İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)

Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Aralık 2004 · 1.056 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)); konuşma 1.056 kelime.

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz aldım; sizi ve Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, dün görüştüğümüz bütçenin tümü üzerinde Sayın Başbakan -yazılı olarak da sunduğu metninde- şöyle söylüyor: "İddiaların aksine bizim dönemimizde yoksullaşma, kesimler arasındaki gelir adaletsizliği artmamış, aksine, yeterli olmasa da nispî iyileşmeler sağlanmıştır. Bakınız, toplumun en alt gelir düzeyini oluşturan yüzde 20'lik kesim, 2002 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 5,3'ünü alırken, 2004'te bu oran yüzde 6'ya çıkmıştır. Buna karşılık en üst gelir düzeyindeki yüzde 20'lik kesimin payı 2002 yılında 50,1 iken, bu yıl bu rakam yüzde 48,3'e gerilemiştir. Görüldüğü gibi, gelir dağılımındaki eşitsizlik makası da artık daralma yoluna girmiştir."

Şimdi, bunu, daha dün buradan, Sayın Başbakan, hem Genel Kurulumuzla hem bütün Türkiye kamuoyuyla, bir yıllık bütçe faaliyetlerinin, hatta, bir yılı da aşan dönemi içerisine alan bütçe faaliyetlerinin, hükümeti adına, en doğru, en anlamlı bulduğu uygulamalarından biri olarak bizimle paylaşmaya çalıştı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, biz, ne yapıyoruz?! Yani, ya Sayın Başbakanın burada söyledikleri doğru değildir ya da Sayın Başbakanın söylediği gibi, buna ulaşmış olmayı, Türkiye için iyi bir gelişmedir, insanımız için, gelir adaletsizliğinden rahatsızlık duyan yurttaşlarımız için, bu sıkıntılarını gidermeye dönük iyi bir gelişmedir diye algılamamız lazım. O zaman, bugün, yani, hemen, yılbaşı gelmeden, Yeni Türk Lirasına geçişle ilgili gerçekten ihtiyaç duyulan uyum yasaları çerçevesi içerisinde, toplumun en üst gelir grubunu oluşturan kesimlerin vergi dilimlerini 5 puan aşağıya çekmenin, Başbakanın dün yaptığı bu sunuşla ne alakası var değerli arkadaşlarım; bunların hangisi doğru?!

HASAN ANĞI (Konya)İkisi de doğru!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Yani, bunun biri doğruysa, biri öbürünü engelleyen bir iştir.

HASAN ANĞI (Konya)Hiç alakası yok!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Şimdi, gittiniz seçim bölgelerinize; kardeşim, yılbaşı gelmeden, son günde ne yaptınız alelacele; orada çok önemli birtakım düzenlemeleri yapmak zorundaydınız herhalde; bu düzenlemeleri yaparken ne yapmaya çalıştınız diye size sorduklarında veya konuyla ilgili olan bir vatandaş, ey milletvekili, biz, seni, buradan Parlamentoya, git, orada, sadece toplumun en üst gelir grubunu oluşturan, toplumun en varlıklı kesimlerinin verdikleri verginin oranlarını 5 puan düşür diye mi gönderdik derse değerli arkadaşlarım, ne söyleyeceksiniz; bu sorunun cevabı var mıdır?! (AK Parti sıralarından "var, var" sesleri)

Değerli arkadaşlarım, yani, bakın, tüccar siyaset....

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Böyle bir soru olmaz!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Elbette, bakın "böyle bir soru olmaz" diyor arkadaşımız.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Böyle bir soruyla muhatap olmuyoruz diyorum.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Tabiî olmuyorsunuz, evet. Niye; yani, vatandaş demeye çalışıyor ki, vatandaş bu işlerle fazla ilgili değil; ama, vatandaşın bu işlerle ilgili olmaması, bu denli fırsatçı bir anlayışı normal kılmamalı.

Bu, tüccar siyaset anlayışı, giderek sadece tüccarı koruyan bir siyaset anlayışına büründü. Aslında, tüccarlık, bizim ülkemizde en saygın mesleklerden bir tanesidir. Sizin tüccarlık dediğiniz şey, bizim saygın bildiğimiz o tüccarlık gibi de değil. Hani şöyle, kendisini tüccar diye sayıp, acaba bu işlerden yeterince anlamaz bir yaşlı bayan bulup da, ona, işlemeyen, aslında hak edilmeyen, çok pahalıya satılabilecek bir ürünü satabilir miyim diye kapı kapı dolaşıp, günde sattığı iki tane ürünü, daha doğrusu kandırdığı iki vatandaştan elde ettiği geliri tüccarlık olarak sayan, bunu tüccarlıkla özdeşleştirmeye çalışan bir siyaset anlayışla iç içesiniz maalesef.

