İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)

Aziz Akgül

Diyarbakır Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Aralık 2004 · 1.759 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Aziz Akgül (AK Parti), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)); konuşma 1.759 kelime.

Aziz Akgül (AK Parti, Diyarbakır). “Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aziz-akgul-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA AZİZ AKGÜL (Diyarbakır)Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın başında, vefatının yıldönümünde, millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'u rahmetle anıyorum.

Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükümetimiz, göreve gelir gelmez, malî milat olarak adlandırılan vergi düzenlemesini ortadan kaldırırken, ikinci aşamada, vergi barışı gibi, ekonomide kalıcı güven ortamının sağlanmasına ve beklentilerin olumlu yönde gelişmesine yönelik vergi düzenlemesini hayata geçirmiştir.

Şimdi ise, vergi sisteminin yapısal sorunlarının giderilmesine, vergi idaresinin daha verimli ve etkin bir yapıya kavuşturulmasına, mükellef ihtiyaçlarının karşılanmasına, ekonomik ve teknolojik gelişmelerin oluşturduğu imkânların vergilendirmede kullanılmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılmasına sıra geldi.

Bunun bir adımı olarak, vergi uygulamalarının basitleştirilmesi, vergi mevzuatının Yeni Türk Lirasına uyumlulaştırılması, eğitim ve gıda bankacılığıyla ilgili olarak yeni teşvik unsurlarına ilişkin düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, vergi uygulamalarının basitleştirilmesine ve ekonomik faaliyetlerin önünün açılması bakımından Damga Vergisinin kapsamını daraltmakta, pul yapıştırmak suretiyle Damga Vergisi ödeme yöntemini ortadan kaldırmakta, vergi mevzuatının Yeni Türk Lirasına uyumlulaştırılması bakımından, Yeni Türk Lirasına geçişle birlikte ortaya çıkacak sorunlar ve güncelleştirme ihtiyacını çözüme kavuşturmakta, Gelir Vergisinde oran indirimini öngörmekte, finansal gelirlerin vergilendirilmesinde yeni bir sistem öngörmekte, eğitim ve sağlıkla ilgili olarak yeni teşvik unsurları oluşturulması bakımından vergiye tabi gelirin yüzde 10'a kadar eğitim ve sağlık harcamalarının indirimine imkân vermekte, kurumların aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ve gayrimenkullerin vergilendirilmesiyle ilgili geçici Kurumlar Vergisi ve KDV istisnasını sürekli hale getirmekte, Anayasanın sosyal devlet ilkesine uygun olarak yoksulluğun azaltılması ve açlığın önlenmesine katkı sağlanması bakımından gıda bankacılığı teşvik edilmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; vergi uygulamalarının basitleştirilmesine ve ekonomik faaliyetlerin önünün açılması çerçevesinde ilk belirtilmesi gereken husus, Damga Vergisi ve harçlarda pul yapıştırmak suretiyle ödeme usulünün kaldırılıyor olmasıdır. Artık, pul yapıştırılarak vergi ödeme usulü de kaldırılmış, Damga Vergisi ve harçlar açısından daha modern bir vergileme sistemine geçilmiş olacaktır. Vatandaşın günlük hayatında ve işlemlerde kolaylık ve rahatlık sağlaması açısından gerçek kişiler arasında düzenlenen, ancak, ticarî, ziraî ve meslekî faaliyetlerle ilgili olmayan ve resmî dairelere veya noterlere ibraz edilmeyen sözleşme ve benzeri kâğıtlar Damga Vergisinden istisna edilmektedir.

Aynı şekilde, dernek ve vakıfların yerleşim yeri olarak kiraladıkları gayrimenkullere, gerçek kişilerin mesken olarak kullanmak üzere kiraladıkları iktisadî işletmelere dahil olmayan taşınmazlara, Gelir Vergisinden muaf esnaf ve muaf serbest meslek erbabı ile basit usulde vergilendirilenler tarafından işyeri olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadî işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri ile ekici ve alıcı arasında düzenlenen tütün alım satım sözleşmeleri ve rehin senetleri Damga Vergisinden istisna edilmektedir.

Bu iyileştirmelerle birlikte, düzenlenecek bu türden sözleşmeler dolayısıyla, Damga Vergisi ödemek için damga pulu arama dönemi sona erecektir.

Diğer taraftan, yine harçlarla ilgili, ancak yatırım yapmak isteyen müteşebbisin önündeki engellerin kaldırılması amacına yönelik olarak, organize sanayi, endüstri veya teknoloji geliştirme bölgelerinde yer alan gayrimenkullerin yatırıma uygun hale getirilmesi amacıyla, buralarda yapılacak ifraz, taksim veya birleştirme işlemleri, doğacak tapu harçlarından istisna edilmektedir.

Diğer bir iyileştirme de, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kendi gayrimenkul portföylerine ilişkin yaptıkları ve işlemlerinin büyük bir kısmında düzenlemek zorunda oldukları gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin Damga Vergisinden istisna edilmesidir. Yapılan bu düzenlemeyle, ekonomik faaliyetler açısından, bu sektörün önünün açılması amaçlanmaktadır.

Diğer taraftan, tasarıyla, vergi kanunlarının Yeni Türk Lirasına uyumlaştırmasına ilişkin düzenlemeler de yapılmaktadır. Yeni Türk Lirasına uyum çalışmaları çerçevesinde, bütün vergi kanunlarında yer alan Türk Lirası değerler gözden geçirilerek yeni para birimine çevrilmesi sorun oluşturacak tutarlar güncelleştirilmek suretiyle yeniden belirlenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısında yer alan bir diğer önemli düzenleme de gıda bankacılığıyla ilgilidir. 2 Ocak 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanunla Türk vergi hukukuna gıda bankacılığı kavramı girmiş ve açlık sınırında bulunan insanlara hizmet verecek şekilde düzenlenmiştir. Başlangıçta, gıda bankalarına yapılacak gıda yardımlarının maliyet bedeli üzerinden gider kaydedilmesi imkânı getirilerek teşvik edilmiştir. Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, gıda bankalarına, gıda yanında yapılacak giyecek, temizlik malzemesi ve yakacak bağışlarına da maliyet bedeli üzerinden gider kaydedilmesi imkânı getirilerek, gerçek ve tüzelkişilerin, açlık sınırında bulunan insanlara yapacakları yardımlar teşvik edilmektedir.

20 Ocak 2004 tarihinde ilk defa Diyarbakır'da açılan şimdi ise 8 il ve ilçede faaliyet gösteren ve açlık sınırında bulunan insanların yararlanması maksadıyla oluşturulmasını önerdiğimiz gıda bankalarının daha verimli ve faydalı çalışmasına imkân veren ve bununla ilgili bütün düzenlemelerin yapılmasını sağlayan Sayın Maliye Bakanı ile Sayın Maliye Müsteşarı, Gelirler Genel Müdürü ve çalışma arkadaşlarına şükranlarımı sunarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya kadar açıkladığım önemli düzenlemeleri ihtiva etmekle beraber tasarıda iki unsur da tartışılmaktadır. Bunlardan birincisi, Gelir Vergisi tarifesinde yapılan değişiklikle en yüksek dilime uygulanan oranın ücret gelirleri için yüzde 40'tan yüzde 35'e, diğer gelirler için yüzde 45'ten yüzde 40'a indirilmesidir; ikincisi ise, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 2006 yılından itibaren yepyeni bir sistem içerisinde vergilendirilecek olmasıdır. Gelir Vergisi tarifesinde yapılan indirimlerden yararlanacak olanların, yüksek gelirli mükellefler olacağı, dar ve orta gelirlilerin vergilendirilmesinde bir değişiklik olmayacağı, düzenlemenin, bu nedenle, vergi adaleti ve vergide eşitlik ilkelerine aykırılık oluşturacağı yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Hükümetimizin yapmış olduğu vergi indirimlerini bir bütün olarak değerlendirip, ona göre, vergi indirimlerinde adaletin ve eşitliğin sağlanıp sağlanmadığına bakmak gerekir.

Yapılan vergi indirimlerinin iki temel hedefi vardır; bunlardan biri, yüksek tüketim vergisi oranlarının geniş halk kesimleri üzerinde oluşturduğu olumsuzlukların giderilmesi ve onların refahının artırılmasıdır. İkincisi ise, yüksek vergi oranlarının yatırımlar üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilerek, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve bu şekilde istihdamın artırılabilmesidir.

