2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 53. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Mart 2003 · 1.004 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Sırrı Özbek (CHP), 23 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE L.TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.004 kelime.
Ahmet Sırrı Özbek (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-sirri-ozbek-22-2003-03-23-2003-mali-yili-butcesinde-l-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ve eleştirilerini sunmaya ve Meclisimizin bu dönemiyle ilgili bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağım. Yüce Meclisin Sayın Başkanını ve siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bugün Yüce Meclisimizden güvenoyu alan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki 59 uncu cumhuriyet hükümetini kutluyor, bu zor günlerde, ülkemizi ve halkımızı esenliğe çıkarmalarını diliyor ve umuyorum. (Alkışlar)
Zahmet etmeyin...
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Estağfurullah...
AHMET SIRRI ÖZBEK (Devamla)Değerli milletvekilleri; önümüzdeki günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun ve ulusal egemenliğimizin de 83 üncü yıldönümünü kutlayacağız. Ulusal egemenlik, dünyada, mutlak monarşiler karşısında, ulusal, laik yeni bir egemenlik kavramı ve kaynağı olarak gelişti; oradan temsilî demokrasiye, oradan da çağdaş, katılımcı demokrasiye doğru bir gidişi yaşadı ve yaşıyor.
Günümüzde, siyasal egemenliklerin, ulusal, laik kuram ve kaynaklara bağlanmış olması yeterli görülmüyor. Siyasal egemenliklerin, uluslara ne ölçüde, ne kadar ait olduğu, siyasal sistemlerin ne ölçüde katılımcı ve çoğulcu oldukları, kısaca, demokratik olup olmadıkları tartışılıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 83 yıl önce, ulusal, laik yeni bir egemenlik kaynağı yaratmakla kalmadı, demokrasiyi, ulusumuz için vazgeçilmez bir amaç olarak da belirledi. O Meclisimizi, ulusal bağımsızlığın Büyük Meclisi olduğu kadar, demokrasiyi, ulusumuz için tıpkı bir kader gibi çizdiği ve amaçladığı için de seviyoruz. Bize, o Meclisten, bağımsızlığımızla birlikte, meclis üstünlüğü ve ondan ayrı düşünülmeyecek, demokratik, temel bir doğru da kaldı.
Sayın milletvekilleri, bu değerlendirmeye, 22 nci Döneme, yasama ve yürütme ilişkileri açısından; yani, meclis üstünlüğü açısından bakmak istiyorum.
Parlamenter meşruiyet olarak da ifade edilen meclis üstünlüğü, devlet fonksiyonları içinde yasamanın üstünlüğü, özellikle siyasal yürütme ve devlet bürokrasisi karşısında yasamanın işlevsel olarak, fonksiyonel olarak üstünlüğü demektir.
Meclis üstünlüğünü bir tutku gibi niçin ısrarla ve inatla savunuyoruz?.. Bunun Türk siyasal geleneğinde iki temel nedeni vardır. Birincisi, yasamanın üstünlüğü, her şeyden önce temel hak ve özgürlüklerin üstünlüğü, onların güvencesi, bireyin, insanın, yurttaşın üstünlüğü, sonuçta demokrasinin üstünlüğüdür. Bizim anayasa hukukumuzda ölüm cezalarının yerine getirilmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına bağlı olmasının nedeni budur. İkincisi ise, özellikle bizim siyasal koşullarımızda yasama üstünlüğü, işlevsel olarak üstün bir meclis; yani, güçlü bir meclis; dolayısıyla, güçlü bir icra demektir. Güçlü yürütme arayışları bundan bağımsız olarak ve bundan soyutlanarak düşünülemez; ama, hemen belirtmek gerekir ki, bütün bunlar temel bir koşulla mümkündür. O da şudur: Meclis üstünlüğü, çoğunluğun üstünlüğü ve diktası demek değildir; aksine, özgürlükçü, katılımcı, çoğulcu ve rekabetçi bir demokraside muhalefetin haklarına ve ödevlerine inançlı, saygılı ve dikkatli bir meclisin üstünlüğüdür. Meclis üstünlüğü açısından bugüne baktığımızda, meclise sadece bir meşruiyet simgesi ve bir onay mercii gibi bakıldığını görüyoruz. Bu, son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bilinmelidir ki, güçlü icralar, ancak ve ancak güçlü ve üstün meclislerle mümkündür.
