Atatürk ve dünya görüşüyle ilgili
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 38. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Şubat 2003 · 621 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Işık (AK Parti), 27 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK VE DÜNYA GÖRÜŞÜYLE İLGİLİ); konuşma 621 kelime.
Ahmet Işık (AK Parti, Konya). “Atatürk ve dünya görüşüyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-isik-22-2003-02-27-ataturk-ve-dunya-gorusuyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET IŞIK (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özgürlük ve bağımsızlık savaşçısı ve barış sevdalısı Mustafa Kemal Atatürk ve O'nun dünya görüşüne yönelik gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşadığı dönem ve konjonktürde, beyan, fikir ve eylemleriyle, yalnızca onlarca yıl sonraki günümüze değil, yüzyıllar sonraki zamana çığır açan "Atatürk" ismini bu kürsüden zikretmenin mutluluğunu yaşıyor, huzurunu hissediyorum. (Alkışlar)
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milletine bırakmış olduğu en büyük eseri, çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyetidir; cumhuriyeti de muhkem temeller üzerine kurmuş ve geliştirmiştir. Çok yönlü kişiliği, üstün zekası, olaylar karşısındaki soğukkanlılığını asla kaybetmeden, devlet-millet heyecanını en üst düzeyde tutarak, hızlı ve sağlıklı karar alma özelliği, onu, Atatürk yapan en önemli vasıflardandır.
O, ne yalnızca bir asker, ne yalnızca bir lider, ne yalnızca bir devlet adamı, ne de yalnızca bir başkomutandır. O, bu vasıflarının yanında, aynı zamanda bir başöğretmen, bir vatan ve millet sevdalısı ve kendisini yurduna, insanlığa adamış sevgi ve barış elçisidir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk için gerçek ve gerçekçilik; ancak, akıl ve mantığın sınırları ölçüsünde vardır. Bu nedenle de, gerçekleştirmek istediği tüm atılımlar ve yeniliklerde sürekli olarak akıl ve mantığı kendisine şiar edinmiştir. O'nun ileri görüşlü bir komutan olması ve dünya ölçeğinde bir devlet adamı olma vasfı, onda mevcut olan insan sevgisinden ve akla önem vermesinden kaynaklanmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlığa verdiği önemi şu sözlerle ifade etmiştir: "Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları, şüphesiz, ilerlemeye ve refaha yönelmiş olarak vuku bulacaktır. Bu milletler, güçlüklere ve bütün engellere rağmen, manileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe kavuşacaklardır."
Atatürk "en iyi kişi, kendinden çok, ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendisini adayan insandır. Gerçek şudur ki, her kişisel şeref, saygınlık ve kahramanlık, hiçbir kişinin değildir, bütün bu kişilerden oluşan milletindir" demektedir.
Atatürk'e göre, temel hak ve hürriyetler olmazsa olmazlardandır. Kişisel hürriyete bakış açısını o büyük insan şöyle ifade etmiştir: "Çağdaş demokraside kişisel hürriyetler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık, kişisel hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir; ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin medenî ve demokrat bir millete neyi ifade ettiği, hürriyet kelimesinin mutlak şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve medenî hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin ve nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını göz önünde bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet mutlak olmaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı kişisel hürriyeti sınırlar."
Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlık anlayışını ise şu şekilde beyan etmektedir: "Bir millette şerefin, onurun, namusun ve insanlığın doğup yaşayabilmesi, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben, yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı olmalıyım."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AHMET IŞIK (Devamla)- Değerli milletvekilleri, Atatürk, eğitimde planlı ve akılcı bir çalışmadan yanadır. Onun hedefi, memleketinde okuma yazma bilmeyen tek kişinin dahi kalmamasıdır.
Eğitim politikasına yönelik ise "çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki, iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza esaslı olarak şu ilkeleri benimseteceğiz: Türk Milletine, Türk Devletine, Türkiye Büyük Millet Meclisine saygı ve bağlılık. Millî Eğitimin gayesi, yalnız, hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok, memlekete, ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, atılgan, becerikli, dürüst, akıllı, iradeli, hayatta karşılaşacağı engelleri aşacak güçte genç yetiştirmektir. Eğitim programları ve sistemleri bu görüşe uygun olarak düzenlenmelidir" demektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk ve düşünceleri, her dönem ve durumda zengin bir yoruma, derin bir algılamaya yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı aktarılmaya yönelik yüksek ideallere gereksinim göstermektedir. Bu büyük lider ve büyük insanı rahmetle anarken, Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 27 Şubat 2003