Katmadeğer Vergisinde, özellikle, gıda, sağlık ve eğitimde gerçekleştirilen önemli indirimler, birinci hedefe yönelik olarak yapılmış, Gelir ve Kurumlar Vergisinde yapılan oran indirimleri ise, daha çok, ikinci olarak belirttiğim hedefle ilgilidir. Yapılan düzenlemeleri bu çerçevede değerlendirirsek, vergilendirmede, adaletin ve eşitliğin büyük ölçüde sağlandığı anlaşılacaktır.

Burada önemle üzerinde durulması gereken nokta, özellikle KDV oran indirimlerinin hedefine ulaşmasıdır. Bunun için, tüketicilerin, bilinçli hareket ederek, söz konusu indirimlerin fiyatlara yansıyıp yansımadığını takip etmeleri gerekmektedir. Ayrıca, kamu ve meslek kuruluşlarının, bir kampanya şeklinde, söz konusu indirimlerin fiyatlara yansımasını temin edecek tedbirleri alması gerekmektedir. Başta Maliye Bakanlığımız olmak üzere, diğer ilgili bakanlık ve meslek kuruluşlarının bu yönde hazırlık içerisinde olduklarını bilmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla, 2006 yılından itibaren, finansal gelirler diyebileceğimiz, her türlü gelirin vergilendirilmesinde yepyeni bir sistem öngörülmektedir. Buna göre, özellikle devlet borçlanma senetleri ve hisse senetleri gibi menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilecek gelirlerin vergilendirilmesinde bankalar aracı kılınmaktadır. Bu finansal araçların alım satımı, büyük ölçüde ya bankalar ya da aracı kurumlar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Tasarıyla öngörülen sistemle, bu bankalara ve aracı kurumlara, müşterilerinin kendileri aracılığıyla gerçekleştirdiği alım satımdan elde ettikleri kazançlar veya faiz gelirlerini, üçer aylık dönemlerde belirleyip, üzerinden yüzde 15 oranında vergi hesaplayıp vergi dairesine intikal ettirebilmesine imkân sağlanmaktadır. Böylece, kazancı elde edenlerin, kazançlarını belirleyip vergilerini hesaplayarak beyan etmelerine gerek kalmayacaktır. Onlar, bu gelirleriyle ilgili olarak beyanname vermeyeceklerdir. Bu şekilde, bütün finansal gelirler aynı oranda vergiye tabi tutularak, bu gelirlerin vergilendirilmesinde önemli bir harmonizasyon sağlanacak, verginin, yatırım kararları üzerinde bir etkisi olmaksızın nötr kalması mümkün olabilecektir.

Bu sistemle ilgili olarak, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım satım kazançlarının artan oranlı vergilendirilmesi yerine, tevkifat usulüyle vergilendirilmesinin uygun olmadığı; ayrıca, yüzde 15'lik oranın yüksek olduğu, bunun, menkul kıymetler borsalarında işlem hacmini daraltıcı sonuçlar oluşturacağı; odalar, borsalar, meslek örgütleri ve siyasal partilerin mevduat ve hazine bonosu faiz gelirlerinin bu şekilde vergiye tabi tutulmasının, kuruluş amaçlarına, tahsisli kaynaklar azaltılması nedeniyle kabul edilemeyeceği; Gelir Vergisindeki takvim yılı esasının, söz konusu faiz gelirleri için üç aya indirilmesinin, bir dönemin zararının, diğer dönemin kârından mahsup edilememesi sonucu doğuracağı, dolayısıyla, yılın tamamı için zarar etmiş bir mükellefin vergilendirilmesi gibi bir durumun ortaya çıkacağı yönünde eleştiriler bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, öngörülen sistem içerisinde, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım satımından veya faiz gelirlerinden vergi alınması söz konusudur. Vergiye tabi tutulacak unsur, kazançtır; yani, kazanç varsa vergi vardır. Burada yapılan düzenlemeyle, satış bedeli üzerinden bir vergi alınması söz konusu değildir. İşlem vergilerinin menkul kıymet borsalarında yapılacak işlemleri daraltıcı etkisi bulunmakla beraber, kazanç üzerinden alınan vergiler için daraltıcı etkiden söz etmek mümkün değildir. Yapılan eleştiriler, bir yandan yüzde 15'lik oranın yüksek olduğunu, diğer yandan bu türden kazançların artan oranlı tarifeye tabi tutulması gerektiğini ileri sürmektedir. Eğer, bu kazançlar için artan oranlı tarife esas alınırsa, yüzde 40'lara varan bir vergi yükünün oluşması söz konusu olacaktır. Dolayısıyla, yapılan düzenlemeyle belirlenen vergi oranı, borsada işlem hacminin daralmasına yol açacak boyutta değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce de belirttiğim gibi, yapılan düzenlemenin amacı, kimin tarafından elde edilirse edilsin veya hangi tür menkul kıymet veya yatırım aracından elde edilirse edilsin, bu kazançların aynı şekilde ve aynı oran üzerinden vergiye tabi tutulabilmesine imkân sağlayabilmektir. Bu sistemle, bu gelirlerin vergilendirilmesinde gerek vergi ödeyenler gerek verginin konusu ve gerekse verginin oranı bakımından harmonizasyon sağlanmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, odaların, borsaların, meslek örgütlerinin veya siyasî partilerin paralarının vergilendirilmesi söz konusu değildir. Diğer mükelleflerde olduğu gibi, bu kuruluşların da sadece elde ettikleri alım satım kazançları veya faiz gelirleri vergilendirilmektedir. Vatandaşlarımızın bu türden gelirleri vergilendiriliyorken, bu kuruluşların bu kazançlarının vergilendirilmemesini açıklayabilmek mümkün değildir.

Öngörülen sistemde, üçer aylık dönemlerin esas alınmasıyla ilgili eleştirilere gelince; sistem, basit ve uygulanabilir bir yapıyı öngörmektedir. Daha önce de belirttiğim üzere, kazanç elde edenlerin beyanname vermesi söz konusu olmayıp, onların kazançları, bankalar veya aracı kurumlar tarafından belirlenip, üzerinden vergileri hesaplanacaktır. Böylesine bir sistemin yürütülebilmesi için, belirli bir dönemin esas alınması bir zorunluluktur. Aksi takdirde, birden fazla banka veya aracı kurumda bulunan hesaplar nedeniyle, sistemin işleyebilmesi mümkün olamayacaktır. Burada önemli olan, belirlenen dönemin kendi içinde zarar mahsubunun mümkün olup olmadığıdır; yapılan düzenleme de, buna imkân vermektedir.

Ayrıca, bugün, AK Parti Grubu olarak vereceğimiz bir önergeyle, tasarıda, bir dönemde oluşan zararın bir takvim yılı içindeki diğer dönem kazançlarından mahsup edilmesine imkân sağlanarak, bu konuda yapılan eleştiriler de bertaraf edilmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; finansal gelirlerin vergilendirilmesinde harmonizasyon sağlayacak olan ve yeni sistemle ilgili olarak gündeme getirilen diğer bir eleştiri noktası, mevzuatın sık sık değiştirilmesiyle ilgilidir. Buna göre, vergi mevzuatında sık sık değişiklik yapılması, verginin öngörülebilir olması ilkesiyle çelişmektedir. Vergi mevzuatında yapılan sık değişikliklerin verginin öngörülebilir olmasını zedelediği doğrudur; ancak, bunun önlenebilmesi, vergi sisteminin toptan ele alınarak, sil baştan yeniden düzenlenmesiyle mümkün olabilecektir. Sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi, önümüzdeki dönemde, vergi kanunları bir bütün olarak ele alınarak, basitleştirilmesi yönünde, önemli düzenlemeler yapılacaktır.

Diğer taraftan, menkul kıymetlerin vergilendirilmesiyle ilgili düzenlemenin bir yıl öncesinden yasalaştırılarak ortaya konması, verginin öngörülebilirliği adına atılmış çok önemli bir adımdır. Bu tasarı, Maliye Bakanlığında çok uzun çalışmalar ve emek sarf ederek, vergi konseyiyle ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüş ve önerileri dikkate alınmak suretiyle hazırlanmış bir kanun tasarısıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada kanun tasarısı üzerinde görüşlerimizi ifade ederken, KDV indirimiyle ilgili olarak bir hususu arz etmek istiyorum.

KDV indirimi ve bu tasarıdaki Gelir Vergisi oran indirimlerinin kaynağının 2005 yılı Bütçe Kanununda görülebildiği, bütçede, vergi gelirleri artış hedefinin, öngörülen enflasyon ve büyüme rakamları toplamından daha yüksek belirlendiği, özellikle dolaylı vergilerin ağırlıklı dağılıma sahip olduğu bir vergilemenin, halkın geniş kesimlerinde mağduriyete yol açacağı şeklinde eleştiriler yapılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Aralık 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook