Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 989 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 989 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-06-21-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 934 sıra sayılı -adı çok uzun, adını okursam herhalde sürem biter- üç değerli milletvekili arkadaşımızın verdiği kanun teklifinin 5 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; konuşmama başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa teklifi, gerçekten -hangi maddesine dokunsanız dökülüyor demeye dilim varmıyor; ama- insanı derin üzüntülere gark eden bir teklif. Komisyonda, tasarı mıdır, teklif midir çok tartıştık.
Sayın Bakan, mesela, doktorlara getirilen mecburî hizmeti kaldıran yasayı getirirken tasarı şeklinde getirmişti ve gerçekten de, geçtiğimiz günlerde geneli üzerinde yaptığım konuşmada da belirttim, o dönemde söz alan bütün arkadaşlarımız Sayın Bakana teşekkür etmişlerdi; doktorlara, 12 Eylül döneminde dayatılan zorunlu hizmeti kaldıran yasayı, hep beraber, sevinçle kaldırmıştık ve o, tasarıydı. Sayın Sağlık Bakanı -ki, kendisini gerçekten seviyoruz, sayıyoruz, çalışkanlığını biliyoruz- o, yasayı, tasarı halinde getirmişti. Şimdi, bu, Sayın Komisyon Başkanımız Cevdet Erdöl, Sayın Agâh Kafkas ve Sayın Alim Tunç'un imzalarıyla teklif halinde getirildi. İyi şeyler getirirken Sayın Bakan kendisi getiriyor; ama, beğenilmeyen, toplumun tepki göstereceği bir şey varsa, teklif halinde getiriyor.
Bu bir teklif. Bunun, teklif veya tasarı olması bile, neyi içerdiği konusunda ipuçları vermeye elverişli.
Değerli arkadaşlarım, bu maddede, 657 sayılı devlet memurlarına bir düzenleme yapılıyor; ebelerin ve hemşirelerin sözleşmeli olarak çalışmasını sağlayan bir teklif. Yani, tartışılabilir, olabilir; ancak, devletin anayasal görevi, sağlık hizmetlerini her yere götürmek, talebi olan herkese sağlık hizmetini vermek. O açıdan, bir düzenleme yaparken, bunu sözleşmeli, geçici, çakılı, başka bir türlü değil; devletin göreviyse sağlığı herkese götürmek, sürekli olarak oraya devletin elemanı olarak giden, kadrolu, devletin hemşiresini, devletin orada görevli doktorunu, yardımcı sağlık personelini oraya götürecek yasal düzenlemeler yapması lazım. Yama şeklinde, işte, bugünlük, geçici olarak gönderelim… Hayır kardeşim; siz, buraya, sağlık personelini götürmek zorundasınız; bu, sizin anayasal göreviniz.
Niye sözleşmeli; bakın, hekimlerde de geçtiğimiz yıl sözleşmeli personelle ilgili bir düzenleme yapıldı. Şimdi, bir sağlıkocağını düşünelim; üç doktor arkadaşımız, üç pratisyen hekim arkadaşımız, işi bitirmişler, öğle yemeğinde kahve içiyorlar. Bakın, bir tanesi, normal, 657 sayılı Yasaya tabi, eskiden bizim bildiğimiz, devletin memuru olan, güvencisi olan pratisyen hekim; bir diğeri, geçtiğimiz yıl yasayla zorunlu hizmeti kaldırdıktan sonra, onun yerine ikame etmeye çalıştığımız; ama, bugün başarılı olmadığı Sayın Bakan tarafından da itiraf edilen -genel gerekçede sayılar var- sözleşmeli personel, ikinci doktor tipi; üçüncü doktor tipi de, bugün, burada yasalaştıracağımız -maalesef- Sayın Bakanın deyimiyle, Demokles'in kılıcı gibi yıllarca hekimlerin üzerinde sallanıp, iki sene önce sevinerek kaldırdığımız mecburî hizmetle o sağlıkocağına gönderilmiş pratisyen hekim; üç tane… Üç çeşit, devletle akti üç ayrı özellik taşıyan, maaşları birbirinden farklı, sorunları birbirinden farklı; birisi 200 gün için gelmiş -ki, burada onu da artırdık, 300 güne çıkardık- bir pratisyen hekim; birisi, sözleşmeli olarak akit yapmış, on sene oradan kıpırdayamayacak olan pratisyen hekim; birisi de, normal, 657 sayılı Yasayla gelmiş pratisyen hekim. Üç çeşit, bir sağlıkocağında pratisyen hekim var; ama, bunların üçünün de derdi aslında aynı. Ne, biliyor musunuz; sağlıkta dönüşüm ile sağlığın özelleştirilmesinin önünü açan çıkardığımız yasalar; aile hekimliği. Bunların bir süre sonra üçünün de görevi değişecek, üçünün de sağlığı özelleştirme sonucunda vardığımız noktadaki hekim olacaklar. İşte, aile hekimi olabilirlerse aile hekimi olacaklar, olamazlarsa da, işte, bir özel sağlık kurumunda çalışan hekim olacaklar. Üçünün de derdi aslında aynı; ama, bugünden bunun farkında değiller.
Değerli arkadaşlarım, bakın, bu yasayla, sözleşmeli, iki sene önce çakılı eleman temininde güçlük olan yerlerde sözleşmeli hekim bulunmasıyla ilgili yasayı çıkarırken kaldırdığımız, 1981 yılında, o zamanki Millî Güvenlik Konseyince -21 Ağustos yanılmıyorsam tarihi- çıkarılan -21.8.1981- doktorlara zorunlu hizmet getiren yasayı yeniden getirmiş olacağız. Bakın, o dönemde, konseyde, bu yasa çıkarken şöyle bir görüşme olmuş. Çok enteresan. Başkan -sanıyorum, başkan Sayın Kenan Evren- "bu kanun tasarısını hükümetin hazırlayıp göndermesinden biz de çok mutluyuz" diyor. Doktorlara zorunlu hizmet getiren kanun tasarısını… "Bu kanunu daha evvel çıkarmak istiyorduk; ama, kanunun noksan tarafları kalmasın, bazı aksaklıklar olmasın diye bugüne kadar geciktirdik -hemen çıkarmak istiyormuş aslında, ama, bir sene kadar gecikmiş, bir sene bile olmamış, 12 Eylülden sonra- gönül arzu ederdi ki bunu daha evvel çıkaralım ve bu seneki mezunlara da uygulayalım." Değerli arkadaşlarım, hepinize davetiye geliyordur. Bugünlerde tıp fakülteleri, üniversiteler mezuniyet törenleri yapıyorlar ve önümüzdeki bir hafta içinde, on gün içinde ya da belki de bu hafta içinde bazı fakültelerde, bazı üniversitelerde bu öğrencilerimiz mezun olacaklar, doktor olacaklar. Sayın Kenan Evren şunu diyor: "Bu seneki mezunlara uygulamamamız bir bakıma da iyi oldu. Çocuklar birden bire şoke olurlardı." Gerçekten, çocuklar şoke şu anda. Sayın Bakana da mutlaka tepki meilleri geliyordur, tepki telefonları geliyordur, sizlere de geliyordur. Hakikaten, bu sene mezun olacak olan çocuklar şoke oldu. Bunu, Kenan Evren Paşamız da o zaman tespit etmiş "iyi ki bu sene uygulamadık" diyor.
"Çünkü, evvelce yoktu böyle bir şey. Ona göre hazırlamışlardır kendilerini; ama, bundan sonra mezun olacaklar bazı tedbirler almak lüzumunu hissedebilirler. Mesela, evlenecekse evlenmez çocuk…" Kenan Evren söylüyor; bakın, ne kadar insancıl, ne kadar insanî bir duygu. Doğru; ben, mesela, tıp fakültesini bitirdim, evlendim. 4 üncü sınıftan beri de bitirince evleneceğimi planladım eşimle.
"Gidip şu mecburî hizmetimi tamamlayayım, ondan sonra gidip evleneyim der" diyor Kenan Paşa. Hepimiz kızarız Kenan Paşaya değil mi; bir askerî yönetimin başkanı. "Şimdi, evlenip nasıl götürüp getireceğim çoluğumu çocuğumu diyebilir; böyle faydaları da oldu gecikmesinin; zannediyorum, bu, memleket yararına olacaktır" diyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Sayın Kenan Evren ile Sayın Bakanı aynı kefeye koymak istemiyorum; ama, yani, Kenan Evren Paşanın gösterdiği duyarlılığı bu demokratik ortamda…
Biraz önce Mustafa Hocam "bu doktorların huzuruna nasıl gideceksiniz" dediğinde Sayın Bakan büyük tepki gösterdi. Haklıdır belki kendine göre; ama, 12 Eylül yönetiminin gösterdiği duyarlılığı eğer bu Meclis göstermeyecekse, hiç olmazsa, bu işi, planlı, birden bire başlarına kâbus gibi çöken, Sayın Bakanın deyimiyle Demokles'in kılıcı gibi çöken bu yasayı, bu Meclis, eğer, bugün burada çıkaracaksa; yani, dilim varmıyor söylemeye, ne söyleneceğini…
SABRİ VARAN (Gümüşhane)Sen Muğla Vekilisin!.. Doğudakilere söylemen lazım.
ALİ ARSLAN (Devamla)Şimdi, bakın, doğudakilerle ilgili geçtiğimiz günlerde bir tartışma başlattım -sanıyorum, Sayın Bakanın bir cevabı olur- Muş'ta. O geneli üzerindeki konuşmada olan arkadaşlarım var mı yok mu bilmiyorum; bu işin çözümünü, biz, geçmiş tarihimizde bulduk. Eleman temininde güçlük olan yerlerdeki sorunları Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri çözdü, çözmüş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Haziran 2005