İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

Feridun Ayvazoğlu

Çorum Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Mayıs 2005 · 1.385 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Feridun Ayvazoğlu (CHP), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 1.385 kelime.

Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 19 uncu maddesiyle ilgili olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu teklif, 39 maddeden ibaret olarak Yüce Meclisin huzuruna sunuldu. Yüce Meclise getirilmeden önce, elbette, belirli bir süreç yaşandı. Bu sürecin temelinde, 5237 sayılı, 1 Nisanda yürürlüğe gireceği öngörülen Türk Ceza Kanunu var. Daha sonra, Türk Ceza Kanununun atıf yapmış olduğu özel kanunlardan bahisle, zorunlu olarak, bu yasanın yürürlük tarihi, hepimizin bildiği gibi, 1 Haziran 2005 tarihine bırakılmış oldu.

İşte, bu süreç içerisinde, birtakım ihtiyaçların doğmuş olduğu bazı kanun maddelerinden dolayı, birtakım değişiklik teklifleri getirildi. Artık, bunun teklif olarak getirilmesi, Yüce Meclisin huzurunda, konuşmacı arkadaşlarımızın söylemlerinden o kadar kanıksar hale gelindi ki, hep söyledik, tasarı şeklinde gelmesi gerekenler, maalesef, sayın milletvekillerimiz tarafından teklif şeklinde getirildi. İşin özünde, tasarı olarak bunların getirilmesi gerektiğini, şu ana kadar hep söyleyegeldik.

Şimdi, öncelikle, 19 uncu maddeyle değiştirilmek istenilen 5237 sayılı Yasanın 158 inci maddesine bir bakalım. Biliyorsunuz, dolandırıcılık adı altında suç, basit nitelikteki bir dolandırıcılık, bir de nitelikli şeklindeki bir dolandırıcılık diye iki suç tabir ve tarif ediliyor. Daha önceki, daha doğrusu, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda bunların karşılığı, Türk Ceza Kanununun 503 üncü maddesindeki, basit nitelikteki dolandırıcılık; 504 üncü maddesindeki dolandırıcılık da, nitelikli dolandırıcılık adı altında hüküm altına alınmıştır.

Şimdi, 5237 sayılı Yasada getirilen, 158 inci maddede yer alan suça, gerçekten, incelenip, bakıldığında, birtakım hususlarda eksiklik olduğu görüldü. Bu bir gerçek ve değiştirilmek istenilen ve eklenmek istenilen cümlenin de özüne, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sahip çıkıyoruz. Sebebini açıklayacağım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, nitelikli dolandırıcılık adı altındaki 158 inci maddenin özüne bakıldığında, aynen şu şekilde:

"Dolandırıcılık suçu; a) Dinî inanç" vesaire, devam ediyor. "b) Kişinin içerisinde bulunduğu tehlikeli durum" diye devam ediyor "c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından..." d) Kamu kurum ve kuruluşlarının..." "e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak..." f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle..." "g) Basın ve yayın araçlarının" diye devam ediyor. Yine, "h) Tacir veya şirket yöneticisi" şeklinde. "i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından"... "j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla" deniliyor ve devam ediyor: "Bunlara verilecek ceza ise iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmedilir" şeklinde hüküm altına alınmış idi.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada bizleri ve toplumu rahatsız eden bir somut olay çıktı. Bu somut olayı herkes çok yakinen biliyor; ama, bizlerin, kesinlikle şunu çok iyi anlatmamız gerekir ki, biz burada, Yüce Meclisin huzurunda, ne bir kişiye karşı af niteliğini taşıyacak yasalar yapmaya kendimizi görevli sayarız ne de özellikle bir kişiye karşı ceza verilmesini kendimize görev sayarız. Bir defa, bunların altını çiziyoruz. Kişilere karşı, ne hasmane tutum gösterebilir bu Yüce Meclis ne de kişileri koruyucu şeklinde yasalar hazırlayabilir. Bu Meclis, bize bu tür bir yetkiyi vermemiştir. Eğer, buna rağmen bizler, kişileri kurtarmak amacıyla veya özel hasmane tutumlardan dolayı kişilere ceza vermek amacıyla yasa yapar ve çıkarırsak, yarın bir gün, bizi buraya gönderen halkımız, bunun hesabını bizlerden ve siyasî iktidarlardan sorar.

