İstanbul'un fethinin 552 nci yılı münasebetiyle
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Mayıs 2005 · 713 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL'UN FETHİNİN 552 NCİ YILI MÜNASEBETİYLE); konuşma 713 kelime.
Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “İstanbul'un fethinin 552 nci yılı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2005-05-26-istanbul-un-fethinin-552-nci-yili-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İstanbul'un fethinin 552 nci yılı münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, Yüce Heyetinizi en kalbî sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Milleti, bilinen dörtbin yıllık tarihi boyunca birçok zaferler ve başarılar kazanmıştır. Elbette ki, bunlar içerisinde en önemli olanlarından biri de İstanbul'un fethidir. Zira, bütün dünyanın kabul ettiği gibi, İstanbul'un fethi, Türk ve dünya tarihini değiştiren, bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan olaydır; dolayısıyla, İstanbul'un fethi, sadece askerî zafer olarak düşünülmemelidir. Önemli olan, o dönemde bu zaferi hazırlayan sebeplerin iyi bilinmesidir.
Bu fetih, bana göre, beş temel esasa dayanmaktadır:
Devletin yönetim anlayışı,
İnsana olan saygı, sevgi ve adalet duygusu,
Manevî motivasyon,
Bilgi ve teknolojik üstünlük,
Türk topraklarının birleştirilmesi arzusu.
Önce, isterseniz, devletin yönetim anlayışına bir bakalım. 21 yaşında genç bir hakan. Beş yabancı dil biliyor. Hukuk, fen, dinî konularda eğitim görmüş, bilgelere ve bilgiye saygılı bir lider. Fetih Suresi okunurken dünyaya gelen, hocası Molla Gürani tarafından sık sık Fetih Suresi okutulan, günlük oyunlarında bile İstanbul'un fethine kilitlenmiş, bu fethe inanan, onun için manen hazırlanmış ve yeterli müspet ilimlerle donatılmış bir yüce sultan. Bu sultanın ülkesinde Yaradanın yarattıklarına saygı esasına dayanan, insan haklarının, adaletin, mülkiyet hukukunun bulunduğu, bu özellikleriyle diğer ülkeleri sarsan mükemmel bir yönetim sistemi. İşte, bu sebepledir ki "Türk sarığı görmek, Latin serpuşu görmekten evladır" sözü her yerde söylenmekte, insan hakları ve adalet duygusuyla tüm toplumlara örnek olmaktadır.
Diğer taraftan, toplum da bu fethe manen hazırdır. Sultan Mehmet'in, Fetih Suresi okunurken doğması gibi, o dönemde Müslüman Türkler de İstanbul'u almak için yanıp tutuşmaktadır; zira, Hazreti Peygamber, İstanbul'u fethedecek komutan için müjdeler vermektedir. Nitekim, şehrin alınması için sahabeler de dahil olmak üzere, İstanbul'u fethetmek üzere 28 sefer yapılmış; ancak, ilahi bir hikmetle, Fetih Suresinin 29 ayetten oluştuğu gibi, İstanbul'un fethi de 29 Mayıs 1453 tarihinde, 29 uncu teşebbüste Müslüman bir Türk evladına, Türk hakanına nasip olmuştur.
Son olarak, fethi hazırlayan önemli sebeplerden biri de, Anadolu ve Rumeli'deki topraklara sahip devletimizin İstanbul'un fethiyle birleştirilmesi ve imparatorluğun bir bütün halinde tesisi arzusu olmuştur. İstanbul'un fethiyle, Osmanlı Hanedanının yönetiminde büyük bir Türk imparatorluğu kurulmuştur.
Ayrıca, bütün bu sebepler kadar, bilgi ve teknolojide çağın en ileri devleti olunması, devleti yöneten Fatih'in müspet ilimlere verdiği önem de bu başarının hazırlayıcısıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bu gerekçelerle, artık, İstanbul'un fethi, sadece askerî bir zafer olarak kutlanmamalıdır. Dünya kültürüne, medeniyetine, insan haklarına getirdiği yeniliklerle, hukukun üstünlüğü ve adalet üzerine hükmetmek anlayışımızın kutlandığı bir gün olarak değerlendirip, kutlamalıyız. Bu fethin insan haklarına getirdiklerini tartışmalıyız, Türk Milletinin dünya siyasetine, kültürüne hediye ettiği hoşgörü ve insanlık dersini anlatmalıyız; zira, fethin asıl anlamı budur, bu olmalıdır. Böyle olmasaydı, Osmanlı dağılırken, 632 yıllık beraberlikten sonra, 30'dan fazla millet kendi dilini, kültürünü, inancını yaşıyor olabilir miydi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun; tamamlayın sözlerinizi.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)- Bütün dünyaya sormamız gereken soru budur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapmış olduğum bu değerlendirmelerden sonra, şimdi sizleri farklı bir İstanbul için düşünmeye davet ediyorum. İstanbul, özellikle 1960'tan sonra başlayan göç dalgasıyla plansız, programsız kaçak yapıların ve keşmekeşin hâkim olduğu kimliksiz bir şehir haline gelmiştir. Yapıların yüzde 60'ından fazlası kaçak olup, mülkiyet en önemli problemdir. Altyapı, yol, su, elektrik, eğitim gibi yüzlerce sorunla karşı karşıyadır. Fethettiğimiz İstanbul böyle mi olmalıdır?! Barbaros Hayrettin Paşa'nın tabiriyle cihanın başşehri İstanbul'a bu tablo yakışıyor mu?! Elbette ki, hayır.
Her şeye rağmen, İstanbul, yine de, Türk Milletine vefasını eksik etmemektedir. Nitekim, Türkiye'deki vergi gelirlerinin yüzde 44'ü, ticaret kapasitesinin yüzde 45'i, sanayi tesislerinin yüzde 38'i, Türkiye'deki işyeri sayısının yüzde 36'sı, çalışanların yüzde 34'ü, nüfusumuzun yüzde 20'si bu şehre aittir. Buna karşılık, devletin kaynaklarından yararlanma yönünde ise, verdiklerinden çok daha az almakta ve yararlanmaktadır.
Bu Yüce Meclisten, siz değerli milletvekillerine, yetkililerimize, yöneticilerimize, mimarlarımıza, sanatkârlarımıza, edebiyatçılarımıza, ilim adamlarına, kısaca, tüm entelektüellerimize seslenmek istiyorum: Gelin, dünyadaki benzer şehirlerde olduğu gibi, İstanbul'u, İstanbul yapacak özel bir kanunla yönetelim. İstanbul'un cadde ve sokaklarını, parklarını, mabetlerini, binalarını bizim kimliğimize, bizi biz yapan değerlerimize göre tanzim edelim. Ecdadımızın yaptığı gibi, hangi döneme ait olursa olsun tarihî mirası koruyalım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 552 yıldır bizim olan, bir taşına Acem mülkünün feda edildiği güzel İstanbul'a, cihanın başşehrine, bizim mührümüzle, artık, sahip çıkalım, koruyalım. Bu vesileyle, bir kez daha, fethi gerçekleştiren ecdadımız başta olmak üzere, İstanbul'a bugüne kadar hizmet edenleri minnet ve şükranla anıyorum, Allah onlardan razı olsun.
Sözlerimi tamamlarken, İstanbul'un fethini kutlar, Yüce Heyetinizi de saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 26 Mayıs 2005