Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.916)
Çorum Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Haziran 2005 · 1.050 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Feridun Ayvazoğlu (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.916)); konuşma 1.050 kelime.
Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.916)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-01-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-916 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 916 sıra sayılı Askeri Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, kaç günden beri görüştüğümüzün çok değişik bir manzarasıyla karşılaştık. Şimdiye kadar öyle alıştık ki, sayın milletvekillerimiz tarafından hazırlanıp getirilen teklifler üzerindeki konuşmalardan sonra, bugün, gerçekten bir tasarıyla karşı karşıyayız; hükümet tarafından imzalanan, Sayın Millî Savunma Bakanlığı tarafından sunulan bir tasarıyla karşı karşıyayız. Bundan dolayı da, Yüce Meclise, bir değişiklik olduğunu hatırlatmak istedim.
Askerî yargı dediğimiz konunun, Anayasamızın Üçüncü Bölümünde "Yargı" başlığı altında yer almış bulunan 138 inci maddesinde ve bu bölümün devamında da, yine "Askerî yargı" başlığı altında 145 inci maddede yer aldığını hepimiz bilmekteyiz. Onun devamında, 156 ncı maddede "Askerî Yargıtay" ve 157 nci maddesinde de "Askerî Yüksek İdare Mahkemesi" başlığı altında, askerî yargının çerçevesinin çizildiğini ve askerî yargıyla ilgili işlevlerin kanunlarla düzenlendiğini, Anayasamızda bu şekilde yer aldığını bildirmek, bizlere düşen bir görevdir.
Bu doğrultuda olmak üzere, elbette, askerî yargının da, yargıçlar tarafından yürütüldüğünü ve bunun temelinde de, bağımsız yargıçların, Anayasamızın 138 inci maddesinde yer alan yargıç bağımsızlığıyla eşdeğer olduğunu da vurgulamak istiyorum. Daha doğrusu, bu söylediğimiz, elbette, yargıç bağımsızlığı ve giderek yargıç bağımsızlığıyla beraber mahkemelerin bağımsızlığı da birbirinden kopmaz, ayrılmaz bir bütündür, hukukun bütünü içerisinde değerlendirilmesi gereken bir kuraldır.
Bu çerçevede, askerî mahkemelerde ve az önce saymış olduğumuz diğer askerî kuruluşlarda görev yapacak olan askerî hâkimlerin de, kaynaklarının ne şekilde yaratılacağına dair bu kanunun değiştirilmesi ihtiyacından dolayı 2 nci maddesinde bir değişikliğe gidilmek zarureti hissedilmiştir. Böyle bir değişiklik tasarısıyla biz şu anda görüşmede bulunuyoruz. 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununun 2 nci maddesindeki birinci fıkranın (d) ve (e) bentleri gerçekten ihtiyaç doğrultusunda değiştirilmesi gereken bir tasarıyı gündeme getirmektedir.
Şimdi, öncelikle, bunun temeline bakıldığında, yerine göre hepimizin, herkesin söylemiş olduğu kanun önündeki eşitsizliğin burada giderildiğini görmekteyiz bir nebze. Nedir o eşitsizliğin giderildiği husus? Gerçekten, şöyle düşünülürse, hukuk fakültelerine kadınıyla erkeğiyle alınan ve okutulan öğrencilerin hiçbir ayırımı yapılmaz, yapılamaz. Bu, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesinin gereğidir. Tüm üniversitelerde olduğu gibi hukuk fakültelerinde de okuyan öğrencilerin, elbette, erkeklerin askerliğinin yerine getirilmesindeki kural, geçerli bir kural ve devam eden bir kuraldır. Bu doğrultuda, bayan olarak öğrenim gören öğrencilerin ise, böyle bir kurala tabi olmadıklarını hepimiz biliyoruz; hukuk ve kanun sistemimizde bu kural bu şekilde. İşte burada doğan eşitsizlik, hukuk fakültelerini bitiren erkekler, mezun olan öğrenciler, askerî hâkimlik sınavına giremeyecekler; ama, aynı şekilde, kendi nam ve hesaplarına aynı hukuk fakültesini bitiren bayanlar askerlik yapma zorunluluğu olmadığı için o sınava girebilecekler. İşte burada, her ne kadar kadınlarımız, gerçekten, yeri geldiğinde "eşitlik istiyoruz, eşitlik nerede" diye haykırışlarını belli platformlarda söylüyorlar ise de, burada da erkek vatandaşlarımız "eşitlik istiyoruz" deme hakkına sahip bir noktada kalmış durumda. O nedenle, bu eşitsizliği gidermek için bu kanunun ilgili maddesinin değiştirilmesi kadar doğal bir şey olamaz. O doğrultuda olmak üzere, üniversitede okuyan, kendi nam ve hesabına okuyup bitiren erkek öğrenciler de hâkimlik sınavına, askerî hâkimlik sınavına girebilsinler, bayanlar da girebilsinler; zaten giriyorlar idi.
Bunun devamında, yine, dış kaynaklardan gelen, mezun olan öğrencilerin ve muvazzaf subayların da hukuk fakültelerini bitirmeleri şartıyla ve belli şartları yerine getirmeleri suretiyle aynı sınava girebilmelerinin de bu şekilde önü açılmış oluyor.