İşte, bu doğrultuda, 158 inci maddedeki eksikliği kamuoyuyla paylaşmak suretiyle gördük ve doğru bir şekilde bu teklifi Cumhuriyet Halk Partisi olarak desteklediğimizi belirttik.

Şimdi değiştirilmek istenilen 158 inci maddedeki birinci fıkranın (e) bendi, (f) bendi ve (j) bendine dikkatle bakıldığında, değerli milletvekili arkadaşlarım, gerçekten, kamu kurum ve kuruluşları ile bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının -ki, banka gibi görev yapan kurumların ne olduğunu herkes biliyor, finans kurumlarının ne olduğunu biliyor; bunlar da dahil olmak üzere- yine, "banka ve diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla" şeklinde devam eden bu suçlara verilecek cezanın iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar para cezasına şeklinde kaleme alınmasını bizler kabul edemezdik. Eğer, bu maddeler üzerinde 17 Aralık süreci gibi hepimizin iki ayağını bir pabuca sokan bir süreç olmasaydı da, 5237 sayılı Yasa tasarı halindeyken Genel Kurulda layıkı veçhile gerçekten bütün maddeleri tek tek tartışılabilseydi, 158 inci maddede o zaman yapılan hata, bugün yapılmazdı. İşte, bugün bu hatayı gidermek için böyle bir teklif geldiyse, biz, o nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu teklifi kabul ediyoruz ve destekliyoruz diyorum; ama, bu maddeye ilişkin teklifi, yanlış anlaşılmasın, önceki ve sonraki maddelere ilişkin teklif değişikliklerine bizim özde ne şekilde muhalefet ettiğimizi zaten sözcü arkadaşlarımız da söyledi, bizler de söylüyoruz.

