Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun tasarısı ile içişleri ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işlerı ( s.s.38)
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 38. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Şubat 2003 · 1.406 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 27 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLERI ( S.S.38)); konuşma 1.406 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun tasarısı ile içişleri ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işlerı ( s.s.38)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-02-27-yabancilarin-calisma-izinleri-hakkinda-kanun-tasarisi-ile-icisleri-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada, yabancıların çalışma izinleri hakkında yapılmakta olan düzenlemeyi görüşüyor, konuşuyoruz; ama, bu kanun tasarısı görüşülürken, herhalde hepimizin aklından geçen, ülkemizdeki işsizliğin boyutu, gelir dağılımındaki adaletsizliğin durumu, bölgeler arasındaki eşitsizliğin durumu ve ülkemizdeki, işsizliğin, yoksulluğun yarattığı göçten dolayı, büyük şehirlerimizin yaşanabilir olmaktan çıkıp, birer insan silosuna dönüştürüldüğüdür.
AKP Grubu adına söz alan arkadaşımızın belirttiği gibi, cumhuriyet tarihinde, bugüne kadar geçen süre içerisinde, yabancıların çalışma izinlerine ilişkin 70 yasa, 10 kanun hükmünde kararname düzenlenmiş; ama, bunların hiçbirisi bugünkü ihtiyacı gidermiş değil. Gerçekten, yabancıların ülkemizde çalışma koşulları ya da hukukî düzenlemeleri günün koşullarına göre düzenlenebilir; ama, asıl yapılması gereken düzenleme, yabancıların çalışma izinlerini sağlamak kadar, yabancıların, kaçak olarak ülkemizde -10 000 000'u aşan işsizlik ortamında- çalışmalarının önlenmesi gerekmektedir. Yabancı kaçak çalışanların önlenmesi, ülkemizdeki işsizliğin önüne geçilmesi, istihdam yaratıcı, üretimi artırıcı, ekonomiyi canlandırıcı, reel sektörü canlandırıcı yatırımlara yön verilerek, kapı kapı dolaşan işsizlerimizin sorunlarına çare bulunmasından geçer. Gerçekten, bugün, çalışma yaşamı altüst olmuş durumda; 24 000 000'a yaklaşan işgücü içerisinde -kamu çalışanları sendikalarının üye sayılarını bile dahil etseniz- sendikalı işçi ve memur sayısının 1 500 000'i bulmadığını görüyoruz. Belki, yabancılara çalışma izni verilmesiyle sendikalaşmanın ne alakası var diyebilirsiniz. Özellikle, bütün dünyada uygulanan küresel politikalar sonucunda bir altüst oluş yaşanıyor. Geri kalmış, yoksul ülkelerde, insanlar, yaşamlarını sürdürebilmek için göç ediyorlar değişik ülkelere; tıpkı, bizim, 70'li yıllarda Avrupa ülkelerine milyonlarca yurttaşımızı göndermemiz gibi. Bugün de dağılan Sovyetler Birliğinden, Uzakdoğu'dan pek çok yabancı insan, ülkemize, ya kaçak olarak girmekte ya da yasal yollardan girip, inşaat sektörü başta olmak üzere, tekstil sektöründe, deniz taşımacığında, kara taşımacığında, ev hizmetlerinde, çocuk bakıcılığında, hatta gazinolarda, gece kulüplerinde ve değişik işyerlerinde, yaşamlarını sürdürebilmek için çalışma imkânı aramaktadırlar ve ne yazık ki, sayıları 57 nci hükümetin Çalışma Bakanı tarafından resmî olarak açıklanan rakama göre 1 500 000'i bulan bu yabancıların, ülkemizde iş arayanların çalışabilecekleri niteliksiz işleri bile nasıl doldurduğunu hepimiz biliyoruz ve görüyoruz. Onun için, esas yapılması gereken işlem, sıkı kontrollerle, alınacak tedbirlerle, yabancıların kendi yurttaşlarımızın çalışacağı işlerde çalışmalarının engellenmesi olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, çalışma yaşamı, bugün büyük sorunlarla karşı karşıya. Ülkemizde yatırım yapan yabancı ülkelerin sermayedarlarının açtığı fabrikalarda, işyerlerinde, ne yazık ki, çalışma yaşamının kuralları büyük oranda uygulanmamakta. Japon firmalarından Türkiye'de yatırım yapanların hiçbirinde sendikalaşma hakkı yok. Çalışma Bakanlığının denetim elemanlarının yetersizliği hepimiz tarafından biliniyor. İşyerlerinin, ancak yüzde 1'i, 2'si kontrol edilebiliyor, müfettiş gönderilebiliyor. Gönderilmiş olan müfettişler de, çoğu kez -onları suçlamak için söylemiyorum- zor koşullarda görev yapıyor; kimi, gerçekten, görev aşkıyla gidip, o görevini yerine getirmek arzusunda; ancak, ya işyerine giremiyor ya da girdiği işyerinden, eğer özel sektöre aitse, kamu yatırımlarının yapıldığı alanlar değilse, neredeyse sopayla kovulmakta. Yerli kaçak işçi mi çalıştırılıyor, yabancı kaçak işçi mi çalıştırılıyor, çalışanların kimliği var mı bunları kontrol edebilmenin bile olanağı yok.
