Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu ile tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar sosyal sigortalar kanununda değişiklik yapılması (s.s.858)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Haziran 2005 · 1.579 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU İLE TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.858)); konuşma 1.579 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu ile tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar sosyal sigortalar kanununda değişiklik yapılması (s.s.858)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-06-01-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, Komisyon Başkanımız Sevgili Cevdet Erdöl ve arkadaşlarının verdiği, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun, gerçekten, sanıyorum, çalışmalarımız içinde bir fantastik kanun olarak yerini alacaktır. Bu kanunun gündeme gelmesinin asıl gerekçesi şudur: Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde, geçtiğimiz aylarda bir düzenleme yaptık; SSK'lı olan lösemili bir küçük kardeşimizin yurt dışında tedavisinin yapılamamasıyla ilgili bir sıkıntı vardı ve bir kamuoyu oluşmuştu; o yasa düzeltilirken, küçük Esin'e bu olanak sağlanırken fark edildi ki, aynı sıkıntı Bağ-Kur çalışanlarında da var ve arkadaşlarımız böyle bir yasa önerisini hazırlamışlar. Ne zaman; işte, bu küçük Esin'in yurt dışında tedavisini sağlayacak yasal düzenleme yapıldıktan sonra. Sanıyorum, altı ya da yedi ay kadar oldu bu yasa teklifi hazırlanalı, 1.4.2005 tarihinde de komisyonda görüşüldü.
Değerli arkadaşlarım, gelen teklif, iki ay içinde yönetmelik hazırlandıktan sonra bu yasanın yürürlüğe gireceği şeklindeydi. Komisyonda itirazlarımızı söyledik. Ne zaman geleceği bilinmeyen bir genel sağlık sigortası vardı. Hatta, korkumuzu da söyledik, korkarız ki, Bağ-Kurlulara, eş ve çocuklarına yurt dışında tedavi olma hakkı tanıyan bu yasadan önce genel sağlık sigortası çıkar ve bu yasayı, biz boşu boşuna, anlamsız bir şekilde çıkarmış oluruz dedik.
Değerli arkadaşlarım, neyse, itirazlarımız üzerine, o iki aylık yönetmelik çıkarma süresi bir aya düşürüldü. Ancak, yasa, komisyonda görüşüldükten iki ay sonra Genel Kurula iniyor! İki aylık bir süreyi zaten öyle kaybettik. Çok acil bir ihtiyacı, kamuya yansıyan, kamuoyunda genel olarak tartışılan böyle bir ihtiyaç var mı yok mu bilmiyorum; ancak, bu yasa çıktığında da, sanıyorum, çok büyük bir ihtiyacı karşılamayacak; ama, sonuçta, bir kişi de olsa yararlanan, hiç de olmasa, böyle bir yasanın çıkması gerekli, yararlı olabilir diye düşünülebilir; buna bir itirazımız da yok.
Ancak, yarın, yine, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda, genel sağlık sigortası görüşülmeye başlanıyor. Umuyorum, önümüzdeki günlerde, genel sağlık sigortası gündeme gelecek, bu Meclisten çıkacak. Genel sağlık sigortasının bu yurt dışındaki tedavilerle ilgili, genel sağlık sigortasını kullanmaya hak kazanmış yurttaşlarımızın yurt dışındaki tedavilerini düzenleyen 90 ıncı maddesi, Ocak 2006'da yürürlüğe girecek; yani, altı ay sonra.
Şimdi, bu yasa, bugün çıkacak, yayımlanacak, yayımlandıktan bir ay sonra, yönetmelik hazırlandıktan sonra bundan yararlanılmaya başlanacak. Kaç kişinin ihtiyacı var, kaç kişi yararlanır, bilmiyorum; dilerim hiç yoktur. Son yıllarda, biliyorsunuz, Türkiye, tıp alanında da büyük ilerlemeler kaydetti; çok nadir hastalıklarda ancak yurt dışında tedavi ihtiyacı duyuyor yurttaşlarımız; inşallah, hiç duymazlar. Hiç kimsenin böyle bir yasadan yararlanıp yurt dışında tedavi olma ihtiyacı hiç olmaz; dileğim odur.
Ancak, ayları üst üste koyduğumuzda, işte, ocak ayında genel sağlık sigortası yürürlüğe girecek, bu yasa bir ay sonra yürürlüğe girecek -ki, CHP'nin itirazları üzerine bir ay da geri çekilmişti- dört beş aylık bir yasa çıkarıyoruz. Yurttaşlarımıza hayırlı olsun.
Yani, olması gereken bir yasa; kötü bir şey söylemek, aleyhinde konuşmak mümkün değil; ancak, benden önceki konuşmacı arkadaşlarım da söyledi; biraz önce, buraya gelirken, bir ziraat odası başkanını aradım, dedim ki, tarımla ilgili böyle bir yasal düzenleme geliyor, ne diyorsun? "İyi olmuş; ama, tarımda çalışan yok, çiftçi bitti" dedi. Yani, biz, biten çiftçiye, bitirdiğimiz çiftçiye yasa çıkarmaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu yasaları çıkaralım; ancak, buğday üreticilerinin büyük sorunları var. İlk defa, bir hükümet, tabanfiyat açıklamama kararı aldı. Bu, sanıyorum, tarımda bir devrim!
Değerli arkadaşlarım, bu ülkenin yüzde 40'ı, yüzde 41'i tarımla uğraşıyor. Hepimiz içinde yaşıyoruz, çoğumuz köylerden geldik; büyük sıkıntı çekiyorlar. Bu insanların dertlerine mutlaka çare bulmamız gerekiyor. Elbette, hastalanan çocuklarının, eğer yurt dışında tedavi ihtiyacı varsa, gönderelim; ama, bu insanlar aç; bu insanlara destek verelim. Dünyanın her yerinde, bütün ülkeler, bütün çağdaş ülkeler tarımı destekliyor. Biz de, şimdi, buğday üreticisini kaderiyle başbaşa bıraktık, tüccarla başbaşa bıraktık.
Tabanfiyatı neden açıklar hükümetler; tüccar karşısında üreticiyi ezdirmemek için açıklar. İlk defa, açıklamıyoruz tabanfiyatını. Bu açıklamama kararı da, tam tersine -işte, sanıyorum, buğdaya 30 000 lira civarında prim verilecek- verilecek primi aldı götürdü; zaten, fiyatları birdenbire düşürdü. Tüccar rahatladı; oh, ne güzel, hükümet buğday alımlarıyla ilgilenmiyor, biz de bildiğimiz gibi at oynatırız… Ee, hükümet 30 000 lira verecekken, belki de, 50 000 lira fiyat kaybı oldu buğdayda.
Sadece buğday değil; bakın, sera üreticileri… Bu ülkenin önemli ihraç ürünlerinden sera ürünleri. Rusya'nın sınırında ihracat tıkandı ve bugün seracılar da perişan. Muğla'nın Ortacasında, kasası 2 000 000 liradan domatesi alan yok.
Çay üreticisinin sorunlarını, sanıyorum, hepimizden çok daha iyi, Rizeli Başbakanımız biliyor; ama, sorunlarını çözme konusunda bir girişim yok, yapılan bir eylem yok.
Süt üreticilerine bakıyorsunuz, büyük sıkıntı çekiyor. Besicilikle uğraşanlara bakıyorsunuz; hepsinin, ayrı ayrı, inanılmaz dertleri var. Patatesçi öyle, pamukçu öyle… Kime bakarsanız, hangi üreticiye bakarsanız, çok büyük sıkıntı içindeler.
Değerli arkadaşlarım, Sanayi Bakanlığının yaptığı son çalışmaya göre, 6 000 000 civarında esnafımız var. Aileleriyle beraber neredeyse 20 000 000 ediyor. Biraz önce çiftçilerin durumundan bahsettik; 30 000 000 civarında çiftçimiz var. Neredeyse, 40-50 milyon civarındaki yurttaşımız büyük sıkıntı çekiyor.
AKP'li konuşmacı arkadaşlarımız diyor ki, esnafların kredi faizleri düştü. Doğrudur; enflasyon düştü. Enflasyonun düşmesi biraz da kader. Seçim öncesi de, biliyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi, tek başına bir iktidarla ancak enflasyonla mücadele edilebileceğini söylüyordu ve gerçekten de oldu. Tabiî, alınan önlemlerin mutlaka katkısı var; ancak, esnaflara verilen kredi faizlerinin reel faizleri çok yüksek, hâlâ yüksek. Bunu, Sanayi Bakanı, kendi konuşmasında da söyledi, bir yıl önce. Yüzde 10'dan fazlasını... Düşünün, enflasyon oranının iki katı kadar faizle para alacaksınız, parayı çalıştırıp borç ödeyeceksiniz!..
Değerli arkadaşlarım, zaten, esnaf aldığı krediyi iş yapmak için almıyor. Esnaf, aldığı krediyi, ancak borçlarını çevirebilmek için alıyor. O da, aynı, Türkiye Cumhuriyetinin içine düştüğü batak gibi, esnafı başka bir batağın içine sürüklüyor ve büyük sıkıntı içinde esnaflarımız. Açılan dükkân kadar, açılan işyeri kadar kapatılan işyeri var neredeyse. Her yıl açılan işyerlerinin yüzde 60-70'i kapanıyor.
Grossmarketler, sadece, bakkal esnafımızın değil, diğer tüm esnaflarımızın üstüne bir kâbus gibi çökmüş. Bu büyük sorunu halletmeden, siz, esnaf arkadaşımızın, Allah göstermesin, yurt içinde tedavisi mümkün olmayan çocuğunun yurt dışına gönderilmesiyle ilgili yasayı çıkarsanız ne olur, çıkarmasanız ne olur!.. Adam, öldü, gitti, bitti!..
Ziraat Odası Başkanı diyor ki: "Kardeşim bana çiftçiyi sorma, bitti çiftçi." Esnaf derneklerine soruyorsunuz, hepimiz esnafların içerisinde yaşıyoruz, esnaflara soruyorsunuz, bittik diyor. Umut da bitti, kendileri de bitti. Bu yasa güzel, gerçekten, insan hiçbir şey söyleyemiyor; ama, asıl yapmanız gereken, bu insanların geçim sıkıntılarına çözüm bulmak, bu insanların kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olan işyerlerinin kapanmamasıyla ilgili yasaları düzenlemek. Bence Meclisin asıl önemli görevi o olmalı. Çiftçilerimizin nasıl borç sarmalından kurtulacağı… Üretimden çekiliyor çiftçiler. Çiftçisi üretimden çekilmiş, esnafının işyeri kapanmış bir Türkiye'de, bunca yüksek dışborcumuzu, üretmeden nasıl ödeyeceğimizin sihirli formülünü nereden buluruz! Yok böyle bir şey. Yapılan tek şey var; aynı, esnafın yaptığı gibi, yurttaşlarımız da borcunu ancak bankalardan aldığı kredilerle ödemeye çalışıyor. Halk arasında bir deyim vardır; şeytan pabucu dikiyorlar. Al takke ver külah, günlük ihtiyaçlarını gidermek için türlü cambazlıklarla yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyorlar.
Değerli arkadaşlarım, ben bu yasayı gündeme getiren değerli arkadaşlarıma iyi niyetlerinden ötürü teşekkür ediyorum.
Bakın, şu anda Sağlık Komisyonunda Özürlüler Yasası görüşülüyor. Özürlüler Yasasında maddî hükümler içeren maddeler var. İşte, özürlülerin sosyal güvenlikleriyle ilgili olan maddeler var. Orada, AKP sözcülerinin bize söylediği şu: "Kardeşim, bunları gündeme getirmeyelim." Ne yapalım?.. "Genel sağlık sigortası içinde çözeceğiz bunları." Peki, onları genel sağlık sigortası içinde çözeceksek, bunu da çözerdik genel sağlık sigortası içinde.
Yine de ben bu arkadaşlarıma iyi niyetlerinden ötürü teşekkür ediyorum. Ancak, AKP Hükümetinin ve Yüce Meclisin, esnaf ve sanatkârlarımızın ve Yüce Atatürk tarafından bu milletin efendileri olarak adlandırılan çiftçilerimizin, tarımda çalışanlarımızın, ekmeğimizi aşımızı sağlayan insanların sorunlarının çözümü konusunda çok daha büyük görevleri olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki, bu Meclis bu çalışmaları yapacak yetenektedir, bu çalışmaları yapacak güçtedir. Bunca duyarsız olamayız, bunca duyarsız kalamayız. Bakın, grossmarketlerle ilgili feryat yıllardan beri devam ediyor. Hâlâ yapılan, yapılabilen yasal bir düzenleme yok. Dünya örneklerini inceliyormuşuz!.. Yani, dünya örneklerini incelemeye gerek yok. Kardeşim, en yakın dostumuz, cebimizde para olmadığı zaman ihtiyacımızı karşılayan bakkal feryat ediyor, diyor ki, kurtarın beni. Değil mi, cebimizde para olmadığı zaman, önemli bir sosyal kurumdur, bakkal kardeşim, bugün param yok, yarın vereyim dersiniz; ama, grossmarketlerde bunu yapamıyorsunuz. Feryat ediyor bakkallarımız "kardeşim, kurtar beni" diye; ama, yok, yani, tık yok, Meclisten bir ses yok. Sanıyorum…
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Alışverişi nereden yapıyorsunuz?
ALİ ARSLAN (Devamla)Çalışıyorsunuz...
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Siz nereden alışveriş yapıyorsunuz?
ALİ ARSLAN (Devamla)Bakkaldan, bakkaldan yapıyorum.
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Tebrik ederim.
MEHMET ALP (Burdur)Bakkalın ismi ne?
ALİ ARSLAN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, lütfen, biraz daha ciddî olalım; yani, nereden alışveriş yapıyorsunuz!.. Türkiye'nin neredeyse çoğu grosmarketten alışveriş yapıyor. Bu, bakkalı kurtarmıyor ki! Tek başına ben, bakkaldan, sabahtan akşama kadar alışveriş yapsam, ne kadar kurtarırım?! Önemli olan… Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi, bu insanların sorunlarının çözümü çok basit; araştırmaya, incelemeye gerek yok. Siz, evinizin dibinde dev grossmarketleri açarsanız, süpermarketleri açarsanız, bu ağa, adamın batacağı, yok olacağı ortada.
Değerli arkadaşlarım, aslında, sorunun var olduğunu hepiniz biliyorsunuz, yaşıyorsunuz, görüyorsunuz; bindiğiniz takside, alışveriş yaptığınız bakkalda, berberde, kime giderseniz gidin, sorunlarınız büyük.
Bakın, geçtiğimiz günlerde, Esnaf Yasasının görüşülmesi sırasında AKP milletvekillerinden bir arkadaşımız, Türkiye Fırıncılar ve Pastacılar Federasyonunun Başkanlığını yapmış bir arkadaşımız, esnaflarla ilgili bir yasanın çıkmadığı konusunda kendi kendine itirafta bulundu burada. Görüşülen Esnaf Yasasında, pastacılarla, fırıncılarla, berberlerle, terzilerle ilgili bir tek maddenin olmadığını AKP'li arkadaşımız söyledi.
Değerli arkadaşlarım, sıkıntı büyük. Benim dileğim şu: Dilerim, yurt dışında tedavi ihtiyacı olan yurttaşlarımız olmaz. Olursa da, bu yasadan yararlanıp hayırlı bir iş yaptığımızı, güzel bir iş yaptığımızı biz de anlarız, onun mutluluğunu yaşarız.
Hayırlı uğurlu olsun diyorum; ancak, tekrar tekrar söylüyorum; bitmek üzere olan çiftçimizi, büyük sıkıntı çeken esnafımızı bu tür yasalarla değil, dertlerine kökten çözümler getiren, yarın, bu Meclisten bahsederken, hayırlarla bahsetmesini dilediğimiz kararlar aldığımız Meclis olması dileğiyle, hepinizi, konuşmamın sonunda yeniden saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; bu yasanın hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 1 Haziran 2005