Tabiî, ben, (d) fıkrasında, Sayın Bakanımıza veya Komisyon Başkanımıza da buradan bir uyarıda bulunmak istiyorum. Ben mi yanlış anlıyorum diye de söylüyorum. Şimdi, (d) fıkrasının son cümlesine doğru "bu subayların" ibaresinden önce… Şimdi, şu şekilde devam ediyor: "muvazzaf subay nasbedilenlerden hukuk fakültesi mezunu üsteğmen rütbesinde veya yüzbaşı rütbesinin ilk üç yılında bulunanlar. Bu subayların taşımaları gereken diğer özel şartlar yönetmelikle belirlenir" derken bir cümle düşüklüğü olduğunu görür gibi oldum. Bunun şu şekilde olması gerekmez mi diye düşünüyorum: "Bulunan subayların" şeklinde değiştirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Burada bir cümle düşüklüğü olduğunu, eğer böyle bir husus var ise, bir redaksiyon yapılmasında, burada tavsiyede bulunmak istiyorum. Yani, bu anlamsız ve cümle düşüklüğü gerçekten kendisini gösteriyor. "Yüzbaşı rütbesinin ilk üç yılında bulunanlar -nokta; büyük harfle başlıyor- Bu subayların taşımaları gereken diğer özel şartlar yönetmelikle belirlenir" değil de "bulunan subayların" olması gerekir diye düşünüyoruz. Bunun, gerekirse komisyon tarafından düzeltilmesinin uygun olacağını belirtmek istiyorum.
Şimdi, değerli milletvekilleri, bir haftadan beri, gerçekten Meclis ortamında ve gündeminde çok gergin günler, gergin anlar, gergin saatler yaşadık. Bunun temeline bakıldığında, geçen haftadan bugüne kadar, dün akşam 11'e kadar devam eden bir süreçte, bu manzarayı hep birlikte gördük ve bu manzarayı görmekten dolayı, burada bulunan bütün milletvekilleri üzüntü içerisine girdi. Sadece milletvekillerinin kendi aralarında üzüntü içerisinde olması veya üzüntüye girmesi önemli değil, önemli olan, bu manzarayı gören, bizleri seçen milletimizin üzüntü içerisine girip girmemesidir, ki, inanıyoruz, bu manzarayı gören ve bizleri buraya gönderen milletimiz de bu üzüntüyü yaşadı, bu üzüntüyü gözleriyle gördü. Bu üzüntünün kaynağına bakıldığında, kim ne derse desin, bugüne kadar, yerine göre, Avrupa Birliği adı altında veya toplumsal barış, huzur adı altında belli yasaların çıkarılmasında Anamuhalefet Partisiyle uzlaşmaya girildiğini, girilmesi gerektiğini ve bu yönde çalışmaların bugüne kadar devam ettiğini her yerde söyleyegeldik. Bunu, yerine göre, gittiğimiz seçim bölgelerinde söyledik, AKP'lisiyle Cumhuriyet Halk Partilisiyle, hep birlikte söyledik, anlattık; ama, iki haftaya yakın süredir bu uzlaşmanın koparıldığını, bu mutabakatın ihlal edildiğini ve bu ihlalin müsebbibinin de -bir kez daha söylüyoruz ki- hiçbir zaman için Cumhuriyet Halk Partisi olmayıp, siyasî iktidarı temsil eden Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu gördük ve bundan dolayı da, gerçekten, dün akşama kadar, nasıl bir gerginlik yaşandığını sizler burada yaşadınız. Buna sebebiyet vermek, bizlere düşen, sizlere düşen, özellikle siyasî iktidara düşen bir hak değildir.
Az önce konuşma yapan Sayın Bozdağ'ın belirttiği, dokunulmazlıklarla ilgili söylediği gibi bir mantık geliştirilirse, korkarım, çok kötü sonuçlar doğurur. Bu kötü sonuçların sonunda da, millet…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkanım. Gerekirse, şahsım adına da konuşmak istiyorum.
BAŞKANBuyurun; 1 dakikalık süreniz çalışıyor.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla)Şu şekilde beyanda bulunuyor Sayın Bozdağ: Bizi buraya millet gönderdi. Biz burada sahtekârlıktır, yolsuzluktur, hırsızlıktır, neyle suçlanırsak suçlanalım; ama, bizim özgür bir şekilde burada görev yapmamız hiçbir şekilde engellenmesin, hiçbir şekilde dokunulmazlığımıza dokunulmasın mantığıyla hareket ederek böyle bir cevap vermesi, gerçekten, talihsizlik olmuştur. Bu mantıkla gidersek, her birimiz, burada sahtekârlık yapalım, hırsızlık yapalım, yolsuzluk yapalım; ama, milletimizin gözünden düşmeyelim diye dokunulmasın, dokunulmazlığımıza kimse karışmasın mantığı, bize, kesinlikle ve kesinlikle, itibar kazandırmaz, itibar kaybettirir.
Sayın Bozdağ'ın, sanıyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuştuğu gerçeğinden de hareketle, bu şekildeki bir mantığın, sizleri, AKP'yi çok iyi yerlere götürmeyeceğini ve milletin gözü önünde, milletin nazarında kesinlikle…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 1 Haziran 2005