Gerçekten, bugün ülkemizde, sendikaların ciddî şekilde üye kaybettiğine tanık oluyoruz. İşçi sendikaları açısından olaya baktığımız zaman, büyük bölümü kamu kesiminde örgütlü. Kamu kesiminde, bugün yaklaşık 450 000 işçi çalışıyor. Özel sektörde çalışan milyonlarca işçinin içerisinde, sadece 300 000 civarında bir örgütlülükten söz edilebiliyor ise, yabancıların çalışma izinlerini nasıl düzenlerseniz düzenleyin, bir bilgi bankası oluşturacağız, girişlerini tek merkezde toplayacağız derseniz deyin, katılımcılık gerçekleşmedikçe, sendikal örgütlenme yaygınlaşmadıkça, işyerlerinin etkin denetimi yapılamadığı sürece, sizler, yabancı kaçak işçileri kontrol edemezsiniz.
Bakınız, ülkemizde, bugün, çok ciddî bir savaş ortamına giriliyor; cumartesi günü tezkereyi görüşeceğiz. ABD'nin dünyanın pek çok ülkesinde üsleri, tesisleri var. Biz, son yıllarda, incitici olmasın diye, Amerikan üslerinin adını "tesis" olarak değiştirdik ve o şekilde kullanıyoruz. Adana-İncirlik'te, barış zamanında bile, benim Harb-İş Sendikası Genel Başkanı olduğum dönemde bile, hiç oturma izni olmayan, kaçak gelmiş Amerikalılar çalışıyordu; oturma izni olup da çalışma izni olmayan Amerikalılar İncirlik Üssünde çalışıyordu. Çalışma izni olmayan, askerlik göreviyle gelmiş; ama, askerlik görevini bitirdikten sonra, gitmeyerek Adana'da kalan Amerikalılar İncirlik'te çalışıyordu. 1980'li yıllarda, sadece, İncirlik'teki Amerikan işyerlerinde 3 600 kişi çalışırken, bu sayı, bugün 1 000 civarına indi. Oysa, üs genişledi, tesis büyüdü; fakat, Amerikalının oraya ne getirdiğini, ne götürdüğünü, kimi getirip kimi götürdüğünü hiçbir zaman kontrol edemedik. Şimdi de, en büyük üslerine güvenerek, orada kendi işgücüne güvenerek, işte, Irak'a yapacağı olası bir müdahale için, kuzeyden cephe açma adına, İncirlik Üssüne güvenerek İskenderun Limanına çıktı. Diyarbakır'da Pirinçlik Üssünü kullanarak, Malatya'da Erhaç Üssünü yeniden açarak, yetmedi, Silopi'de ve Şırnak'ta yeni üsler kurarak, oralara asker kılığında getirdiği Conilerinin yeniden bizim ülkemizde çalışmasının da ortamını hazırlayacak.
Değerli arkadaşlarım, bu alan, gerçekten düzenlenme yapılmaya ihtiyacı olan bir alan. Her şeyden önce, Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu insanların hangi alanlarda çalışabileceğini, hangi alanlarda çalışamayacağını, bunların çalışma sürelerinin ne olması gerektiğini, bunların çalışma izinlerinin süreleri kadar yaptığı işin niteliğinin ne olması gerektiğini de iyi düzenlememiz, iyi hazırlanmamız gerekir. Bu tasarı hazırlanırken, Çalışma Komisyonunda görev yapan arkadaşlarımız -ister AKP'li, ister CHP'li olsun- elbette, üzerinde hassasiyetle çalıştılar.
Biraz evvel AKP Grubu adına konuşan Sayın Güler'in işaret ettiği gibi, olabildiğince, tarafların görüşlerini almaya çalıştıklarını biliyorum; ancak, bütün bu çalışmaların, bir yasal düzenlemenin ortaya konulması, burada yasalaştırılması yetmiyor; onun, etkin denetimi, etkin kullanımının da, en az yasal düzenleme kadar etkili olması gerekir.
Gerçekten, bugün, biraz evvel değindiğim gibi, sendikalaşmayı tehdit eden ana unsurlardan birisi kaçak işçiliktir. Kaçak işçiliği de, kanunlaştırmak diye bir durum söz konusu olamaz; olsa olsa, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna düşen görev, Büyük Millet Meclisine düşen görev kaçak işçiliği önlemek olmalıdır. Kaçak işçilik, insan sömürüsüne, emek sömürüsüne dayanır; o nedenle, düzenlenmesi değil, önlenmesi gereken bir çalışma ilişkisidir, çalıştırma biçimidir. O nedenle, bu düzenlemede dikkat edilmesi gereken ana unsur, yabancıların çalışma izni ile yabancı kaçak işçilerin çalışmaları arasındaki farkı görüp, kaçak işçiliği mutlak suretle önlemekten geçer.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu düzenlemeye ihtiyacımız var; ama, bundan daha çok ihtiyacımız olan, Türkiye'deki işsizliği giderici tedbirleri almaktır. Bugün, 5 000 000'dan fazla açık işsizinin, en az 4 500 000 asgarî ücret altında hiçbir yasal güvenceye sahip olmadan çalışan yurttaşlarımızın, hatta, yazın inşaatlarda çalışıp kışın memleketlerine dönen gençlerimizin, açlıktan, yoksulluktan, belki, memleketine geri dönebilmek için, gelip kapımızı çalan, onuru incinerek yol parasını isteyen yurttaşlarımızın da durumunu düşünerek, kaçak işçiliği önlemek kadar, yabancıların çalışma izinlerini düzenlerken de -her ne kadar, bu, ikili anlaşmalarda ve çoktaraflı anlaşmalarda bir yükümlülük ise de- azamî özeni ve itinayı göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, çalışma izinlerine ilişkin bu yasal düzenleme, ta 2001 yılında hazırlanmış, 57 nci hükümet döneminde düzenlenmek istenmiştir; ama, bugüne kısmet oldu. 58 inci hükümet döneminde, 22 nci Yasama Döneminde, bizler, bu yasayı yeni bir şekilde düzenleyeceğiz.
Gerçekten, bu, bir ihtiyaç. Bu, bir ihtiyaç; ama, aynı yere tekrar tekrar dönmek istemiyorum; ülkemizdeki niteliksiz işgücünü, gençlerimizin işsizliğini, babalarımızın, büyüklerimizin yoksulluğunu ve yurttaşlarımızın büyük bir bölümünün çevresinde iş bulmak isteyen insanlarımızın durumunu da göz önüne alarak, Çalışma Bakanlığımızca etkin denetimin sağlanacağını düşünmek ve gerçekleştiğini görmek arzumu ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, yabancıların çalışma izinlerini düzenlerken, birtakım cezaî durumlarla onların çalışmasını engellemek mümkün değildir. Bakınız, dilim varmıyor söylemeye; son on yıldan, onbeş yıldan bu yana, ülkemizde, Karadeniz başta olmak üzere, hemen hemen bütün kentlerimizde, Sovyetlerin dağılmasından sonra gelen yabancılara, onların içerisindeki bayanlara bir başka ad taktık biz; onların da insan olduğunu unuttuk.
Önümüzdeki günlerde görüşülecek, yine bir yasa tasarısı var; buraya gelecek, İşkur'un içerisinde özel istihdam büroları... Yarın özel istihdam büroları gerçekleştiğinde, siz, zannediyor musunuz ki, yabancıların çalışma izinlerini, burada, hukukî düzenlemeye tabi tutsanız bile, o bürolar tarafından, insanlar, yerli-yabancı ayırımı gözetilmeksizin, emek tacirlerinin eline, insan tacirlerinin eline, et pazarına sürülecekler. Bunları birbirinden bağımsız olarak getirip, konuşmanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Yapılması gereken, birbiriyle bağlantılı, yabancıların çalışma izinleriyle birlikte, yurt içinde çalışacak, iş arayan gençlerimizi insaflarına bırakacağımız o düzenleme, onu içeriyor. Özel istihdam bürolarının, yurt dışına da, yurttaşlarımızı, gençlerimizi pazarlayacağını ve de yurt dışından gelen insanların, bu yasal düzenlemeye rağmen -bu yasal düzenlemenin içinde olsun olmasın- sağlık alanından ev hizmetlerine, imalat sektöründen hizmet sektörünün bütün alanlarına kadar, her alanda, nasıl pazarlanacağını hep birlikte göreceğiz. Onun için, ayrıntılı bir şekilde, bu düzenlemelere dikkat etmeliyiz ve özel istihdam bürolarının çalışma biçimlerini, çalışma ilişkilerini, Türkiye'nin özel istihdam bürolarına ihtiyacının olup olmadığını iyi düşünerek, bu yasayı da göz önüne alarak, çok daha ciddî düşünmemiz gerekir.
Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, böyle bir düzenlemenin ülkemiz için ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu ihtiyacın giderilmesi, elbette, önemli; ama, asıl önemlisi, biraz evvel işaret ettiğim gibi, bu yasayla bağlantılı diğer yasal düzenlemelerin de birbiriyle kopuk, eklektik olmadan, birbirini tamamlayacak ve birbirine engel olmayacak bir biçimde ele alınıp, yasal metin haline getirilmesidir. Bu doğrultuda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu yasanın olumlu katkılar getireceğini biliyoruz, düşünüyoruz; o nedenle, birlikte en iyi yapmayı, en doğruyu gerçekleştirmeyi umut ediyor; bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 27 Şubat 2003