İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 106. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mehmet Ziya Yergök

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Haziran 2005 · 975 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ziya Yergök (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 975 kelime.

Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2005-06-01-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grup gündem önerisinin lehinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisimizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Bu haftanın ve geçtiğimiz haftanın gündeme damgasını vuran başlıca tartışma konusu, Türk Ceza Yasasının 263 üncü maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle "iktidar ve muhalefet arasında mutabakat bozuldu, uzlaşma bozuldu" söylemleriydi.

Aslında, AKP ve Cumhuriyet Halk Partisi arasında, seçim öncesinde en büyük mutabakat, dokunulmazlıkların sınırlandırılması konusunda, yani Anayasanın 83 üncü madde değişikliği konusundaydı. Ayrıca, bu konu, sadece iki parti arasındaki bir mutabakat değil, büyük bir toplumsal mutabakata da dayanıyordu; ancak, AKP, iktidara gelir gelmez, sözlerinin ve parti programındaki taahhütlerinin arkasında durmayarak bu büyük mutabakatı o zaman bozmuştur.

Toplumdaki büyük ve ısrarlı beklentiye rağmen, ne Anayasanın 83 üncü madde değişikliği ne de iktidarın çok diline doladığı kamu görevlilerinin soruşturulmasıyla ilgili yasalarda düzenleme yapılması konusunda en küçük adım atılmamış; aksine, engelleyici olunmuştur. Üstelik, 83 üncü maddenin, mevcut haliyle bile işletilmesi engellenmiş, Meclise gelen tüm dokunulmazlık dosyaları otomatiğe bağlanmışcasına dönem sonuna ertelenmiştir. İşin asıl ilginç yanı ise, AKP, bu konuda pişkinliğini sürdürmüş, sanki dokunulmazlığın sınırlandırılmasını çok istiyormuş havasını sürekli basmaktan geri kalmamış, hatta, zaman zaman Partimizi de suçlamıştır.

Dokunulmazlığın sınırlandırılmasıyla ilgili seçim öncesine ait bu mutabakatı gözünü kırpmadan bozan AKP, iş Türk Ceza Yasasına, Ceza Muhakemesi Yasasına, İcra ve İflas Yasasına geldiğinde, Avrupa Birliğine söz verdik, yetiştirmemiz lazım; dün İcra İflas Yasası görüşmelerinde olduğu gibi, saat 24.00'ten önce Cumhurbaşkanına yetiştirmemiz lazım, Resmî Gazeteye yetiştirmemiz lazım diyerek CHP Grubuna sarılmış; bu da yetmemiş, Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanına ulaşmıştır. İşi bitip, istediği yasaları geçirdiğinde de Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişine de, Genel Başkanına da, muhalefetine de, seviyesine de en ağır ve en haksız saldırılarda bulunmaktan geri kalmamışlardır. Bu yaklaşımın demokrasi kültürüyle de, demokratik olgunlukla da ilgisi yoktur. Tamamen günü kurtarmaya, o anı kurtarmaya yönelik fırsatçı bir işbirliği anlayışıdır; ancak, şu çok iyi bilinmelidir ki, bu politikayı Cumhuriyet Halk Partisinin aldatılması olarak görüyorlarsa da, Cumhuriyet Halk Partisinin anlayışı ve iyi niyeti olarak kabul ediyorlarsa da, bunun bir limiti vardır ve bu limitin sonuna gelinmiştir.

Aslında, siz, dokunulmazlıkların sınırlandırılması konusunda hep karşı oldunuz; Refah Partili geçmişinizde de, Fazilet Partili geçmişinizde de, bugün AKP olarak da karşısınız. Parti programınıza ve Başbakanın sözüne rağmen hükümet programlarında bile yer vermediniz ve bu tarafınızla eleştirildiğinde de, dokunulmazlık konusunu bir yıl sonra gündeme alacağız dediniz; üçüncü yıldayız; ama, hâlâ gündeminizde böyle bir konu yoktur. Ne var ki, AKP Grup Başkanvekili Sayın Eyüp Fatsa, kendi hükümetlerinin programlarından haberi yokmuş gibi, dokunulmazlık tartışmalarında kürsüye çıkıp, dokunulmazlık konusu 58 inci ve 59 uncu hükümet programlarımızda yer almıştır diyebiliyor! İki hükümet programı da yanımda, burada, dokunulmazlıkla ilgili en küçük bir ibare bulunmamaktadır. Dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili tek bir satır ne 58 inci hükümet programında ne de 59 uncu hükümet programında bulunmamaktadır. Hiç olmazsa bu konuda topluma doğruları söyleyelim, kamuoyunu yanıltmayalım. Ayrıca, 20 nci Dönemde dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili kanun teklifine kimlerin, ne şekilde karşı çıktığını da tutanaklardan açıklamak istiyorum.

Değerli milletvekillerim, 20 nci Dönemde, İkinci Yasama Yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine Anayasanın 83 üncü maddesiyle ilgili bir değişiklik teklifi, yani, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili bir değişiklik teklifi verilmiştir. Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi Anayasa Komisyonunda görüşülmüş ve oy çokluğuyla kabul edilmiştir.

Şimdi, o zaman kimlerin karşı çıktığını tutanaktan okuyorum, karşı oy yazısından okuyorum, muhalefet şerhinden; muhalefet şerhinin son bölümünde deniyor ki: "Teklif, dokunulmazlık kaldırılmadan, savcı ve hâkim şu fiillerden dolayı milletvekilleri yargılansın anlamına geliyor?.. Niye bir savcıya güveniyoruz da Meclise güvenmiyoruz? Meclisimiz şimdiye kadar bütün ciddî işlerde kaldırma müessesesini çalıştırmadı mı?.." 22 nci Dönemde bir tek kez çalıştırdı mı değerli arkadaşlar?! Devam ediyor: "Bir savcının ve yargıcın güvenirliliği niçin Meclisin güvenirliliğinin önünde olsun?! Hayır, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Meclisimiz şimdiye kadar bu hakkını ve görevini suiistimal etmemiştir. Bundan sonra da edebilir kuşkusuna yer yoktur. Mühim olan istikrardır ve Anayasadaki dengeleri korumaktır. Bu nedenle, dokunulmazlığın sınırlandırılmasına karşıyız" diyor. İmzaları okuyorum: "Mehmet Ali Şahin, İstanbul Milletvekili; Süleyman Arif Emre, İstanbul Milletvekili; Abdülkadir Aksu, Diyarbakır Milletvekili; Ali Oğuz, İstanbul Milletvekili." Yani, bugün nasıl davranıyorsanız dün de öyle davranmışsınız. Dün de dokunulmazlığın sınırlandırılmasını istemiyordunuz, bugün de istemiyorsunuz.

Şimdi, bir başka üzücü nokta da -ki, bu gerekçe bir hukuk devleti anlayışıyla bağdaşamaz- hukukun üstünlüğü anlayışıyla bağdaşamaz. Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Burhan Kuzu'yla, 12 Kasım 2003 tarihinde, Milliyet Gazetesinde Melih Aşık görüşüyor. Melih Aşık, Sayın Hocamız Burhan Kuzu'ya soruyor: "AKP dokunulmazlıkların sınırlandırılmasından korkuyor gibi bir görüntü var, ne dersiniz?" Hocamız cevap veriyor: "Vallahi, milletvekillerinin çoğuna bakıyorsunuz, yargıya güveni yok, yargı siyasallaştı diye olsa gerek." Melih Aşık soruyor: "Aynı yargı CHP'liler için de söz konusu; ama, onlar korkmuyor." "Ne diyeyim, herhalde çok cesur insanlar." Aslında bu cesaret değil, bir özgüven meselesi, yargıya güven meselesi, hukuk devletine inanç meselesi, kendine güven meselesi.

Değerli arkadaşlar, biz, hakkında dokunulmazlık dosyası olan milletvekili arkadaşlarımız yargıya gitsinler derken, yargıya gitsinler de ceza alsınlar anlamında demiyoruz; temel bir insan hakkı olan yargılanma hakkını kullansınlar ve aklansınlar diye diyoruz. Elbette ki, korku da insanî bir duygudur. İnsan korkar. Yani, bakan koltuğundan, şu turuncu renkli milletvekili koltuğundan kalkıp, insanın kendini bir an için Sincan F tipinde, Ulucanlar'da düşünmesi insanda gerçekten korku yaratır; ama, biz, böyle bir sonuç olsun diye değil, böyle bir sonucu arzuladığımız için değil, arkadaşlar yargılanabilsinler, aklansınlar, toplumun içinde bu şekilde gezebilsinler diye söylüyoruz; ama, benim, şu konuda kesin inancım şudur ki: Adalet ve Kalkınma Partisi, yüksek yargıdaki, yargıdaki kadrolaşmayı tamamlamadan dokunulmazlık konusuna "evet" demeyecektir. Kadrolaşma çalışmaları her alanda, yargı dahil, sürmektedir. Bu kadrolaşmayı tamamladıktan sonra, kendilerine göre bir yargı düzeni kurduktan sonra, zannediyorum, ancak ondan sonra yargılanmaya veya dokunulmazlığın sınırlandırılmasına razı olacaktır. Milletimiz, bunu büyük bir ibretle izliyor, zannediyorum, günü geldiğinde de bunun hesabını AKP'den soracaktır ve göreceklerdir ki, korkunun ecele faydası yoktur.

Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 1 Haziran 2005

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook