Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2008 · 619 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Orhan (MHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 619 kelime.
Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET ORHAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İthal edilen malların gümrük vergisinden muaf olduğu dünyanın ilk serbest limanı 1547 yılında İtalya’da kurulmuştur. Bu model daha sonra başka ülkelerce de benimsenmiş ve çok sayıda serbest liman ve serbest ticaret bölgesi kurulmuştur.
1959 yılında İrlanda’da kurulan Shannon Serbest Bölgesi ise serbest bölgelerin tarihsel gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur.
Türkiye’de serbest bölge kurulmasıyla ilgili somut ve kalıcı sonuçlar veren çalışmalar 80’li yıllarda başlamış olmakla beraber, bundan önceki çalışmaların geçmişi Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. Bugün Romanya sınırları içerisinde Tuna Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan ve hâlen serbest bölge olan Sulina Limanı’nın 1870 yılında serbest bölge hâline getirildiği bilinmektedir.
Cumhuriyet döneminde serbest bölgelerle ilgili olarak yürürlüğe giren ilk yasa 1927 yılında çıkarılan 1132 sayılı Serbest Mıntıka Kanunu’dur. Modern anlamda yurdumuzda serbest bölgelerin gelişimi 6/6/1985 tarih ve 3218 sayılı Kanun ile başlar.
Serbest bölgelerin başlıca kuruluş amaçları, yabancı sermaye yatırımlarını ve dış ticareti artırmak, yerli üreticilerin dünya piyasalarındaki fiyattan girdi temin etmelerini sağlayarak uluslararası rekabet güçlerine katkıda bulunmak, ihracata dönük sanayilerin gelişmesini teşvik etmek suretiyle ihracatı artırmak, döviz girişini artırmak, yeni iş imkânları yaratarak istihdam sorununun çözümüne yardımcı olmak, gelişmiş üretim ve yönetim tekniklerinin yurt dışından ülkeye getirilmesi suretiyle ekonomik standartları yükseltmektir. Serbest bölgeler, özellikle gelişmekte olan ülkelerce dünya ekonomisine daha hızlı entegrasyon sağlamak amacıyla da kullanılan politikalardan birisidir.
Günümüzde yeni yatırım yapacak Türk ve yabancı sermayenin bazı nedenlerle tereddüde düştüğü ve yeni yatırımların şimdilik ertelenmeye başladığı, mevcut yatırımların Türkiye yerine Mısır, Fas veya eski doğu bloğundan AB ülkelerine taşınmasının gündeme geldiği bir durum ile karşı karşıyayız. Bu durum, ihracat hamlesi ve istihdam açısından büyük tehdit teşkil etmekle birlikte rekabet gücümüzü de kırmaktadır.
Türkiye genelindeki tüm serbest bölgelerde yeni ruhsat için başvuran yatırımcı sayısı maalesef yüzde 90 düşmüştür. 2003 yılında serbest bölgelerde yeni ruhsat için 1.150 firma başvurmuş olmasına rağmen, bu sayının 2004’te 120’ye, 2005’te ise 63 firmaya düştüğü gözlenmiş, asıl azalmanın 2008 ve sonrasında olması beklenmektedir. 4 bine yakın yatırımcıdan 2.600’e yakınının kiracı olmasının çözülme sürecini hızlandıracak ayrı bir etken olduğu dikkate alınmalıdır.
Olumsuz gelişmeler, özellikle Türkiye’deki en başarılı serbest bölge örneği olan ve yüzde 72’si yabancı sermayeli 350 milyon dolarlık yatırım yapılmış olan Ege Serbest Bölgesinde hissedilecektir. Yirmi serbest bölgenin üçte 1’i büyüklüğünde olan, yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat sağlayan bu bölge 13 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.
5084 sayılı Teşvik Kanunu’nun 8’inci ve 9’uncu maddeleri nedeniyle serbest bölgelere olan ilginin azaldığı da bir gerçektir. Yapılan araştırmalara göre, 2004 yılında çıkan Yasa sonrasında, Ege’de bulunan ESBAŞ’ta ruhsat alımında bölgede yüzde 79 azalış olduğunu ve bölgeye olan ilgide de yüzde 54 oranında düşüş gözlendiğini çeşitli vesilelerle gündeme getirmişlerdir.
Yasa’nın Türkiye’ye gelecek doğrudan yatırım yapan yabancı sermayeyi olumsuz etkilediği firmalarla yaşanan ikili ilişkilerde de gözlenmiştir. ESBAŞ’ın 2012 yılında 30-35 bin kişiyi istihdam etmek hedefi olduğu ancak mevcut şartlarda bu hedefin gerilerinde olabilecekleri de bir reel sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.
Mevzuattaki belirsizlikler, Maliye Bakanlığının getirdiği birçok çalışmaların bilinmemesi, bürokrasinin getirdiği yavaşlık, uygulama ve prosedür çokluğu serbest bölgelerin temel sorunları arasında yer almaktadır.
Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünün üç ayda bir yayımlanan “Türkiye Serbest Bölgeleri” konulu raporunda yer alan “Serbest Bölge Vergi Muafiyetleri Üzerine Tartışmalar” başlıklı yazıda, serbest bölgelerdeki vergi yükünün yurt içindekinden farklı olmadığı, Türkiye’dekinden farklı olmadığı belirtilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayınız konuşmanızı.
AHMET ORHAN (Devamla)Teşekkür ediyorum.
Bu hususu özellikle dikkatlerinize sunmak isterim. Türkiye’de ekonomik, siyasi ve bürokratik istikrarın sağlanması, her alanda olduğu gibi, ekonomik girdi sağlayan bu özel alanlarda ivedi yerine getirilmelidir. Serbest bölgelerin ülke ekonomisine olan olumlu katkılarını da göz önüne alarak bölgelerin sorunlarına ilgi gösterip çözüm getirmek gerekmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 23 Ekim 2008