HASAN ANĞI (Konya)Yorumda bu kadar zorlanmayın...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Yorumda filan zorlanmıyorum. Arkadaşımız "böyle bir soruyla muhatap olmayız biz" diyor. Yani, bu şu demektir: Vatandaş bu işle yeterince ilgili değil, aslında bu sorunun cevabı yoktur; ama, bize bu soru sorulmadığı için de, böyle bir sorunun cevabını vermek durumuyla veya böyle bir soruyu cevaplamanın zorluğuyla hiçbir şekilde karşı karşıya kalmayız.

Değerli arkadaşlarım, bu tür, böyle bir düzenlemenin içerisine hemen alelacele sokuşturulmuş başka şeyler de var. Bakın, çoğunuz ya esnafsınız ya esnafla ilişkiniz var; kardeşiniz esnaf, yakınınız esnaf vesaire. Tabela ve ilan vergilerini endeksleme yapıyoruz gerekçesiyle... Yani bir yerde bırakmışsın onu, vatandaş kendisine göre bir usul bulmuş, senin ona göre rakamların var; bu rakamlarını "endeksleme yapıyorum" gerekçesiyle, bir defada 500 misli artırıyorsun!

HASAN ANĞI (Konya)Mevcut rakamları söyleyin de herkes bilsin.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Bir defada 500 misli artırıyorsun! Belediyeler, zaman içerisinde, buna dönük birtakım düzenlemeler yapmışlar. Elbette, kanunda yer alan rakamlar ile bugün endeksleme yapıyorum diye getirilen rakamlar birbiriyle aynı değil. Düşünün değerli arkadaşlarım, bugün, büyük kentlerdeki birçok işyerinde, işyeri sahipleri, hem binaları güzelleşsin hem işyerlerinin, işkollarının reklamı olsun anlayışıyla, neredeyse, dış cephe boyasından vesaireden vazgeçip, şartlar da uygundur gerekçesinden yola çıkarak, teknolojinin en ileri imkânlarını kullanarak, hem binalarını güzelleştirmek hem ürünlerinin reklamını yapmak amacıyla böyle bir düzenleme yapmıştır. Şimdi, siz, birden, belediyelerin yapmış olduğu düzenlemelerden yola çıkarak, bu rakamları 100 misli veya 500 misli artırıyorsunuz.

Bilet alınarak girilmek zorunda olmayan işyerlerine, hiçbir ölçü olmaksızın, belediyeye, günde 5 lira ile 100 lira arasında para ödeme mecburiyeti getiriyorsunuz. 5 lira neye göre, 100 lira neye göre; hiçbir ölçü yok. Kim 5 lira verecek, kim 100 lira verecek; hiçbir ölçü yok; 100 lira dediğim, 100 YTL. Bilet alınarak girilmeyen eğlence yerleri; nereler bunlar, mesela bir kafe; bir belediye, isterse, bir kafeden yılda 3 milyar lira para alabilir. Peki, böyle bir hakkı olabilmeli mi belediyenin?! Yani, belediyelere yetki vermeliyiz; ama, belediyenin böyle bir yetkisi olabilmeli mi?! Bir bilardo salonundan, belediyenin ayda 3 milyar lira para alabilmesinin imkânı belediyeye verilmeli mi?!. Buna dönük olarak, hiç olmazsa, alt, üst sınırlar; metrekare, kapasite vesaire diye bir ölçü koymak gerekmez mi?! Belediyelere bu imkânı verelim denilebilir. Peki, o zaman, neden, Temizlik Vergisinde birsürü standart getiriyoruz; gruplara bölüyoruz, derecelere ayırıyoruz? Temizlik Vergisinde belediyelere vermediğimiz bu inisiyatifi, biletle girilmeyen eğlence yerlerinde, 5 000 000 liradan; yani, ayda 150 000 000 liradan 3 milyar liraya kadar ulaşan bir rakam çerçevesinde, hangi sebeple, hangi münasebetle veriyoruz? Yani, bir belediye, kendine göre bir ölçü koydu, siyasî bir tavır olarak bir ölçü koydu; ben, bu tür yerlerin ilçem sınırları içerisinde açılmasını doğru bulmuyorum, yapan parasını versin kardeşim... Ne versin; 3 milyar lira... Peki, bu esnaf, bu belediye başkanını kime şikâyet edecek? Bu tasarıda, buna dönük herhangi bir düzenleme getirilmiş mi; hayır.

Değerli arkadaşlarım, 2004 yılı içerisinde Meclisimizin son gün çalışması; birbirimizi çok daha fazla zorlamayalım; ama, umarım, değerli arkadaşımız Sayın Mustafa Özyürek'in biraz önce burada ifade ettiği düzenlemeleri, bugün birlikte yapmayı başarabiliriz, bu ölçüsüzlüklere doğru ölçüleri birlikte koyabiliriz. Bakın, iki saat önce burada yaptığımız tartışmada da tam bir ölçüsüzlük tartışması vardı aslında. Düşünün, bir ihalede, eğer en düşük rakamı vermiş olmayı ölçü olmaktan çıkarırsak, geriye hangi ölçü kalır?..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Aralık 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook