İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 617 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 617 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2005-06-21-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e-5 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Arkadaşım, sağ olsun, yine, bana konuşma fırsatı verdi. Şimdi, biraz önce konuşan arkadaşım çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki: "Kamu hastanelerinin hasta sayısı artmıştır. SSK Hastanelerinin de hasta sayısı artmıştır" Öyle değil mi?..

MEHMET ÇERÇİ (Manisa)Evet.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşım, yirmi senede, bazen insan bazı şeyleri öğrenmiyor. Sağlık Bakanlığının görevi, hastanelere giden hasta sayısını azaltmaktır, artırmak değildir. Sağlık Bakanlığının görevi, birinci basamakta bu işi halletmektir.

MEHMET ÇERÇİ (Manisa)- Eskiden özele gidiyordu bunlar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)- Bir dakika, bir dakika… Bana söylediniz, ben de size cevabını veriyorum.

Demek ki, Sağlık Bakanlığı sağlığı çözmek istiyorsa, bunu birinci basamakta çözecektir. Dünyanın bütün kitapları bunu yazar. Önce bunu söyleyeceğim.

İkincisi: Onbeş günde aile hekimliğini uygulayacak olan ben değilim, Sayın Bakan; diyor ki: "Kısa kurslarla pratisyen hekimleri aile hekimi yapıvereceğiz." Bir zaman yaptılar; onbeş günlük kurslarla insanları anestezi teknisyenleri yaptılar. Cerrahlar onların sonunun ne olduğunu gayet iyi bilir.

Yine arkadaşım çok güzel bir şey söyledi; dedi ki: "Biz, özel sektörün aldığı paraları azalttık, onları çok daha küçük paralarla çalıştırıyoruz." Evet, dönersermayelerinizi çok zengin ettiniz devlet hastanelerinin. Ama, eğer özel sektörü de değerinin altında çalıştırıyorsanız, eğer özel sektörü de, hizmetinin karşılığını almak için birtakım usulsüzlükler yapmaya zorunlu bırakıyorsanız, o özel sektörün arkasında da biz varız, hiç merak etmeyin. Çünkü, özeliyle, kamu sektörüyle sağlık bir bütündür.

Son konuşmamda son kısmı da özel hastanelere ayırmıştım. Bana girizgâh yapmak için çok güzel bir imkân sağladınız. Ayinesinin, kişinin işi olduğunu da bu şekilde çok güzel ortaya koymuş oldunuz.

Şimdi özel hastanelere bir hasta aktarımı furyası başladı ve dediğiniz gibi, sektör kimi yerde ederinin, bedelinin altında kullanılıyor. Kullanıldığı zaman ne oluyor? Sayın Bakan yıllarca üniversitede çalıştı, bilir; bazı tetkiklerin günde 140 tane yapıldığı faturalar vardır. Özel sektörde fatura… Haa, ona diyecek ki: Paket program… Her şeyin alternatifi var. Hastanelere gidiyorsunuz, SSK'lıların giriş kapısı ayrı, cebinde bol parası olanların giriş kapısı ayrı. O zaman özel sektörü de sistemden para çekmeye uygun bir yapılanmaya doğru çeviriyorsunuz.

Ve de ne oluyor? Siz bu özel sektörde... Birinci basamakta olayı bitirmediğiniz için, yani -bir zaman ortadan kaldırdığınız aşıları- şimdi Hindistan'dan, Küba'dan satın aldığınız, sağlam olup olmadığı belli olmayan aşılarla aşılayamadığınız insanlarımız sizin o özel hastanelerinizin arka sokaklarında veremden ölüyorlar.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Edirne'de çocuk fiyaskosu var.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Ama Sayın Başbakan, o özel hastanelerdeki hizmeti Avrupa'ya satmaktan bahsediyor. Değerli arkadaşlar, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!.. Bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.

Daha önce de dile getirdim, tekrar söylüyorum: Eksik olmayın "Küçük Amerika"yı yarattınız. Nasıl New York'un gökdelenleri arasında insanlar açlıktan ölüyorlarsa, bizde de, özel hastanelerin, o son derece lüks özel hastanelerin arka sokaklarında, insanlarımız, veremden ölüyor.

Türkiye, kendi aşısını kendi üretemiyor. Sayın Bakan, daha önce söyledi "aşımızı biz üreteceğiz" diye; ama, henüz, bu konuda hiçbir gelişim yok.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Amerika izin vermez.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Amerika'nın izin verip vermemesini o arka sıralara danışmak gerekiyor; ama, Amerika, izin verse de vermese de…

ALİ RIZA BODUR (İzmir)İzin vermez!..

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Bir dakika… Size de bir cevabım var Sayın Vekilim. Amerika izin verse de, vermese de, Amerika'ya karşı hayır diyebilen ve ülkelerini sosyal yöntemlerle, sosyal politikalarla kalkındırabilen ülkeler var. İsveç'i NATO'ya almak için Amerika diretiyor, İsveç "hayır" diyor. Norveç'i AB'ye almak istiyorlar, Norveç "hayır" diyor. İkisi de, dünyanın en sosyal politikalarıyla, insanlarına en güzel sağlık hizmetlerini sunan modellerdir.

Türkiye Cumhuriyeti de, kurulduğunda, bütün emperyalist güçlere karşı "hayır" diyebiliyordu. Maalesef, bu yeteneğimizi, gün geçtikçe yitiriyoruz. Bunun ayıbını da, bu Parlamentonun bir üyesi olarak ben de taşıyorum. Çok üzgünüm; ama, günün birinde, başkalarına "hayır" diyebilen, kendi politikalarını üretebilen insanlar da bu koltuklara gelecektir. Bunu da hep beraber göreceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 21 Haziran 2005

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook