Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Aralık 2004 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Algan Hacaloğlu (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK HAKKINDA (9/11)); konuşma 988 kelime.
Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2004-12-29-milli-egitim-bakani-huseyin-celik-hakkinda-9-11 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Sayın Başbakan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; soruşturma önergesi üzerinde, önerge sahiplerinden biri olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu vesileyle, İstiklal Marşımızın yazarı büyük şair Mehmet Âkif Ersoy'un, 68 inci ölüm yıldönümünde, değerli anısı önünde eğiliyorum.
Değerli arkadaşlarım, sürem kısa; konu basına intikal etti; hızla bazı teknik bilgiler vereceğim, sonra değerlendireceğim. Bilindiği gibi, Millî Eğitim Bakanlığı, 7 Haziran 2004 tarihinde, bir paket halinde, 64 ihaleye çıktı. Bunlar, 44 ilde, toplam 958 000 metrekarelik, sekiz yıllık temeleğitim okuluyla ilgiliydi. Millî Eğitim Bakanlığı ilgili dairesi bu ihaleleri inceledi, onayladı ve duyurdu. Basına da yansıdığı şekilde ve bizlerin de eline geçen bilgiler çerçevesinde yaptırılan değerlendirmeler, burada, metrekare başına ihale birim fiyatlarının 346 000 000 ilâ 512 000 000 gibi, büyük bir farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin, Rize'de metrekaresi 365 000 000 liraya ihale verilirken Trabzon'da 447 000 000 liraya, Diyarbakır'da metrekaresi 346 000 000 liraya ihale verilirken, Van ve Bitlis'te metrekaresi 428 000 000 liraya ihale verildi; keza, Denizli'de metrekaresi 370 000 000 liraya ihale verilirken, Ankara'da metrekaresi 512 000 000 liraya ihale verildi ve bu birbirine yakın illerdeki ihalelerde, toplam ihale bedelleri arasında 1 trilyonu aşkın bedel farkı vardır. Oysa, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, 2004 yılında, büyük ve normal okul ihalelerinde temel aldığı fiyatlar, büyük spor salonlu binalar için metrekaresi 360 000 000 ve küçükler, normaller için ise metrekaresi 322 000 000 liradır.
Değerli arkadaşlarım, fark nereden kaynaklanıyor? Proje mi farklı; esas itibariyle standart projeler. Fennî teknik özellikler mi farklı; hayır, aynı teknik özellikler. Yapı standartları mı farklı; hayır. Yapı malzemeleri mi; evet, markalar farklı olabilir; ama, aynı kalitede, hepsi TSE standardında malzemeler. İnşaatların temel bölümü biraz farklı olabilir; bu da, müteahhitler için belirsiz olan faktör ve toplama çok tesir etmez; ama, gelin görün ki, sıralama yapıldığı zaman ihalede en düşük teklif veren, en düşük 1, 2 ve 3 üncü sırada olan müteahhitlerin hiçbirisine iş verilmemiştir. Bunun yanında, 14, 15 ve 18 inci sıradaki üç firmaya; 16 ve 13 üncü sıradaki beş firmaya, 17 nci sıradaki bir firmaya ve çok enteresan, 35 inci, en alt sıradaki bir firmaya, en yüksek, bütün ihaleler içinde en yüksek bedeli verdiği halde -34 firma yok sayılmış ve bir firmaya metrekare birim fiyatı 512 000 000 bedelle- ihale verilmiştir. Yani, şaşıyor insan, okul mu yapıyorsun termik santral mı?! Nedir bunun özelliği?
Değerli arkadaşlarım, özetle, Bakanlık, işi kime vermek istediyse çıtayı ona göre belirlemiş, onun fiyatını onaylamıştır. Bunu yaparken de Kamu İhale Kurumunun 8 Haziran tarihli ihalelerin değerlendirilmesine ilişkin tebliğini yok saymıştır, keyfî kararlar almıştır ve bu yapmış olduğu ihalenin toplam bedeli 380 trilyon tutmaktadır, ortalama bedel, metrekaresi 385 000 000 liradır, toplam 380 trilyon tutmaktadır. Eğer en düşük fiyatları verenler almış olsaydı -almayabilir; ama, en düşüğüne göre hesaplarsanız- ortada 86 trilyonluk bir fark gözükmektedir; yani bu keyfî kararlarıyla Millî Eğitim Bakanı 86 trilyona kadar tırmanabilecek bir kamu kaybını, zararını ortaya koyan bir ihale sürecini onaylayabilmiştir değerli arkadaşlarım.
Burada 220 firma yeterlik almış, 1 700'e yakın teklif verilmiş, ancak, bunların arasından sadece 10 firma 62 ihaleden 30'unu, yarısını alabilmiştir; çok enteresandır. İsimlere girmiyorum, bazı isimler size dağıtıldı, bir Kayserili Celal Poyraz Bey var, enteresandır, çok yüksek fiyatlar vermesine rağmen üç iş alabilmiştir. Yani, soruyorum gerçekten... Burada, elime yeni gelen bir bilgiyi de paylaşmak istiyorum. Esasında, size dağıtılan soruşturma önergesinde var, bir Cüneyt Arslan ismi vardır. Buna ilişkin çok samimî ifade ediyorum Sayın Başbakanım, bizzat incelemenizi istirham ediyorum. Bu konuda, Bakanlık içinden gelen bilgilerde, ortada komisyon döndüğüne ilişkin çok ciddî iddialar vardır, isimler verilmiştir -burada açıklamak durumunda değilim, benden talep ederseniz size veririm- çok açık söylüyorum, yüzde 2,5 peşin, yüzde 7,5 senetle yüzde 10 komisyon alındığına ilişkin. Ortada, Prokon diye bir müşavir firma vardır ve bazı dolapların... Ben Sayın Bakanın bildiği iddiasında değilim bu konuda; ama Bakanlıktan pis dumanlar, kokular çıkmaktadır. Bu konuda çok ciddî duyumlarımız olduğunu ifade ediyorum.
Kamu İhale Kurumu, bildiğiniz gibi, şikâyet edilen 14 ihale konusunda fiyat tekliflerinin aşırı düşük olduğu konusunda keyfî değerlendirme yaparak ihale kararları verildiğini saptamıştır ve alınan kararların açıklık, şeffaflık, rekabet ve güvenirlilik ilkelerine aykırı olduğuna karar vermiştir. Peki, şimdi ne yapacağız, bu kararları, bu durumu görmezlikten mi geleceğiz?! Yani, KİK iptal etti, şimdi düzelecek deyip bekleyecek miyiz?!
Ortada, Sayın Bakanın, siyasî ve idarî yetkisini, bu ihaleleri onaylayarak kötüye kullandığına ilişkin bir durum vardır. Eğer biz itiraz etmeseydik ne olacaktı?! Eğer basında bir iki köşeyazarı bu konuda yazmasaydı ne olacaktı, konu örtülü mü kalacaktı?! Yani, kol kırılır yen içinde kalır mı diyecektik?! Bu, bize, bu Yüce Meclise yakışır mı değerli arkadaşlarım?!
Sayın Bakanın onayladığı bu ihale işlemleri, açıkça yasaların ihlali ve bazı firmaların kayrılması sonucunu doğurmuştur. Bu aşamada, evet, vurgun akim kalmıştır, ortada nakıs teşebbüs durumu vardır; ancak, cürüm ortadadır değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlar, siyasî etik 1 nolu Kopenhag Kriteridir ve siyaset, hem hizmet hem de bir fazilet yarışıdır.
Sayın Bakan, sizin, önce, temmuz ayında Öğretmen Saygı Genelgesi çıkardığınızı, ekim ayında ise "800 000 000 lira aylıkla geçinemiyorum" diye yakınan öğretmeni televizyonda "bırak git o zaman" diye haşladığınızı, kendi çıkardığınız genelgeyi dahi hafife aldığınızı biliyoruz.
Sayın Bakan, sizin, "ben ümmetçiyim" diyerek Atatürk cumhuriyetinin laik eğitim sistemine zararlı bir ayrıkotu gibi kök salan Müsteşarınızı bugüne kadar görevde tutarak bazı konularda ne kadar ısrarlı ve keyfî bir tutum takınabileceğinizi biliyoruz.
Sayın Bakan, sizin, daha Bakanlığınızın onbeşinci gününde, teşkilatlanmayı ve kadrolaşmayı ima ederek "Millî Eğitim Bakanlığını yerle bir edeceğim" dediğinizi biliyoruz.
MEB'de yaşanan kadrolaşma depremlerini biliyoruz.
Tüm bu ve diğer davranışlarınızın, bir Millî Eğitim Bakanına yakışmadığını düşünüyoruz. Sizin, bir Millî Eğitim Bakanı olarak yapmakta olduğunuz birçok şeyi asla tasvip etmiyoruz; ancak, bugünkü önergemiz, asla, bir Millî Eğitim Bakanı olarak, sizin aslî görevinizle, millî eğitime bakışınızla ilgili değil, konumuz etikle ilgili, ihaleye fesat karıştırılması ve kamunun zarara sokulması girişimini sizin onaylamanızla ilgili.
"Efendim, KİK duruma elkoydu, hatadan dönülür" mü diyeceğiz?! Bu kokuşmuş ilişkilere onay vermiş olmanıza göz mü yumacağız?! Bu konuda kimse hakkında, hiçbir siyasetçi hakkında bir şaibe veya kara leke şüphesi doğmamalıdır. Hele, Millî Eğitim Bakanlığı makamı, kara lekeyi hiçbir zaman taşıyamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Efendim, 2 dakika rica ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Aralık 2004