları sizler yapacaksınız. Dolayısıyla, bu iş hallolmuş oluyor. Bundan sonra, yirmi sene sürecek, otuz sene sürecek, Devlet Su İşleri ne kadar yatırım yapacak, TEDAŞ ne kadar yatırım yapacak, DPT ne kadar ödenek ayırdı hesabı olmayacak. Bu, artık sizlere geçiyor ve bundan sonra, artık, sizin yürüyüşünüzle beraber biz de onları seyredeceğiz. Bu arada, size, belki bu akşam haber niteliğinde olacak bir yenilikten de bahsetmek istiyorum. Devlet Su İşlerinin yarım kalan yatırımları var. Biz, bu sene, bunları, inşallah, ele almayı düşünüyoruz ve şöyle yapacağız: Bunları sizlere açacağız, bunları serbest piyasa usulü açacağız ve taliplilerine bunları vereceğiz. Burada da, tamamen, siz kendiniz bu işleri yapacaksınız. Elektrik mi üretirsiniz, sulama mı yaparsınız, neler yaparsanız, bunları sizlere görücüye çıkacağız. Dolayısıyla, bunu özellikle bilesiniz. Enerji Bakanlığımızın, AKP Hükümetimizin politikası, anlayışı bu değerli arkadaşlarım." Bu sözler, Sayın Enerji Bakanımızın konuşma metninden aldığım, aynen aktardığım sözleridir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine Müsteşarlığı bütçesi görüşülürken, 2005 yılı bütçesi üzerinde, AKP Grubu adına konuşan bir AKP'li milletvekili arkadaşımız sözlerini bitirirken şunları söyledi; tutanaktan aynen aktarıyorum: "Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eskiden hazineyi kollayan, gözeten insanlara 'hâzin' denilirmiş. Milletin hazinesini iyi kullanamayan insanların da, hükümetlerin de sonları, maalesef, hazin olmuştur ve kendi sonlarının hazin olması yetmemiş, milletimize de çok hazin tablolar yaşatmışlardır."
Değerli milletvekilleri, 21 Aralık 2004 Salı günü Cumhuriyet Gazetesinin 1 inci sayfasında bir haber yer aldı. Bugüne kadar değişik zamanlarda da açıklamalar yapılmıştı. Haberin özeti şu: "Banka batıkları silinecek, 41 milyar dolara çizik atılacak. Devlet Bakanı Sayın Ali Babacan, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun batık bankalar nedeniyle Hazineye olan 47 milyar dolarlık borcunun, ancak 6 200 000 000 dolarının tahsil edilebileceğini, geriye kalan bölümünün ise bir yasal düzenlemeyle silineceğini açıkladı." Yine, aynı gün, Hazine bütçesi görüşüldü, Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit arkadaşımız, bütçe görüşmelerinin sonunda Sayın Ali Babacan'a bu açıklamayla ilgili soru yöneltti, Sayın Bakan cevap veremedi, sadece Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun hükümetten bağımsız, özerk bir kurum olduğunu söyledi. Peki, 41 milyar dolara çizik atılacak yasal düzenlemeyi de mi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bu Meclisten geçirecek, bu Parlamentodan geçirecek?!
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Yanlış!.. Öyle değil.
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Bir taraftan 21 batık bankadaki 41 milyar dolara, yani, 60 katrilyon Türk Lirasına çizik atacak yasal düzenlemeleri yapacaksınız, diğer yandan, ülkemizin memurunu, işçisini, emeklisini, çiftçisini, esnafını perişan edeceksiniz, Bağ-Kur primi ödeyemeyen esnafın işyerini, evini, malını mülkünü, çiftçinin hayvanını haczedeceksiniz, haczedecek malını bulamazsanız hapse atacaksınız. Adalet ve Kalkınma Partisinin adalet anlayışı bu değerli arkadaşlarım. Milletimize bu hazin tabloyu yaşatan, iktidarın anlayışı, uygulamaları bu.
21 bankanın 60 katrilyon borcuna yasal düzenlemeyle çizik atarsanız ve o bankanın patronlarının özel uçaklarıyla seyahat ederseniz, milletin hazinesini doğru yönetmiş ve iyi kullanmış olamazsınız. AKP'li milletvekili arkadaşımızın söylediği gibi, kendi sonunuz da hazin olur, milletimize de çok hazin tablolar yaşatırsınız. Devletin, milletin 60 katrilyonuna çizik atarsanız, elbette, çiftçiye prim için verecek 100 trilyon lira, eğitime, sağlığa ödenek bulamazsınız, Devlet Su İşlerinin yapmakta olduğu barajlara da ödenek ayıramazsınız.
Değerli arkadaşlarım, Devlet Su İşlerinin barajlarla ilgili ayırmış olduğu ödeneklere yönelik olarak Aydın İlimizden bir örnek vermek istiyorum. Bakınız, Aydın İlimizde 3 tane büyük baraj tesisi devam etmektedir. Bunlardan birisi, Karacasu Dandalaz Barajıdır; 1993'te başlamış, 2008'de bitmesi öngörülmüş, 102 trilyon proje tutarı var, bugüne kadar 8 trilyon harcanmış, 2005 bütçesinden ayrılan ödenek 500 milyar lira. Bu ödenekle bu baraj yüzseksensekiz yılda bitecek; oysa, 2008'de bitmesi öngörülüyor. Bizim Karacasu halkımız da, bu baraj üç beş yılda bitecek diye bekliyor; yüzseksensekiz yıl sonra bitecek.
Barajla ilgili diğer bir önemli yatırım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Özakcan.
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Yine, Aydın İlimizin içmesuyunu temini edecek İkizdere Barajı vardır. Bu barajın proje tutarı 211 trilyondur; 1995'te başlamış, 2008'de bitmesi öngörülmüş; bugüne kadar 20 trilyon harcanmış, ayrılan ödenek 5 trilyon. Bu barajımız da bu ödeneklerle otuzsekiz yılda bitecek.
Aydın için en şanslı baraj diye nitelenen Çine Barajımız var. Kaldı ki, bu barajımız gerçekten çok özellikli bir barajdır. Her yıl olan su taşkınlarından dolayı Sayın Aydın Valimiz bütün Aydın milletvekillerine bilgi notu gönderdi; geçtiğimiz yıl su taşkınlarından dolayı yaşanan zarar 170 trilyondur.
MEHMET SEMERCİ (Aydın)Söke'de...
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Söke, Koçarlı, Bağarası ve Söke Ovası güzergâhında... Bakıyoruz, iki yıllık su taşkınlarından görülen zararla bu baraj bitecek. Bu baraj için de bu yıl ayrılan ödenek 25 trilyondur. Onun da 2012 yılında bitmesi öngörülmüş; ama, bu ödeneklerle, en şanslı denilen baraj bile onsekiz yıl sonra bitecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 24 Aralık 2004