Sayın milletvekilleri, muhalefetin işlevine inanç ve haklarına saygı, demokrasinin önkoşuludur. Demokrasilerin büyük tuzağı, çoğunluk iradesiyle, ulus iradesini ve ulus egemenliğini özdeş görmektir. Çağdaş demokrasi, bunu, hem kuramda hem de uygulamada çoktan aştı. Günümüzde demokrasimizin zafer çelenkleri, çoğunlukçuluk değil, çoğulculuktur. Şu dört aylık sürede, sadece bizlerin, yani muhalefetin katkılarıyla Yüce Meclis çoğulculuk örnekleri vermiştir. Ne yazık ki, iktidar, parmak çokluğu sendromuna kapılmıştır. Halbuki, bu çokluğunuzu çoğulculuğa dönüştürecek tarihî fırsatlar doğmuştur. Umuyor ve diliyorum ki, önümüzdeki günler çoğulculuğa yönelmenizi sağlasın.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin, hiç kuşkusuz, her birimize kıvanç ve onur verecek birçok anlamlı yönü ve özelliği vardır. Bana göre Yüce Meclisimizin en anlamlı yönü, bu Parlamentonun, dünyada bir eşi ve benzeri olmayan bir şekilde, bir kurtuluş savaşı içerisinde ve başlangıcında kurulmuş olmasıdır. Mustafa Kemal, koşulları çok ağır, hatta, olay öncesinde kazanılması olanaksız sayılan bir savaşın içinde, kan ve barut cephesinde askerî bir uğraş verirken, kendine ikinci bir cepheyi, bir siyaset cephesini açmakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisini kurmakta hiç tereddüt göstermemiştir. Siyaset ve Meclis, Mustafa Kemal tarafından, işlevleri zorlaştırıcı, askerî hedeflere varmayı güçleştirici bir unsur olarak görülmemiş, aksine, bu hedeflere varmak için vazgeçilmez bir kurum olarak görülmüştür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, zaman zaman güç koşullara düşmüştür ve yine de düşebilir. Parlamento, bazen, bu güç koşulların aşılmasında, her zaman en mükemmeli ve en doğruyu bulmakta zorlanabilir; ancak, şunun hiç unutulmamasını diliyorum ve umuyorum: Ülkemizdeki hiçbir koşul, bir kurtuluş savaşının koşullarından daha ağır olamaz. Eğer o gün bile bu Parlamento açık kalmışsa, hiçbir koşul bu Parlamentonun kapanması için gerekçe sayılmamalı ve yapılmamalıdır. Parlamentolar dokunulmazdır ve kutsaldır; çünkü, parlamento düşüncesinin ardında, bir ulusun kendini yönetme ve kendini özgür kılma hakkı ve çabası vardır.
Sayın milletvekilleri, 22 nci Dönem Meclisi bilmelidir ki, Parlamentoya ve parlamentere karşı on yıllardır süren, sistemli bir şekilde saygınlıklarını azaltmaya yönelik girişimler karşısında, milletvekilleri lojmanlarını satarak, milletvekillerinin sosyal ve özlük haklarını kısıtlayarak Parlamentoya saygınlık sağlayamayız. Bunun yolu, yukarıda açıkladığım gibi, çoğulculuktan, katılımcılıktan, özgür tartışmadan geçer; bunun yolu, milletvekillerini iş takipçiliğinden kurtarıp, yasama görevinin içinde tutmaktan geçer; bunun yolu, milletvekillerine denetim görevlerini tam olarak yaptırmaktan geçer; bunun yolu, yolsuzluğa ve yandaşlığa bulaşmayıp, yoksullukla mücadeleden geçer. 22 nci Dönem Meclisimizin bunu başaracağını umuyor ve diliyorum.
Sayın milletvekilleri, birkaç kelime de Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bütçesiyle ilgili olarak söylemek istiyorum. Bu kurumun yetkilileri, lütfen, yayında tekelleşmeyi kaldırınız; lütfen, yayınlarda şiddeti kaldırınız; lütfen, yayınlarda savaş çığırtkanlığına müsaade etmeyiniz; lütfen, yayınlarda çocuklara, kadınlara ve yaşlılara yönelik şiddet görüntülerine müsaade etmeyiniz; lütfen, yayınlarda, bırakınız ilkel ahlak kurallarını, modern dünyanın hoşgörülü ahlak ve aile kuramlarını bile altüst eden vıcık vıcık magazin ve benzeri yayınlara müsaade etmeyiniz.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bütçesiyle ilgili olarak söylemek istediğim en önemli konu ise şudur: Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, Avrupa Birliğine uyum yasaları çerçevesinde anadilde yayın, daha doğrusu Kürtçe yayın yapılabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Döneminde yasa çıkarıldı. Bu yasayla da, yayınların nasıl, ne şekilde ve ne kadar süreyle yapılabileceğinin çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenmesi istendi; ancak, öyle bir yönetmelik çıkarıldı ki, bu yasanın uygulanmasını imkânsız hale getirdi. Zaten, geçen bir yıla yakın süredeki uygulamadan da anlaşılıyor ki, çıkarılan yönetmelik, yasayı uygulanamaz hale getirmişti. Yapılacak şey, şark kurnazlığı yapmadan, yasal düzenleme içerisinde, en kısa sürede, uygulanabilir bir yönetmelik çıkarmaktır; bunu bekliyoruz.
Bu inanç ve düşüncelerle, hiçbir sorunun çözümüne katkı yapmayacağına, halkımızı, daha yoksul, daha işsiz, daha eğitimsiz, daha sağlıksız yapacağına inandığımız 2003 malî yılı bütçesinin -bütün bunlara rağmen- hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclise, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 23 Mart 2003