Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun tasarısı ile içişleri ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işlerı ( s.s.38)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 38. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Şubat 2003 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Başesgioğlu (AK Parti), 27 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLERI ( S.S.38)); konuşma 862 kelime.
Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun tasarısı ile içişleri ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işlerı ( s.s.38)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2003-02-27-yabancilarin-calisma-izinleri-hakkinda-kanun-tasarisi-ile-icisleri-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerimin başında, hepinizi, hükümetimiz adına, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Şu anda gündemimizde bulunan Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili görüşlerimi kısaca arz etmek istiyorum. Siyasî parti gruplarımız adına benden önce söz alan, değerli katkılar veren Sayın Güler'e ve Sayın Çetin'e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, son kırk yılda yabancı işgücü de ithal etmeye başladı. 1960'lı yıllarda Almanya'ya uğurladığımız işçilerden sonra, yakın komşularımızdan bazıları, vatandaşlarını ülkemize çalışmaya yollamaya başladı. Bu olgu, özellikle 1990'larda kendini gösterdi ve halen de sürüyor.
Kaçak çalışan yabancılar, mevcut pozisyonları itibariyle, hem güvencesiz hem de yasadışı yollardan çalışma hayatına girdikleri için, kayıtdışı istihdamın da önemli kaynaklarından biri haline gelmiştir. Bu durum, yabancı kaçak açısından ikili bir sorun oluşturmaktadır. Bunlardan biri, güvencesizliğin beraberinde taşıdığı bireysel riskler; diğeri ise, bu tür çalışmanın yaygınlaştığı ölçüde, kayıtlı işgücü piyasasının, başta ücretliler olmak üzere, bu durumdan olumsuz biçimde etkilenmesidir.
Özellikle işsizliğin yaygınlaştığı dönemlerde düşük ücrete rıza gösteren yerel işgücünün yanı sıra, yabancıların da ülke içerisinde kaçak olarak çalışmaya başlamaları, belirli alanlarda rekabeti artırıp, sorunu ağırlaştırmaktadır.
Türk işgücü piyasasının kayıtdışı istihdamdan önemli ölçüde etkilendiğini biliyoruz. Yabancıların kaçak çalışması, kayıtdışı sektörün yaygınlığı açısından örgütlü çalışanların da sıkıntı duyduğu alanlardan biri durumundadır. Bununla birlikte, kaçak çalışan yabancıların çalışma alanları, bazen, geldikleri ülkede kazandıkları vasıflarıyla ilişkili olmamakta, en yoğun çalıştıkları iş alanlarının imalat sanayii ve inşaat sektörleri olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle büyük kentlerimizde, çok sayıda yabancı kadının ev hizmetlerinde çalıştığı görülmektedir.
Son yıllarda, artan oranda yabancının Türkiye'ye çalışmak üzere gelmesi ve kaçak çalışmaya başlaması, bu alandaki hukukî düzenleme eksikliğinin bir işareti olmaktadır.
Ülkeler arasında çalışanların gelir farklılığı önemli ölçüde işgücü göçüne neden olmaktadır. Küreselleşmenin yarattığı gelir uçurumu, gelişmekte olan ülkelerin sırtında ağır yükler oluşturmaktadır. Bu nedenle, gelişmekte olan ülke kendi beşerî kaynaklarını ihraç etmekte, gelişmiş ülkeler de, bu kaynakları, sadece ihtiyacı olduğu alanlarla sınırlamaktadır. Geride kalanların, gelişmiş ülkelere doğru, ne pahasına olursa olsun, yolculukları sürmektedir.
Türkiye de, bu kapsamda, gelir farkı nedeniyle, komşu ülkelerin çekim alanı içine girmiştir. Sorun, çok boyutlu ve karmaşık olduğu için, yasaklama ve sınırları polisiye önlemlerle kapatmak, yabancıların çalışmalarını engelleyebilmekten uzak görünmektedir. Zorunlu veya gönüllü olarak Türkiye'ye gelen ve burada kalan, Türkiye'ye sığınan ya da geçici bir süre burada barınma ve çalışma fırsatı arayan, çoğu zaman da kaçak konumuna düşen yabancıların sayısı giderek artmaktadır. Arkadaşlarımızın da ifade ettikleri gibi, bu sayının 1 000 000 mesabesinde olduğu tahmin edilmektedir.
Sözlerimin başında da belirttiğim gibi, kendi ülkesinde ekonomik ve siyasal istikrarsızlık nedeniyle, ayrıca, işsizliğin yoğun olduğu ülkelerden, iş aramak amacıyla, daha iyi ve güvenli bir yaşam için Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu insanlar, genelde, belirli bir uzmanlık alanları olmadığı için -belirli bir uzmanlığa sahip olanlar da uzmanlık dallarında değil- bulabildikleri işlerde çalışmaktadırlar.
Niteliksiz işçi statüsünde olmalarına rağmen, bu insanları çalıştırmak, bazı işverenlerce de cazip görülmektedir; zira, kaçak oldukları için, çok düşük ücretlerle çalışmaya razı olmaktadırlar. Genellikle aileleri de yanlarında olmadığı için, işyerlerinin, sağlıksız şartlarında, sağlıksız bölümlerinde yatmakta, hastalandıklarında ya da kazalara maruz kaldıklarında da şikâyette bulunmamaktadırlar.
Yabancı eleman istihdamında temel neden, ülkenin yahut işverenin bu istihdama ihtiyacı olmasıdır. Bu ihtiyaç çerçevesinde, yabancı istihdamı, elbette, söz konusu olacaktır; ancak, bu istihdamın yasal çerçevede olması, gerek ülkemizin menfaatları gerekse yabancı çalışanlar için büyük önem arz etmektedir.
Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar, 70'in üzerinde kanunda, yabancıların istihdamıyla ilgili, doğrudan ya da dolaylı hükümler yer almış; ancak, bu durum, mevzuatımızda, dağınık ve çokbaşlı bir yapı yaratmış, yabancıların çalışmalarının düzenlenmesinde de yetersiz kalmıştır. Yabancıların çalışma ve oturma izinlerinin değişik kurum ve kuruluşlar tarafından verilmesi ve ilgili kurumlar arasında eşgüdümün yetersizliği, yabancıların ülkemizde çalışmalarına ve işgücü piyasasında yer almalarına ilişkin hizmetin etkin yürütülmesini engellemektedir. Bu dağınık mevzuat yapısının, ülkemizin taraf olduğu ikili ya da çoktaraflı sözleşmelerde yabancıların çalışmalarını düzenleyen hükümleri de karşılamadığı görülmektedir.
Diğer yandan, kayıtdışı yabancı istihdamındaki artışlar, ülkemizin çalışma barışını da olumsuz yönde etkilemektedir; zira, ucuz işgücü olarak görülen ve bazı işverenlerce kendi ülke vatandaşlarımıza tercih edilerek kaçak çalıştırılan yabancı işçiler, ülkemizin ücret ve sendikal düzenini etkilemekte, aynı işi yapabilecek aynı nitelikteki vatandaşlarımızın işsiz kalmalarına ve vergi ve sigorta prim kayıplarımıza neden olmaktadırlar.
Böylesine dağınık bir mevzuat yapısıyla, konunun denetim altına alınmasının oldukça zor olduğu görülmektedir. Bu nedenle, halen değişik kamu kurum ve kuruluşlarınca verilmekte olan çalışma izinlerinin, olabildiğince tek merkezde toplanmasını, denetiminin sağlanmasını, getirilen cezaî yaptırımlarla yabancı kaçak işçiliğinin caydırılmasını, ülkemizde çalışan yabancılarla ilgili sağlıklı bir veri bankası oluşturulmasını, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri de dikkate alınarak, ülkemizin ve işverenin gerçek ihtiyaçları çerçevesinde çalışma izni verilmesini, yine, ülkemizin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde, yabancıların çalışmasıyla ilgili hükümleri de karşılayacak biçimde düzenlemeleri içeren, yabancıların çalışma izinleri hakkındaki kanun tasarısı hazırlanarak, genel ve madde gerekçeleriyle birlikte, bakanlıklar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal tarafların görüşlerine sunulmuş, Bakanlığıma intikal eden tüm görüşler değerlendirilmiş ve bu görüşler çerçevesinde tasarıya son şekli verilmiştir.
Bundan sonraki bölümde, maddelerine geçtiğimizde Yüce Meclisin değerli katkılarıyla daha da olgunlaşacak olan bu tasarı, umuyorum ki, ülkemizdeki kaçak yabancı işçi istihdamını büyük ölçüde caydıracak, bunun yanında, kendi ülkemiz vatandaşlarına da yeni istihdam imkânları sağlayacaktır.
Bir kez daha, bu vesileyle, değerli gruplarımızın bu tasarıya olan katkıları dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyor, bu tasarının, Yüce Meclisin yüksek iradesiyle yasalaşmasıyla birlikte çalışma hayatımıza hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 27 Şubat 2003