Milletvekili seçim kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s 2/720)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mayıs 2006 · 466 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Güryüz Ketenci, 16 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLİ SEÇİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S 2/720)); konuşma 466 kelime.
Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul). “Milletvekili seçim kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s 2/720)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-guryuz-ketenci-22-2006-05-16-milletvekili-secim-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen salı günü 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunuyla ilgili olarak değişiklik teklifinin doğrudan gündeme alınması için talepte bulunmuştum. Önemli şeyler söylemediğim için, teklif "Kabul edenler… Etmeyenler" diye oylandı ve reddedildi. Bugün, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Teklifimizin doğrudan gündeme alınması konusunda söz aldım. Önemli şeyler söyleyebileceğimi umut ediyorum. Bu vesileyle, hepinizi, en içten sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, Türkiye, önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Ne var ki, var olan sorunlarımız içinde, bana göre, yaşanan süreçte, öncelikli olarak 1 numaralı sorunumuz, siyaset alanının yeniden yapılandırılmasıdır. Başta Anayasa olmak üzere, Siyasî Partiler Yasası, Milletvekili Seçimi Yasasının, değişen toplumsal yapımıza uygun biçimde değiştirilmesidir. Avrupa Birliğini mi konuşacağız; terörün varlığını mı tartışacağız; Kıbrıs mı, Ermeni sorunu mu, istihdam mı, işsizlik, açlık sorunlarını mı konuşacağız?.. Ne varsa, bütün bu sorunların hepsi, siyasetin yeniden yapılandırılmasıyla doğrudan ilgilidir. Günlerdir, Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışılıyor. "Falanca olmaz, filanca da olmaz, ötekisi olur; ama, değerlendirelim" deniyor. Diğer tarafça "ben, dolmuşa gelmem; siyasal yaşamımda hiç dolmuşa binmedim" yahut "benim böyle bir niyetim yok" şeklinde karşılanabiliyorsa, Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu Parlamentonun oluşmasıyla yakından ilgili değil mi? Halkımızın siyasete katılmasıyla ilgili değil mi? Bugün, kısır, gerilimli, çözüm üretmeyen, daha çok, polemiğe dayalı siyaset yapılıyorsa, nedeni siyasetin çarpık yapılanmasından kaynaklanmıyor mu? Bu çarpıklığı ortadan kaldırmanın, gidermenin yolu siyaset alanını oluşturan yasaların değiştirilmesiyle mümkündür. Bunun için, siyasetin yeniden yapılanması önemlidir. Türkiye'nin 1 numaralı, en acil, en vazgeçilmez, ertelenmesi, bekletilmesi mümkün olmayan sorunu budur: Milletvekili Seçimi Kanununu değiştirmektir.
Değerli milletvekilleri, siyasal iktidarı toplum adına kullanacak olan yöneticilerin nasıl belirleneceği her siyasî rejimde önemli bir sorun olmuştur. Bu nedenle, bir ülkede demokratik rejimin işleyişi ve başarılı olmasına etkin, en önemli faktörün ülkede uygulanan seçim sistemi olduğu konusunda bugün herkes birleşmektedir. Hukukçular, anayasacılar, siyaset bilimcileri, sosyologlar bu konuda ortak bir anlayışın sahibidirler.
Sayın milletvekilleri, mevcut siyasal yapılanma içinde milletvekili adaylarını gerçekten halkımız kendisi mi belirliyor, kendisi mi seçiyor?! Uygulamada milletvekili adaylarını önce genel başkanları, sonra da parti genel merkezleri belirlemekte ve halkımız, yani, seçmenler de beğendikleri partilerin adaylarını onaylamaktadır. Seçim, onaydan öteye gitmemektedir. İşte, milletvekilleri, yeterli ölçüde özgür davranamıyorsa, iradesini özgürce kullanamıyorsa, grup kararlarının bağlayıcılığı karşısında gerçek iradelerini yansıtamıyorlarsa, genel başkanlık hizipleri partiler içinde alabildiğine boyutlanıyorsa, partilerdeki oligarşik yapılanmalar varsa, nedeni budur.
Bakınız, Anayasamızın 67 nci maddesi, milletvekilleri seçimleriyle ilgili olarak herhangi bir sistem önermemiştir. Ancak, 67 nci maddenin sondan ikinci fıkrası, seçim kanunları yapılırken "temsilde adalet, yönetimde istikrar" ilkesiyle bağdaştıracak biçimde düzenlenmesini hüküm altına almıştır. 1995'teki anayasa değişikliğinden sonra bu iki ilkenin göz önünde tutulması zorunluluk haline gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, daha öncekilerden söz etmiyorum. 1995'ten bu yana, seçim kanunlarında, temsilde adalet, yönetimde istikrara dönük değişiklik yapılmış mıdır? Asla. Uygulamada olan yüzde 10 barajlı seçim sistemi, temsilde adaleti yahut yönetimde istikrarı sağlayabilmiş midir? Hayır. 1995 seçimlerinde 4,1 milyon oy, 1994 seçimlerinde 6 milyon oy, 2002 seçimlerinde 14,3 milyon oy değerlendirme dışında kalmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 16 Mayıs 2006