İşte burada belirtilen hususlar, bütün kamuoyunu, ülkemizi ilgilendiren hususlar. Nedir bunlar; bankacılık sisteminin şimdiye kadar ülkemizi, halkımızı ne durumlarda bıraktığını hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Öyle bir bankacılık sistemi var idi ki, öyle bir bankacılık hizmetleri adı altında hizmet verilmeye çalışılan, ama, maalesef, işin özüne bakıldığında bankacılık hizmetinin yapılmadığı, işin aslı bankaların içinin boşaltılıp daha sonra milletin cebinden, halkın cebinden kuruş kuruş biriktirdiği paraların, tasarruf etmeye çalıştığı, ekmek parası için kuruş kuruş biriktirdiği paraların kimlerin cebine nasıl gittiğini hepimiz çok iyi biliyorduk. O zaman biliyor isek, biz de bu hatayı burada gidereceğiz ve bankalarla ilgili yapılan, hortumlamalarla ilgili yapılan bu yasanın bu maddesine eklenecek bu cümleyle "o kişilere verilebilecek cezanın üç yıldan başlayan bir hapis cezasıyla" şeklinde değiştirilmesini ve "o kişi veya kişilerin -sadece kişi değil- kişilerin elde etmiş olduğu menfaatların da iki misli para cezasıyla cezalandırılması" şeklinde düzenlenmesinin hak ve adalete uygun olacağı ve hesap vermemiz gereken halkımıza, ülkemize bu hesabı bu şekilde verebileceğimizi ve her yerde savunabileceğimizi burada siz Yüce Meclisin değerli üyelerine anlatmak ve kamuoyuyla bunu paylaşmanın da bizlere düşen ayrı bir görev, önemli bir görev olduğunu belirtmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Elbette bunu söylerken, kim veya kimler, hangi bankacılar, hangi bankaları hortumlayan hortumcular bunu yaptı veya yapmadı, tek tek burada isim isim söylememizin hiçbir etik değeri olmaz, olamaz; çünkü, yerine göre o kişiler yargının karşısında ceza aldılar, yerine göre yargılanıyorlar, yerine göre de cezaları kesinleşmiş, yarın bir gün bu yasadan acaba faydalanabilir miyiz faydalanamaz mıyız diye, gözleri, sözüm ona, Meclisin, görüşülecek olan gündemlerinde, değişik tekliflerinde. O nedenle, isimleri söylemenin, burada etik olmadığını sizlere de ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, biz bu çalışmaları, başından beri, 2003'ün sonbaharından bugüne kadar, İstanbul Hâkimevindeki çalışmalarımızdan başlayıp Ankara'daki altkomisyon çalışmalarına kadar, altkomisyonla birlikte Adalet Komisyonu çalışmalarına kadar, burada bulunan hemen hemen çoğu Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımızla birlikte yaptık; Sayın Başkanımız ve Sayın Bakanımızın katkılarıyla biz bunları yerine getirmeye çalıştık ve hep söylenilen şu oldu: Bu Türk Ceza Kanunu, Anayasamızdan sonra en temel kanunlardan biridir. O zaman bunun bütün kamuoyuyla paylaşılabilmesinin yolu Anamuhalefet Partisi ve tüm diğer siyasî partilerin de görüşleri alınmak suretiyle, sivil toplum örgütleriyle, demokratik kitle kuruluşlarıyla siyasî iktidarın uzlaşı içerisinde çıkarması prensibinden hareket ettik. Sayın Bakanımız, Sayın Komisyon Başkanımız, bu görüşleri, gerek komisyon çalışmalarımızda gerekse Genel Kurul çalışmalarımızda Meclis kürsüsünde her zaman her yerde dile getirdiler. Biz, şimdi, şunun hesabını burada birbirimize vermekle mükellefiz. Vereceğimiz hesap şudur: Söylediğimiz o sözlerde ne derece samimîyiz ne derece samimî değiliz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri, Adalet Komisyonu üyeleri olarak, verdiğimiz o sözde, uzlaşı sözünde samimîyiz ve bugün görüşülecek olan bu teklifin de 1 Hazirana yetişmesi için, her ne kadar eleştiri yaparsak yapalım, bütün maddeleriyle ilgili, herhangi bir engelleme çıkarmayacağımızı da burada belirtmek istiyoruz; ancak, sayın milletvekilleri, bundan bir hafta kadar önce yine altkomisyonda görüşülen öyle bir madde veya maddeler vardı ki, özellikle bir veya iki madde üzerinde, gerçekten uzlaşı fikri içerisinde samimî olduğuna inandığımız değerli milletvekili arkadaşımız Sayın Köylü ile birlikte ve diğer arkadaşlarımızla birlikte oybirliğiyle Cumhuriyet Halk Partisinin önerileri kabul edilmek suretiyle belirli maddeler bu teklif metninden çıkarıldı; şimdi, dileriz ve isteriz ki, çıkarılmış olan bu teklif metnindeki maddenin tekrar bu Genel Kurula, bazı değerli milletvekili arkadaşlarımızın önerileriyle buraya getirilmeye çalışılmasın. Eğer böyle bir şey yapılırsa, eğer böyle bir şey yapılma ihtimali varsa, lütfen, sayın milletvekilleri, Sayın Bakanım, Sayın Komisyon Başkanımız; elimizi vicdanımıza koyalım, eğer, bu söylediğimiz sözleri, halkımıza, kamuoyuna verdiğimiz uzlaşı sözünü yerine getirmekteki samimiyetimizi gösterebileceksek, lütfen, daha önce Adalet Komisyonunda ve altkomisyonda görüştüğümüz o tekliflerin aynen bu şekilde buralarda değerlendirilmesi gerekir. Yeni yeni bir şeylerin eklenmesini, monte edilmesini, kesinlikle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kabul etmeyiz, edemeyiz; bunun altını çizmek istiyorum; çünkü, az önce belirttiğim hususların olabileceği endişesini taşıdığım için bunu söylüyorum. Dileriz ve isteriz ki, inşallah, o şekilde bir öneri veya teklif gelmez, getirilmez.

Sayın milletvekilleri, dediğimiz hususlarda, biz, kamuoyunun genel vicdanını rahatlatabilecek, kamuoyuna genel olarak tarafsız, objektif bir şekilde cevap verebilecek, hizmet verebilecek bütün yasalara, bu Genel Kurulda sizlerle beraber sahip çıktık. Kamuoyunun düzenini, toplumun düzenini, içinde yaşadığımız cumhuriyeti, demokrasiyi hiçbirimiz dilimizden düşürmüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 26 Mayıs 2005

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook