İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 106. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)

Mehmet Işık

Giresun Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Haziran 2005 · 1.074 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Işık (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 1.074 kelime.

Mehmet Işık (CHP, Giresun). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-isik-22-2005-06-01-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET IŞIK (Giresun)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 879 sıra sayılı Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yakın zamanda çok acısını çektiğimiz tarımda doğal afetlerin verdiği zararı giderecek bir yasayı görüşmek üzere buradayız. Hepimizin bildiği gibi, 2004 Nisan ayında ülkemiz büyük bir don zararına uğramış, başta fındık olmak üzere, zeytin, kayısı, üzüm bahçeleri dondan büyük zararlar görmüş; fakat, çiftçimizin bu zararları, maalesef, bugüne kadar karşılanamamıştır. Bu konuyu konuşmamın sonuna bırakarak kanunla ilgili görüşlerimi belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ileri ülkelerde sigorta uygulaması don zararlarına karşı başlamış; bilahara, devlet desteği de sağlanarak, diğer doğal afetlere karşı sigorta sistemi geliştirilmiştir. Dünyada bu sistemi en başarılı uygulayan ülkenin İspanya olduğu söylenmektedir, bilinmektedir. İspanya'da uygulanan sistem, havuz sistemidir. Bu yasayla da, yine ona paralel bir sistem Türkiye tarım sigortasında getirilmek istenmektedir. Yasanın getirdiği sistemde, çiftçilerin sigorta şirketlerine ödediği primler ve devlet katkısı havuzda toplanmakta; hasarlar, bu havuzdan, doğrudan çiftçiye ödenmektedir. Bu yasayla, sigorta şirketlerinin havuza ortak olması sağlanmaya çalışılmaktadır. Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemler, havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsündeki bir şirket tarafından yönetilecek ve geliştirilecektir.

Havuz sistemiyle, kanun kapsamındaki risklerin teminat altına alınması için tip sözleşmelerin belirlenmesi, hasar organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, sigortanın geliştirilmesi, yaygınlaştırılmasının sağlanması öngörülmektedir. Havuz kapsamına alınan riskler için, sigorta, reasürans ve retrosesyon yapmaya yetkili kılınmaktadır.

Bu sistemde, sigorta şirketleri, elde ettikleri gelirlerin tamamını havuza devredecekler ve devrettikleri primler üzerinden komisyon alacaklardır. Havuzun kaynakları, sigorta şirketleri tarafından tahsis edilen primlerden, devlet tarafından verilen desteklerden ve bunların çeşitli şekillerde değerlendirilmesinden meydana gelmektedir ve ayrıca da, kredi alma olanağı sağlanmaktadır. Bu gelirler, tarımsal ürünlerde doğal afetlerden meydana gelen zararları ödemekte kullanılacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar, ülkemizde, tarımın doğal afetlerden gördüğü zararlarla ilgili olarak çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Bunlardan birisi, 1948 yılında 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Yasası -bilahara kaldırılmıştır- 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında kanundur; ancak, bu yasalar, çiftçimizin sorunlarının çözümüne herhangi bir katkı sağlayamamıştır.

Bugüne kadar çiftçi zararlarının sigorta edilmesi sigorta şirketleri tarafından yapılmakta ise de, devletin bu risklere karşı herhangi prim desteği olmadığı için, bu sistem gelişememiştir, ilerleyememiştir, yaygınlaşamamıştır.

Değerli arkadaşlarım, halen ekili alanlarımızın yüzde 1'i, çiftlik hayvanlarının da binde 2'sinin sigorta kapsamı içinde olduğu dikkate alınırsa, çiftçimizin ne kadar sahipsiz olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu yasayla, bu duruma bir çözüm getirilmesi önerilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu noktaya gelmişken, 2004 yılında meydana gelen don afetinin getirdiği zararın çiftçiler üzerinde meydana getirdiği zararların telafisiyle ilgili olarak uygulamalardan da bahsetmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi, 2004 Nisan ayında ülke çapında büyük bir don zararı meydana gelmiştir. Bu don zararından sadece Giresun'da 214 trilyon lira zarar husule gelmiştir. Bu, Tarım Bakanlığının rakamıdır, Tarım Bakanlığının yaptığı tespittir. Çeşitli gerekçelerle, bunun 121 trilyonunun ödeneceği karara bağlanmıştır. İlk olarak yüzde 15'inin ödeneceği ileri sürülmüş, vaat edilmiş; ancak, maalesef, yüzde 15'i değil, yüzde 10'u ödenebilmiştir; yani, Tarım Bakanlığının yüzde 90'ı ödemek için ne beklediğini bilemiyoruz. Çeşitli sebeplerle sordum, fırsatlarla sordum, bugüne kadar bir cevap alamadım; şimdi bu fırsat bir kez daha önüme geldi, tekrar soruyorum:

Sayın Bakan, çiftçi zararlarının yüzde 90'ını ne zaman ödeyeceksiniz? Bunu, Giresun halkı bekliyor ve buradan duymak istiyor. Eğer, ödemeyecekseniz "ödemeyeceğiz" deyin de, hiç olmazsa, ümitlenmesinler, beklemesinler.

2004 yılında meydana gelen zarar fındık ağaçlarında büyük hasarlara sebep olmuştur. Nitekim, bu sene de fındık rekoltesi fevkalade düşüktür, yüzde 45 civarında tahmin edilmektedir.

Sayın Fatsa, biraz daha fazla mı sizin oralarda?

EYÜP FATSA (Ordu)Bayağı iyi bu sene Sayın Milletvekilim.

MEHMET IŞIK (Devamla)Ben Giresun için konuşuyorum.

Çiftçimiz meydana gelen zarardan dolayı perişan durumdadır; şu anda kullanması gereken gübreyi kullanamamaktadır, ziraî mücadeleyi yapamamaktadır. Bu durum devam ettiği takdirde, gübresini kullanmadığı ve ziraî mücadelesini yapmadığı takdirde, bu seneki rekoltenin yüzde 45'in de altına düşeceği, köylümüzün geçmiş yıl çektiği sıkıntının katlanarak devam edeceği anlaşılmaktadır. Çiftçimizin daha fazla zarar görmemesi için, acilen, afet zararının ödenmesini, tekraren, burada rica ediyorum.

Giresun'da aile başına düşen arazi büyüklüğü 8 ilâ 10 dekardır, dönümdür. Zaten zor şartlarda hayatını idame ettirmeye çalışan köylümüzün, ona bağlı olarak esnafımızın, bu yardıma fevkalade ihtiyacı vardır ve beklemektedir. Giresun, başka şehirlere göçen çiftçi, dükkânını kapatan esnafın şehri haline gelmek üzeredir.

Fındık, bu yıl 1 milyar doların üzerinde bir gelir sağlamıştır ülkemize, döviz girdisi sağlamıştır. Geçmiş yıllarda 650-700 milyon dolar civarında olan bu gelir, bu sene ürünün azlığı ve dolayısıyla fiyatın yükselmesinden dolayı, 1 milyar doları aşmış, yukarı doğru gitmektedir; yani, tarımsal ihracatın yüzde 15'i civarında gelir fındıktan sağlanmıştır.

Sayın Başbakan, tarım ihracatının ithalata göre bu sene ilk defa 500 000 000 dolar civarında bir fazlalık verdiğini iddia etmektedir. Sayın Başbakan, bunun fındığın getirisinden meydana geldiğini söylememekte ve söylemekte de sıkıntı duymaktadır; çünkü, fındığın zararından meydana gelen ödeme hâlâ yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlar, Tarım Sigortaları Kanununun çıkmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de istemekteyiz ve bu kanunu, bu şekliyle çıkması gerektiğini düşünerek, desteklemek istiyoruz; ancak, küçük alanlarda geçimini sağlamakta bile zorluk çeken çiftçimizin büyük bir çoğunluğu sigorta primini nasıl ödeyecektir, bunu düşünmekteyiz. Bu durumda, devletimizin, küçük ve ekonomik gücü olmayan bu kesim için herhangi bir desteği olacak mıdır; eğer olmayacaksa, bu kesim kaderiyle baş başa mı bırakılacaktır? Bu yasada tüm bu eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. Ayrıca, sigorta priminin toplandığı havuz belli büyüklüğe kavuşuncaya kadar afetteki zararın ödenmesi söz konusu olmayacaksa, afete uğrayan çiftçinin elinden kim tutacaktır. Yasada bu konuda açıklık bulunmamaktadır.

Konulan kotalar, artan tarım girdileri, düşen tarım ürünleri fiyatları Türk tarımını bitirmiş, çiftçimiz büyük bir sıkıntıyla baş başa bulunmaktadır. Son yıllarda büyük sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin sigorta prim ödemesi zor görünmektedir. Çiftçilerimiz, son yıllarda büyük kayıplara uğramış; minibüs parası dahi bulamayarak çarşıya, şehre inme imkânından mahrum durumdadır.

Bütün bunlara göre durum ortadadır. Çiftçimiz nasıl prim ödeyecektir? Soruyorum sizlere. Çiftçimize bu konuda yoğun bir eğitim verilmesinin de zorunlu olduğunu bu vesileyle söylemek istiyorum. Prim ödeyecek gücü olmayan çiftçinin sigorta priminin devletçe karşılanması gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum.

17 nci maddeyle de 2090 sayılı Kanunun uygulaması 2007 yılında kaldırılacağına göre, bu noktadan itibaren kaderiyle baş başa mı kalacaktır çiftçi, prim ödeyemeyen çiftçilerimiz? Özellikle bunu sormak istiyorum.

Dünyada devlet desteği, tarım sigortasına, yüzde 50 ile 70 arasındadır; ülkelere göre değişmektedir. Ülkemizde ne kadar bir destek verileceği belli değildir ve ifade edilmekten özellikle kaçınılmaktadır. Eğer bu yasa bu şekliyle çıkarsa, doğmadan ölmüş bir yasa durumuna gelecektir; özellikle belirtmek istiyorum. Aksi halde, geçimini sağlamakta zorluk çeken çiftçimiz büyük sıkıntılara düşecek ve sigorta kapsamı dışında kalacaktır.

Sözlerimin başında belirttiğim gibi, bu yasa Cumhuriyet Halk Partisinin de programındadır; aynı zamanda, Grubumuzda, eksikliklere rağmen olumlu karşılanmaktadır.

Yasanın Türk çiftçisine ve ülkemize hayırlı olması dileğiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 1 Haziran 2005

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook